|
||
| Kendim olduğum anılarım sadece köydeki çocukluk yıllarımdı. Nüfus kütüğüne kayıt olduğumda beş yaşındaydım. Kayıtlara geçtiğim gün kendimi kaybetmiştim. Okula başladığımda zorla öğretilip bana ait olmayan olgular ile mekanımı da kaybettim. Okulda başarılı olduğum tek ders resim dersiydi. Belki de kaybettiğim kendimi tablolarda kalıcı hale getiririm diye düşünmüştüm. Tablolarımın birinde bulduğum şey tam kendim olmasada, bulduğum tek şey Türkiye'de resimde birinci olmamdı. Onları da babamın yakıp üstünde keyifle çay ve sigara içmesini seyretmekle kaybettim. Lisede Tembur ile kendimi yeniden aramaya başladım. Tembur çalmakla her ne kadar sevgililerim tarafından horlanıp ağustos böceğine benzetildiysem de, onlar da beni kaybetti. Sonra sazımla beraber beni aramaya başladık... Diyarbekir derken İstanbul Teknik Üniversitesi Devlet Konservatuarına çıktık, derken her yerde beni aradık. Biraz hatırladık ama orda da yokmuşum. Sonra Almanya'ya gelmekle ben ve sazım, birbirimizi kaybettik. Daha sonra gitar ile tanıştım. O beni sazımla buluşturdu, artık üç kişi olmuştuk; Ben, Tembur ve Gitar. Üçümüzden çıkan tınılarla yaşamın ( m.ö. ) 3000 yıl öncesiyle ilişkili olduğunu anladım. Bana öğretilenler, beni hala yanıltıyor... Acaba tarih gerçekten sıfırın konulduğu yerde mi başlıyor? Sıfırı doğru yere koymuşlar mı? Susarak özlüyorum İşte buna bıçak çekiyorum Sözcüklerim varmıyor uzaklığına Suskundur takvimlerde adım üstelik Bir bir düşüyor bütün öpmelerim Ağır yenilgiler alarak. Kalbimse sildi bütün defterlerde adresini, yokluğunu kıyamet bilerek. Sadece susarak özlüyorum seni Hiç tanımadan, ne garip Sense uzaklara çivili Bir deniz gibisin resimlerde Dokunsan Dersim olur göçerim mecburen Yalnızlığın on milyon olur, Istanbul Duydum çok sonra Adın önemli değil; Acın aynı tadı veriyor zaten. Islık çalan zamanlardan gelmiştim Bilirim bulutları eskitmenin güzelliğini Zaman, o zaman değil şimdi Güneş yine doğar bu kente Ama gözlerin... gözlerin... Şimdi adı yok hiç bir sevgilinin Sıcak dokunuşunda dağılan Binlerce öpücüğün... İşte, buna bıçak çekiyorum Bir kadın, aşkını savunan Bir çocuk, gülüşü gibi ince Bir havalanış...yok Belki de çekip vurmak Bütün uykuları göz kapaklarında... Tanımadığım ten Yalnizca bir kirintiydin, icime ilk dustugunde Vakitsiz bir anda... Bilmedigim bir neden beni alip goturdugunde o yerlere Keder ve budalaliktan baska yasamin bir anlami var miydi Aradigim aski bulduysam, sendedir ya bu benim icimde dolasan da kimdir Ya bu benim icimde mekan tutan da kimdir Adem evvelinden beri bir yanimiz noksandir neylersin... Beni bu alemde divane gibi gezdiren sen degil misin Geriye kalan yalnizca tanimadigim bu tendir http://www.ahmetaslan.info/ http://www.heval.org/Ahmet+Aslan/ahmet+aslan.asp?Hid=10 http://www.schroederdesign.com/ahmetaslan/launcher_turk.html |
||
|
||
| çok farklı bir tarzı var, mikail aslan ile harikalar yaratıyorlar. gitarını çalarken kendinden geçisi, sesi, tonu beni hep etkilemiştir.. seviyorum onu, "rüzgar ve zaman" iyi bir çizgiye oturttu onu.. teşekkürler torq..
|
||
|
||
| Susarak Özlüyorum parçasını ilk dinlediğimde beni çok etkilemişti ve ben uzun süre kim olduğuna bulmaya çalıştım. Sonunda adının Ahmet Aslan olduğunu bulup hakkında bilgi topladım. Saz, gitar ve cümbüş gibi aletleri çok uyumlu bir biçimde birleştirip sunması onu özgün biri yapıyor. İlgilenmiş olman sevindirici asitik, sen de sağol. | ||
|
||
Kürtçe söylemiyor, Dersimce söylüyor. ![]() |
||
|
||
| Mikail Aslan bana daha cok hitab ediyo ... Ahmette iyidir ama ... Ama hayret ediyorum neden bu ikisinin hala türk tvlerinde görünmemelerinden,nihayetinde ferhat tuncta pkk gecelerine katiliyor,roj tvye cikiyor falan .... veya Bilal Ercan bir fethullah gülen siirini besteliyor,kral tvye klip yapiyo bunu,ama ayni anda roj tvde talk show tarzi bi program yapmakta oldugu halde ... bu türkiye ne acaip bi memleket degil mi .... halbu ki olan Ahmet Kayaya oldu bu arada .... |
||
|
||
http://www.seckinnet.net/oteki/habergoruntule.asp?bolum=160 ![]() |
||
|
||
| Afiş yapmayı bilmiyorlar kanımca... Bu değerli müzisyen için hem de... ![]()
|
||
|
||
| öncelikle iyiki warlar..yoksa sewdalıya susarak ozlediğimizi nasıl anlatırdık..... asitikimperia lütfen ya yapma bunu dersimce denen bişey mi war...o zaman istanbulluca diyarbakırlıca wanca konyaca...sencede biraz komik olmazmı...dersimde konuşulan dil zazaca...kürtçenin bir lehçesi...bunu ahmet aslanada mikail aslanada metin kemalede sorsan boyledir....lutfen....sözler gerçekten incitmesin yüreklerimizi....illaki bir şeyi yok etmek istersseniz bunun yolu yordamı çok farklı olsada sonucu aynıdır...ozaman inkar yerine yada hiç lugatta olmayan bir ad yerine bence üzerine benzin dökün ve kibriti çakın... |
||
|
||
| bu konuda bu kadar 'duyarlı' olman güzel ama bu bilgin sayesinde Dersimce dediğim vakit Zazaca demiş olduğumu anlamalıydın sanki, değil mi kelebek? ayrıca irdelendiği vakit zazaca ve dersimce arasında fark olduğu görülür. ![]() |
||
|
||
| evet ,asitik dogru söylemekte kelebek ... öyle bi durum gercektende var .... | ||
|
||
| ya bildiğiniz üzere nasıl bir diyarbakırla istanbulun türkçesi aynı olmuyor ağız farklılıkları war zazacadada farklılıklar war...bir bingöl zazasıyla bir dersim zazacası ağğız olarak tabiki farklı..ama bir diyarbakır zazacasıda farklı... bence zazacadır...ayrıca dil bir milletin varlığının en büyük göstergesidir...eger dersimce denen bir dil warsa bu durumda ingiliz turk arap gibi dersim denen bir ayrı halkta olması gerekmez mi.... |
||
|
||
| duygularıma ses olmuşsun sağol | ||
|
||
| Dersim'liler kendilerini nedense hep ayrı tutuyor, diğer alevi kesiminden veya dillerinden... Nedenini de pek anlamış değilim? Konuştukları zazadır, Dersimce derler, mezhepleri alevidir, Dersimalevisi derler... teeeyyy... Sizce neden, yada böyle birşey yokmu?
|
||
|
||
| evet,dersimlilerin,avrupada yasayanlarindan biliyorum lanehin dedigini ... adamlar kendilerine hasta nedense,demek ki türkiyede de öyleymis bunlar ... bi de kabadayi olmayi severler en ufak münakasa da .... bi arkadasima sormustum : -bu yugolar niye böyle uyuzlar -bu senin burda gördüklerin yugo degil cingeneler -niye abi ? -cingene olmasalar kacmazlardi,gercek yugolarin cogu orada öldüler ..... yani diyebilirmiyiz ki,yugolarla benzetmek haddimize degil ama,acaba dersimlilik dersimde mi kaliyo .... |
||
|
||
| walla yugonun kelime anlamını bilmiyorum...kabadayılıkları belki wardır...kendilerine hasta olmaları yıllarca üzerlerinde oynanan politikaların ürünü olabilir...bir birbirlerine bağlılar yani...ben daha çok onların kültüründe insana we doğaya olan aşkları ile tanırım..gerçi bunu genç nesil için soylemek biraz zor..yani azda olsa haklılık payın war..ama şu yadsınamaz...sanatçı kişilikli insanlar..üretkenler... ayrıca arkadaşının çingenelere benzetme olayıınıda kınıyorum..çingenelere benzetmesi ile değil..benzetirken sanki çingeneler insan değilmiş. insansada aşağılık birer mahlukmuş gibi söz etmeside olagan karşılanacak bir şey değil...d.saygılar |
||