SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Psikoloji

Konu: Uyku ve Rüyalar

Sayfa: [ 1 ]

deniz 08.07.2004 18:26:06
UYKU VE RÜYALAR.....
 
Bilinç;   
Kişinin kendisi ve çevresi hakkında bilgi sahibi olması,iç ve dış uyaranların açık ve net olarak farkına varmasıdır.
Normal bilinç durumları; bilinç durumunda görülen normal değişikliklerin başında uyku gelir.Bilinçli uyanıklıktan derin uykuya dek uzanan yelpaze içinde çeşitli bilinç basamakları vardır:
1-Aşırı uyanıklık; heyecan gibi aşırı uyanıklık durumunda dikkat dağınıktır,bilinçte bir zayıflık söz konusudur ve davranışlar çevreyle tam anlamıyla uyum göstermez.
2-Dikkatli uyanıklık;Duygular normal tempodadır.
3-Rahat uyanıklık; gergin olmayan,rahat ve sakin bir bilinçliliktir.
4-Uykuya geçiş; uyuklama durumudur.
5-hafif uyku;bilinç ortadan kalkmıştır.
6-Derin uyku; iç ve dış ortama yönelik bilinç ortadan kalkmıştır.Kişi rüya görüp görmediğini hatırlayamaz.
Farklı bilinç durumları;Değişik ruhsal bozukluklar ve organik beyin hastalıklarında normalde yaşanmayan bilinç durumlarıyla karşılaşılabilir.
-Bilinç bulanıklığında hastanın kendisine ve çevresine ilgisi,zamana ve ortama uyumu bozulmuştur.
-Alacakaranlık durumunda,hastaya rüyada olduğu izlenimi veren işitme ve görme sanrılarının bulunduğu bir bilinç bulanıklığıdır.
-Koma öncesinde,bilinç kaybı başlamıştır.Hasta güçlükle uyandırılabilir ve kısa süre uyanık tutulabilir.
-Yarı komada hastanın çevresiyle olan bilinçli ilişkisi kaybolmuştur.İrade dışı hareketler ve normalde görülmeyen refleksler ortaya çıkar.
-Komada ise artık ağrılı uyaranlara hiçbir yanıt yoktur.Normal refleksler ortadan kalkmış anormal refleksler yerleşmiştir.
    
UYKU:   
Dış uyaranlara karşı bilincin uyuştuğu,tepki gücünün ve etkinliğin büyük ölçüde azaldığı,dinlenme durumudur.İnsanın hiç uyumadan yaşaması imkansızdır.Günlük uyku süresini 1-2 saat kısaltmak ya da uzatmak uyanıklığın niteliğini bozar.Baş ağrısı,yorgunluk,gerginlik,dikkat toplaşımında güçlük gibi yakınmalar ortaya çıkar.Normal olarak insanlarda günlük uyku gereksinimi 6-9 saat arasındadır.

REM UYKUSU :
1953’te E.Aserinsky ve N.Kleitman uyku tiplerinin hızlı göz hareketleri ile bağlantılı olduğunu açıkladılar.Buna göre;
1-Hızlı göz hareketleri-REM
2-Yavaş dalga uykusu –NREM (rem dışı uyku)
REM uykusu uyanıklık durumuna çok yakındır.Yavaş dalga uykusunda(NREM) ise;beyin dalgalarının çok yavaşladığı saptanmaktadır.Derin ve dinlendirici olan bu uykuda dört evre görülür:
1-Uyuklama evresi
2-Hafif uyku evresi
3-Derinleşen uyku evresi
4-Derin uyku evresi
Yavaş dalga uykusunda kaslar gevşer,solunum, sinir sisteminin işlevleri yavaşlar,kas basıncı ve solunum hızla düşer.
REM uykusunun başlıca özellikleri ise ;fizyolojik etkinliğin, beyne giden kan ve oksijenin, ayrıca vücut hareketleri ve kaslardaki küçük kasılmaların, artmış olmasıdır.
Yavaş dalga uykusunun (NREM) sırasıyla dört evrelerinin ardından (1.2.3.4.)- REM uykusu-daha sonra yeniden birinci evre gelir.Bu düzen uyku boyunca devam eder.Ortalama doksan dakikada bir ortaya çıkan REM uykusu 5-30 dak. Sürer.
Rüyalar genellikle REM uykusunda görülür.REM uykusunda motor nöronlar uyarılır,frenlenir.Bunun sonucu gövde hareket edemez,kol ve bacaklar hafif oynatılabilir.Bu nedenle insan rüyasında kopup kaçamaz.Gözle hızla oynamaya başlar solunum hızlanır ve düzensizleşir,kalp hızlanır.
Gecenin ilk REM uykusu 90 dak.lık bir yavaş dalga (NREM) uykusundan sonra gelir ve birkaç dakika sürer.Son REM uykusu 20-30 dak sürer.Bundan sonra uyanılır.Hatırlanan rüyalar genellikle bu son evrede görülen rüyalardır.

    
RÜYALARIN VE UYKUNUN İŞLEVLERİ:   
Uyurken görülen hayaller ve olaylar dizisine rüya denir.Rüya görmeyen insan yoktur. Yavaş dalga uykusu(NREM) en derin ve sakin uykudur.Bu uyku döneminde uykuda gezme,gece korkuları görülebilir.Bu uykudan uyandırılan insan bir süre aklını başına toplayamaz.Sonra REM uykusu gelir ve rüyalar bu dönemde görülür.REM uykusunda hayatta kalmak için gündüz kazanılan deneyimler belleğe depolanırken,gündüz yapılan gövde ve göz hareketleri de tekrarlanma eğilimi gösterir.Beyin REM uykusunda hareket merkezlerini frenleyerek kas gevşemesi yapar ve böylece uyanmayı engeller.Bazı rüyalar kişide ruhsal boşalım ve rahatlama sağlar.

UYKUNUN İŞLEVİ:
Uzun süreli uykusuzluk sinir sisteminde anormal etkinliklere ve zihinsel işlevlerde azalma ve yavaşlamaya yol açar.Bu durum uykunun özellikle sinir sisteminin sağlığının korunmasında önemli rolü olduğunu düşündürür.
    
UYKU BOZUKLUKLARI:   
Uykuda ortaya çıkan bozuklukların bazıları,beynin uyku ve uyanıklığı denetleyen bölümündeki bozukluktan kaynaklanır.Bunlar;uykuculuk,uyurgeerlik,aşırı ölçüde uyuma ile uykusuzluktur.
Bunların dışında ;Uykuda konuşma,gece işemeleri,uykuda diş gıcırdatma ve horlama gibi bozukluklar;REM uykusu sırasında onikiparmak bağırsağı ülseri belirtilerinin,NREM uykusunda sara benzeri çırpınmaların görüldüğü saptanmıştır.
Uykusuzluk:Uykusuzluğun nedenleri arasında uyuma koşullarının bozukluğu,dolaşım ya da beyin hastalıkları,bunaltı ya da ruhsal çöküntü gibi ruhsal sorunlar ve ağrı gibi fiziksel bozukluklar sayılabilir.

12.09.2004 21:23:52
uykunun neden  var oldugunu bılmıyorum ama sunu soyleyebılırımkı
  manevı ve fızıkı olarak yorgun degılsem uyumak ıcın mutlaka muzık dınleyıp kıtap okumam lasım
  manevı olarak yorgunsam uyumak ıcın sadece 10 dk. muzık dınlemem yeterlıdır
  fızıkı olarak yorgunsam odamın kapısını acıp ustumu degıstırıken bıle uyuyorumdur Wink  

13.09.2004 15:08:58
muzikle uyumakda bana cok zehmetli geliyor kafam dagiliyor uyuyamiyorum.

14.09.2004 03:02:34
Rüyalarla ilgili en saçma şey şudur,biri rüyasında sizi gördüğünü söyler siz de mesela bir başkasına işte şu kişinin rüyasında şunu yapıyormuşum dersiniz.Hemen o rüyadaki varlığınızı benimsersiniz yani...

private1907 03.08.2007 03:05:58
Uyku laboratuvarının tedavideki rolü nedir?

Laboratuvar ortamında yapılan uyku testine (polisomnografi) göre teşhis konur. Hastaların vücutlarında çeşitli bölgelere yapıştırılan elektrotlar sayesinde beyin dalgaları, kalp etkinliği, kas gerginliği, solunum faaliyetleri ve oksijen seviyeleri 8-12 saat boyunca tespit edilir. Hasta uyku sırasında kızılötesi kameralarla izleniyor. Uyku bozukluğunun bazen bir sonuç bazen de bir neden olabileceği unutulmamalı.

Hastalıklar nasıl tedavi ediliyor?

Uyku bozuklukları, vücudun size gönderdiği bir mesaj, onun nedenini bulabilirsek tedavi çok başarılı oluyor. Bu nedenle uyku laboratuvarını kullanmak zorunda kalıyoruz. Devam eden, ciddi problem varsa uyku laboratuvarında uykunun 'grafisini' çekiyoruz. Her hastanın bunu yaptırmasına gerek yok. Bazı hastalıkların tedavisi davranış değişikliği, gevşeme egzersizleri olabiliyor. Uyku apnesi gibi hastalıklar ise ameliyatla tedavi edilmeli. Çok basit davranışsal değişikliklerden cerrahiye kadar çok geniş bir yelpaze içinde sebebe yönelik tedavi ederseniz başarılı oluyorsunuz. Yoksa her gelene uyku ilacı yazarsanız başarısız olursunuz.

İlaçlarla ilgili çekinceler var...

Uyku getiren, uykunun sürmesine yardımcı olan ilaçlar 20 yıl öncesine oranla bugün daha güvenli. Eskiden uyku ilacı alıp intihar edenler vardı. Bu nedenle uyku ilacı kullanma konusunda çekince var. Yeni ilaçların daha az alışkanlık yapma potansiyeli var. Geçmiş yıllarda teknoloji yeterli olmadığı için uyku bozukluklarının tanısı ve tedavisi sınama yoluyla oluyordu. Uyku laboratuvarının getirdiği avantaj, olayı kağıt üzerinde görüp nereye nasıl müdahale etmemiz gerektiğini anlıyoruz. 'Herkesin uyku problemi strestir' görüşü doğru değil.

Yiyecekler uyku kalitesini nasıl etkiyor?

Geç saatlerde, ağır yemekler, aşırı miktarda tüketilen çay ve kahve uyku kalitesini bozuyor. Akşam saatlerinde hazmı daha zor ve uzun olan yağlar ve proteinler tüketildiğinde uykunun kalitesi bozuluyor. Rus atasözü var; sabah kahvaltını et, öğlen yemeğini dostunla paylaş, akşam yemeğini düşmanına ver. Ama biz bunun tam tersini yapıyoruz. Baharatlı ve çok acılı yiyecekler de uykuyu bozuyor. Bitki çayları arasında adaçayı, papatya ve melisa uyumayı kolaylaştırıyor ve insanı sakinleştiriyor. Süt, yoğurt serotonin miktarının etkileyerek olumlu etkisi olduğu düşünülüyor. Bu hassasiyetler kişiden kişiye değişiyor.

Bu ataklar sizi hasta eder-Uyku bozuklukları


Dissomnia: Uykunun başlatılması, sürdürülmesindeki sorunlarla, çok fazla, yanlış yer ve zamanda uyumayla ilişkili uyku bozukluğudur. Bu hastalar genellikle 12 saat veya daha fazla uykuya ihtiyaç duyar, uyanırken zorlanır ve gün içinde uyuklarlar.


Parasomnia: Uyku sırasında meydana gelen istenmeyen fiziksel olaylardır. Örneğin; konuşma, hareket etme, yeme, içme gibi davranışların uyku esnasında ortaya çıkması.


Uyku apnesi: Uyku sırasında nefesin birçok sefer 10 saniyeden daha fazla durması. Genellikle horlayan, orta yaşlı ve kilolu olanlarda çok sık rastlanıyor. Oksijen kaybı, gün içinde aşırı uyku, yorgunluk, sinirlilik, yüksek tansiyon, dikkat ve konsantrasyon güçlüğü eşlik eder.


Narkolepsi: Ani ve kontrol edilemeyen uyku ataklarıdır. Hastalar herhangi bir yerde, örneğin otomobil sürerken, yemek yerken veya yolda yürürken istemsiz şekilde uykuya dalarlar. Genellikle kas kuvvetinde azalma, dizlerin bağlı çözülür gibi olması ve rüyamsı görüntüler uyku atağından hemen önce ortaya çıkar.

Az uyuyan kilo alıyor
Yeni araştırmalar, uyku süresi ve iştahı düzenleyici hormonlar arasında bir ilişki olduğunu gösteriyor. Sıcacık yatağınızda daha fazla vakit geçirerek kilo verdiğinizi düşünün. Bu bir hayal değil çünkü yapılan iki yeni araştırma sonuçlarına göre; kronik uyku bozukluğu kilo almaya yol açıyor. Son 40 yıl içinde Amerikalı yetişkinler gece uykularının süresini ortalama iki saat azalttı, uyku azalırken alınan kilolar arttı. 1960 yılında sadece dört kişiden biri kiloluydu ve dokuz kişiden biri obez kabul ediliyordu. Günümüzde ise üç kişiden ikisi kilolu ve yaklaşık üç kişiden biri obez.

Bristol Üniversitesi'nden Dr. Shahrad Teheri, 'Daha önce yapılan araştırmalar sayesinde az uyku ile yüksek vücut kitle endeksi arasındaki ilişkiyi biliyorduk ama nedenini bilmiyorduk' dedi. Teheri ve meslektaşları araştırmalarında, 17 yıldır bin gönüllünün uyku alışkanlıklarını takip eden Wisconsin Uyku Merkezi'nin verilerinden faydalandı. Geceleri beş- sekiz saat uyuyanlar karşılaştırıldığında beş saat uyuyanların vücut kitle indeksinin daha yüksek olduğu ortaya çıktı.

Gönüllülerin kan örnekleri incelendiğinde ise uykusuzluk çeken kişilerin kanlarında ghrelin adlı hormonun oldukça yüksek olduğu belirlendi. Midede salgılanan ghrelin, açlık sinyallerini beyne ileten ve bizi yemeğe yönlendiren bir hormon. Uykudan mahrum kalanlarda yüksek seviyede ghrelin hormonu bulunurken leptin hormonu düşük seviyelerde çıktı. Leptin, 'ghrelin'in aksine tokluk hissini beyne ileten iştah dengeleyici bir hormon.

Teheri, 'Bu araştırmadan önce insanlar obezitenin hareketsizlikten kaynaklandığını düşünüyordu. Ama uykunun ne kadar etkili olduğu gün ışığına çıktı. Örneğin ben bunu kişisel olarak yaşıyorum; uykusuz kaldığım zamanlar daha fazla abur cubura yöneliyorum' dedi.

Bu konudaki ikinci çalışma Chicago Üniversitesi uyku laboratuvarından geldi. Uyku eksikliğinin vücuttaki ghrelin ve leptin seviyeleri üzerindeki etkisine işaret eden araştırmada; uykusuz geçen birkaç gece sonunda beynin daha fazla yiyeceğe ihtiyacı olduğu ortaya çıktı. Uyku laboratuvarında yapılan testlerden birinde, genç erkeklerden oluşan küçük bir grubun altı gece boyunca sadece dört saat uyumasına izin verildi. Ertesi sene uyku laboratuvarına geri dönen erkekler, hormon ve iştah seviyelerinin direkt ölçülebilmesi için altı gece boyunca istedikleri kadar uyutuldu. Uykusuz kaldıkları hafta süresinde, düşük seviyede leptin ve yüksek seviyede ghrelin göstermelerinin yanında ayrıca tatlı, yağlı ve tuzlu besinlere karşı şiddetli istek duydukları belirlendi.

akrepv 03.08.2007 03:10:43
hayırdır priv,yoksa bizi uyutup
o kuşların yanınamı uçacaksın    laugh


Sayfa: [ 1 ]