|
||
| "Bugünkü Fransız ozanlarının en önemlilerinden biri diye biliniyor. Önceleri, Dada akımının öncüleri arasında sayılıyordu, sonradan Bréton, Eluard, Soupaux ile birlikte bu yüzyılın en önemli şiir akımı olan Sürrealizm'in kurucularından biri oldu. Bugüne değin şiir, roman, eleştiri, deneme, çeviri olarak 61 kitap yayımladı. Aragon'un ünü, öte yandan, İkinci Dünya Savaşında gizli karşı koyma hareketiyle daha bir büyümüştür. Le Paysan de Paris adlı romanı, gerçeküstücülüğün en güzel örneklerinden biri olarak gösterilmektedir. Charles d'Orléans'dan, Victor Hugo'ya değin uzayan bir şiir çizgisini sürdürür gibidir Aragon. En önemli kitapları : Le traité du style, Les Cloches de Balé, Créve-Coeur, La Diane Française, Les Yeux d'Elsa, En Etrange Pays dans mon lui-même, Les Yeux et le Mémoire, Le Roman İnachevé'dir. Aragon açık yazan ozanlardandır, birçok şiirleri bu yüzden şarkı haline getirilmiştir. Aragon, romancı olarak da ün yapmıştır. Çağdaş romanların arasında önemli bir yer tutar. Birkaç çevirisi de vardır." |
||
|
||
| MUTLU AŞK YOK Kİ DÜNYADA Aslında hiçbir şey kâr değil insana Ne gücü ne zayıf yanları ne de yüreği Gölgesi bir haç gölgesidir kollarını açsa Ve kırar göğsüne bastırırken sevdiği şeyi Tuhaf bir ayrılıktır hayatı kapkara Mutlu aşk yok ki dünyada Hani giydirilmiş erler bir başka yazgıya İşte o silahsız askerlere benzer hayatı Sabahları o yazgı için uyanmış olsalar da Tükenmiştirler ve kararsızdırlar akşamları Söyle yavrum şu sözleri ve sakın ağlama Mutlu aşk yok ki dünyada Güzel aşkım tatlı aşkım çıbanım derdim Yaralı bir kuş gibi taşırım seni şuramda Ve görmeden bakanlar şu halimize bizim Süzdüğüm sözleri söylerler benden sonra Ve her şey der demez ölür iri gözlerin uğruna Mutlu aşk yok ki dünyada Yaşamayı öğrenmek bizimçin geçti çoktan Ağlasın gece içinde kalplerimiz yan yana En küçük şarkıyı mutsuzluktur kurtaran Her ürperiş borçlu baştan bir hayıflanmaya Ve her kitar havası beslenir hıçkırıkla Mutlu aşk yok ki dünyada Acılara batmamış bir aşk söyle bana Yıkmamış kıymamış olsun bir aşk söyle Bir aşk söyle sarartıp soldurmamış ama İnan ki senden artık değil yurt sevgisi de Bir aşk yok ki paydos demiş gözyaşlarına Mutlu aşk yok ki dünyada Ama şu aşk ikimizin öyle de olsa Louis ARAGON ( Türkçesi :Cemal SÜREYA ) |
||
|
||
| Bırakıp Gittin Beni bırakıp gittin beni bütün kapılarda bütün çöllerde tek başıma koydun şafakta arayıp öğle vakti yitirdiğim vardığım hiç bir yerde değildin sensiz bir odanın sahrasını nasıl anlatsam hiçbir şeyin seni andırmadığı bir pazar kalabalığını denizde dalgakırandan da boş boşluğunu bir günün seslenip de senden cevap alamadığım sessizliği bırakıp gittin beni kalarak olduğun yerde hareketsiz her yerde bırakıp gittin beni gözlerinle düşlerin yüreğiyle bırakıp gittin beni yarım kalmış bir cümle gibi bırakıp gittin düşen hep ben oldum en küçük kımıldanışında senden başını çevirdiğin için ağladığımı görmedin hiç bana bakıp görmediğin için ben yokken içini çektiğin için ayağına düşen gölgene acıdın mı hiç sen Louis Aragon |
||
|
||
| ELSA'NIN GÖZLERİ Öyle derin ki gözlerin içmeye eğildim de Bütün güneşleri pırıl pırıl orada gördüm Orada bütün ümitsizleri bekleyen ölüm Öyle derin ki herşeyi unuttum içlerinde Uçsuz bir denizdir bulanır kuş gölgelerinde Sonra birden güneş çıkar o bulanıklık geçer Yaz meleklerinin eteklerinden bulutlar biçer Göklerin en mavisi buğdayların üzerinde Karanlık bulutları boşuna dağıtır rüzgâr Göklerden aydındır gözlerin bir yaş belirince Camın karılan yerindeki maviliğini de Yağmur sonu semalarını da kıskandırırlar. ............... Ben bu radiumu bir pekbilent taşından çıkardım Benim de yandı parmaklarım memnu ateşinde Bulup bulup yeniden kaybettiğim cennet ülke Gözlerin Peru'mdur benim Golkond'um Hindistan'ım Kâinat param parça oldu bir akşam üzeri Her kurtulan ateş yaktı üstünde bir kayanın Gördüm denizin üzerinde parlarken Elsa'nın Gözleri Elsa'nın gözleri Elsa'nın gözleri. Louis ARAGON Türkçesi : Orhan Veli KANIK |
||
|
||
| ŞİİR SANATI Mayıs'ta ölmüş dostlar için Sadece ama sadece onlar için İncelik olmalı kafiyelerimde Gözyaşlarım gibi silahların üstünde Ve tüm yaşayanlara Değişse de rüzgarla Ölüler adına orda bilensin dursun O beyaz silahı pişmanlık duygusunun Evli sözcükler yara almış sözcükler Suçun basbas bağırdığı kafiyeler Dibinde çıkararak acı bir hikayenin Çifte su sesini küreklerin Hem yağmur kadar adi Parlayan bir cam gibi Sanki geçitte ayna Ölen çiçek bluzda Çocuğun çemberle oynaması Ayın ırmakta yansıması Dolaptaki güve otu Bellekteki bir koku Kafiyeler kafiyeler orda duyarım Kırmızı ısısını kanın Bize hatırlatın bunu İnsanlar kadar zalim olduğumuzu Ve yüreğimiz gücünü yitirdi mi Unutkanlık uykusundan uyandırın bizi Sönmüş lambayı yakın yeniden Yine ses gelsin boşalan kadehlerden Ben hep şarkı söylemekteyim orda Mayıs'ta ölen dostlarım arasında Louis ARAGON (Çeviri: Gertrude Durusoy, Ahmet Necdet) |
||
|
||
ELSA'NIN GÖZLERİ Öyle derin ki gözlerin içmeye eğildim de Bütün güneşleri pırıl pırıl orada gördüm Orada bütün ümitsizleri bekleyen ölüm Öyle derin ki herşeyi unuttum içlerinde Uçsuz bir denizdir bulanır kuş gölgelerinde Sonra birden güneş çıkar o bulanıklık geçer Yaz meleklerinin eteklerinden bulutlar biçer Göklerin en mavisi buğdayların üzerinde Karanlık bulutları boşuna dağıtır rüzgâr Göklerden aydındır gözlerin bir yaş belirince Camın karılan yerindeki maviliğini de Yağmur sonu semalarını da kıskandırırlar. ............... Elsa sen çok adi bi bayandın.... |
||
|
||
| KUMARA YATIRANLARDAN DEĞİLİM BEN EVRENİ Kumara yatıranlardan değilim ben evreni Ben insanoğlunun o gamlı ulu sürüsündenim bütün bütüne Hiç görülmemiştir fırtınadan kaçtığım Kollarımla bastırdım yangını her seferinde Hendeği de bilelim savaş arabalarını da Güpegündüz sakınmadan söyledim en ters düşüncelerimi Ve geri çekilmedim suratıma tükürmeye geldiklerinde Alnı damgalı yaşadım Bölüştüm kara ekmeği ve herkesin gözyaşlarını Çıktıysam sadece kendi kuleme çıktım ............ Aldım acılıktan payımı Taşıdım mutsuzluk kısmetimi. Benim için hiç bitmedi bu savaş Halkımın kolu kanadı budanınca böyle hep Hâlâ duyuyorum kulağımı yere dayasam Sağır bir dünyanın gerisinden geçip gelen o korkunç uzak iççekişleri Yok uyku yüzü gördüğüm kapasam gözlerimi sürüp gidecektir bu böyle Unutmayın bunu Ama yüzyılın öyküsü ve zamanın dayanılmaz yarası Cüzam kolera iskorbüt açlık Ne kanlı uğraşılar orduların yürüyüşünde Ne kadırga küreklerinde paralanmış kollar Maskara edilen kadınla erkek dilleriyle gönülleriyle Soysuzlaşan her büyüklük ve geri çevrilen sözcükler küstahça ağıza karşı Saldırılan her müzik Ödenen her ışık göz pahasına Kesik elin her okşayışı Bütün bunlar kıyaslanabilir yüzümün anlatımıyle Titremesiyle gözkapağımın Seğriyen ufak kasla yanağımın derisi altında Bedenimin oynayıp devinmesiyle Gözyaşı salgılarıyle bükülen dizle koparılan çığlıklarla Beni sarsan hastalık ateşiyle Alnımın teriyle Ama suratımın meşini görünüşümün sepilenmiş kayışları altında Başka bir şey var onsuz taşlar arasında taşa dönerdim Ambarlar dolusu buğday içindeki bir tane Kendi zincirimden bir bakla Başka bir şey dolaşan kan gibi yoğaltan ateş gibi Başka bir şey düşünce gibi alında Dudakta söz gibi Yaşamaktan elde edilmiş tanrısal soluk gibi Yaşamamdır bu benim ..... |
||