|
||
| Yorma kafanı sen var şeytan hamili yakınımdır. | ||
|
||
ulen sizi seviyorum , beni sinirlendiremeyecek kadar boş_lukta_sınız (:
|
||
|
||
ulen sizi seviyorum , beni sinirlendiremeyecek kadar boş_lukta_sınız (: |
||
|
||
| Kim söylemiş bilmiyorum, bir laf var: -Şeytanın ilk işi, insana kendisinin "var olmadığına" inandırmaktı. |
||
|
||
| Bana göre tanrı diye birşey yoktur. Eğer varsa da şeytanda insanda aslında tanrının ta kendisidir. Daha Allah ile cihan yok iken Biz anı var edip ilan eyledik Hakk''a hiçbir layık mekan yok iken Hanemize aldık mihman eyledik |
||
|
||
| ... | ||
|
||
| çok farklı bir bakış açısı... | ||
|
||
Zihnimizdir şeytan, olumsuz doğası nedeniyle sürekli bıdı bıdı yapan, hiç susmayan o deliyi zekanız zannedip onunla kimlik oluşturursanız artık şeytanın esiri olmuşsunuz demektir. Tanrı yani özümüz, onu huzurundan kovmadıkça cennetten söz etmek pekte mümkün değildir. Kadim dinlerin "nefis" dedikleri zihnimiz, olumsuz doğasıyla bizlere depoladığı deneyimlerini olaylara göre sunacak ve sizi geçmişte yara aldığınız olumsuz durumlardan kurtaracaktı. Ama, insanlık varlığını unuttu ve onu kendisi zannetti ve ondan kimlik elde etti.. öyle ki artık kimse onu özünden ayrıştıramıyordu hatta artık insanlar onunla doğuyor onunla yaşıyordu, düşünüyordu öyleyse vardı(!) Cennetimizden kovmalı mıyız bu şeytanı sizce? Bence hayır, o bizim en büyük hizmetkarımız, o bizim elemanımız ama kadim dinler cennetten kovmayı önerdiler. Çünkü düşünüş olmamalıydı, çünkü sürü piskolojisi en kolay elde edilen ve en kolay yönetilebilen bulunmaz bir malzemeydi. Şeytan zihnimizdir ve daima huzurumuzda olmalıdır.. daima gözlemlenmeli ve kontrol edilmelidir işte o zaman üstün insan olabiliriz. ben tamamiyle katılıyorm...mükemmel bir düşünce kalema almıssın...tek kelime ile harika |
||
|
||
| ... | ||
|
||
| Yezidiler için çok unurlu biri... Tanrı'ya sadece ona bağlı olacağını ve onun dışında kimseyi takmayacağını söylediği için..(Adem'den bahsediyorum) |
||
|
||
...Kadim dinlerin "nefis" dedikleri zihnimiz,... Zihin = nefs mi? Hiç sanmam..kadim dinler cennetten kovmayı önerdiler. Çünkü düşünüş olmamalıydı, DÜŞÜN ki... (2/30) ... Allah, DÜŞÜNesiniz diye, ayetlerini size böylece açıklıyor. (2/219) ... size öğütler vermek için indirdiği kitap ve hikmeti unutmayıp DÜŞÜNün. (2/231) ... İşte Allah, DÜŞÜNesiniz diye sizlere ayetlerini böyle anlatıyor. (2/266) ... Bunları özü temiz olanlardan başkası DÜŞÜNemez. (3/7) ... ayrılığa düşmeyin ve Allah'ın üzerinizdeki nimetini DÜŞÜNün... (3/103) Eğer DÜŞÜNürseniz, sizlere ayetleri açıkça bildirdik. (3/118) … göklerin ve yerin yaratılışı hakkında inceden inceye DÜŞÜNenler ... (3/191) Hala Kur'an'ı gerektiği gibi DÜŞÜNmezler mi? (4/82) Bir zaman Musâ, kavmine: 'Ey kavmim, Allah'ın size verdiği nimeti DÜŞÜNün:... (5/20) ... O halde ey temiz özü, DÜŞÜNür beyni olanlar,... (5/100) De ki: 'Kendinizi bir DÜŞÜNür müsünüz,... (6/40) ... Artık biraz DÜŞÜNmez misiniz? (6/50) ... Artık iyice bir DÜŞÜNmez misiniz? (6/80) ... İşte duydunuz ya, O, size DÜŞÜNesiniz diye bunları emretti! (6/151) ... Duydunuz ya, O, DÜŞÜNüp tutasınız diye bunları size emretti. (6/152) Rabbinizden size indirilene uyun, O'nsuz başka velilere uymayın! Sizler pek az DÜŞÜNüyorsunuz! (7/3) İşte bu, Allah'ın ayetlerindendir. Gerek ki, DÜŞÜNüp ibret alırlar. (7/26) İşte ölüleri de böyle çıkaracağız. Gerek ki DÜŞÜNüp ibret alasınız. (7/57) Sizi uyarmak için içinizden bir adam aracılığı ile size Rabbinizden bir ihtar geldiğine inanmayıp da şaşıyor musunuz? DÜŞÜNün ki,... (7/69) Ve DÜŞÜNün ki,... (7/74) … DÜŞÜNün ki, siz azlıktınız, O, sizi çoğalttı ve bakın o bozguncuların sonu ne oldu! (7/86) Gerçekten biz, Firavun'a bağlı onları senelerce kıtlık ve hasılat eksikliği ile kıvrandırdık, gerektir ki, DÜŞÜNüp ibret alsınlar! (7/130) Hem DÜŞÜNseniz ya, sizi Firavun'un adamlarından kurtardığımız zaman,... (7/141) Bunlar hiç DÜŞÜNmediler mi ki,... (7/184) ...Ve bir de su ecellerinin yaklaşmış olması ihtimalini hiç DÜŞÜNmediler mi? ... (7/185) Allah'tan korkanlar, kendilerine şeytandan bir vesvese geldiği zaman, durup DÜŞÜNürler ve derhal gerçeği görmeye başlarlar. (7/201) Ve DÜŞÜNün ki,... (8/26) ... daha önce Allah'ın ve peygamberinin rızasını DÜŞÜNmeleri gerekir. (9/62) ... işte Rabbiniz bu vasıfların sahibi olan Allah'tır! O halde O'na ibadet ediniz! Artık DÜŞÜNmez misiniz? (10/3) ... İşte DÜŞÜNebilecek bir kavim için ayetlerimizi böyle açıklıyoruz. (10/24) ... Bunlar hiç eşit olurlar mı? Artık DÜŞÜNmez misiniz? (11/24) Ey kavmim, ben onları kovarsam, beni Allah'tan kim kurtaracak? Artık bir DÜŞÜNmez misiniz? '' (11/30) ...muhakkak bunda DÜŞÜNen bir topluluk için deliller vardir. (13/3) Ve DÜŞÜNün ki Rabbiniz şöyle buyurmuştu:... (14/7) Ve Allah, insanlara böyle misaller sunar ki, kavrayıp DÜŞÜNsünler. (14/25) Ve DÜŞÜN o vakti ki, Rabbin meleklere:... (15/28) ... Elbette bunda DÜŞÜNce ve anlayışı olanlara deliller vardır. (15/75) Onunla size ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve türlüsünden meyveler bitirir. Şüphesiz ki, bunda DÜŞÜNecek bir topluluk için bir ibret vardır. (16/11) Daha yeryüzünde türlü renklerle yarattığı neler var sizin için. Elbette bunda derin DÜŞÜNenler için bir ibret vardır. (16/13) Şimdi hiç yaratan, yaratmayan gibi olur mu? Artık siz, DÜŞÜNmeyecek misiniz? (16/17) Onları açık mucizelerle ve kitaplarla göndermiştik. Sana da bu Kur'an'ı indirdik, insanlara kendilerine indirileni anlatasın diye. Belki DÜŞÜNürler. (16/44) Sonra bütün meyvelerden ye ve Rabbinin kolay kıldığı yollara koy.' İçlerinden çesitli renklerde bir içecek çıkar ki, onda insanlar için şifa vardır. Şüphesiz ki, bunda DÜŞÜNen bir topluluk için büyük bir ibret vardır. (16/69) Biz bu ikazı bu Kur'an'da türlü şekillerde açıkladık ki; DÜŞÜNüp akıllarını başlarına alsınlar; oysa bu onların ancak ürkekliğini artırıyor! (17/41) DÜŞÜN o günü ki, dağları yürüteceğiz; yeryüzünü çırıl çıplak göreceksin. (18/47) ''Yoksa o insan hiç birşey değilken, Bizim, kendisini yaratmış olduğumuzu DÜŞÜNmez mi? (19/67) ... takva yolunu tutarlar ya da o onlarda bir DÜŞÜNme, ibret alma meydana getirir. (20/113) Ve o vakti DÜŞÜN ki, meleklere: 'Adem için secde edin! ' dedik, hemen secde ettiler; ancak İblis dayattı. (20/116) Acaba onlar bu sözü DÜŞÜNmezler mi, yoksa onlara eski atalarına gelmeyen bir şey mi geldi? (23/68) Allah'a aittir.' diyecekler. De ki: 'O halde DÜŞÜNmez misiniz? (23/85) ... onlara selam vermeden girmeyin! Bu, sizin için daha hayırlıdır. Ola ki, DÜŞÜNürsünüz. (24/27) Andolsun ki onu aralarında, DÜŞÜNsünler ve ibret alsınlar diye evirip çevirmekteyiz.... (25/50) Yine O, DÜŞÜNmek veya şükretmek isteyenler için gece ile gündüzü birbiri ardınca getirdi.'' (25/62) (Musa) : ''O, doğunun, batının ve bunların arasındaki herşeyin Rabbidir, eğer DÜŞÜNüyorsaniz.' dedi.'' (26/28) Dediler: 'Biz güçlüyüz ve yiğit savaşçılarız; ama karar sana aittir. Ne emredeceğini DÜŞÜN. (27/33) ... Allah'la birlikte bir tanrı mı var? Siz pek az DÜŞÜNüyorsunuz! (27/62) Andolsun ki, Biz Musa'ya o kitabı, ilk nesilleri helak ettikten sonra, insanların vicdanlarını aydınlatacak görüşler ve bir hidayet ve rahmet olmak üzere verdik; belki DÜŞÜNür, ibret alırlar. (28/43) Yine Biz seslendiğimiz zaman da sen Tur'un yanında değildin; fakat senden önce kendilerine bir uyarıcı gelmemiş olan bir topluluğu uyarasın diye Rabbinden bir rahmet olarak gönderildin; ola ki, DÜŞÜNüp ibret alırlar. (28/46) Andolsun ki, iyi DÜŞÜNsünler diye, onlar hakkında sözü uladık da uladık. (28/51) ''.... Allah yanındaki ise hem daha hayırlı, hem kalıcıdır; Artık DÜŞÜNmeyecek misiniz? '' (28/60) ''Vicdanlarında bir DÜŞÜNmediler mi? ... (30/8) ... Şüphesiz ki bunda DÜŞÜNecek bir kavim için ibretler vardır. (30/21) … İşte DÜŞÜNecek bir toplum için ayetleri böyle ayırdediyoruz. (30/28) .... Artık DÜŞÜNmez misiniz? (32/4) De ki: 'Size sadece bir tek öğüt vereceğim: Allah için ikişer, üçer ve teker teker kalkarsınız sonra da iyi DÜŞÜNürsünüz; .... (34/46) Ve onlar orada şöyle feryad ederler: 'Ey Rabbimiz, bizleri çıkar da yaptıklarımızdan başka yararlı bir iş yapalım. (Onlara) : 'Ya size orada DÜŞÜNecek olanın DÜŞÜNeceği kadar ömür vermedik mi ki? Hem size uyarıcı da geldi. O halde tadın; çünkü zalimleri kurtaracak yoktur! ' (denilecektir.) (35/37) Uyarıldıklarında da DÜŞÜNmüyorlar. (37/13) … geceleyin de; hala akıl edip DÜŞÜNmez misiniz? (37/138) Hiç mi DÜŞÜNmezsiniz? (37/155) Bu çok mübarek, kitabı, sana, özü temizler ayetlerini DÜŞÜNsünler ve ibret alsınlar diye indirdik. (38/29) Çünkü Biz onları temiz bir hasletle, halis ahiret yurdu DÜŞÜNcesine ermiş has kullarımızdan kılmışızdır. (38/46) Yemin ederim ki, bu Kur'an'da insanlar için her türlüsünden temsil getirdik. Gerek ki iyi DÜŞÜNsünler. (39/27) ... Şüphesiz ki bunda DÜŞÜNecek bir kavim için deliller vardır'' (39/42) Kör ile gören bir olmaz, iman edip iyi iyi işler yapan kimselerle kötülük yapan da (bir değildir) . Siz pek az DÜŞÜNüyorsunuz! (40/58) ...Ya kendilerini yaratmış olan Allah'ın onlardan daha kuvvetli olduğunu bir DÜŞÜNmediler de mi? Fakat ayetlerimizi inkar ediyorlardı. (41/15) ... DÜŞÜNün de istediğinizi yapın, çünkü o her ne yaparsanız görür. (41/40) Biz onu (Kur'an'ı) senin dilinle kolaylaştırdık, gerek ki iyi DÜŞÜNsünler. (44/58) Göklerde ve yerde olanların hepsini kendinden bir lütuf olarak size amâde kıldı. Şüphesiz ki bunda DÜŞÜNecek bir kavim için deliller vardır. (45/13) Artık onu Allah'tan sonra kim yola getirebilir. Hala DÜŞÜNmez misiniz? (45/23) Öyle olmasa, Kur'an'ı bir DÜŞÜNmezler mi? Yoksa kalpler üzerinde üst üste kilitleri mi var? (47/24) Hem herşeyden iki çift yarattık ki, DÜŞÜNesiniz. (51/49) Andolsun ki, o gemiyi bir ibret olarak bıraktık. Fakat DÜŞÜNen mi var ki, ... (54/15) Andolsun ki, Kur'an'ı DÜŞÜNmek için kolaylaştırdık; fakat DÜŞÜNen mi var? (54/17) Andolsun ki, Kur'an'ı DÜŞÜNmek için kolaylaştırdık, fakat DÜŞÜNen mi var? (54/22) Andolsun ki, Kur'an'ı DÜŞÜNmek için kolaylaştırdık, fakat DÜŞÜNen mi var? (54/32) Andolsun ki, Kur'an'ı DÜŞÜNmek için kolaylaştırdık, fakat DÜŞÜNen mi var? (54/40) Andolsun ki, emsalinizi hep helak ettik, fakat hani DÜŞÜNen? (54/51) Muhakkak ilk yaratılışı biliyorsunuz. O halde DÜŞÜNsenize! (56/62) ... Ey görecek gözleri olanlar, DÜŞÜNün de ibret alın! (59/2) ... İşte Biz o misalleri, DÜŞÜNsünler diye insanlara veriyoruz. (59/21) Bir kahin sözü de değildir. Siz pek az DÜŞÜNüyorsunuz! (69/42) ... Rabbinin ordularını sadece kendisi bilir; ve o ancak DÜŞÜNmek için insanlara bir öğüttür. (74/31) Dileyen onu DÜŞÜNür, ... (74/55) Bununla beraber Allah dilemeyince, DÜŞÜNmezler; koruyacak da O'dur, bağışlayacak da! (74/56) Artık onu dileyen DÜŞÜNsün! (80/12) Onun için insan bir DÜŞÜNsün neden yaratıldığını! (86/5) |
||
|
||
| ... | ||
|
||
| düsü düsün boktur isin bu dogru bi laftır deneyin gorün ahha tanrı seytanı seytan oldugunu bılerekmı yarattı seytan kotulukse tanrı ıyılıkmıdır yaoksa bı alt basamaktamıdır bu seytan? |
||
|
||
| ben bencillik |
||
|
||
| Doymayan, zenginken daha fazla zenginliği, yaşarken daha fazla yaşamı dileyen nefsimizdir. | ||