|
||
| uasmyrna demişsin ki : ne demek öğrenci devleti temsil etmiyo mu? senin dediğin mantıkla hastaneye giden adam da devleti temsil ediyo ben diyorum ki : aynı mantık değil öğrenci okumak için biton şartı yerine getirmeli,yüksek bir disiplin cezası olmamalı bazı başarılar elde etmiş olmalı vs. bu yüzden devlet ona kimlik çıkartır, bu benim devletimin üniversitesinin öğrencisidir der ve ona belli kurallar koyar. hastaneye giden hasta olayı ise tamamen farklıdır o hastanenin bir mensubu değildir o hastanenin kimliği yoktur sadece müşteri gibidir. eğer sen dersen ki ama onun da kafa kağıdı var vs. o zaman olayı toplumun içine kadar sokarız...ama yok öğreten için lazım öğrenen için gerek yok mantığı saçmadır |
||
|
||
| peki öğrencinin okumak için biton şartı yerine getirmesi doğru mu sence? yök? öss? oks? bu saçmalıklar sürüsü?? dini, dili, ırkı, inancı, kılığı-kıyafeti, yaşam tarzı ne olursa olsun parasız temel eğitim, parasız sağlık, parasız güvenlik insanların hakkı değil midir? tamam, devlet öğrencilerine kimlik de çıkartsın, kurallar da koysun. ama böyle kurallar değil. bu kurallar sadece sistemin işlemesini sağlayacak, birbirinin aynısı robotları oluşturmaya yarıyan kurallar. insanların farklı olmasına neden izin verilmiyor? bir öğrenci exchange gidiyo, yok türkiyeyi temsil ediyo diye şeyler söylüyosunuz. devlet gönderiyosa bu öğrenciyi burslu zaten ona şart koşuyo, şu kadar sene devlete çalışcan diye. bu öğrenciye başını aç da desin çünkü onda diğerlerinden ayrı bişey görmüş ve onun üzerine yatırım yapmış. ve haklısın o adam devleti de temsil ediyo bi yerde. ama bunu türkiyeyi yurtdışında temsil etme mevzusuna döndürme lütfen. bu adamlar yarış koşmicak, bu adamlar eğitim görücek orda. parayı kendi cebinden vermiş, başörtüsü takmak istiyo. takıyo. hani zaten yurtdışında zaten böyle başörtüsü olmaz diye bişey çok az yerde var. ama asıl üzüldüğüm nokta iki paragraf yazdım sadece başörtüsü olayı üzerine. başörtüsü konusunu biz solcular bir demokratik hak olarak savunuyoruz ama dinci dediğimiz kesim kendi emellerini gerçekleştirmek için siyasi bir simge olarak kullanıyorlar. ben asıl buna üzülüyorum, arada olan o masum kızlara oluyo. çünkü çoğunun hür tercihi değil bu, büyüdükleri ortamın baskısıyla bu tercihi yapıyolar. ben istanbulda 3-4 yaşta kızların başlarının örtüldüğünü görüyorum. buna bi tercih meselesi diyemeyiz. ve bu sorunu okullarda başörtüsü çözerek hiç mi hiç engelleyemeyiz. yapabileceğimiz tek şey çok daha fazla demokrasi, ve insanlara seçme hakkı tanımak. şeriat yükselicek diye demokrasiyi engelliyoruz, ama bu aksine şeriata inananların elini daha da güçlendiriyor. onların demokrasi naraları atarak, işine geldiğinde demokrasiyi kullanarak yükselmelerini sağlıyor. üzülüyorum, baskın hocanın dediği oluyor. dinci için sadece dinci iyi, alevi için alevilerin gerisi boş, kürtler bütün türklerden nefret ediyo. böyle bi yere varamayız. |
||
|
||
| öss oks yök. vb kurumları da eleştiriyorum ben zaten, dediğin gibi robot yapmaya çalışan kurumlar. bilirmisin bu ülkeye amerikadan büyükelçiler geldi beyin uyuşturma programı dahilinde birçok ülkede denediler ve bölümlere öğrencileri sırf ders çalışmaya yöneltmek için yapılandırdılar, bu insanlar bunu itiraf da etti.o konuda haklısın. fakat daha önce belirttiğim gibi savunulacak yanları yok çünkü ezilmiyorlar çünkü toplum laik değil.ateist kimliğini siyasi kimliğimden bir adım önde tutan biri olarak ben ve benim gibiler 2. lig stadlarında ya allah bismillah allahu ekber gibi sloganlarla ve tacizlerle, ateistlere yapılan baskıyla, sokakta oruç tutmadığım anda yan gözle bakılmalarla(hatta sözlü tacizlerle),inançsızlar hakkında yapılan cehennemlik yorumlarla zaten laik bir ortamda yaşamıyoruz. Buraya lütfen dikkat: bir insanın asgari olarak yaşaması için bir evi olmalı ve devlete ait bir kurumda çalışması lazım. din baskısını hiç görmemek için evimden dışarı çıkmam, gerekirse gezmem sokakta dolaşmam ama gitmem gereken işimde bu baskıyı yaşamak istemiyorum. Bir diğer nokta bu inanç özgürlüğünü hangi teraziye göre koyacağız? ipin ucunu ya hiç bırakmayacaksın ya da kısmen bırakırsan bunun ölçüsünü kim ayarlayacak? baskın oran mı? din kapanmayı emrediyor olabilir ama yarın birgün ben inanç özgürlüğümü yaşayamıyorum diyen birisi dinin diğer kuralları için de aynı şeyleri talep ederse(mesela ben kadınım bir erkekle aynı yerde çalışamam derse) ne yapacak baskın hocanız? tek tek bütün ayetleri okuyup bu olur bu olmaz diye rapor mu tutacak, benim asgari yaşamımı o mu belirleyecek? |
||
|
||
| Baskın Oran'ın Özgür Radyondaki mulakatından..... ö.r. - seçim bildirgenizde abd emperyalizmine hayır diyorsunuz. ab'yi savunduğunuzu biliyoruz. ab'ye ilişkin bu ülkede pek çok kesimin tepkisi var, özellikle ezilen kesimlerin örgütlerinin tepkileri var. ab'yi neden savunuyorsunuz? ab'ye üye olmak ne getirir bu ülkeye? b.o. - ab'nin üyesi olacağız diye 2001 ile 2004 arasında yaptığımız reformlar sayesinde burada cart cart konuşuyoruz farkında değil misiniz? abd emperyalizmi bir gerçektir. başımızın ve dünyanın başının belasıdır. abd bir devlettir; ama ab devlet değildir, bir demokrasi projesidir. bir sürü devletten oluşuyor. içlerinde emperyalistler de olabilir ama ab bir devlet değil, ab'nin emperyalist olduğunu söylemek bir tek abd'nin işine yarar. çünkü, abd o zaman tekel halinde kalır. Türkiye'nin alternatfi olarak AB'yi yok edemezsiniz. ettiğiniz zaman ABD tekeline mahkum olmak zorundasınızdır. biz burada AB'yi doğrudan doğruya bir demokrasi vahası olarak görüyoruz. bunlar ezber. abd'de ab'de emperyalist bunlar ezber. biz karşımızdakilerin ezberini kırmak zorluğundan çok, yanımızdakilerin ezberini kırmak zorluğunu yaşıyoruz. 1960'lardan kurtulalım artık. 2007 yılındayız, 47 yıl geçti. kemalizmin cephesinin hatasına düşmeyelim. ö.r. - ab'nin demokrasi getireceğini söylüyorsunuz. 1999-2000 yıllarında ab'den bir heyet gelerek cezaevlerinde inceleme yapmıştı. şimdi herkesin karşı çıktığı ve bir dizi hak ihlallerine neden olduğunu söylediği f tipi cezaevlerinin avrupa birliği standartlarına uygun olduğunu söylemişlerdi. ab işçiler için de iyi şeyler vaat etmiyor. göçmen yasaları ile de birçok hak gaspediliyor. bu nasıl bir demokrasi cennetidir? b.o. - hemen söyleyim çok yanlış şeyler söylediniz. hemen düzelteyim. geçen gün birleşik metal-iş'e gittik. birleşik metal-iş, disk'in üyesidir. ve oradan şunları öğrendik, dediler ki; biz burada tekeller halinde yabancı ilaç fabrikalarında örgütlenme güçlüğü çekiyoruz, çünkü işveren bizlere her türlü zorluğu çıkarıyor. ab'deki işçi sendikaları bundan haberder olur olmaz 15 gün içinde bizim örgütlenmemize yeşil ışık yaktılar. ab'deki işçi sendikaları dikkat edin bakın, işçi sınıfı her yerde var ve dayanışma halinde. eğer kapitalizm uluslararası bir ideoloji ise işçi sınıfının ideleojisi de uluslararası bir idelojidir. bu sayede birleşik metal-iş örgütlenme olanağını buldu. görüyoruz ki bütün bunlar ezberimiz bizim... ö.r. - şu anda almanya'da posta işçileri grevde; bir dizi hakları elleriden alınıyor diye. birçok göçmen yasaları çıkarılıyor ab ülkelerinde, başta ingiltere başta olmak üzere. ve göçmenlerin bir çok hakları ellerinden alınıyor. gerçek bunlar ezber değil, birer gerçek. b.o. - işçiler grevde diyorsunuz, işçilerin grevde olması demek işçilerin haklarını alabilmeleri için gerekli hukuki zemini olması ve fiilen bunun alınması için harekete geçmeleri demek. işçilerin grev yapmasını niçin kötü karşılıyorsunuz ki.. ö.r. - kötü olduğu için değil, işçilere geniş haklar tanındığı söylenen, bir demokrasi cenneti olarak tanımladığınız ab ülkelerinde anti-terör yasaları ile bir dizi hak ve özgürlürleri kısıtlanıyor. işçilerin sosyal hakları ellerinden alınıyor. işçiler bu hakları ellerinden alındığı için greve gidiyorlar. b.o. - Posta işçilerinin anti-terör yasaları ile ilişkileri ne, hiçbir ilişkisi yok.onlar gerekli sosyal hakları ve ücretleri verilmediği için ya da kendileri istediği verilmediği için greve gitmişler. bunun anti- terör yasası ile ilgisi yok. elmaları armutları ve üzümleri karıştırıyorsunuz. burada ekonomik ve toplumsal koşulları beğenmedikleri için greve gidiyor. anti terör yasaları ayrı bir olay. almanya'yı bilmem ama ingiltere'de anti terör yasaları rezalet bir hal aldı. bu apayrı bir olay, bu nereden geliyor? bizim nasıl Sevr paranoyamız varsa, onların da İslamafobisi var. bu ikisi de paranoyadan. bu islamofobi allah kahretsin bu new york'taki 11 eylül olayından beri bütün dünyayı esir almış durumda. amerikan emperyalizmi bunu sonuna kadar kullandı ve bu eprimiş kumaşı kullanmaya devam ediyor. bunu işçilerin hakları ile hukuku ile ilişkisi yok. tek başına yaşayan 90 yaşındaki kadının ayakkabısının gümrükte çıkarılması da buna dahil, ben buna şahit oldum; amerika'da, ingiltere'de, almanya'daki havaalanlarında. bunların yan yana konması anlamlı değil. bunları karıştırıp yanlış yapmayınız. |
||
|
||
| bu söyleşinin hepsi mi? eğer öyleyse sıçmış sıvamış diyebilirim.. |
||
|
||
| http://www.baskinoran.net/images/cust_images/070714102402.jpg | ||
|
||
| şimdi farkettim alie şeriati nin kafasındaki yumruk muş | ||
|
||
şimdi farkettim alie şeriati nin kafasındaki yumruk muş Ooo..O kadar zor mu farkediliyor yoksa yahu..
|
||
|
||
| http://www.limk.com/golimk.php?lid=114249 biraz da gülelim, güldürürken düşündürelim felan ![]() gülsenize len - daha konuyu bile açmamışsınız, heyvan herifler.. |
||
|
||
| Özellikle Cem Uzan'ın ve dolayısıyle Genç Parti'nin sloganlarını hatırlattı karikatür... Adamlar neredeyse "sizin yerinize tuvalete de gideriz" diyecekler...
|
||
|
||
gebelik 3 aya düşecek! neymiş efenim çocuklar sağlıksız doğarmış. yok canım! 9 duranları da biliyoruz
|
||
|
||
| Baskın Oran seçimi AİHM’e taşıdı 22 Temmuz seçimlerinde, sınır kapılarında seçmene dağıtılan oy pusulalarında bağımsız adaylara yer verilmemesi ve TRT’de sadece siyasi parti temsilcilerine propaganda hakkı tanınması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşındı. Seçimde İstanbul 2’nci bölgeden bağımsız aday olan ve seçilemeyen Baskın Oran’ın avukatı Prof. Mehmet Semih Gemalmaz, uygulamaların seçme ve seçilme hakkını düzenleyen 1 no’lu protokole aykırı olduğu gerekçesiyle AİHM’e dava açtı. Baskın Oran’ın avukatı Prof. Gemalmaz’ın yaptığı başvuruda, Baskın Oran’ın aday olduğu, ancak kendisine gümrüklerde de oy verilmesi ihtimalinin ortadan kaldırıldığı belirtildi. Diğer başvuru ise, yurt dışından oy kullanmak için Türkiye’ye gelen, ancak istediği halde bağımsız adaylara oy veremeyen bir seçmen adına yapıldı. TRT’de siyasi partilerin katıldığı propaganda konuşmalarında bağımsızlara yer verilmemesi konusunda yapılan başvuruda da, uygulamanın adaletsiz olduğu, ayrımcılığa dair sözleşme maddesine ters düştüğü ifade edildi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi seçimlerin iptal edilmesi gibi bir karar alamayacak. Ancak Baskın Oran lehine karar vermesi halinde, mahkeme uygulamaların sözleşmeye aykırı olduğunu ‘tespit’ edecek, Türkiye’den ihlalin düzenlenmesini isteyecek. Türkiye bu noktada, ihlalden doğan bireysel mağduriyeti giderecek önlemler ve benzeri ihlallerin doğmaması için genel tedbirler alabilecek. Bu çerçevede, seçim mevzuatında belirli değişiklikler yapılması da gündeme gelebilecek. http://www.ntvmsnbc.com/news/415918.asp Bu haberi okuduğumda, (her ne kadar seçimlerde Baskın Oran'ı desteklediysem de) "seçimlerde kazanmış olsaydı başkaları için de aynı hareketi yapar veya destekler miydi?" diye düşündüm. İnsanların hak arayışları çok normal, ama sadece kendilerine hakçı, özgürlükçü ve demokrat, başkalarına gelince baskıcı ya da umursamaz olmalarına katlanamıyorum. |
||
|
||
| başörtüsünü ancak yönetilenlerin (hizmet alan) takabilceği görüşünü söyledikten sorna zaten bitmişti baskın oran.. artık ağzıyla kuş tutsa bi b.k olamaz. |
||
|
||
| Haklısın Deniz, o açıklamalarını mantıklı ve kafamdaki Baskın Oran'a yaraşır bir temele oturtamadım ben de. Bana göre tam bir saçmalık ve çiftestandarttı. Yine de oyumu ondan yana kullandım. Sanırım oylarının azalmasında bu konudaki sözleri de etkili olmuştur. |
||