|
||
| * * * web sitesi: >>>>>>> www.baskinoran.net <<<<<<<< iStanbul 2.bölge bağımsız sol aday Baskın Oran'ın seçim bölgesi: BAYRAMPAŞA BEŞİKTAŞ BEYOĞLU EMİNÖNÜ EYÜP FATİH GAZİOSMANPAŞA KAĞITHANE SARIYER ŞİŞLİ Son yıllarda okuduğum en etkileyici köşe yazısı, dün Radikaldeydi: Ezber boz ve tutarlı ol “Hadi seçildin. Konuşamazsın bile. Sıra gelmez” diyorlar. Hatırım kalır. Basın toplantısı yaparım. “Söyletmediklerini siz yazın” derim. Kaldı ki, bir tek kişi dahi gündemi değiştirmeye yeter çünkü önemli olan ezber bozmak. Bugüne kadar, 1965’de Türkiye işçi partisi hariç, meclis’te ezber hiç bozulmadı; sonuç da malum. Büyük hizmettir. Vallahi tarihe geçer. “K.Irak’a girelim, terörü yuvasında temizleyelim”. Bozacaksın: “Senin korkun PKK değil, Kürdistan’ın kurulması. Kendi kürtlerini mutlu edemediğini bildiğinden korkuyorsan, otur, Kürtçe türküye bile engel olan zihniyeti artık itlaf et. Irak meselesi dış değil iç politika sorunudur”. “Laiklik elden gidiyor”. Bozacaksın: “Bu kavga laikçi-dinci kavgası değil. Kasaba sermayesi yeni burjuvazi biçiminde geliyor, sense iktidarına ortak istemiyorsun. Karşındakinin saçmalıklarını kullanıp bu sınıf kavgasını şeriat tehlikesi gibi sunmaya ve insanları korkutmaya kalkma.” Yalnız, ezberleri bozmanın bir önkoşulu var: Tutarlı olmak. Örnekler verelim. Karşılıklı milliyetçilikler. “Ne mutlu Türk’üm diyene anlayışına karşı çıkan herkes düşmandır ve öyle kalacaktır” cümlesi tipik bölücülüktür, diyeceksin. Çarpılacaklar. Kendini Türk olarak nitelemeyen milyonlarca Türkiyeli’yi zorla mı türk yapacaksınız", diyeceksin. Ama hemen arkasından, Kürt milliyetçiliğini ele alacaksın. ”Ezen ulus milliyetçiliği” kötü “Ezilen ulus milliyetçiliği” iyiyse, İsrail devletinin kurulduğu 14 mayıs 1948’e kadar “Ezilen” olanlar 24 saat sonra Filistinlileri ezmeyi nasıl becerdi; izah et bakalım, diyeceksin. Devam edeceksin: "Kürtler ve Aleviler azınlık değiliz esas ve kurucu unsuruz" diyorlar. Bu durumda Türkler ve Kürtler dışındakiler ikincil mi oluyor? Biz beyaz Türklerle uğraşırken şimdi de beyaz Kürtler mi çıkıyor? Çerkesler ne olacak mesela? Varlık vergisi ve saireyle perişan edilmeden önce Osmanlı’nın ve Cumhuriyet’in tek girişimci grubu olarak ekonomiyi ayakta tutan gayri-müslimler ne olacak? Gayri-vatandaş, herhalde? diyeceksin: Ben şiddet kullanımına karşıyım. Kim kullanırsa kullansın. Kim başlatmış olursa olsun. Çünkü sen başlattın yok ben başlatmadım’ın sonu gelmez. Türban meselesi Örnekler o kadar çok ki, bu haftaki Radikal iki'yi bana tahsis etseler yetmez. Üniversitelinin giyimine karışana medeni ülkelerde deli derler. Bunlar, üniversiteye başörtüsüz sokmayan İran’ın ikizi. Bütün dertleri, laikliği “laikçilik” haline dönüştürerek kitlelere tahakküm etmek. Sorsan, kamu alanlarında/resmî dairelerde başörtüsü olmaz, derler. Hemen ezberini bozacaksın: Kamu alanı olan sokakta türbanla dolaşanları da eve tık. resmî daire PTT’ye pul almaya giden başörtülü kadınları da. basın toplantısında, ezilen-dışlanan kategoriler arasında Müslüman kızları da saydım. Şaşıranlar oldu. Onlar da savunmasız; onları ancak benim gibi solda bağımsız adaylar savunabilir. En az iki sebepten: 1) Dinciler üniversite hocasının da türban takmasını istiyor. Oysa burada bir ayrım şart: Hizmet alan-hizmet veren ayrımı. Birincisi istediğini takar, ikincisi takamaz çünkü devleti temsil etmektedir. 2) Dinciler benim öğrencilerimin mini etek giyme hakkını savunmuyor. Hatta, benim rakımı yasaklıyor. Yani tutarsız bu insanlar. kendi insanlarına ancak zarar verirler. Cumhurbaşkanı Sezer, başını örten milletvekili eşlerini resepsiyonlara çağırmadı. Ben o zaman milletvekili olsam, bana gelen davetiyeyi medya önünde yırtardım. O gücü nereden alırdım? Solda bağımsız oluşumdan. Ama bir de şuradan: İnsanlar bilirdi ki bir gün Çankaya kabullerinde içki servisi yapılmazsa, ben o resepsiyonu o anda terk ederim ve demeç verip bir daha çağrılmamamı “hassaten rica” ederim. Ancak tutarlı olursan inandırıcı olursun ve gerek yandaşlarına gerekse memlekete hizmet edebilirsin. ezberi bırakalım, tutarlı olalım. Basın toplantısında ezilen-dışlanan kimlikleri sıralarken “cinsel kimlikler” kategorisinde kadınları, eşcinselleri, travestileri saydım. yarın feministler kalksa, efendim nasıl bizi eşcinseller ve travestilerle bir kefeye koyarsınız diye protesto etse, büyük değer verdiğim bu insanlara muazzam tepki gösteririm. çünkü ezilmiş-dışlanmış bir grubun başka bir ezilmiş-dışlanmış gruba ayrımcılık yapması en feci şey. siz böyle yapınca içlerinden bazıları kızar, fakat büyük çoğunluğu takdir eder ve sonunda hepsi destek verir, çünkü davranışınız tutarlıdır. Tutarlılık herşeydir. Maalesef, bu hayalî durum gerçek de olabiliyor. Bu düzen en ezilmiş-dışlanmışları bile kendi kategorilerine yabancı kılıyor. Onlar da kendilerinden başkasını dikkate almamak, sadece kendilerini kurtarmak eğilimine girebiliyorlar. Bazı Aleviler sadece Alevilerin, bazı Kürtler sadece Kürtlerin aday gösterilmesini isteyebiliyorlar. Yani, kendilerine karşı yapılan ayrımcılığın hem kurbanı hem aleti oluyorlar. İntihar serbest. Ama kendi camialarını ve Türkiye’yi yaralamak serbest değil. Sakın kimse sadece kendini kurtarmak için diğerlerinin omzuna basmaya kalkmasın. Sadece kendisinin temsilini istemesin. Tutarlılık sayesinde fevkalade özgün bir yöntemi santim santim inşa ettiğimiz sırada lütfen özen gösterelim. Türk Kürt’ü, Kürt Ermeni’yi, Ermeni Çingene’yi, Çingene Çerkes’i, Çerkes İşsiz’i, İşsiz kadınlar’ı, kadınlar Alevi’yi, Alevi eşcinselleri savunacak, vs. vs.. hedef budur. Baskın Oran / İstanbul 2.bölge bağımsız sol aday |
||
|
||
teşekkürler karahan...
|
||
|
||
| Baskın Oran: Seçim için kararlı olun 13/06/2007 İstanbul 2. Bölge bağımsız milletvekili adayı Prof. Dr. Baskın Oran, Kuzey Irak'a müdahale tartışmalarına değinerek, "Savaşta seçim olmaz" yorumlarına dikkat çekti. Oran, parti liderlerine bir araya gelerek, seçim konusunda kararlı olduklarını açıklamalarını istedi. İstanbul 2. Bölge bağımsız milletvekili adayı Prof. Dr. Baskın Oran, Genelkurmay Başkanlığı'nın teröre karşı, "kitlesel karşı koyma refleksi" gösterme çağrısını eleştirdi. Kuzey Irak'a müdahale tartışmalarını hatırlatan Prof. Oran, "Savaşta seçim olmaz" yorumlarının başladığını belirtti. Prof. Oran, parti liderlerine bir araya gelerek, 22 Temmuz seçimleri için kararlılıklarını gösterme çağrısı yaptı. Genelkurmay'ın şiddet olaylarına karşı İspanya'daki gibi halk protestoları yapılmasının istendiğini belirten Prof. Oran, İspanya'daki halk tepkisinin, Bask halkına her türlü demokratik hakkın verilmesine rağmen ETA'nın şiddete başvurması nedeniyle kendiliğinden geliştiğini, ETA'nın bu nedenle bizzat Bask halkı tarafından aforoz edildiğini kaydetti. Sınırötesi operasyona yönelik sinyallerin halkta 22 Temmuz seçimlerinin yapılmayacağı yönünde bir kuşku ve korku uyandırabileceğini söyleyen Prof. Oran, "Seçimleri engellemek için savaş benzeri bir durumun yaratılacağı endişesi oluşmaktadır. Devlet bu vahim kuşkuyu gidermek için herşeyi yapmaktadır. Bu yönde seçimlerin kesinlikle zamanında yapılacağı açıklanmalıdır" açıklamasını yaptı. |
||
|
||
| Dün, "meclis'e ufuk gerek" diyenlerle Ufuk Uras'ın yanında oldu.. http://www.radikal.com.tr/...422&tarih=18/06/2007 sabah gazetesi'nde şirin sever'in yaptığı, yedi başlıklı röportaj için, http://arsiv.sabah.com.tr/...fcf96880c38dfdd1ff8.html radikal gazetesi'nde erol katırcıoğlu'nun "tükenen siyaset" başlıklı köşe yazısı için, http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=224290 |
||
|
||
| Sesimiz "Baskın" olsun... Kusura bakmayın, video halinde eklemeyi başaramadım. Denedim ama beceremedim. Ben link'i veriyim en iyisi. Baskın Oran'ın seçim kampanyası için Ezel Akay tarafından çekilen reklam filminin adresi: http://www.youtube.com/watch?v=CHVS46G-A6g not: biri şunu youtube videosu şeklinde atabilirse güzel olr tabi : ) |
||
|
||
Baskın Oran'ın seçim kampanyası için Ezel Akay tarafından çekilen reklam filmi.. |
||
|
||
| Harika olmuş Ufuk Uras için de böyle bir film hazırlanmalı. | ||
|
||
| Baskın Oran, bence desteklenmesi gereken düşünceleri çok güzel özetlemiş. uAsmryna ve asitik'e teşekkürler... ![]()
|
||
|
||
siyaseti günlük vede cıkar gruplarına yapmadığına dair, herkesin darbeli iğneden nasibine almasını gerektiğini anlatan sahane bir konuşma, destekleriz destekleriz..
|
||
|
||
| Seçimler ve Baskın Oran'ın adaylığı Türkiye bir seçime daha bir dizi antidemokratik yasa ve uygulama ile giriyor. Siyasi partiler ve seçim yasası bunların başında geliyor. Bu antidemokratik siyaset ve seçim zemini varlığını koruduğu sürece, Meclis'te hangi siyasi çizgiler yer alırsa alsın demokratik siyasetin egemen olması son derece zordur. En başta seçimlerde uygulanan yüzde 10'luk baraj, sadece bir baraj değildir. Tam manasıyla demokrasi karşıtı bir duvardır. Bu duvar, Türkiye'deki seçmenlerin neredeyse yüzde 50'sinin oyunu geçersiz kılıyor. Parlamentoda bu oylar hiçbir biçimde temsil edilemiyor. Ancak, 2007 seçimlerinde aday olacak isimler belirlenirken de gördüğümüz üzere, bu antidemokratik uygulamayı da aşan daha büyük bir engelle karşı karşıyayız. Milyonlarca seçmen her seçimde gidip genel başkanların ve "yakın çevresinin" iki dudağının son şeklini verdiği listeleri onaylar. Seçimlerde milletin vekillerinin, aslında, atandığı listeler onaylanır. Halk kesinleşeni onayan basit bir araca indirgenir. Bu antidemokratik siyaset gerçeği karşısında, seçim barajının yüzde 10 ya da yüzde beş olması büyük bir anlam taşımıyor. Çünkü halkın oyları öncelikle bu asıl baraj tarafından zaten bertaraf ediliyor. Bu siyasi zihniyet, kullanılan tüm oyları ikincilleştiren, demokrasimizi oy verme oyununa dönüştüren bir siyasi partiler rejimi halini aldı. Parti içi demokrasiyi de bir çeşit oyun haline dönüştüren, farklı ses ve düşüncelere tahammül edemeyen katı siyasi partiler rejimidir bu rejim. Duvar gibi kayıtsız, kendinden emin. Bu durumu eleştirseniz, konuşsanız, yazsanız da olmuyor, çünkü "duvara konuşuyorsunuz". Eğer susmaz, çok konuşursanız, "disiplini" bozmaktan kendinizi partinizin kapısında bulabilirsiniz. Bu duvarın sağı, solu, liberali yoktur. Birbirinin benzeri partilerin, parti yöneticilerinin hep birlikte ördükleri bir duvardır. Türkiye'de tüm yurttaşların siyasete katılması, demokrasi oyunu isteyenlerden kurtulması için önce bu kaskatı duvarın yıkılması gerekiyor. İkinci olarak, insanlık adına ortaya çıkan veya çıkması için çalışılan tüm siyasetler, insan hayatına etki edebildikleri alanın büyüklüğü ölçüsünde değer kazanabilirler. Buradan bakıldığında, ülkemizde verili olan sol-sağ siyaset anlayışları içi boşalmış, kabuk bağlayan siyasi anlayışlar durumuna geldiler. Değer yoksunu yarı cahiller topluluğu olan bu kesimler, siyaseti güdükleştirmeye çalışıyorlar. Bir taraftarlık-karşıtlık zemininde yapıldığı ölçüde demokratik siyaset gerçek manasından koparılıyor. Üzerinde anlaşılmış ilkeler çerçevesinde gerçekleştirilen programlar mücadelesinden ziyade, ihtilal sonrası toplumlarda görülen çatışma biçimini alıyor. Tek bir fikrin savunuculuğu bağlamında yapılan bir siyaset, demokrasi ve katılımcılığı tali unsurlar olarak mütalaa ediyor. Bu da siyasal alanın çölleşmesini getiriyor. Ülkemizdeki siyasetlerin içinde bulundukları bu durumdandır ki (tek neden bu olmasa da), önümüzdeki seçimler için bağımsız adaylarda bir patlama yaşandı. Bu siyasi yoksullaşma ve vasatlıktan kurtulmak için yeni felsefi anlayışların, yeni paradigmaların, yeni ekonomik modellerin geliştirilmesi gereklidir. DTP'nin tavrı Bundan hareketle bağımsız aday olarak deklare edilmiş olan Baskın Oran'ın adaylığı meselesine ilişkin de birkaç düşünce belirtmeden geçemeyeceğim. Baskın Oran ismi DTP'nin desteklediği bağımsız adaylar arasında DTP tarafından kamuoyuna duyuruldu. Ancak sonrasında yine DTP'nin kendisi, İstanbul 2. bölgede Baskın Oran'a karşı Doğan Erbaş'ı aday gösterdi. Hemen belirtilebilir ki, bu yapılan hem politik tutarlılığa, hem politik öngörüye (Oran'ın DTP tarafından desteklenmesi, bir tarafından DTP'nin diğer adaylarının da kamuoyu tarafından kabul edilmesini kolaylaştıracak, diğer taraftan ise CHP'ye salt AKP karşıtlığı ve alternatifsizlik üzerinden oy veren sosyal demokrat kesimlerin Kürt siyasi hareketinin öncülük edebileceği demokrasi cephesine ılımlı bakmasını getirebilecekti) ve hem de siyaset etiğine uymayan bir tutumdur. Ya Baskın Oran DTP tarafından desteklenmeyeckti ya da desteklendikten sonra hiçbir koşulda geri adım atılmayacaktı. Evet, Türkiye'de solun Kürtleri bir oy deposu olarak gördüğü ve Kürt sorununa ilişkin söylemlerinin sloganik olmaktan öteye geçemediği bir gerçektir. Solun Kürt sorunu konusunda özeleştiri pozisyonunda olduğu inkâr edilemez. Fakat bu gerçek Kürt siyasetinin Baskın Oran adaylığını açık ve ikirciksiz bir şekilde desteklememe sonucunu doğurmamalıydı. Bir kere Baskın Oran resmi ideolojinin karşısında durmaktan, tabuları eleştirmekten, özgürlükleri savunmaktan, devlet yerine bireyi ve toplulukları savunmaktan hiçbir zaman geri durmadı. Ülkemizde "öteki"leştirilen tüm toplumsal kesimlere karşı tam ve "ama"sız bir özgürlükten yana olageldi. Kemalizm ile olan ilişkisi en çok tartışılan bir konudur. Evet, Baskın Oran Kemalizmden etkilenmiş bir demokrat aydındır. Ancak Baskın Oran'ın Kemalizm yaklaşımı günümüzde Kemalist geçinenlerle yakından uzaktan ilişkili değildir. Güncellenmiş bir Kemalizm anlayışından bahsediyor. Ki bunu "Atatürk yaşasaydı bu Kemalistleri sopayla kovardı" sözünden rahatlıkla anlayabiliriz. Şimdi böyle bir kişilik neden desteklenmesin ki? Türkiye'de demokrasiden, hak ve özgürlüklerden yana olduğunu söyleyen Kürt siyaseti neden Baskın Oran'ı desteklemesin? Buradan bakıldığında bile Kürt siyaseti kendi politik çizgisi bakımından da aykırı bir tutum içerisine girdi ve izahı yoktur. Kuşkusuz ki uzlaşı kültürü oluşturmak için kimse DTP'den onurluca mücadele verdiği değerlerinden vazgeçmesini beklememeli, ama DTP'nin Kürt siyasetinin yapması gereken bir şey var; bu zamana kadar kendisine sahip çıkan, destek veren, kaybedeceği şeyleri umursamadan arkasında duran Baskın Oran gibi aydınlarla, cümle savaşları yüzünden ihtilafa girip kendisine umut bağlayan kitleleri -ki bunlar yalnızca Kürtler değil- yüzüstü bırakmamak. Kaldı ki Baskın Oran ismi üzerinde bile bir ittifak sağlanamıyorsa, Meclis'te Kürt sorununu kimlerle müzakere edip çözmeye çalışacağımız büyük bir muamma olarak durmuyor mu? Baskın Oran gibi duruşuyla birbirinden farklı kulvarlardaki vicdanlı insanları biraraya getirebilecek bir kişinin yok sayılması aslında biraz da DTP'nin Meclis'te neyi yaratamayacağını da göstermiyor mu? Kısacası Kürt siyasetini, hakkında konuşabilecek kadar bildiğini varsayan biri olarak, Baskın Oran'ın adaylığının ne kimi kavramsal tartışmalara, ne parti içi dengelere ne de Kürt siyasetinin kendi iç dinamikler ilişkisine kurban edilemeyecek bir mesele olduğu kanaatindeyim. Tüm bu nedenlerden ötürü Kürt siyasetinin bu durum karşısında Türkiye'nin demokrat, sol, ilerici kamuoyunu aydınlatmasına gerek vardır. Çünkü siyasetçilerinin siyaset, entelektüellerinin ise fikir üretemedikleri bir toplumun geleceğe ümitle bakması imkansızdır. MAHMUT BİLGİN: Eski DTP MYK Üyesi |
||
|
||
Güzel bir düşünce tarzı,güzel fikirler,güzel aday...
|
||
|
||
| Katılıyorum, oldukça tutarlı Umarım meclise girebilir. |
||
|
||
| Ya ne gerek var $imdi bööle bi mevzuya, ortam buna müsait deel bence-... :-)( | ||
|
||
Seçim olacak, hangi zaman ve ortam müsait peki dilhan
|
||
|
||
| Hocam han'e felsefe filan ayagi, platforma "yuhhuuu, ya$asin devrim, ya$asin vs." sokmanin alemi?.. Bi de sagdan soldan ajite yapacak olanlari hesaba katarsak... Secim olacaksa olacak zati. Kacinilmazlik turlari. Bak bakem, bugün acliktan ve susuzluktan ölen insan sayisi istatistiklere ne kadar dokunuyo. Ve nassi nerden dokunuyo?Shell firmasi nekaddar kar etti =? Karadeniz de harbi petrol var mi? Nigde Bor madeni ne i$tir, ha orda da petrol varmi$ yaw!? Dünyanin sifonunu kimler nassi cekiyo davasi. uzun mesele... Salca fabrikalarinda ezilen domateslerin intikami alinacak elbet! :-)) Nihayetinde secim neyin "Azap Üzümleri!" |
||