|
||
(Birleşik Arap Emirlikleri gazetesi İttihat)MUHAMMED SEYİD SAİD (El Ehram Stratejik Araştırma Merkezi'nde uzman, 16 Mayıs 2007) Türkiye'deki cumhurbaşkanlığı kavgasının sonucunu kestirmek için erken. Cumhurbaşkanını AKP'nin istediği gibi doğrudan halk seçerse, İslamcı partinin adayının kazanması kuvvetli ihtimal. Fakat AKP'nin devletin temel mevkilerini ele geçirmesi Kemalizm'in ortadan kaldırılmasına kapı açabilir; bu nedenle de bu ihtimali bertaraf etmek için ordunun seçim öncesi veya sonrasında darbe yapması da muhtemel. Öte yandan, ordu böyle bir adımın içeride ve uluslararası alanda maliyetli olacağını biliyor. Bu yüzden de, AKP'nin adayıyla mücadelede, destek sahibi güçlü askeri veya siyasi bir ismi seçimde aday gösterme yöntemiyle de hareket edebilir. Ancak, bu manevra başarısız kalırsa, ordu kendisini darbe kartından mahrum etmiş olacak. Son olarak, taraflar hem Kemalistler hem de İslamcılar açısından kabul edilebilir bir ismin aday gösterilmesiyle ortak bir çözüme ulaşabilir. Bu durum da kavgayı sadece ileri bir tarihe erteler. Darbeler Kemalist ekolden etkilendi Kemalizm krizde. Zira halk Kemalizm'le sonsuza dek yaşamayı kabul etmiyor; hayat değişiyor. Peki bu durum Kemalizm'in öldüğü anlamına gelir mi? İlginç olan şu ki, Kemalizm Türkiye'de siyasi bir ekol olarak sarsılırken Arap dünyasında benzer bir eğilim çekingenlikle de olsa doğuyor. Yani Kemalizm Türkiye'den bazı Arap ülkelerine 'göç ediyor'. Fakat Kemalizm nedir? Arap dünyası için yeni bir şey hazırlıyor mu? Birçok kişi, 1950'li ve 1960'lı yıllarda Arap dünyasında yapılan askeri darbeler ve devrimlerin Türkiye'deki Kemalist ekolden etkilendiğini düşünüyor. Nasırcılık, Esatçılık ve Saddamcılık arasında farklılıklar bulunsa da bu tespit bir ölçüde doğru. Kemalizm sadece laikliğin köktenci bir yorumu değil, aynı zamanda dinin siyasi ve sivil alandan çekilmesidir. Kemalizm din adına yapılan siyasi faaliyetleri bastırmakla yetinmeyip, dini sembolleri yasakladı, dini ev ve camiyle sınırladı. Arap askerler, özellikle de modern devletlerin kurulmasından 1960'ların ortasına dek yaşadıkları 'altın' dönemlerinde, Kemalistlerin Türkiye'de yaptığını yapmaya cesaret edemedi. Arap askerlerin çoğu, siyasal İslamcı hareketlerin ve özellikle de Müslüman Kardeşler'in üyelerine karşı, bazen toplu katliamlara kadar varan şiddetli mücadelelere girdi. Fakat bu şiddetli baskı dine açılan bir savaşa dönüşmedi. Aksine, iktidarı ve dini sembolleri tekeline almayı amaçlayan bir siyasi çekişmeye daha yakındı. Zira Arap askerler kendilerini inançlı politikacılar olarak göstermeye çalıştı. Bu durum siyasal İslami hareketlerle dini semboller etrafında rekabete kadar gitti. Tüm bunlar Kemalizm'den epey farklı. Gerçekten de 1952'de ayaklanan Mısırlı askerlerin çoğu dindardı ve peşi sıra kurdukları hükümetler, devlet okulları ve üniversitelerinde dini eğitimi yoğunlaştırdı. Örneğin, Mısır'daki el Ezher Üniversitesi'nin rolünü azaltmayı düşünen çıkmadı. Aksine El Ezher'in modernleştirilmesine yönelik yasa üniversitenin rolünü genişleti. Mısır lideri Nasır namaz kılmakta kararlı davrandı; ezan, radyo ve televizyonlarda yayımlandı. Hatta Nasır, en önemli konuşmalarını, özellikle de 1956'da Süveyş Kanalı'nın devletleştirildiğini ilan ettiği konuşmasını El Ezher Camisi'nin minberinde yaptı. Nasır dinin kamusal alandaki rolünü kabul etti ve bu durum devrimin en önemli belgelerinde de yer buldu. Kaddafi ve Saddam Hüseyin bile benzer eğilimler gösterdi. Peki o zaman 'yeni Kemalist eğilim'in Arap dünyasındaki doğum alametleri neler? Kemalizm'e en yakın Arap modeli, hiçbir asker geçmişi olmayan Habib Burgiba yönetimindeki Tunus'ta hayata geçirildi. Tunus modeli dini, cami ve evle sınırlayıp siyasetten uzaklaştırma noktasında büyük mesafe kat etti. Suriye'nin tutumu hiçbir zaman bu düzeyde olmasa da, Devlet Başkanı Hafız Esad'ın 1980'lerde Müslüman Kardeşler'e açtığı savaşa da aşırı laik eğilim hâkimdi. Müslüman Kardeşler hedefte Mısır siyasi sistemi de son zamanlarda bu yönde hareket ediyor. Son anayasal düzenlemeler, dini esaslara göre siyasi parti kurma ve siyasi faaliyette bulunma yasağı içeriyor. Bu düzenlemelerin hedefi, Anayasa ve askeri mahkemeler kanalıyla Müslüman Kardeşler'in tasfiye edilmesi. Bu tedbirlerin dinin kamu alanı veya siyasetten uzaklaştırılması olarak yorumlanması mümkün değil fakat Kemalizm'e yakın bir zihniyet var. Bu bağlamda Arap dünyasında Kemalizm'i andıran bir eğilimin doğduğunu söyleyebiliriz. Bu durumun, bürokrat ve teknokrat yapıya sahip yeni seçkinlerin, birçok Arap ülkesini saran aşırı dinciliğe ve köktenciliğe verdiği aşırı bir tepki olarak anlaşılması da mümkün. http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=222192 |
||
|
||
| valla türk resmi doktrini her vakit, üçüncü dünyadaki belirli özgürlük hareketlerinin atatürk'ün bağımsızlık savaşından esinlendiğini iddia ederdi. en çok da cezayir mücadelesinin tamamen atatürk'ten esinlendiği söylenirdi. bu tip esinlenmeler içinde maalesef olumlu bir örnek bulunmuyor ve özellikle cezayir'in hali ortada. şimdilerde bu esinlenmelerden tersinden esinlenmeliyiz belki de... |
||
|
||
önce üstteki yazıyı okusaydın keşke
|
||
|
||
valla türk resmi doktrini her vakit, üçüncü dünyadaki belirli özgürlük hareketlerinin atatürk'ün bağımsızlık savaşından esinlendiğini iddia ederdi. en çok da cezayir mücadelesinin tamamen atatürk'ten esinlendiği söylenirdi. bu tip esinlenmeler içinde maalesef olumlu bir örnek bulunmuyor ve özellikle cezayir'in hali ortada. şimdilerde bu esinlenmelerden tersinden esinlenmeliyiz belki de... Atatürk'ün yağtığı çok şey vardı. Ama anahatlarıyla emperyalizme karşı savaş vermek ve teokrasiyi kaldırmak yaptığı iki şey. Arap ülkelerinde ya da Atatürk'ün mücadelesinden örnek alarak mücadele vermiş, bir şeyler yapmış denilen ülkelerde genelde bunların biri mevcut diğeri ise mevcut değil. Ama 2.'si gerçekleşmediği için "geldikleri gibi geliyorlar" kısa süre içinde
|
||
|
||
önce üstteki yazıyı okusaydın keşke ![]() ulen tango, bazan öle şapşal oluyorsun ki, şöle bağrıma basasım geliyor ![]() klakvork'a ise daha çok çalışmasını tavsiye edeceğim. tarih, coğrafya, dilbilgisi, tabi, matematik olmadan kazanılmıyor artık sınav. ama meclisin seçemediği "islamcı ve karısı türbanlı" cumhurbaşkanını, yarın halk seçtiğinde neler olacak? o nedenle sayın klakvork, cumhurbaşkanlığı seçimi kesinlikle iki aşamalı olmalı ve % 50'yi geçemeyen aday seçilememeli.
|
||
|
||
önce üstteki yazıyı okusaydın keşke ![]() ulen tango, bazan öle şapşal oluyorsun ki, şöle bağrıma basasım geliyor ![]() klakvork'a ise daha çok çalışmasını tavsiye edeceğim. tarih, coğrafya, dilbilgisi, tabi, matematik olmadan kazanılmıyor artık sınav. ama meclisin seçemediği "islamcı ve karısı türbanlı" cumhurbaşkanını, yarın halk seçtiğinde neler olacak? o nedenle sayın klakvork, cumhurbaşkanlığı seçimi kesinlikle iki aşamalı olmalı ve % 50'yi geçemeyen aday seçilememeli. ![]() Halkın %70'i islamcıları seçerse ne olacak? Sadece matematikle mi oluyor bunlar? Demokrasilerde demokrasi karşıtı düşünceler bu yüzden yasaktır. 1 kişi hayır demokrasimi istiyorum dediğinde, eğer ordu demokrasi kurmak için harekete geçerse bu demokrasi karşıtı bir tutum olmaz. Hitler'de mesela bir demokrasi ürünüydü sana göre. Yıka milletin beynini, sonra halk isterse laiklik tabi ki kalkacak diye öt. Şöyle demokrat, böyle demokrat denilen ülkelerde kapatılan partinin, derneğin haddi hesabı yok. |
||
|
||
hey klakkent, az önce süperman burdaydı ![]() öt derken, höt diyorsun sanırım. ama tarihi fazla bilmiyorsun. hitler, seçimle geldi, mussolini de! karşılarında iki güçlü komünist parti vardı. italya'da ve almanya'da. "ulusal birliğini geç tamamlamış ve paylaşım rantından gerekeni alamamış" iki ülke vardı: italya ve almanya! birinci savaşta bu dengesizliği gidermeye çalışırken daha da boka batmış iki ülkenin yoksullukla didişen halkı vardı: italyanlar ve almanlar! evet, demokrasi karın doyurmuyordu. o nedenle karınlarını doyuracağını vaadeden, onları "büyük ulus" haline getireceğini vaadeden, yerde sürüneni ayağa kaldıracağını vaadeden insanların peşine düştü halk. iki faşizm de "demokratik yollardan" durdurulabilirdi. eğer avrupa, herşeyin bittiği 1939 senesinden 2-3 sene evvel tepki verebilseydi. ama o zaman çok daha büyük bir tehlike vardı. komünizm heyulası avrupa'nın üzerinde gezinmekteydi ve churchill, ona karşı bir peygamber istemişti tanrıdan. "tanrıdan" diyecekti churchill, "komünizme karşı bir peygamber isteseydim, hitler'den başkasını göndermezdi!" neyse, tarih, bize uyanık olmamızı söylüyor. irtica ve laiklik söylemleriyle hiçbir irticacı hareketin durdurulmayacağını söylüyor. bu halk size aynen şunu diyecek sayın klak: "laiklik karın doyuriy mi?" karın doyurucu iki kelam edin artık, şu bebeğiniz de demokraside büyüsün! |
||
|
||
| Şu maça gidelim yazısı tribün ağzıyla yazdığından mı orada duruyor? Kahve ağzın ve mantıksızca aşağılamaların sıkıyo bazen farkında mısın? | ||
|
||
valla şeriatçılar kahvede götürüyorlar maçı, ama sizin gibi modern ve laikler kahvede pek bulunmuyor. ay gelin de toplumla bir kahve için ayol, yemez sizi bu halk
|
||
|
||
valla türk resmi doktrini her vakit, üçüncü dünyadaki belirli özgürlük hareketlerinin atatürk'ün bağımsızlık savaşından esinlendiğini iddia ederdi. en çok da cezayir mücadelesinin tamamen atatürk'ten esinlendiği söylenirdi. bu tip esinlenmeler içinde maalesef olumlu bir örnek bulunmuyor ve özellikle cezayir'in hali ortada. şimdilerde bu esinlenmelerden tersinden esinlenmeliyiz belki de... üstteki yazıyı okusaydını dememim sebebi,adam zaten bi sürü arab ülkesi saymış.bı kısmının sorunu çözmede büyük gelişme gösterdiğini söylemiş..sen hala sölenirdi gibi rivayet varmış havası yaratmışsın.buda okumadığını yada okusanda anlamadığını göstermiş..ben a şıkkını düşünmüştüm anlayabilecek kapasiteye sahip olduğunu düşünerek,ama yanılmışım kiyasu ..afedersin .. |
||
|
||
hee, nerede söylemiş onu da alıntılasan ben de ne okuduğumu anlardım, sanırım sen geçen seneki bölümü okudun ![]() sanırım darbecilik ve bonapartizm bölümünü kastediyorsun ama ben hakkaten o bölümleri anlamıyorum. zaten yazılıda da o nedenle çakmıştım
|
||
|
||
| " eğer ordu demokrasi kurmak için harekete geçerse bu demokrasi karşıtı bir tutum olmaz." bu cümleninde içinde bulunduğu paragraf çerçevelenip görülecek yerlere asılmalı bence | ||