SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Kitap

Konu: Halit Ziya, Mai ve Siyah

Sayfa: [ 1 ]

Frida Kahlo 27.05.2007 22:01:38
“Mai”den “Siyah”a Doğru Geçiş
Türk edebiyatında batılı anlamda eserler veren Halit Ziya Mai ve Siyah adlı romanında yenilikçi ve eski edebiyat anlayışı arasındaki konuya birçok yerde gönderme yaparak, Ahmet Cemil adlı karakterin umutlarını ve hayal kırıklıklarını gerçekçi bir tarzda ele almıştır. Romanın ismi “Mai” ve “Siyah” kelimelerinden oluşmaktadır. Bu iki renk eserin içeriği ile direkt olarak ilgilidir. “Mai” eserde Ahmet Cemil’in hayalleri, istek ve arzuları, “Siyah” ise yaşanan tüm hüsranlar ve hayal kırıklıkları ile simgelenmiştir. Ve eserin başından sonuna kadar “Mai” den “Siyah”a doğru bir geçiş vardır.

Ahmet Cemil’in gerçekleşmesi için kurduğu tüm hayaller bir bir hüsrana uğramış ve başına birden fazla talihsizlik gelmiştir. Bunların ilki Ahmet Cemil’in babasını kaybetmesidir. Babasının ölümünden sonra ailesinin tüm yükü kendi üzerine kalmış ve Ahmet Cemil onların tüm bakımını kendi üzerine almıştır. “… babasının ölümü ardından çalışıp annesine ve kız kardeşine bakmak zorunda kalır.”  Onları kusursuz şekilde yaşatmayı ve hep mutlu görmeyi hayal ederken kardeşi İclal’in gazete sahibinin oğlu Vehbi Bey ile evlenişi ve Vehbi Bey’den yediği dayak sonucu, bebeğini ve yaşamını kaybetmesi, hem kendisinin hem de annesinin hayatını karartmış ve bu “mai” hayal birden “siyah”a dönüşmüştür.

Ahmet Cemil’in bir diğer hayali ise çalıştığı gazetede iyi bir yere gelip zengin olmaktır. Bu nedenle gazete için birkaç makine alır ve hisselerin bir kısmına ortak olur. Fakat Vehbi Beyle aralarının bozulması sonucunda Ahmet Cemil’e hisseleri iade edilir ve bunun üzerine Ahmet Cemil, Vehbi Bey’e tokat atar ve işten atılır. O zamanlar için çok önemli olan memuriyeti bile reddederek gazetecilik hayalini gerçekleştirmek isteyen Ahmet Cemil’in bu hayali de bir anda “siyah”a dönüşmüştür.
Ahmet Cemil’in en büyük hayallerinden bir diğeri ise edebiyat alanında tanınan ünlü bir yazar olmaktır. Bu konuyla ilgili birçok hayal kurar. Hayallerine bağlı olarak, kendisini o büyük üne ulaştıracak bir eser oluşturmaya başlar ve sonrasında ilk şiir kitabını yazar. Maddi durumu iyi olan Hüseyin Nazmi ona kitabını tanıtma fırsatı verir. “Onun için bu gece Hüseyin Nazmi’nin edebi sahabeti altında Ahmet Cemil’in eserinin inşadı rasimesine davet edilenler pek muhalif sınıflara mensup oldukları halde, Erenköyü’ndeki köşkün yemek odasına sofra etrafına ictima etmiş idiler.” Fakat tanıtılan eser, eski edebiyat taraftarı olan diğer yazarlarca kabul görmez. Ahmet Cemil eserin sonlarına doğru yazdığı kitabı sobaya atar ve her bir sayfanın acı çekerek küllere dönüştüğünü izler. “Şiirinin şu hayata son verişinin seyrinden büyük zevk duyuyordu.”  Bu da Ahmet Cemil’in “mai” hayalinin “siyah”a dönüştüğü başka bir örnektir.

Karakterin en büyük hayal kırıklığı ise Lamia’dır. Lamia isimli karakter Ahmet Cemil’e kitabını yazmada ilham veren kadındır ve Ahmet Cemil’in en büyük hayali Lamia ile evlenmektir. “[Lamia için] Ah! Bilseniz ne kadar seviyorum! O eseri yazmak için, onun her kelimesini bulmak için sizi düşündüğümü, onu sizin ayaklarınızın altına serip yaymak için yazdığımı, bütün hayatımda ruhuma hülyanızla daimi bir eş olduğunuzu biliyorsunuz değil mi?” Ahmet Cemil bu büyük hayali kurarken kitabını bu aşktan aldığı ilhamla yazarken, Lamia’nın bir subay ile evleneceği haberi onu çok yıpratır. “[Hüseyin Nazmi, Ahmet Cemil’e] ‘Senin küçük Lamia’yı veriyoruz.’ [der.] Kulaklarına bir şey tıkandır, Hüseyin Nazmi’nin sesini bir uğultu içinde duydu. Gözleri bulandı, durduğu yerde vücudu sallanıyor zannetti. Veriyoruz ne demek, bu kelimenin başka bir manası olup olmayacağını düşünüyordu…”  Bu, Ahmet Cemil’in en “mai” hayalidir fakat bu da diğerleri gibi “siyah”a dönüşmüş ve daha kalıcı bir hayal kırıklığı yaratmıştır.

Başta da belirtildiği gibi eserde hayallerden hayal kırıklığına yani “mai”den “siyah”a doğru bir geçiş vardır. Başlığı oluşturan kelimeler içerikle ilgili açık ipuçları vermektedir. Ve kitapta sistemli bir şekilde renk değişimi görülmektedir. Özellikle kitabın son sahnesi bunu kanıtlar niteliktedir.  “Ah! Biçare hırpalanmış, ezilmiş hayat!... Mai bir gece ile siyah bir gece arasında geçen şu nasipsiz bahtsız ömür!... Bir baran-ı elmas altında belirerek şimdi bir baran-ı dürr-i siyahın altında gömülen o emel çiçekleri!... İşte, işte görüyor gözlerinin önünden yağan bu siyahliklar, denize döküldükçe bir bir sekerat zemzemesiyle boğulan bu zulmetler, işte bunlar o hulya hayatının üzerine çekilen bir matem kefeni değil miydi?”

ZD

depresif 29.05.2007 13:34:18
ortaokulda okumustum.. cok hoş bi kitaptı. ahmet cemil in kız kardeşiydi sanırım, ona cok uzulmustum falan. şimdi buyudum bi daha okusam iyi olacak..


Sayfa: [ 1 ]