|
||
Sınır ötesi harekât PKK başarısıyla sonuçlanabilir Türkiye'nin Kuzey Irak'tan sızan PKK'lılar karşısında haklı endişeleri var. Fakat sınır ötesi harekât, ABD açısından ciddi bir meydan okuma olacağı gibi, sonucun PKK'nın başarı hanesine yazılma ihtimali bile var. ABD, Türk ordusunu dizginlemeli MarK Lattimer "Asker olarak biz hazırız" diyordu dün Türkiye Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt, Irak sınırına daha fazla tank gönderirken. Niyeti, Türk meclisini Irak'ta gizlenen ayrılıkçı PKK asilerine karşı askeri harekâtı onaylamaya kışkırtmak ve güçlenen özerklikleri Türk milliyetçileri tarafından öfkeyle izlenen Irak Kürdistanı'na gözdağı vermekti. Bu, Irak'taki ABD güçleri için de ciddi bir meydan okuma. Son bombalama eylemlerinin de gösterdiği gibi haklı güvenlik endişeleri bulunan Türkiye, Irak'taki Türkmenlerle de dayanışma sergiliyor; Irak'taki diğer azınlıklar gibi Türkmenler de cinayet ve ölüm tehditlerinden mustarip. Fakat Türkiye'nin aleni askeri manevraları Türkiye'yi veya Türkmenleri korumak bakımından fazla işe yaramadı ve bütün mesele yaklaşan seçimler öncesi milliyetçi destek toplamak. Irak'a tankları sokmanın, bilhassa peşmegeler de topraklarını savunmak için çatışmaya girerse, dağlarda mevzilenmiş Kürt milisler karşısında hızlı kazanımlar elde etmesi pek muhtemel değil. Sonucun PKK'nın başarı hanesine yazılması ihtimali bile var. Türkiye Kürtleri üzerindeki devlet baskısının tekrar artması, silahlı direnişe halk desteğinin de artmasını sağlayacak ve Türkiye'nin AB sürecini sekteye uğratacak. En kötüsü de, bir işgal Irak'ın trajedisini derinleştirir. Büyükanıt'ın son gözdağı, ABD'nin Kuzey Irak'taki üç eyaletin güvenliğini Bölgesel Kürt Yönetimi'ne devretmesine denk getirilen hesaplı bir tepki de olabilir. Fakat pratikte Kürt güvenlik güçleri bölgenin kontrolünü sadece 2003'ten değil, ABD'nin Saddam'a karşı Kürtleri korumayı amaçlayan 'uçuşa yasak bölge' uygulamasından, yani çok önceden beri elinde tutuyor. Saldırılar düzenlense de Kürdistan Irak'ın nispeten güvenli tek bölgesi. Kürt yönetimi sınırlarındaki mezhep gerilimleri diğer yerlere kıyasla düşük düzeyde ve kontrol noktalarındaki görevliler ehil. Bölgenin bir farkı daha var. Burada tek bir Britanya veya Britanya askeri görmüyorsunuz. Amerikalılar ya Erbil'deki Sheraton Oteli'nin lobisinde ya da Dukan-Süleymaniye yolundaki Suse karargâhında. Kürt bir bakana çokuluslu gücün niye devriye gezmediğini sorduğumda, burada düzenli devriye görevi yapan tek birliğin Güney Koreliler olduğunu belirtiyor. "Koreliler BM'yi, peşmerge de Korelileri koruyor." Bu şaka ve bakanın gururu karşısında gülümsedim. Fakat ertesi gün BM binasına ilk ziyaretimde, içeride dört güvenlik halkası bulunduğunu gördüm. En iç halkada Fiji birliği vardı, onun dışındaki iki halkada tedirgin Koreliler ve hepsini koruyan son halkada da üç gülümseyen Kürt. Gerçekte Kürdistan'daki güvenlik, ki burası etnik ve dinsel açıdan Irak'ın diğer bölgelerinden daha fazla çeşitlilik arz ediyor, peşmergenin maharetinden çok, farklı gruplar arasındaki kusursuz olmasa da etkili uyumdan kaynaklanıyor. Kürdistan ulusal meclisinde farklı topluluklar var; kimisi kendi partisini temsil ediyor kimisi de Kürt partilerinin birinden seçilmiş. Türkmenlerin savunulması gerektiği doğru Bu durum, ciddi insan hakları kaygıları yok demek değil. Nisanda Süleymaniye'de bir grup Iraklı gazeteci, avukat ve hükümet çalışanının Kürt insan hakları bakanını epey terlettiğini gördüm; gizli cezaevlerinden yolsuzluğa kadar birçok meselede yenir yutulur olmayan sorular sordular. Bilhassa Irak'taki Türkmenlerin ve diğer azınlıkların güçlü ve kararlı savunuculara ihtiyacı var. Fakat Türk işgali tehdidi sadece, Türkmen milliyetçiliğine yönelik Kürt paranoyasını artırır. ABD İran ve Suriye'yi defalarca Irak'a burun sokmakla suçladı, ama Türkiye'nin artan işgal tehdidine tepkisi dikkat çekici ölçüde yumuşak. Bu ilk bakışta o kadar da kötü değil; hele Türk liderlerle Kürt Yönetimi Başkanı Barzani arasında kızışan ağız dalaşı göz önüne alınırsa. Fakat diplomasi dili ABD'nin önünde duran keskin tercihin üzerini örtmemeli: ABD ya Türk ordusunu dizginleyecek ya da Irak'taki tek istikrar çapasını kaybetme riskine girecek. (1 Haziran 2007) http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=223099 |
||
|
||
| http://www.haberturk.com/haber.asp?id=25261&cat=110&dt=2007/06/05 Habertürk'ün haberlerine pek güvenmiyorum ama bunu yeni gördüm, eğer olay doğruysa tsk bence çok başarılı bir plan kurmuş, ıraka girmek için. Yani bana öyle kokular geliyor, okuyun.. bu önemli bi konu, kim neredeye baktım da kimse okumuyor, okusanıza kardeşim ya
|
||
|
||
| okuduk be ya, yine de bana o kadar önemli gelmedi. sınır ötesi operasyon bence olası değil. vaşington post 18 nisan'da türk ordusunun nisan sonunda ırak'a girebileceği uyarısını yapmıştı. 18 haziran'a ise az kaldı... tabi bir de bu var, olaylar hiç de istenmeyen bir mecrada gelişiyor. umud edelim ki seçim sürecinin ardından bu konuda ciddi açılımlar sağlanabilsin... PKK'dan karakola tanıdık ciple kalleş saldırı: 7 asker şehit oldu TUNCELİ'nin Pülümür İlçesi Kocatepe Jandarma Karakolu'na çaldıkları ciple gelen PKK?lı teröristin el bombalı ve silahlı saldırısı sonucu 7 asker şehit oldu, 7 asker yaralandı. 1 terörist öldürüldü. Pülümür'e bağlı, Munzur Dağı eteklerinde bulunan Kocatepe Köyü'ne yaklaşık 1 kilometre uzaklıktaki Kocatepe Jandarma Karakolu'na bugün öğle saatlerinde nöbetçi askerlerin tanıdığı, çalıntı ciple gelen kimliği belirlenemeyen PKK'lı 2 teröristten biri karakol bahçesine girdikten sonra askerlerin üzerine el bombası attı. Araçta bulunan diğer terörist de cipten inerek askerleri otomatik tüfekle taradı. Bu sırada çevrede bulunan kayalar arasında gizlenmiş birkaç noktadan da askerlere teröristlerce ateş açıldı. Teröristlerin açtığı ilk ateş sırasında 3 asker şehit oldu, 11'i de yaralandı. Saldırının şokunu atlatan askerlerin karşı ateş açması üzerine teröristlerden 1'i öldürüldü, diğeri yaralı olarak kaçtı. Çatışma ve hastaneye kaldırılma sırasında şehit olan askerlerin sayısı 7'e yükselirken, 7 asker de yaralandı. Yaralı askerler helikopterle Elazığ ve Erzincan'daki hastanelere kaldırıldı. Bölgede hava destekli başlatılan operasyon yoğun olarak sürerken, Kocatepe Köyü'nde yer yer teröristlerle çatışma çıktığı bildirildi. Saldırının duyulması üzerine Pülümür ve Tunceli'nden helikopterle bölgeye timler gönderilirken Kocatepe Köyü ve çevresinde kapsamlı operasyon başlatıldı. CİP TANIDIK PKK'lı teröristlerin Kocatepe Jandarma Karakolu'nun bir süreden bu yana çeşitli ihtiyaçlarını karşılayan kimliği öğrenilmeyen bir kişiye ait cipi çalıp hain baskını gerçekleştirdikleri belirlendi. Kapıdaki nöbetçi askerlerin daha önceden tanıdığı için cipi karakol bahçesine aldıkları bildirildi. VALİ YAMAN: İNTİHAR SALDIRISI OLABİLİR Tunceli Vali Vekili Mustafa Yaman, "Olayın intihar saldırısı olma ihtimali üzerinde duruyoruz" dedi. Yaman, Tunceli Valiliği çıkışında, gazetecilere yaptığı açıklamada, saat 12.45?te Pülümür ilçesine 30 kilometre uzaklıktaki Kocatepe Karakoluna bir araçla saldırı düzenlendiğini, saldırının intihar eylemi olma ihtimali üzerinde durduklarını söyledi. Yaralıların Elazığ?daki hastanelere kaldırıldığını bildiren Yaman, olayın ardından bölgede güvenlik güçleri tarafından geniş çaplı, hava destekli operasyon başlatıldığını ifade etti. Yaman ayrıca, saldırıda bir teröristin öldürüldüğünü, yaralanan bir teröristin ise kaçtığını bildirdi. ŞEMDİNLİ'DE DE SALDIRDILAR Öte yandan Irak sınırında bulunan Hakkâri'nın Şemdinli İlçesi Aktütün Jandarma Sınır Karakolu'ndaki nöbetçi askerlere bir grup terörist tarafından dün saat 17.00 sıralarında roketatar ve uzun menzilli makineli tüfeklerle taciz ateşi açıldığı belirtildi. Güvenlik güçlerinin anında karşılık karşılık vermesi üzerine teröristler kaçarken saldırıda ölen veya yaralanan olmadığı açıklandı. Şanlıurfa'nın Bozova İlçesi'nde terör örgütünden kaçan 1 teröristin de sabaha karşı saat 04.00 sıralarında güvenlik güçlerine teslim oldu. Bingöl?ün Adaklı İlçesi dağlık arazi kesiminde gece arama- tarama operasyonu yapan güvenlik güçleri teröristlere ait çok miktarda yiyecek malzemesi buldu. Bu malzemeler imha edildi. Irak'a operasyon kimin işi? Taha Akyol GENELKURMAY Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt 12 Nisan'daki basın açıklamasında sınır ötesi operasyona ihtiyaç olduğunu söylemişti. Önceki gün Harp Akademileri'ndeki konuşmasında da bunu tekrarladı. Operasyon için hükümete "yazılı" talepte bulunmayacağını ama hükümetin "yazılı" emir vermesi gerektiğini söyledi. Hükümet ise "Asker istesin" emir verelim diyor. Asker niye operasyon ihtiyacını "yazı" ile bildirmiyor da hükümetin emrinin "yazılı" olmasını istiyor? Hükümet niye askerin "yazılı" talepte bulunmasını bekliyor? Devlet hayatında her işlem, kural olarak, "yazılı" yapılır. Hem içeriği belirgin olsun, hem arşivde yer alsın diye... Hükümet ile Genelkurmay arasında "yazışma" yapmak da birkaç saat, hatta acil durumlarda birkaç dakikalık iştir! Halbuki biz en azından 12 Nisan'dan beri bunu konuşuyoruz! Dünya âlemin gözü önünde! Dün-bugün farkı Kuzey Irak'a Türkiye geçmişte çok operasyon yaptı. Barzani, bizim verdiğimiz silahlarla bu operasyonlardan bazılarına katıldı; PKK ile silahlı çatışmalara girdiği de oldu. Çünkü Barzani, Saddam'a karşı Çekiç Güç'ün himayesine muhtaçtı, Çekiç Güç de Türkiye'nin elindeydi. Bu bir. İkincisi, o zaman Saddam vardı. Dünyadan soyutlanmış bir diktatör olduğu için Türkiye'ye tepki gösterecek siyasi gücü yoktu. Çekiç Güç hatırına diğer ülkeler de pek tepki göstermiyordu. Bugün durum tamamen farklıdır. Sınır ötesi harekâta Bağdat'ın, Amerika'nın, Avrupa'nın, Arap dünyasının siyasi tepki göstereceği bellidir. Arazide de silahlı direnişlerle karşılaşmamız muhtemeldir. Böyle bir siyasi ve askeri "belirsizlikler" tablosu karşısında komutanlar, kamuoyuna "Ordu hazır, ne yapalım hükümet emir vermiyor" diye... Hükümet de "Ne yapalım, askerden yazılı başvuru gelmedi" diye sorumluluğu birbirlerine mi yıkmak istiyorlar?! Yüksek risk?! Gerçek böyle ise çok kötü, böyle değil ise bu görüntü de çok kötü! Konu evvela askerin uzmanlığı alanına girer. Harekâtın çapını, alan genişliğini, süresini, çarpışma opsiyonlarını, zayiat ve başarı senaryolarını asker hazırlar ve hükümete sunar! Bu, askerin 'teknik' sorumluluğundadır. Hükümet ise bu askeri plana bakarak işin diplomasisini hazırlamakla görevlidir. Nihai siyasi sorumluluk hükümetindir. Asker, hükümete böyle bir plan sundu mu? Askeri harekât için gereken siyasi şartlar nasıl hazırlanabilir? Böyle hayati konular hükümet ile Genelkurmay arasında ve MGK'da etraflıca görüşüldü mü, onu da bilmiyoruz. Elbette gizlilik gerektirdiği için bilmemiz gerekmeyebilir de. Ama en kötüsü bu görüntüdür: Askerle hükümet görüşmüyor, görüşüyorsa anlaşamıyor! Veya, askeri ve siyasi risk öyle yüksek ki, askeri riski ordu, siyasi riski hükümet üstlenemiyor! Böyle izlenimler doğmasından sakınmak gerekir! Üstelik "İhtiyaç var" diyerek harekât ihtimalini sürekli gündemde tutarak ve de beklenti yaratarak! Daha Meclis kararı bile ortada yokken! Genelkurmay Başkanı bu konuyu bizlerle değil MGK'da hükümetle görüşmelidir. |
||
|
||
| böle saçma bi yorum olabilir mi? tayyip ne dedi? -g.kurmay başkanı bana bağlıdır o halde? neyin tartışması bu? başbakan ''girin'' dicek,asker ''hayır'' mı? yetki hükümetteyse neyi tartışıyoruz? böle korkak,sünepe bi ktidar bi daha bu ülkeye gelemez..devletin her türlü onurunu ayaklar altına aldılar..daha düne kadar,sınır komutanları ile zor görüşebilen 3 kuruşluk ıraklı kürtlerin bile götünü kaldırdılar..yazıklar olsun... |
||
|
||
| yazıyı tersten okumuşsunuz galiba sayın bay tango, tabi, bu ülkenin en temel sorunu bu. kimse doğruları iplemiyor, herkes kendi tatmininin peşinde. ehh, murphy'nin altın kuralını biraz değiştirmek de bana nasip oluyor. "altını olan tatmini yaşar"
|
||
|
||
| ben şöyle düşündüm, askerleri kurtarmak için başka askerler girer, çatışma çıkar bir ikisi daha ölürse bu sefer destek kuvvetleri gelir sonra çatışma büyür. valla fena fikir değil yani eğer böyle bir amaç varsa ve bu bir kurguysa. bu arada yazını henüz okumadım kiya, okuyacam. |
||
|
||
| Harekat falan olmaz sadece spekulasyon bunlar ortamı bıraz daha gerıgınlestırmek ıcın...daha ortada toplanacak ganımetler var abd nın ısıne gelırmı sanıyorsunuz! | ||
|
||
| nisan sonunda türk askerini ırak'a sokan vaşington tayms, bu kez de hafta sonuna kadar tbmm'nin "operasyon izni"ni vereceğini öne sürdü. Washington Times: TBMM bu hafta K.Irak'a operasyona izin verebilir ABD?deki yeni muhafazakarların yakınlığı ile bilinen Washington Times gazetesi, Türk Parlamentosu?nun sınır ötesine operasyona izin vermek üzere bu hafta harekete geçebileceğini öne sürdü. Washington Times, Andrew Borowiec imzalı Lefkoşa kaynaklı haberinde "Türk parlamentosu, Irak?ın karşısındaki dağlarda bulunan ve zırhlı araçlarla desteklenen bir guçün, Kürt asilerinin peşine gitmesi için sınırı geçmesine izin vermek üzere bu hafta gibi erken bir tarihte harekete geçebilir" diye yazdı. ABD ve AB?nin sınır ötesi operasyon konusunda Türkiye?yi uyardıklarını belirten gazete, "Türkiye, sınırdaki kuvvet hareketlerinin rutin eksersizler olduğu konusunda ısrar ediyor ancak diplomatik değerlendirmeler, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan?ın halkın baskılarına boyun eğeceğini ve Kürt gerilla harekatının Irak?taki üslere saldıracağını gösteriyor" diye yazdı. HÜKÜMET ÜYELERİ PKK ÜSTÜNE KARARLILIKLA GİDİLMESİ İÇİN BASTIRIYOR Türk hükümetinin, Irak?taki PKK üslerine saldırmayı reddettiği diye ABD?nin terör ile mücadele konusunda "çifte standart" ile suçladığını kaydeden gazete, diplomatların Erdoğan?ın, Türkiye?de 22 Temmuz?da yapılması öngörülen genel seçimi aklında tuttuğunu belirtirken, "AKP hükümetinin üyelerinin asilerin üslerinin üstüne kararlılıkla gidilmesi için bastırdıklarını" da öne sürdü. ABD?li gazete, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt?ın açıklamalarına da dikkat çektiği haberinde Büyükanıt?ın "ABD?nin bölgedeki politikalarını eleştirdiğiöni, Türkiye?ye yeterince destek verilmediğini söylediğini kaydetti. |
||
|
||
| harekata koim.. -tavır var mı? -yok -belli bi duruş? -yok -onur? -bence o da yok hala harekattan mı bahsedionuz? abiden izinsiz,tuvalete bile gidemez bunlar.. Mesaj yollanırken şu hatalar oluştu: Uyarı: Siz mesajınızı yazarken yeni bir mesaj daha gönderildi. İsterseniz gönderilen mesajı okuyun. |
||
|
||
| Yani o da doğru, "ABD İran ve Suriye'yi defalarca Irak'a burun sokmakla suçladı, ama Türkiye'nin artan işgal tehdidine tepkisi dikkat çekici ölçüde yumuşak." bu da var ama abd başımızda başkasını istiyormuş gibi geliyor bana,akpnin önceki seçimlerde bir anda yükselişini ve yapılan propogandaları düşündükçe ki sanırım abd destegiyle, bu sene biraz sönükler,şu cumhuriyet yürüyüşlerini ise halkın tarafsız bir tepkisinden öte planlı bir chp propogandası olarak görüyorum. şöyle açıklayım; seçimlerde akp tek başına iktidar olamayacak ve meclise giren diğer partiler akp ile koalisyon hükümetine yanaşmazsa akp birinci olsa bile hükümeti kuramayacak. chp'nin ve dp'nin tavrı akp ile bir koalisyona yaklaşmayacaklarını aklıma getiriyor. bu durumda ıraka operasyon hem de seçimlerden önce akp ye ciddi derecede oy kazandırır, ellerini güçlendirir. Tabi ihtimaller üzerine konuşuyorum, bu puslu havada birşey diyebilmek oldukça güç. |
||
|
||
he valla, o kadar güç ki hem de; ben bile akepe'nin iktidar olamayabileceği ihtimalini değerlendirmeye başladım. ama n'olur deniz baykal iktidar olmasın, biter bu ülke, iki günde hem de
|
||
|
||
Peter Brookes (Heritage Vakfı'nda uzman, emekli donanma komutanı, 4 Haziran 2007) Türkiye askerlerini her an Irak'a gönderebilir. Türk kara kuvvetleri terörist/ayrılıkçı Kürdistan İşçi Partisi'ne (PKK) yönelik olası bir saldırı amacıyla güneydoğu sınırına yığınak yapıyor. Muhtemelen Türk özel kuvvetleri de çoktandır Irak'ta faaliyet halinde. Bizim veya Iraklıların ihtiyaç duyduğu son şey bu. Böyle bir harekâtı önlemek ABD, Irak ve Avrupa'nın birinci önceliklerinden olmalı. Kürt bölgesi Irak'ın en istikrarlı ve Amerikan yanlısı parçası; 'sorun' listesine dahil olmasını ne ABD ne de Irak kaldırabilir. Türkler, Irak'a girdiğinde karşılarında kimseyi bulmayacak da değil. PKK'nın yanı sıra Iraklı Kürtler de, Irak'a herhangi bir Türk saldırısına direnecekleri sözü verdi. Türkiye'ye de yayılır Irak ordusuna daha yeni entegre olan Kürt peşmergeler yabana atılır savaşçılar değil, bu da Türklerle yaşanabilecek bir çatışmada çok kan dökülmesi demek. Türkiye'nin olası harekâtına bir uyarı da Bağdat'tan geldi; Bağdat'ın, Kürt/Iraklı birliklerin Kaide ve diğer direnişçilerle mücadeleye odaklamasına ihtiyacı var. Irak'ta Kürtlerle Türkler arasındaki bir çatışma, Türkiye'nin 15 milyonluk Kürt nüfusuna da yayılabilir. Amerikan birlikleriyle yanlışlıkla çıkmış bir çatışma bile, ABD-Türkiye ilişkilerini zedeler; ABD'nin Irak'taki güçlerine tedarik kanalı olan Türk hava üssü ve Ankara'nın Afganistan'daki çabalara desteği riske girecek meselelerden ikisi. Türkler de köpürmekte haksız değil. Irak'ta 4 bin, Türkiye'de 2 bin kişilik gücü olan PKK sert ve kötü bir çete. Bağımsızlık için savaşmaya başladığı 1984'ten bu yana 30 binden fazla terörist ve Türk güvenlik görevlisi hayatını kaybetti; PKK sadece 2006'da 600 kişiyi, son iki haftada da 20 asker ve sivili öldürdü. Mayısta Ankara'da düzenlenen bir saldırıda da altı kişi öldü. Türkler PKK'yı sorumlu tutuyor; Kürt asilerse saldırıyı üstlenmedi. Türkiye Başbakanı Erdoğan şöyle demişti: "Sabrımız tükeniyor... Zamanı geldiğinde gerekli adımlar atılacak." Türk Genelkurmay Başkanı'ysa ordunun ihtiyaç duyduğu tek şeyin saldırı onayı olduğunu söyledi. Türk kamuoyu da saldırıyı destekliyor gibi. PKK'ya karşı Irak'a girilmesi sürpriz sayılmayacaktır. Türkiye 10 yıl önce de sınırı geçmişti; geçen yıl PKK tek taraflı ateşkesini bitirdiğinde de geçmenin eşiğine kadar geldi. Fakat Türkiye tümüyle masum da değil. Ankara nüfusun yüzde 20'sini oluşturan Kürtleri demir yumrukla yönetti. Sınırın diğer tarafındaki Kürt özerkliğinden de rahatsız.Bir diğer mesele de Türkiye'deki iç siyaset. İktidar partisi AKP'nin gücü son dönemde geriledi. Irak'a askeri harekâtı, genel seçim öncesi azalan desteğini geri kazanmak için bir fırsat gibi görebilir. Yine de, bu bir blöf, bir uyarı da olabilir. Türkiye PKK'dan bıktı ve NATO müttefiki ABD'yle Irak'ın bu konuda bir şeyler yapmasını istiyor. Askeri yığınak, Türkiye'nin adım atılmasını talep ettiğine dair açık bir mesaj. Bu arada sınırdaki manevralar huzursuz halkı da teskin edebilir. Fakat PKK'nın Türkiye'deki saldırıları sürerse, Ankara orduya yeşil ışık yakmaktan geri durmayabilir. Bu sınırlı bir saldırı olabilir, yani PKK'nın Kandil dağlarındaki üslerini savaş uçakları ve helikopterleriyle vurmak anlamına gelebilir. Daha kötüsü Türk özel kuvvetleri, PKK'ya göz yumduklarına inandıkları Kürt liderleri hedef alabilir. Fakat bu kadarla kalmayabilir de. Türk kara kuvvetleri sınıra yayılıp, Irak'la 300 kilometrelik sınır boyunca PKK sızmalarını önlemek için bir güvenlik kuşağı oluşturmaya da girişebilir. AB, PKK şebekelerini kapatmalı Ne yapmalı? Türklere itidal telkin edilmeli. Her kanaldan diplomasiye hız verilmeli. Özel temsilcimiz emekli General Ralston, siyaseten güçlü Türk ordusuna hitap etmek için üniformayı kullanabilir. NATO Türkiye'yi bir parça dizginlemek için bir şeyler yapabilir. AB de harekete geçip kıtadaki çok sayıdaki PKK şebekesini kapatmalı. AB ayrıca, Türk halkının üyeliğe desteği azalsa da uslu durması halinde üyelik şansının artacağını Türkiye'ye hatırlatabilir.Önde gelen Iraklı Kürtlerin de yapacakları var. Bush'un geçen hafta etkin Kürt lider Irak Devlet Başkanı Talabani'yle yaptığı görüşme işleri çıkmazdan çıkarmaya yardım edebilir. Şükür ki Kürt Bölgesel Yönetimi'nden gelen bazı açıklamalar, PKK'ya yüklenme eğilimini ortaya koydu. Bu noktada somut adımları da görmeliyiz. Tüm bunlar başarısız olursa, ABD ve Irak güçleri Washington'ın terör örgütleri listesindeki PKK'ya karşı harekete geçebilir, kampları kapatabilir ve Türkiye sınırından içeriye saldırıları sona erdirebilir. İdeal olan bu değil, fakat Ankara'yla çatışmaktan iyidir. Irak'ta, bilhassa Türkiye gibi büyük bir gücün ve stratejik müttefikin dahil olduğu daha fazla şiddet, işimizi daha da zorlaştırır. Irak'ta bir Türkiye-PKK savaşından ne pahasına olursa olsun kaçınılmalı. http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=223388 ![]() (Başyazı, 5 Haziran 2007) Bir saldırılar silsilesi, Türkiye'nin ülkenin güneydoğusundaki ayrılıkçı Kürtlerle uzun savaşının yeniden alevlenebileceği korkusuna yol açtı. Kürt lider Öcalan'ın 1999'da yakalanmasının ardından sorunlar yatışmıştı, ancak 4 Haziran'da, sekiz Türk askeri Tunceli'de öldürüldü. Kısa bir süre önce de, bazı askerler dahil olmak üzere 12 kişi öldürülmüştü. Bu eylemi düzenlediği düşünülen PKK, Ankara'daki bombalama eylemi nedeniyle de suçlanıyor. Türk ordusu bu saldırılara, bazı Kürt bölgelerini bombalayarak yanıt verdi. Gelgelelim bombalanan bölgeler Türkiye'de değil, sınırın öbür yakasındaki Irak'taydı. İhtilaf, tehditkâr bir biçimde bölgesel boyut kazanıyor. Türkiye PKK'nın Irak Kürdistanı'ndaki üslerden saldırdığını savunuyor ve Türk generaller kısa süre önce PKK'yı burada vurmaktan açıkça söz etti. Ilımlı tavırlarıyla bilinen Dışişleri Bakanı Gül bile Türkiye'nin Irak'taki Kürtlere saldırarak yanıt vermeye 'her türlü hakkının' olduğunu söylerken, dışişlerinden bir yetkili, Türkiye'nin BM'ye, PKK terörüne dair belgeler içeren ve Irak'a kendini savunmak için saldırmanın yasal hakkı olduğunu savunan bir dosya sunabileceğini belirtti. Verilen gözdağı, ABD Savunma Bakanı Robert Gates'ten endişeli bir azar gelmesine yol açtı. Kürtler ABD'nin Irak'taki en iyi dostları, kana bulanmış ülkede en azından bir şeyin iyi gittiğinin göstergesi. ABD'nin çekilmesine dair çoğu planda, nispeten barış içindeki Kürt bölgesinde asker bırakılması öngörülüyor. ABD'nin sakin tutmayı çok istediği bu bölgenin göbeğine NATO'nun ikinci büyük ordusuyla yapılacak bir saldırı, tam bir felaket yaratır. Mesele bununla da kalmıyor. Birçok rapora göre ABD, dünyanın en büyük devletsiz halkı olan Kürtlerin ciddi varlık gösterdikleri İran'daki emellerini de ateşliyor. İran Kürtlerine verilen Amerikan desteği, askeri yardımları da içeriyor olabilir ve bu Kürtler de Irak'taki üslerden operasyon düzenliyor olabilir. Bir başka deyişle Türkler kendilerini, ateş açtıkları Kürtlerin Amerikalılardan aldıkları silahlarla kendilerine geri ateş açtığı bir durumda bulabilir. Şu sıralar derinden bölünmüş Türkiye'de herkesin hemfikir olduğu tek konu da bu zaten. Türkiye son 10 yılın en feci siyasi krizini yaşıyor. Ordunun da dahil olduğu laik kesimle, ılımlı İslamcı hükümet arasındaki gerilim yüksek. Ne var ki PKK konusunda Gül ve Başbakan Tayyip Erdoğan, genelkurmay kadar savaşçı bir tonda konuşmaktan geri kalmıyor. Seçim öncesi saldırı ihtimali düşük Gelgelelim Kürtlerle çatışmanın bedeli yüksek olabilir. Irak'a saldırmak Türkiye'nin ABD'yle dostluğuna zarar vermekle kalmayıp, AB üyeliği ihtimalini de azaltır. Bu ihtimal Fransa'da Sarkozy'nin cumhurbaşkanı seçilmesiyle azaldı zaten; Sarkozy'nin Türkiye'yi Avrupa'da istemediği malum. Belki de İran'la bile gizli bir ittifaka girerek Kuzey Irak'ta savaşan bir ülke, Sarkozy ve diğerlerinin Türkiye'nin Avrupalı olmadığı iddiasını destekler. Türkiye'yse bunların hiçbiri umurunda değilmiş gibi davranıyor. Belki de üyelik ihtimalinin zaten azaldığını, kaybedecek bir şeyin kalmadığını düşünmelerindendir... Tabii tüm bu kaygılar abartılı da olabilir. Türkiye temmuzda seçime gidiyor, seçimlerden önce bir saldırının gerçekleşmesi pek muhtemel değil. Kürtlere karşı kullanılan sert dil, içerideki seçmenlere yönelik bir şov olabilir. Ama seçimler bittiği halde bu gerilim sonlanmazsı, bölgede bir ihtilafın daha alev alması an meselesi olacak. http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=223387 |
||