SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Dış Politika

Konu: Özgürleşmiş Türk kadını mutsuz

Sayfa: [ 1 ]

torq 26.05.2007 00:04:04


Maureen Freely

Türk bikinisinin kısa tarihi: Genç güzel Türk kızları İzmir ve İstanbul çevresindeki plajlarda 1960'larda bikini giyiyordu. O günlerin 'el değmemiş' kumsallarında röntgenciler yok değildi, ama plajlar arttıkça bikiniler de arttı. 1980'lere gelindiğinde Ege ve Akdeniz'in her köşesinde bikiniye bakış normalleşti. Bunun nedeni kısmen milyonlarca Türk'ün Almanya'da misafir işçi olarak yaşaması, kısmen de milyonlarcasının artık televizyona sahip olmasıydı. Ve en gözde programları da bikiniden geçilmeyen Dallas dizisiydi.

1990'lar çelişkiler dönemi
1990'larda kitle turizmi halka yayıldığında, artık köylü Türk kadınlarının tümüyle kapalı halde denize girdiğini, birkaç metre yakınlarında da üstsüz güneşlenen turistleri görmek mümkündü. Bunu bir çelişki sayabileceğiniz gibi, hızla değişen bir toplumun bazı kesimlerinin diğerlerinden daha hızlı modernleştiği bir ortamda kaçınılmaz olduğunu da düşünebilirsiniz. Ancak 1990'ların ortasına doğru bikini ciddi bir meydan okumayla karşı karşıya geldi. İslamcı Refah Partisi o dönemde kadınların iffetine ciddi bir ilgi gösteriyordu. Erkeklerle kadınları ayrı bölmelerde ağırlayan ve İslami giyimin mecbur kılındığı sahil kulüpleri de o günlerde duyulmaya başlandı. İffetlerine halel gelir korkusuyla yardımına koşulmadığı için boğulan İslamcı genç kızlara dair üzücü hikâyeler de eksik olmadı.

Bu tür hikâyeler, 1923'ten beri kadınların giyimini siyasi bir simge sayan laik çevrelerde büyük şaşkınlık yarattı. Atatürk başörtüsünü resmen yasaklamış değildi, fakat Türklerin kıyafet devrimi dediği değişimlere de önayak olmuştu; manevi kızları Batılı giyim tarzının ilk örnekleriydi ve kısa süre sonra bu modernliğin ve vatanseverliğin işareti haline geldi. Türk kadınları, Fransız kadınlarından daha önce oy kullanma hakkı elde etti. Batılılaşmış aileler kadınların eğitimini ciddiye aldıkları için Türk kadınları birçok Avrupa ülkesinden çok daha önce iş hayatında kendilerine yer açtı. Türkiye'deki kadın profesörlerin oranı 1990'ların ortalarında dünyanın birçok bölgesinden yüksekti; tam da bu yıllarda iktidardaki İslamcı parti başı kapalı kadınları, genelde laikliğin en kutsal kurumları addedilen üniversitelere göndermek gibi parlak bir fikirle ortaya çıktı.

Laik sınıf arkadaşları bu kadınların görüntülerinden o kadar rahatsız oldu ki, yüzlerine tükürmekten çekinmedi. Bu rivayet falan da değil, kendi gözlerimle gördüğüm bir şey. Fakat bölünme yine de bu kadar keskin değildi. Haksızlığın farkına varan birçok kadın akademisyen vardı; başı örtülü öğrencilerin nasıl giyineceklerine karar verme ve eğitim alma hakkının olduğunu ve eğitim silahıyla donandıktan sonra zamanla değişebileceklerini düşünüyorlardı. Elbette bu bakış açısı, kızların kendi kararlarını vermesine izin veren bir ailenin ve daha da önemlisi, o kızların bu hakkını tanıyan bir devletin mevcudiyetini varsayıyordu.

İslamcı egemenliğindeki bir devletin ülkeyi 'başka bir İran'a' dönüştüreceğine dair gerçek ve anlaşılabilir bir korku var. Fakat Türk devleti kuruluşundan bu yana laiklerce yönetildi; Türkiye'nin bizim Avrupa demokrasilerinde yararlandığımız insan haklarından nasiplenecek kadar olgun olmadığını düşünmeye meyilli laiklerdi bunlar. Bu yüzden de devlet, kadınların başlarına ne takıp takmayacağına karar vermesi gerektiğine hükmetti. Üniversite ve bütün devlet binalarında başörtüsünü yasakladı. Bu yasağın doğrularına ve yanlışlarına dair hararetli tartışmalar sürüyor. Bazıları devletin dayattığı yaptırımın tüm yükünü neden İslamcı erkeklerin değil de İslamcı kadınların omuzladığını soruyor. Seksizmin yeni bir sinsi biçimi değil mi bu? İslamcı bir lider başörtüsü oyununun artık siyasi avantaj getirmediğine karar verdiğinde, kadın yandaşlarına başörtülerini çıkarmalarını tavsiye etmişti. Bazıları bu tavsiyeye uydu; diğerleriyse feminist bir tavırla, başörtülerini ne zaman çıkaracaklarına kendilerinin karar vermesi gerektiğini savundu. Bir avuç inatçı aktivist, başörtülü kadınlar için bir insan hakları örgütü kurdu. Diğerleriyse iffetlerini peruk takarak korudu.

1990'ların ortasında İslamcı kadınların tescilli üniformaları, yaz sıcağında giyilmesinden pek de hoşlanılabilecek bir şey değildi. Sadece İslami başörtüsünü değil, kötü kesimli ve bileklere inen pardesüleri de içeren bir giyim tarzıydı bu. 'İçeride' daimi bir tartışmanın yürüdüğü, bu kıyafetin her yıl yenilenmesinden de belli. Pardesülerin yerini kolsuz yelekler aldı. Başörtüleri daha hafif ve renkli hale geldi ve bu yıl iyi İslamcı ailelerden genç kızların dize kadar çıkan etekler giydiği göze çarptı. İslamcı partilerin kıyıdakileri, çaresizleri ve mülksüzleri temsil ettiğine dair yaygın bir kanı var, fakat bugünün muktedir İslamcı partisinin belkemiğini yükselen Anadolu burjuvazisi oluşturuyor. Paraları var ve Batılılaşmış kentli burjuvazi gibi onlar da yükselen statülerini pahalı giyimlerle ifade etmeyi seviyor.

Pahalı veya değil, neticede giyimleri hâlâ siyasi bir simge. Peki bu neye delalet ediyor? Bazıları (ki kendimi de bu gruba dahil edeceğim) Türkiye'nin 84 yıllık laik deneyim sonrası geldiği noktada özel alanda ılımlı dinsel ifadeye izin verecek kadar kendine güvendiğine ve bir demokrasinin böyle bir ifadeyi İslam'la devlet arasındaki çizgiyi bulanıklaştırmadan destekleyebileceğine ve desteklemesi de gerektiğine inanıyor. Fakat, kısmen Türkiye'nin gerçekten de ruhen son derece laik olmasından dolayı, AKP'nin gerçek niyetinden korkan birçok insan var. Bunlara sadece Batılılaşmış burjuvazi değil, Aleviler de dahil.

CHP yanlısı medya ateşliyor
Aleviler hatırı sayılır büyüklükte bir azınlık. Sünni Osmanlıların zulmüne uğradılar. Atatürk'ün bütün Sünni din adamlarını devlet memuru yapıp Alevileri tanımamayı, hatta dikkate bile almamayı tercih etmesinin ardından cumhuriyetten de zulüm gördüler. Aleviler cinsiyet eşitliğine inanıyor. Bilhassa Alevi kadınlar, AKP çok fazla güçlenirse başlarına gelebileceklerden korkuyor. Son haftalarda İslamcılığın artan gücüne karşı gösteri yapanların yarıdan fazlası kadındı ve onların da büyük bölümü laik orta sınıf veya Alevi ailelerden geliyordu.

Korkularını ne ateşledi? Medya. Bilhassa basının bu korkuların ateşlenmesinden en fazla faydayı sağlayacak partiye yakın kesimleri. Bu parti Batılılaştırıcı, yüzü Avrupa'ya dönük laikliğin kalesi olan CHP. Fakat İslamcı AKP Avrupa projesini kucaklamaya karar verdiğinden beri CHP sıkı, hatta ultra milliyetçi kesildi. Sadece Avrupa karşıtlığını değil, ordu, hatta darbe taraftarlığını öncelik listesinde üst sıralarda değil. Demokrasi de. Beni dava etmesini istemem, o yüzden CHP lideri Deniz Baykal hakkında tüm bildiklerimi anlatmayacağım.

Türk feministlerin de elektronik ortamda bolca tartıştığı üzücü gerçekse, AKP'nin de CHP'nin de özgürleşmiş Türk kadınlarına sunabileceği pek fazla şey olmaması. Fakat o kadınlardan milyonlarca var ve kendi başlarına düşünüyorlar. Kadın haklarını savunmak ve meclise daha fazla kadın sokmak için büyük çaba harcıyorlar. Velhasıl bekleyip göreceğiz. (23 Mayıs 2007)

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=222193

kiya 26.05.2007 00:06:39
türk kadını özgürleşmiş mi? ee, biz niye duymadık? laugh

denge 26.05.2007 00:14:17
Alıntı
Korkularını ne ateşledi? Medya. Bilhassa basının bu korkuların ateşlenmesinden en fazla faydayı sağlayacak partiye yakın kesimleri. Bu parti Batılılaştırıcı, yüzü Avrupa'ya dönük laikliğin kalesi olan CHP. Fakat İslamcı AKP Avrupa projesini kucaklamaya karar verdiğinden beri CHP sıkı, hatta ultra milliyetçi kesildi. Sadece Avrupa karşıtlığını değil, ordu, hatta darbe taraftarlığını öncelik listesinde üst sıralarda değil. Demokrasi de. Beni dava etmesini istemem, o yüzden CHP lideri Deniz Baykal hakkında tüm bildiklerimi anlatmayacağım.

CHP midemi bulandırıyor... demek ki sadece benim midemi bulandırmıyomuş, sevindim...
Yahu bi de "özgürleşmiş türk kadını mutsuzdur" demek konuyu çok daraltır Tongue kadın genelde mutsuzdur kardeşim, saptırmayalım lütfen Smiley

Clockwork Avian 26.05.2007 09:24:12
Deniz Baykal kadınlara işkence mi etmiş? laugh Nasıl saldıracağınzı şaşırdınız ha:)))
- Türkiye tarımda çok kötü
- Ben bu arada CHP'nin de bu konudaki politikasını sevmedim
- Zaten ben o baykal'ın...
- Ben var ya bir söylesem bildiklerimi dava açar o yüzden söylemiyorum.

- Massa Monaco'da çok yavaş lan.
- Bizim yarrış nasıl oalcak acaba, organizasyon da çok kötüydü.
- Bu arada CHP'nin F1 politikasını hiç sevmedim, gizli bilgiler var elimde söylesem Baykal mahkemeye verir.

- Peynirden Kıl çıktı lan.
- Ben bu Baykal'ın...

- Dün kendimi rüyamda gördüm, ben varmışım aslında çok da önemliymişim, neden sonra baykal hakkında bir şeyler öğrendim ama unutmuşum. Hatırlayamadan uyandım ter içinde... (saolasın ablak:))

Gerçekse söyle, eğer gerçekse dava ile ne yapabilir ki ey mantıksız?


asya 26.05.2007 10:36:54
Özgürleşmiş Türk kadını mutsuz...

Türk kadını mutsuz...

Kadın mutsuz...

Mutsuz...

Umutsuz...

Clockwork Avian 26.05.2007 10:57:06
Özgürleşmiş Türk kadını değil, özgürleşme süreci gericiler tarafından kesilmiş Türk kadını mutsuz.

Bunun CHP ve Baykal'la değil 60 yıldır ülkeyi yöneten anlayışla ilgisi var.

asya 26.05.2007 12:04:32
Tabii Clockwork Avian, CHP'nin hiç bir katılımı yok bunda...

Atatürk'ten sonra ele gelir, dişe dokunur ne yaptı allah aşkına?

Yıllarca alternatif bulamadığım için CHP'ye oy verdim...

O bana ne verdi?

Clockwork Avian 26.05.2007 12:17:35
1950'den beri tek başına hükümet olamadı? Ne yapmasını beklersin?

denge 27.05.2007 20:18:14
Alıntı
Deniz Baykal kadınlara işkence mi etmiş? Nasıl saldıracağınzı şaşırdınız ha:)))

Clockwork sen sadece başlığa bakmışsın, yazıyı okumamışsın sanırım. Deniz Baykal'la kadın mevzusunun alakası yok, benim alıntıladığım yerde de farkındaysan kadın ile ilgili bi mevzu yok zaten. Yazının İçeriğine bağlı olarak yazdığım iki ayrı mevzudaki iki ayrı mesajdı onlar.

Nolur bana cevap yazma. Tongue

nurcan 27.05.2007 21:28:43

halen deniz baykalı savunanlar varya ben ona şaşırıyorum cidden rte türkiyeye ne kadar zarar verdiyse baykalda chp nin adını o kadar batırdı eğer insanlar bir parti hakkında oy vericek başka parti yokdu yada oyum boşa gitmesin diye o partiye oy verdim diyorsa zaten o parti hiç olmasın ayrıca tek başına iktidar olması gerekmez yıllardır chp mecliste diğer bütün partilerin elendiği zaman tek muhalefet partisi oldu ama maalesef iktidar olmayı berecemediği gibi muhalefet te olamadı forumda birçok başlık içeriğinden çıkıp baykal ve chp yi kötüleme ve savunma alanlarına dönmüş durumda

türk kadını mutsuz ki böyle bir zamanda aksi olamazdı zaten ayrıca artık türk kadınını mutsuz eden öncelik sırası kılık kıyafet değil özgürlükleride değil, bunlar sonraki sebepler şimdilerde asıl sorun geçim sıkıntısı ekonomik kriz önceden erkeğin aldığı maaş ailesini geçindirmeye yetiyordu kadın kendi ekonomik özgürlüğü için çalışıyordu yada istemezse çalışmıyordu şimdi ise çocuklarını hiçte içlerinden gelmediği halde kreşlere bırakıp karı koca çalışıyorlar ama genede aldıkları maaşlar günü kurtarmaya bile yetmiyor bazen, öncesinde yaşam şartlarını biraz daha iyileştirmeye yarayan kadının aldığı maaş şimdi zorunlu ihtiyaçlarına gidiyor ve çalışan anneler gün içinde işleriyle boğuşurken bir yandan akşama ne yapacaklarını düşünüp bir yandan evde çocuklarını yalnız bırakmak zorunda kaldığı için merak içinde akşam olmasını bekliyor elbette kılık kıyafet ve özgürlükler korkusu var bende bundan tedirginim tabiki, irana dönermi memleketim diye düşünüp ürpermiyor değilim bazı zamanlarda

 özgürlükleri cinsiyetler için ayırasım gelmiyor özgürlük birey içindir kadın için ayrı erkek için ayrı özgürlük kavramları yoktur ama şu bir gerçek günümüz kadının derdi kılığı kıyafetinden önce ekmeği aşı, çocuklarının geleceği erkeklerin ve kadınların sıkıntıları diye ayırmamak gerekir türkiye gerçeklerini


Sayfa: [ 1 ]