|
||
En fazla dini özgürlüğün sağlandığı Müslüman ülke olan Türkiye'de bile, İslam-milliyetçilik bileşimi yeni sorunlar yarattı. Fakat, geleneksel toplumlarda başka dinlere özgürlük vermek zordur ve Türkiye bu alanda hâlâ bir örnek Michael Gerson Modern Türkiye'nin parlak başarısı, onu çevreleyen karanlıkla daha da belirginleşiyor. Suudi Arabistan veya kuzey Sudan'da İslam'dan dönmek ölüm cezasına tabi bir suç. Hoşgörülü Malezya'da bile buna izin yok. Türkiye'deyse kimlik kartınızdaki din hanesini değiştirmek için başvuru yapmanız yeterli ve bu yolla Hıristiyanlığa geçen yüzlerce insan var. Ancak Türkiye'de bile dini özgürlük en tartışmalı ve sorunlu özgürlüklerden biri. Mezheplerin güçlenmesinden korkan laik yapı dini azınlıkların mülk edinmesini, lise sonrası dini eğitim vermelerini veya kendi din adamlarını yetiştirmelerini engelliyor. Ermeni ve Ortodoks Rum kiliseleri din adamı yokluğundan nefessiz kalıyor ve hükümet de bazen kilise mülklerine el koyarak bu süreci hızlandırıyor. Milliyetçi basın, Hıristiyan misyonerlerin fuhuş zincirleri kurduğuna veya Müslümanlara din değiştirmeleri için rüşvet verdiğine dair komplo teorilerini tekrarlayarak nefreti kaşıyor. Kamusal alanda kendini daha fazla gösteren bir İslam'ın yükselişi bu zorluklara beklenmedik bir unsur ekledi. Dini eğilimli AKP hükümeti Müslümanlara ve dini azınlıklara daha geniş inanç özgürlüğü sağlayacak olan AB üyeliğini savunuyor. TBMM, AB baskısıyla el konulan bazı kilise mülklerinin geri verilmesini ve düşünce ve inanç özgürlüğünü tanıyan uluslararası anlaşmaların onaylanmasını kabul etti.Fakat artan İslami etki ani şiddet furyasına da yol açtı. Yedi hafta önce Hıristiyanlığa geçen iki Türk ve bir Alman vatandaşı Malatya'da, milliyetçi ve İslamcı slogan atan katillerce dinsel ritüellere uygun biçimde katledildi. Ülkedeki rahipler profesyonel güvenlik elemanları tutuyor. Ermeni Patriği dini ayin sırasında bile bir görevli tarafından korunuyor. Elbette dini baskı Müslüman toplumlara özgü değil; Hindu Hindistan'dan Budist Sri Lanka ve oradan ateist Çin'e dek birçok ülke bu baskıyı şevkle uyguluyor. Fakat İslam dini özgürlük konusunda hararetli ve bazen ölümcül bir iç tartışma yaşıyor. Modernist teologlar Kuran'ın 'Dinde zorlama yoktur' hükmüne dayanarak hoşgörü telkin ediyor. Köktendincilerse kâfirlere yönelik katı uygulamalardan menkul eski geleneği işaret ediyor ve Müslüman dünyanın birçok yerinde baskın güç haline geldiler. Geleneksel bir toplumda gençlerin babalarının inançlarını terk etmesi ihtimalinden daha korkutucu olan pek az şey vardır. Birçok muhafazakâr kültür için din esasen bireyin inancı değil, topluluğun tarifidir; yani tercih değil kimliktir. Din değiştirme düşüncesi tam da etnik kimliğinizi değiştirmek gibi bir şeydir ve birçoklarını telaşlandırır. Türkiye'de din değiştirenlere çoğunlukla 'gâvur' denir, zira onlar Türklüğün kendisini inkâr etmişlerdir. Fakat dini özgürlük ne kadar tartışmalı olursa olsun, bir demokraside keyfe keder bir mesele de değil. İbadeti bireysel haklardan ayırmak imkânsız. Ve bireycilik, insan kendi Tanrı, ahlak ve evren inancını seçemediği sürece anlam taşımaz. Geleneksel toplumlar için bu zor bir kuraldır. Bütün özgür toplumlar içinse olmazsa olmaz... Malatya'taki caniler, Türkiye'deki bazı gizli ve rahatsız edici eğilimleri açığa vurdu. Fakat bu şiddet eyleminin yarattığı şok karşı tepkiyi de kışkırttı. Cinayetlerin ardından Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu'na misyonerliğin Türkiye için tehlikeli olup olmadığı soruldu. Din adamı şu karşılığı verdi: "Hayır, bu onların doğal hakkı. Bırakın diğer dinleri, bir ateistin bile şahsi tercihine saygı göstermeyi öğrenmeliyiz." İşte dini bir liderden gelen böyle bir aydınlık, Türkiye'nin neden tekrar keşfedilmesi gerektiğinin de cevabı. (8 Haziran 2007) http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=223751 |
||
|
||
| musluman ulkeler arasinda dini ozgurlugun en iyi yasandigi yerin turkiye oldugundan hic suphem yok. | ||
|
||
| Demokrasi her kavramı olduğu gibi dini de değiştirip topluma uygun hale getirir ve bu evrimsel gelişme başka kapalı ülkelerdeki insanların özgürlüklerine göre olumlu bir fark yaratır. Ancak çoğu kez o ülkede yaşayanlar bu yavaş ve uzun süreli gelişimin farkına varamazlar ve ancak başka biri (yukarıdaki yazıyı yazan yabancı gibi) konuyu gündeme getirdiğinde üzerinde durup düşünmeye başlarlar. Kimliklerdeki din bölümün değiştirilmesi gibi radikal bir yasanın çıkması bile bu toplumdaki özgürlüklerin önemli bir göstergesidir. Öte yandan kapalı toplum psikolojisinden çıkmaya çalışan ülkemizde alevilik gibi bir inancın varlığının kabul edilmeye başlaması ve devletin bu konuda geri adım atarak okul kitaplarını değiştirmesi başka önemli gelişme olarak nitelendirilebilir. |
||
|
||
| Bunlar AKP'nin politikalarıyla cebini dolduran yabancı sermaye destekli gaztelerin boş lafları bu lafları ısıtıp ısıtıp halkın önüne koyarak bazıları oy alabileceğini zannediyorsa yanılıyor.Türkiyede hangi din özgürlüğünden bahsediyorsunuz siz 4000 yıldır ezilmiş halada ezilmek de olan bir Alevi topluluğu var Türkiyede devlet Aleviliği kabul etmiyor Cem Evlerini Ve Alevi Dedelerini yasallaştırmıyor diyanetten bütçe ayırmıyor Alevilik reddediliyor din kitaplarında Aleviliğin A'sı anlatılmıyor. Türkiyede din okullarda yargılanamıyor,Türkiyede din sömürülüyor bazıları dinden rantını sağlıyor rantını sağlarken bazılarını eziyor. Biz müslümanım diyen Erbakan gibileride gördük Mahzuni Baba iyi demiş dışı müslim için gavur diyerek kayıp trilynların hesabını vermemiş aday olma cürretinde bulunuyor |
||
|
||
| "DİNİ ÖZGÜRLÜKLER VE TÜRKİYE..." PEH! HİÇ GÜLECEĞİM YOKTU.
|
||