SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Atatürkçülük

Konu: Kemalizm ve din

Sayfa: [ 1 ]

torq 02.06.2007 14:09:39
Murat Belge

Dün, Türkiye'de sosyalizmin dini ideolojiye karşı benimsemesi gereken birinci ilkenin, kendini Kemalizm'in görüş ve politikalarından ayırmak olduğunu söylemiştim. Bunu açayım.
Kemalizm genel olarak 'din' olgusuyla sorunu olan bir ideoloji değildir. Sorunu İslam'ladır ve bunun nedeni de bu dini 'ulusal kalkınma'ya engel olarak görmesidir. Ama herhangi bir durumda İslam'ın araçsal bir 'yarar'ı olabilecekse, Kemalist, bunu da sonuna kadar kullanmaya hazırdır: Evren'in zamanının Amerikan sosyolojisiyle birlikte 'yeşil kuşak' politikalarıyla bağdaşabilmesinden Tunceli'ye gökten 'din kardeşliği' broşürleri yağdırmaya kadar çok sayıda örneği vardır bunun.

Kemalizm'in bilinçaltında Hıristiyanlık gibi bir din yoktur; daha doğrusu, Hıristiyan dünyada kurulmuş 'din-devlet ilişkisi'nin idealizasyonu yatar. Ama bu ilişkinin tarih içinde nasıl evrildiğine dair köklü bir bilgisi de yoktur ve bu nedenle Batı'da olanın tersini yapmakta, yani aslında (kurtulunmak istenen) Osmanlı'da olduğu gibi dini devletin yedeğine almakta sakınca görmez.
'Müslümanlık yanlıştır' diye bir iddiası yoktur. 'Dindar olmayın' demez ve genel bir (sekülarist) din eleştirisine hiç girmez, bu konuda söylenmiş tek sözü yoktur. Ama "İslam sizin bildiğiniz gibi değildir. Şimdi oturun, kollarınızı göğsünüzde kavuşturup dinleyin, İslam'ın ne olduğunu ben size anlatacağım" der.

Başlar anlatmaya: "İslam'da örtünme yoktur. Bursa'da Türk kadınları çok güzelmiş. Erkekler arasında kavga çıkıyormuş. Onun için 'Şunlar örtünsün' denmiş" diye 'aydınlatır', 'hurafe' ile yaşamaya alışmış kitleleri, devlet televizyonundan. (Bunun kaynağı Falih Rıfkı'dır: "Bilmem ne kadar doğrudur elyazması bir Karaman tarihinde okumuştum. Sultan Orhan vaktinde Türk kadınları örtünmezlermiş. Fakat Bursa'ya yerleşen bir aşiretin kadınları o kadar güzelmiş ki çarşıya gelip gittikçe kimse onlardan gözünü ayıramazmış. Padişah, sadece güzellikleri herkesi işinden alıkoyduğu ve bazı vakalara sebep olduğu için, kapanmalarını emretmiş.")
Falih Rıfkı'nın 'bilmem ne kadar doğrudur' diye aktardığı hikâyeyi (o dönemde Türkler arasında kaçgöç olmadığı doğrudur, ama o başka hikâye) Kenan Evren her akşam halkını aydınlattığı günlerde kesin gerçek olarak anlatırdı.
Ne kadar inandırıcı, ikna edici olduğu bugün yaşananlardan belli (dün yazdığım, 'yukarıdan aşağı' metazori 'bilinçlendirme'nin kaderi bu).

Ama bu toplumda yaşayan Müslümanlar da inandıkları dinin felsefesini, kurallarını, kültürünü Kenan Evren'den öğrenmiyorlar. Dünya kadar kaynak var, onların da istedikleri zaman bakacakları -isterlerse. Şu halde, özetle, Kemalist, topluma 'Dindar olun, iyidir' der ve arkasından hemen ekler, 'Şimdi dininizi size ben öğreteceğim.' Her türlü dini düşüncenin yarattığı zihni tutsaklıkla mücadele etmez, tersine, o tutsaklığın yarattığı zihni kalıpları kendi biçimlendirdiği 'laik din'in yerleştirilmesi için faydalı araçlar gibi görür, kullanmaya çalışır.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=222929

anka 12.07.2007 12:44:52
Murat Belge

Kemalist.... Her türlü dini düşüncenin yarattığı zihni tutsaklıkla mücadele etmez, tersine, o tutsaklığın yarattığı zihni kalıpları kendi biçimlendirdiği 'laik din'in yerleştirilmesi için faydalı araçlar gibi görür, kullanmaya çalışır.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=222929

Murat Belge mükemmel özetlemiş.
Bugün hurafeyle mücadele eden bir Kemalist görmezsiniz.Hurafeyi direk irticacılık olarak yargılayıp, karalar.
Haremlik selamlık oturan kişilere "dinde böyle bir şey yok" diye anlatmak yerine, "Bakın işte bunlar gerici , irticacı" der keser atar, laik din'in yerleşmesi için bu gibi olayları faydalı bir araç olarak kullanır.
Halbuki hurafelerden arındırılmış bir İslam ne Cumhuriyete zararlı olur, ne de başka bir şeye..
Tehlike İslam değil, onun içine katılan hurafeler ve hurafecilerdir..
Hurafeler İritcaya götüren kapıyı açar bu yüzden hurafelerle mücadele etmek gerekir öncelikle.

misterno 12.07.2007 13:02:31
Her türlü dini düşüncenin yarattığı zihni tutsaklık nedir?
Hurafeyle mücadele etmek ne demek?

anka 13.07.2007 10:12:15
"Her türlü dini düşüncenin yarattığı zihni tutsaklık" mUrat Belgenin sözü, benim değil ben de katılmıyorum böyle birşeye.Her türlü dini düşünce zihinsel tutsaklık yaratmaz

nisan 13.07.2007 10:16:04
Murat Belge

Kemalist.... Her türlü dini düşüncenin yarattığı zihni tutsaklıkla mücadele etmez, tersine, o tutsaklığın yarattığı zihni kalıpları kendi biçimlendirdiği 'laik din'in yerleştirilmesi için faydalı araçlar gibi görür, kullanmaya çalışır.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=222929

Murat Belge mükemmel özetlemiş.
Bugün hurafeyle mücadele eden bir Kemalist görmezsiniz.Hurafeyi direk irticacılık olarak yargılayıp, karalar.
Haremlik selamlık oturan kişilere "dinde böyle bir şey yok" diye anlatmak yerine, "Bakın işte bunlar gerici , irticacı" der keser atar, laik din'in yerleşmesi için bu gibi olayları faydalı bir araç olarak kullanır.
Halbuki hurafelerden arındırılmış bir İslam ne Cumhuriyete zararlı olur, ne de başka bir şeye..
Tehlike İslam değil, onun içine katılan hurafeler ve hurafecilerdir..
Hurafeler İritcaya götüren kapıyı açar bu yüzden hurafelerle mücadele etmek gerekir öncelikle.

Benim de merak ettigim zaten haremlik selamlik oturacak cinsten dindar insan dinde boyle birsey olmadigini bilmez mi?

Sapiens 13.07.2007 10:18:56
her türlü ideolojik düşünceyide ekleyerek katılırım bir dindar olaraktan o görüşe




Uyarı: Siz mesajınızı yazarken yeni bir mesaj daha gönderildi. İsterseniz gönderilen mesajı okuyun.
dinde olmayan nedir anlıyamadım?

nisan 13.07.2007 10:22:05
haremlik selamlik denmis de yukarida...

Sapiens 13.07.2007 10:32:24
dinde yok mu diyorsunuz?

karahan 13.07.2007 10:48:55
Haremlik selamlık diye bir şey Kuran da yoktur.
Sadece peygamber hanımlarına özel bir durum vardır.

Nur suresi 61.ayet

"Âmaya güçlük yoktur; topala güçlük yoktur; hastaya da güçlük yoktur. (Bunlara yapamayacakları görev yüklenmez; yapamadıklarından dolayı günahkar olmazlar.) Sizin için de, gerek kendi evlerinizden, gerekse babalarınızın evlerinden, annelerinizin evlerinden, erkek kardeşlerinizin evlerinden, kız kardeşlerinizin evlerinden, amcalarınızın evlerinden, halalarınızın evlerinden, dayılarınızın evlerinden, teyzelerinizin evlerinden, veya anahtarlarını uhdenizde bulundurduğunuz yerlerden, yahut dostlarınızın evlerinden yemenizde bir sakınca yoktur. Toplu halde veya ayrı ayrı yemenizde de bir sakınca yoktur. Evlere girdiğiniz zaman, Allah tarafından mübarek ve pek güzel bir yaşama dileği olarak kendinize (birbirinize) selam verin. İşte Allah, düşünüpanlayasınız diye size ayetleri böyle açıklar.

Diyanet vakfı meali

-------------------------------------------------------------------------------------------------

AHZÂB 53. Ey iman edenler! Size bir yemek için izin verilmedikçe Peygamber'in evlerine girmeyin. Vaktini bekleyip durmaksızın çağırıldığınızda girin, ancak yemeği yiyince hemen dağılın. Söze dalıp lafı koyulaştırmayın. Çünkü böyle davranmanız Peygamber'i rahatsız eder. Fakat o size bir şey söylemekten utanır. Allah ise hakkı dile getirmekten çekinmez. Peygamber'in eşlerinden bir şey istediğinizde, onlardan perde arkasından isteyin. Bu, hem sizin kalpleriniz hem de onların kalpleri için daha temiz bir yoldur. Allah'ın resulüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra onun eşleriyle nikâhlanmanız, size helal kılınmamıştır. Böyle bir şey Allah katında büyük bir vebaldir.

misterno 13.07.2007 12:39:51
Konuyu dağıtmayalım. Konu, hurafelerden arındırılmış İslam'ın cumhuriyete zararı (!) dokunmayacağı yönende açılmış. Burada cevaplanması gereken şu: Cumhuriyet İslam'ın işine niye karışıyor? Alıntıda niye karışmıyor deniliyor halbuki. Burada epistemelojik hatalar var. Cumhuriyetin kendisi hurafe olmasın?


Sayfa: [ 1 ]