SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Milliyetçilik

Konu: Millet Nedir ? Türk Irkı=Türk Milleti ?

Sayfa: 1 2 3 4 [ 5 ] 6 7 8

torq 18.02.2007 02:54:07
Sevgili keçi, yazını yeni okuma fırsatım oldu, kesinlikle yazmamak ya da "lütfetmek" gibi bir düşüncem olamaz, beni tanıyanlar bunu çok iyi bilir. Sadece yazılarıma yanıt verilmemesinden kaynaklanan bir karamsarlıkla, "nasıl olsa kimse okumuyor, okusalar da yanıt yazmazlar" diye düşündüğüm için farkına varamamışım.
1) Bu yazı da öteki yazılar gibi farklı bir bakış açısın barındırdığı için buraya alınmıştır ve düşünce kalıplarımızı, dogmalarımızı kırmayı amaçlamaktadır. Türk milliyetçilerinin tepki göstermesi doğaldır ve ben bu tepkinin gelmesini bekliyordum ama beni çok sevindiren bir şey oldu; o da tigris'in nesnel bakış açısı çabaları. Yazının içeriğini anlamaya çalışarak kendi düşüncelerini aktarmış ve sorgulamaya devam etmiş.
2) Bir kişinin terörden çöplenmesi için, o kişinin terör nedeniyle bir çıkar ilişkisinin olması, terör dışında yaşama şansının olmaması gerekiyor. Burada yazdığım yazıları okumuş olsaydınız sayın keçi, hangi konularda neler düşündüğümü, neyi ne için yaptığımı, benim hakkımda kimin ne yazdığını görür ve anlardınız. Kişilik olarak da bu tip iletişime kapalı olduğumu söyleyerek kişisel görüşlerimi söylemeye devam ediyorum.
3) Bu yazıda, Türk kavramının uydurma ve zorlama bir tanımı barındırdığını, bize öğretilen "ne mutlu Türk'üm diyene, bir Türk dünyaya bedeldir, varlığım Türk varlığına armağan olsun" klişelerinin bizi Türk yapmaya yetmediğini, kendisine Türk diyenlerin bir kaç kuşak geriye gittiklerinde ermeni, rum, çerkez, boşnak, bulgar, rus, kürt, arap, çingene vb. unsurlarla karşılaştığını görmek olası. Ancak bu gerçekle yüzleşmek, bize öğretilenlerin yanlışlığını kabul ederek bu uydurma ideolojilerle büyümüş, onlarla kendisine bir kişilik edinmiş kişilerin kişiliklerinin parçalanması anlamına geliyor ki bu da kolay bir iş değil
4) Öte yandan resmi tarihin söylediklerinden emin olmayan, bu konuda araştırma yapan her kişi, bu yazıda yazılanlara benzer gerçeklerle karşılaşır. M. Kemal'in Samsun'a gidişi konusunda yüzlerce yazı, Anadolu'da Erzurum ve Sivas'ta kürt ve laz aşiret başkanlarıyla yapılan pazarlıkları ve verilen sözler, bu sözlere uyulmaması nedeniyle güneydoğuda başlayan ayaklanmalar, biraz araştırmayla bulunur. Biz bu kanıtları bulsak bile sizi inandıramayız sevgili keçi, aslolan sizin bu gerçekleri arayıp bulmanız ve bizimle tartışmanızdır. Gerçek nedir diye soruyorsanız; gerçek, "siz bilseniz de bilmeseniz de var olandır "

keçi 18.02.2007 23:16:12
sn torq

1) nedense hep aynı bakış açısından, varsaydığınız dogmalarımızı kırmaya çabalıyorsunuz. dogmalarımız bana göre sizin kuruntunuzdur. türk milliyetçisi olmayanların da tepki göstermesine  alışmaya  çalışsanız diyorum,ezberiniz bozuluyor. tigrisin seviyeli küstahlığından anlaşılıyor ki memnun olmuşsunuz, belli ki yaklaşımını onaylıyorsunuz.

2)terörden çöplenmeyi doğru ama eksik algıladığızı görmek beni çok da ilgilendirmiyor. çöplenmek ile, konuyla ilgili duyarlılıkları kaşıyarak düşünce kirliliğine yol açılmasını da kastediyorum.

3)ayrıca yazıyı savunuşunuzu görmek, ' başka fikirlerde var, tartışalım geyiğinin' ötesinde durduğunuzu, iyi niyet perdesinin arkasına geçici olarak sığındığınızı anlamama yaradı. farkındaysanız o metni tartışmıyorum bile, ve maksadınızı daha da açık etmenizi bekliyorum. sizin yorumunuza gelince, klişelerle işim olmaz, ama kimin türk olduğuna, kimin türk olmadığına karar vermeyi insanların kendisine bırakmayı teklif ediyorum. farklı bir tür kafatasçılık modeline yaklaştığınızın farkında mısınız bilmiyorum.

4) resmi tarihle ilişkim ilkokul yıllarında kaldı. ayrıca resmi olmayan tarihin doğruluğu niye ön kabulümüz olsun. ki ;tarih herkese duymak istediğini söyler. laboratuarı yok ki sınıyasın. bak ermeniler de soykırım olduğunu savunuyorlar.

5) diyorum ki, iyi niyet elçisi pozisyonundan kurtulun artık, insanları düşünmeye davet etme misyonundan da, açık açık ne istediğinizi yazın. tek yanlı servislerinizden de kurtarın sıfırın sevgili feylezoflarını. kafa karışıklığına yol açıyorsunuz, tabi bilmeyenlere.

6) anlaşma, uzlaşma zeminimiz sonsuza kadar olmasa da, uslubunuz beni kışkırtmamayı sürdürsün lütfen..






Tigris 19.02.2007 00:03:55
Kurtuluş Savaşı denilen şey tamamen hayal ürünüymüş. Türklerin sonradan uydurdukları hayali savaşların bir kısmını artık resmi türk tarihi de reddediyormuş. Çanakkalede aslında dedelerimiz ölmemiş bizim. Dumlupınarda benim dedem de ölmemiş aslında. Aslında benim dedem yokmuş. Ailecek bizim bir dedemiz var sanmışız biz. Aslında o tamamen bir hayal ürünüymüş.

Çanakkale de anıt mezarlar bir hayal ürünü haberiniz yok mu sizin? Oraya keçi fantezi eşyalarını gömmüş aslında.

Atatürk diye bir yokmuş aslında. Bandırma vapuru sonradan ismi değiştirilen bir demir yığınından ibaret.

Cumhuriyet yok aslında bu ülkede hayal ürününde yaşıyorsunuz siz. Kadınlarımız oy mu kullanıyor bu ülkede ? Seçme ve seçilme hakkını dünyada ilk veren devletlerden biri Türkiye aslında bir örgüt farkına varamadınız mı hala?

İngilizce yazıyorum ben şuan. Anlamıyorsunuz biliyorum..

Ormanda ağaç bırakmayan keçilerle yaşamak zorundayız onu da biliyorum.
Ama o da bir canlı değil mi tıpkı bizim gibi.
İnat etmiş cevap yazmış, örgütümüzün ne eksiği var değil mi?

keçi seni keçi..
seninde anlayacağın dilde yazanlar olacak merak etme yakında. Wink

KARGA 19.02.2007 00:10:33
Fikret Başkaya - Paradigmanın iflası

Her eve lazım olan kitap Smiley

keçi 19.02.2007 00:33:48
bak canım

önce acıtır ama sonra alışırsın, küstahlara ders vermek insanlık borcumuz. neymiş, yiyemiyeceğiniz yemeğin altına yatmıyacakmışsınız. yoksa, bir sabah uyandığında kendini kocaman bir böceğe dönüşmüş olarak bulursun.seni keçiler yer.
ağababalarını kastediyorsan, canım benim onları da harekete geçiren güdüleri biliyorum ben, homoerektikuslardan yardım mı istedin çarpık fantazilerin için.
iyisi mi sus. kendine iyilik edersin. yoksa derini tabaklamak hoşuma gitmiyor değil.


saol be karga
biz de okuma yazma kursundan bahsediyorduk zaten.

Tigris 19.02.2007 00:35:55
Hıhı ondan; okuma yazama kazıma olanından Smiley

keçi 19.02.2007 00:39:06
konuşabilse neler anlatcak da. dili tutuk çocuğun, çok okuduğundan mı ne..
içinden tranvay geçen feylezof, de ne diceksen.

Tigris 19.02.2007 00:45:34
Alıntı

saol karga
biz de okuma yazama kursundan bahsediyorduk zaten.

Senden öğrendiğimi uyguluyorum işte ona bile kızıyosun keçicim. Smiley Bu kadar inebildim daha ne yapmamı bekliyosun..

Kendinle dalga geçiyorsun.. Yeni farkettin demii. Başından aşağıya kaynar sular mı döküldü yoksa.. Hemen hemen düzeltmelisin onu..

Hayır hayır nasıl yaptın bunu Smiley

19.02.2007 03:30:36
Ynt: Millet olmak yada olmuş gibi yapmak...
« Yanıtla #32 : 12 Mayıs 05, 18:59 »   Alıntı

"Millet yada ulus bir kocaman bir tabu olmakla birlikte daha kocaman bir yalandır. Ulusu tanımlayan bir milliyetçi ideoloji yaratılmadan ulus tasviri ortaya konulamaz. Bu bütün milliyetçilikler yada "uluslar" için böyledir. Ulusun ortak paydaları olarak sunulan dil-kültür, tarih (ruhi şekillenme birliği), toprak birliği gibi etkenlerin aslında çoğumuz için geçerli olmadığını biliriz. Fenomen olarak tek bir ortak payda vardır ki sınırlarlarla çevrili bu topraklarda birlikte yaşamak zorunda olmamız istediğimiz de alıp başımızı istediğimiz yere gidememizdir. Ama o da biraz azim ve kararlılılkla aşılmaz değil.   

Tüm tantanalı tanımlamaların aksine ulus milliyetçilik ideolojisi tarafından üretilen beslenen bir sanal kavramdır. Egemen milliyetçi ideoloji ve hukuk bunu çok iyi bilidiğinden, siyasiler her lafın başında "her zamankinden daha çok milli birlik ve beraberliğe ihtiyacmız olduğu şu dönemde" diye söylevlerine başlarlar. Oysa ortada gerçekte ne kaderde tasada kıvançta birlik olan bir ulus (halk) vardır nede bu miili birlilk ve beraberlik ruhunun varlığı sokaktaki insanları öne sürüldüğü kadar etkiliyordur yada yokluğu kaygılandırıyordur. Gerek devlet organları, gerek siyasileri ile, gerekse basın ve medya aracılığıyla bu ruh hep varmış gibi sayılır ve körüklenir. Herşey bir simüilasyondan ibarettir ve herkes de bu simülasyona dahil olarak varmış gibi yapar öyle davranır. Çok ateşli milli hislerimiz varmış gibi yapar onları başkalarına kanıtlamak ihtiyacı duyarız. Ortalıkta atar tutar toplumsal bir linç için gerekli alt yapıyı kendi ellerimizle kurarız. Amaç gibi yapmak toplumsal olarak onaylanmaktır. Kim daha çok onaylanmak isterse daha saldırgan olmalı daha çok gibi yapmalıdır ki bunun adı kitlesel faşizmdir. Urfa'nın kurtuluş törenlerinde temsili işgalci fransız kuvvetlerini canlandıran vatandaşların bazı izleycilerin düşmana en fazla kendileri karşıymış gibi davranması yüzünden fransız askerlerini canlandıran yurttaşlar yaralanabilmiştir bu topraklarda. Yine Erzurumun düşman işgalinden kurtuluşunu temsil etmek için "ermeni komitacı" ihtiyacı için açılan ilana kimse cevap vermek istememiş bu iş için hatırı sayılır bir para teklif edilince talipler ortaya çıkabilmiştir. Trabzonda bildiri dağıtan solcuların "bayrak yakan PKK'lı kürtler" oldukları iddiası hiç soruşturulmadan en milliyetçi gibi davranılmasına neden olmuştur ve traji-komik bir linç öyküsü Trabzon'da yaşanmıştır.

Türkiye bir büyük ve garip coğrafyadır ve kendi kültürel, ekonomik coğrafi parçalanmışlığını farklılaşmasını bu "tek bir millet tek bir yürek"  gibi  yapmalarla aşmaya yarattığı simülasyonu bir illüzyona çevirmeye çalışmakla bertaraf etmeye çalışmaktadır.

Aslında her şey o kadar komik ve sahte ki...

Yeterki biraz geriden ve soğuk kanlı olarak bakabilelim. Ve olunması gereken gibi yapmak yerine kendimiz gibi davranabilelim.

sağlıcakla,"

----------------------------------------------------------------------------------------------

Yukarıdaki yazıyı bu tartışmanın başlarında yaklaşık iki yıl önce yazmışım. Şimdi yeniden okuyunca geçen zaman içinde ve geldiğimiz noktada milliyetçiliğin belli amaçlara hizmet amacıyla devlet eliyle nasıl körüklendiğini daha iyi görebiliyoruz.

Benim bunlara ilave olarak söylemek istediğim şey şudur; Ulus devlet milliyetçilik ideolojisini payanda yapmak ve bu şekilde yurttaşlar önünde meşruiyet kazanmak zorundadır ancak hiçbir ülkede millet tek bir etnik kesimden oluşmaz ve genellikle de bu ulusun adı çoğunluğu ve iktidar olma ayrıcalığını elinde bulunduran etnik kesimden alınır. Bu resmi ulus tarifi birgün er yada geç diğer etnik gruplar tarafından sorgulanacak ve etnik azınlıklar "ben bu millete ait değilim benim etnik kökenim farklı" diyeceklerdir.   Yani ulus kavramı milliyetçilik ideolojisinin yanılsamasının yarattığı çekim gücüne bağlı olarak bir ulusun ve ulus devletin harcı olabilir. Bu ideolojinin inandırıcılığı zayıfladıkça azınlıklar etnik kimliklerinin peşlerine düşecekler ve yeni yeni ulusal sorunlar doğacaktır. Yani ulus kavramı da tıpkı ırk kavramı gibi özde bilimsel yada sosyolojik değil ideolojik ve kurgusaldır. Bu haliyle resmi milliyeçi ideolojinin çatırdamaya başladığı her anda milliyetçi ideoloji inanırlığını yitirecektir eklektik miiliyetçilik ideolojisi daha çok etnik temelli sorgulamalara hedef olacaktır. Bunun farkında olan ırkçı faşistler kendi ulus kavramları içinde diğer azınlıklara, dönmelere, melezlere yer vermezler ve temiz bir soy ulus tahayyül ederler. Bunun doğal sonucu ise etnik temizlik demektir.  Bu ise milliyetçiliğin başka bir açmazıdır. (Bakınız eski yugoslavya.)

deniz 19.02.2007 07:26:06
Alıntı
Yukarıdaki yazıyı bu tartışmanın başlarında yaklaşık iki yıl önce yazmışım. Şimdi yeniden okuyunca geçen zaman içinde ve geldiğimiz noktada milliyetçiliğin belli amaçlara hizmet amacıyla devlet eliyle nasıl körüklendiğini daha iyi görebiliyoruz.

geçmişte komunist ve belki islamcı tehditlerine karşı milliyetçi duygular kullanıldı.
peki ya şimdi devletin bunları körüklemesi ve yönlendirmesindeki amacı ne olabilir ?

19.02.2007 12:35:42
Bence burada devlet iktidarını ele geçirmek üzere amansız bir mücadele söz konusu. Bu mücadelenin yada gizli savaşın tarafları bir yanda küresel kapitalizmle bütünleşmek için ulusal devleti önünde bir engel olarak çok uluslu sermaye (pratikte AKP bu taleplere cevap veriyor görünüyor) ve ulusalcılığı AB ve ABD karşıtlığını körükleyerek kendi pozisyonunu güçlendirmek isteyen "derin devlet" yani asker yada türkçesi genelkurmay. Burada derin devletin ulusalcılığının ve özellikle de ABD karşıtlığının daha çok propogandadan ibaret olduğunu belirtmek isterim. Asıl istenen ilişkilerin yine eski güzel günlerdeki gibi pürüzsüz stratejik partner Türkiye Devleti üzerinden sürdürülmesi askerin politik  gücünün hiçbir biçimde masaya yatırılmamasıdır. Gerek dünyada gerekse ortadoğuda ve Irak'ta değişen dengeler Türkiye'nin kendi bölgesinde küresel imparatorluk peşinde olan ABD için tek stratejik ortak olmasının önemini yitirmesine yol açmış Irak işgali sonucu ABD ve T.C. min ulusal çıkarları açık bir çatışmaya girmiş bulunmaktadır. ABD'ye açıkça karşı çıkmaya cesaret edemeyen eski müttefik T.C. görece daha fazla serbestlik yanlısı olan liberalleri ve AB yanlılarını bertaraf etmek için elini güçlendirerek Kuzey Irak'ta yeniden masaya oturmak istemekte ve ulusalcılığı, anti-amerikan havayı, AB karşıtlığını bir koz olarak kullanarak bu doğrultuda yarı-paramiliter milliyetçi, ırkçı bir hareketi de körüklemektedir.  Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile birlikte T. Özal'dan sonra ilk kez asker, bürokrat kanadın temsilcisi olamayacak bir cumhurbaşkanının seçilme ihtimalinin belirmesi, ordunun siyasal iktidarının sarsılma riskinin artması bu milliyetçi dalganın da artmasını beraberinde getirmektedir.

Önümüz daha başka çatışmalara gebe gibi görünüyor.  Annan planı ile Kıbrıs sürecinde yaşanmasını beklediğim ordu-sivil siyaset ilişkilerindeki kırılma bir kaç yıllık gecikme ile cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yaşanacak gibi görünüyor.

Hep birlikte yaşayıp göreceğiz.       


deniz 19.02.2007 13:04:02
soğuk savaş sonrası amerika ve batı emperyalizmi için yeni global düşman senaryoları ortadoğu ülkeleri üzerine yoğunlaştı. bunun bir parçası olarak türkiye önemli faktörlerden birisi.

türkiye siyasetini yönlendirenlerin dünya global siyasi iktidarlarının amaçlarından bağımsız hareket etmesi zor olur sanıyorum.. bu nedenle en temel emperyalist araçlardan biri olan aşırı milliyetçilik gibi fikirler hortlatılıp pratiğe dönüştürülebilir.

yani global aktörlerin global araçlarının bir uzantısı olarak türkiyenin gizli elleri çalışıyor olabilir mi ?





keçi 19.02.2007 23:36:11
"Millet yada ulus bir kocaman bir tabu olmakla birlikte daha kocaman bir yalandır. Ulusu tanımlayan bir milliyetçi ideoloji yaratılmadan ulus tasviri ortaya konulamaz. Bu bütün milliyetçilikler yada "uluslar" için böyledir. Ulusun ortak paydaları olarak sunulan dil-kültür, tarih (ruhi şekillenme birliği), toprak birliği gibi etkenlerin aslında çoğumuz için geçerli olmadığını biliriz. Fenomen olarak tek bir ortak payda vardır ki sınırlarlarla çevrili bu topraklarda birlikte yaşamak zorunda olmamız istediğimiz de alıp başımızı istediğimiz yere gidememizdir. Ama o da biraz azim ve kararlılılkla aşılmaz değil.   

Tüm tantanalı tanımlamaların aksine ulus milliyetçilik ideolojisi tarafından üretilen beslenen bir sanal kavramdır. Egemen milliyetçi ideoloji ve hukuk bunu çok iyi bilidiğinden, siyasiler her lafın başında "her zamankinden daha çok milli birlik ve beraberliğe ihtiyacmız olduğu şu dönemde" diye söylevlerine başlarlar. Oysa ortada gerçekte ne kaderde tasada kıvançta birlik olan bir ulus (halk) vardır nede bu miili birlilk ve beraberlik ruhunun varlığı sokaktaki insanları öne sürüldüğü kadar etkiliyordur yada yokluğu kaygılandırıyordur. Gerek devlet organları, gerek siyasileri ile, gerekse basın ve medya aracılığıyla bu ruh hep varmış gibi sayılır ve körüklenir. Herşey bir simüilasyondan ibarettir ve herkes de bu simülasyona dahil olarak varmış gibi yapar öyle davranır. Çok ateşli milli hislerimiz varmış gibi yapar onları başkalarına kanıtlamak ihtiyacı duyarız. Ortalıkta atar tutar toplumsal bir linç için gerekli alt yapıyı kendi ellerimizle kurarız. Amaç gibi yapmak toplumsal olarak onaylanmaktır. Kim daha çok onaylanmak isterse daha saldırgan olmalı daha çok gibi yapmalıdır ki bunun adı kitlesel faşizmdir. Urfa'nın kurtuluş törenlerinde temsili işgalci fransız kuvvetlerini canlandıran vatandaşların bazı izleycilerin düşmana en fazla kendileri karşıymış gibi davranması yüzünden fransız askerlerini canlandıran yurttaşlar yaralanabilmiştir bu topraklarda. Yine Erzurumun düşman işgalinden kurtuluşunu temsil etmek için "ermeni komitacı" ihtiyacı için açılan ilana kimse cevap vermek istememiş bu iş için hatırı sayılır bir para teklif edilince talipler ortaya çıkabilmiştir. Trabzonda bildiri dağıtan solcuların "bayrak yakan PKK'lı kürtler" oldukları iddiası hiç soruşturulmadan en milliyetçi gibi davranılmasına neden olmuştur ve traji-komik bir linç öyküsü Trabzon'da yaşanmıştır.

Türkiye bir büyük ve garip coğrafyadır ve kendi kültürel, ekonomik coğrafi parçalanmışlığını farklılaşmasını bu "tek bir millet tek bir yürek"  gibi  yapmalarla aşmaya yarattığı simülasyonu bir illüzyona çevirmeye çalışmakla bertaraf etmeye çalışmaktadır.

Aslında her şey o kadar komik ve sahte ki...

Yeterki biraz geriden ve soğuk kanlı olarak bakabilelim. Ve olunması gereken gibi yapmak yerine kendimiz gibi davranabilelim.


ateş hırsızının yazdıkları, bana, 80 öncesi metinleri çağrıştırdı. soğuk kanlı, mesafeli, kendinden emin, tartışılmaz-mı vs. vs. ve herhangi bir metin kadar, doğruları, doğrumsuları ve haliyle yanlışlarıyla (bunlar tümüyle bana göre, başkaları başka türlü düşünmelidir- de) üzerinde konuşmaya değeceğini düşünüyorum.

1) metindeki  cümle sonlarına bakalım, bu böyledir, yapılamaz, biliriz, şu şudur, bu budur vs vs. ey okuyan hiç  kaçışın yok, senin yerine biz düşündük bile.. e sağolun abi, biz zahmet etmeyelim.

2) paragraflara bakalım, (bakabilir miyiz?) , ilk paragraf koyu  bir yargıyla işe başlıyor, eyvah ulus devletlerin sonunu getirecek derken, gerekirse beraber yaşamak zorunda kalmamak için, az bir gayretle tebdil-i mekan edebiliriz, diye bitiyor. ikinci paragrafta doğrularla yalnışlardan bir demet yaparak, ulusun sanallığını, trabzon' da yanlış anlamayla dövülenlere bağlıyor(şaka). üçüncü paragrafta biraz daha belden aşağı çalışarak, uyaklı sanatlardan yararlanıyor. son olarak iki cümle ediyor ki,  imzamı atarım (ne işe yararsa ), 

Aslında her şey o kadar komik ve sahte ki...

Yeterki biraz geriden ve soğuk kanlı olarak bakabilelim. Ve olunması gereken gibi yapmak yerine kendimiz gibi davranabilelim.

sağlıcakla,"


3) izninizle şu kavramları,araştıracağım; 'egemen milliyetçi ideoloji', 'ruhi şekillenme birliği', 'kitlesel faşizm', 'milliyetçi hukuk'


4) politikacı değilsek, bana göre bir fikir yazısının ana fikri olmalı, bu fikri güçlü kanıtlarla  (hamasi nutuklarla, yalanlarla değil) savunmalı. bu yazının derdini anlayabildiysem ne olayım. tigris e göre 9,5 kitap okuduğumdandır.

5)  eğer ulus, millet yalan ise gerçek nedir sn ateş yıldızı. ben kimim, sen kimsin, uzayda mı yaşıyoruz, tarih yoksa bana dedemin anlattıkları da mı yok. Neden fransız komünistleri, 'önce fransa', italyan komünistleri 'her şey italya için 'derken gocunmuyorlar da bizim iklimimizin ürettiği komünistler herkesden fazla enternasyonalist ler, gönül zenginliğinden mi acaba sn ateş yıldızı. neden ingiliz işçi partisi ırak petrolleri için pis bir savaşın içinde.

6) bu paragrafı da fikir özgürlüğü şampiyonu sn deniz'e ayırdım. napim çok sıkıldım. sn deniz, dost fikirler karşısında nasıl da vazgeçiyorsunuz sorgulamaktan, düşünmekten. yoksa siz galatasaray lı mısınız. Yeni başlıklara ihtiyacımız var..
özgürlükler nereye kadar, apoyu sarımsaklasak da mı saklasak, salyalarını silsek de mi saklasak, derin devlet şart mıdır, haluk ulusoy!un milli menfaatlere katkısı, ulus-devlet değişecek elbet de yerine ne gelecek vs.vs.

7) ateş yıldızı ve deniz şakalarıma alınmayın lütfen. düşünmeye devam, yoksa dianisos şenliklerine davetiye alamazsınız. güzellik yarışmasını kaçırmak istemezsiniz.




kiya 20.02.2007 00:17:29
işte sonunda keçi'yi de çoşturmuşsunuz ki, bu gazla maçin topraklarına varması üç gün üç gece sürer; kırmızı başlıklı prenses'e ulaşması da iki saatini alsa, çıplak elle kurt'la boğuşup onu yenmesi üzerine dedem korkut'un gelip soy soylayıp boy boylaması ve bizim keçi'ye "kurtboğan" adını layık görmesi de beş saatini alsa, kırmızı başlıklı prenses ve bizim "kurtboğan" keçi'nin düğünleri de kırk gün kırk gece sürse, sonra bu evlilikten balsultan ve alsultan isimli iki kız çocuk ve al-paslan ve ver-pas-lan (la versene olum, boşum burada) isimli iki erkek çocuk peydahlamaları da 9 ay üç gün 24 saat sürse, bu arada kurtboğan keçi'nin çin orduları üzerinden jamaika'ya yaptığı seferin zaferle sonuçlanması 6 ay 22 gün 17 saat sürse, dönüşte sami'ler ve kamil'ler tarafından pusuya düşürülerek öldürülmesi tam tamına 22 saat sürse, onun ölümü üzerine oğullarından al-paslan'ın batıya, ver-pas-lan'ın doğuya yürüyüşü başlasa; ver-pas-lan'ın yürüyüşü ordusunun içindeki hainler yüzünden bozguna uğrasa ve fekat al-paslan'ın yürüyüşü saf'evi'ler tarafından durdurulamasa ve bu arada tanrı dağı kadar müselman gelse, velakin ana-tolga'nın geniş düzlüklerine yerleşen al-paslan'ın "hey hey de yine de hey hey" şahlanışı bütün coğrafyayı tutkuyla inletse bir millet kaç meridyen yürüyüşünde doğar?

devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:
"Maveraünnehir nereye dökülür?"

(Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında
Bir teneffüs daha yaşasaydı
Tabiattan tahtaya kalkacak bir çocuk gömülüdür
Devlet dersinde öldürülmüştür

Devletin ve tabiatın ortak ve yanlış sorusu şuydu:
-Maveraünnehir nereye dökülür?

En arka sırada bir parmağın tek ve doğru karşılığı:
-Solgun bir halk çocukları ayaklanmasının kalbine!dir.

Bu ölümü de bastırmak için boynuna mekik oyalı mor
Bir yazma bağlayan eski eskici babası yazmıştır:
Yani ki onu oyuncakları olduğuna inandırmıştım

O günden böyle asker kaputu giyip gizli bir geyik
Yavrusunu emziren gece çamaşırcısı anası yazdırmıştır:
Ah ki oğlumun emeğini eline verdiler

Arkadaşları zakkumlarla örmüşlerdir şu şiiri:

Aldırma 128! İntiharın parasız yatılı küçük zabit okullarında
Her çocuğun kalbinde kendinden daha büyük bir çocuk vardır
Bütün sınıf sana çocuk bayramlarında zarfsız kuşlar gönderecek.

ece ayhan - meçhul öğrenci anıtı)

keçi 20.02.2007 00:36:23
 kiya okudum okudum anlamadım. bütün bunların sorumlusu ben miyim? o zaman ben nerdeyim. kalem oynatmak zoruma gidiyor. ama kanırtılmak hoş gelmiyor. gene de düşüneyim. niye  hiç bulunmadığım bi yerde konumlanıyorum? soru sormak suç mudur?

etrafında dolaşmaktansa , söyleyeceğini söyle. mutlak dostluklar, mutlak düşmanlıklar yoktur. ittifaklar niye mutlak olsun ki, kimin eli kimden temiz.


Sayfa: 1 2 3 4 [ 5 ] 6 7 8