|
||
| +1000 bak buna katılıyorum.. Çünkü bizimde bir yerde tatmin olmamız gerkiyor.. En azından bizde bu sistemin yarttığı ürünlerden olarak bu şiddeten her kes gibi nasibimizi almışız.. | ||
|
||
Alıntı bütün inaçların/değerlerin/dinlerin aslının tek tanrı/islam inanıncından geldiğinin delili nedir, kurandaki peygamber kıssalarından başka. amadeus!Bu konudaki delile Kurandaki Peygamber kıssalarından başka, üç delil daha var... 1) Tevrattaki Peygamber kıssaları. 2) Zeburdaki Peygamber kıssaları. 3) İncildeki Peygamber kıssaları. sen bunları gözden kaçırmış olmalısın... tabii burada da bu deliller nasıl görülecek konusu ortaya çıkar. orası da, sana kalıyor. |
||
|
||
| ama çakıl, kuran da yazılanlarıe eskilerin hikayeleri olma ihtimali gerçekten yok mu ? kuran kıssalarına baktığımızda çok az değişiklik görüyoruz öncekilerle karşılaştırıldığında. bu yüzden bu delilin daha çok antitez için delil olabilir. |
||
|
||
| EVET AMADEUS BEN DE ANTİTEZ İÇİN DELİL GETİRDİM BUNLARI VE DİYORUM Kİ: Tevrat, Zebur, İncil ve Kuran çıkışları itibariyle aynı merkezli kitaplardır ve hepside tek tanrı inancını salık vermektedir. Ve fakat hedef sapması her zaman ve hepsi içinde mümkündür. Yani demek istediğim şu ki; Şekiller aynı belki ama ya mana? O da aynı mı acaba? |
||
|
||
| Aralarındaki benzerlikler birbirlerini doğrulayıcılıklarını ve farklarsa Kur'an 'ın geçerliliğini ortaya çıkarır. | ||
|
||
| Benzerlikler insan zihni işleyişini; farklar zihnin yaşadığı dönem ve çevreden etkilenişini gösterir. | ||
|
||
| Çok özel benzerlikler söz konusu ,insandan insana taşınırken bile değişebilecek bazı anlatımlar da korunan bir saflık var bunun insanlar tarafından iletilmiş olması bence mümkün değil. | ||
|
||
| İnsandan insana aktarım değildi zaten söylemeye çalıştığım; mistisizm ile çevrelenmiş zihniyetlerin ortak ürünü olduğunu kastediyorum. Aradaki nüanslarda doğal olarak yaşadıkları çevre ve çağ farkından dolayı... |
||
|
||
| Ben de zaten insan kaynaklı olsaydı topluluktan topluluğa geçerken korunan o ortak bazı orjinal anlamlar kaybolurdu,oysa bence bütün bu Kur'an öncesi metinlerde bazı bölümlerden çok ayrık kalan ve İslam'a çok uygun kısımlar var.Bence insan zihnini çevreleyen o mistik hale zaten o kitaplarda yazılanları dejenere etmiş ve batınileştirmiş.Farklar özellikle böyle açığa çıkmış. | ||
|
||
| Harfler ve kelimeler bizi anlama götürmelidir... Harf ve kelimelerde kalmak onlarla yetinmek bize ezberi verir ki bu da papağan yada maymunluktan başka birşey değildir. Kitaplar ve rasullerde bizi Allah'a götürmelidir... Allah'a gidemeyen, vuslata ulaşamamıştır her ne kadar o yolda olsa da. Gökkubbenin altındaki her şey aynı kanunun ve aynı kaderin buyruğundadır. |
||
|
||
| ÇOĞAL/T/MAK İSTEDİNİZ... ve belanızı buldunuz. |
||
|
||
Ben yine mesajların hepsini okumadan tahminle gideyim .. Dini nasıl tanımladığımıza bağlıdır.. Toplayıcı-avcıların dünya görüşü animizmi antropologlar ilk din olarak yorumlamışlardır. Ama, aslında animizm bir dinden ötedir.. Dinlerde katı kurallar bütünü vardır. Şartlar, kurallar ve belli ritüeller bulunur. Ama animizmde şartlar ve kurallar yoktur. Animizm aslında, varolan her şey yaşar ve var olan herşey yaşam ağı ile birbirine bağlıdır fikrini barındıran yaşama biçimi ve inanıştır denebilir. Evrendeki herşeyin diğer enerjiler ve yaşamlar ile ilişkide olan bir enerjisi , bir yaşamı vardır. Kuantum fiziğini hatırlattı dimi ? Her hangi bir tanrı inancı yoktur.. Onlar sadece bu dünyada yaşarlar.. Tanrıyı yaratmış uygar insan ise, toplayıcı-avcı toplulukların bazı davranışlarına dinsel anlamlar yüklemiştir. Ama bir şempanze ailesinin en yaşlısının yağmur yağarken elinde bir sopa ile tepe bir yere çıkması ve sanki dans edercesine sallanmasını, Uygar insan bunu da bir dinsel olgu olarak görür mü? İnsanların, tabiat ile doğrudan ilişkileri sonucu deneyimledikleri bazı pratikleri ritüel olarak görmek, dinin etkisi altında kalmış olan yeni çağ insanları için hatalı olmaz herhalde.. Daha açılabilir... |
||
|
||
Alıntı ÇOĞAL/T/MAK İSTEDİNİZ... hayatın anlamı minimalizm mi acaba ? :huh:
ve belanızı buldunuz. |
||
|
||
| yukarıda elfun un yazdıklarına katılmakla beraber bu konuda bir örnek vermek istiyorum. aborijinlerin inancı, kendilerini doğadan üstün görmeye ve onu kontrol altına almaya karşı, onlara göre doğa evrimini tamamlamamış, dolayısıyla insanın kendini efendi görme hakkı yok. doğa-insan ilişkileri anlamında bizim uygarlığımızın düşünmeyi beceremediği bir düşüncedir bu. tabi kendi "modern" kafa yapımıza göre hemen bu düşünceleride din olarak damgalayabiliriz. aslında bu topluluk pek çok açıdan bize örnek olabilecek ve ışık tutabilecek niteliktedir, avustralyada uygarlık ve ilkelliğin çatışması açık biçimde görülmekte, hangi tarafın daha uygar(!) olduğuda görülmekte. ben dinin toplumda hem sınıfsal hemde mesleki ayrımların(uzmanlaşma, işbölümü) ortaya çıkmasıyla birlikte bildiğimiz haliyle yani "kural koyan ve denetleyen"(bir nevi içselleştirilmiş hükümet) haliyle ortaya çıktığını düşünüyorum. bugün endüstriyel toplumdan aradığını bulamayan insanların budizme, islam a kaymasının sebebide budur. toplum karmaşıklaştıkça, devletin alanı arttıkça ki demokratikleşme, sanayileşme vb. isimler altında devlet artık neredeyse geri itilemiyecek biçimde kendini heryere sokmuştur, insanın dinsel ütopyalara, cennetlere ihtiyacı artıyor. şimdi burdan çözüm olarak ilkelciliğide çıkarabilirsiniz, toplumu farklı bir yönde yapılandırmayı falanda, hiçbiri tutmayadabilir hatta..
|
||
|
||
| Vaktim olmadigi icin butun iletileri okuma firsatim olmadi, ama amadeusun sorusuna cevap vermek istiyorum, din kavrami olmayan toplumlar tarihte var olmustur. Darwin "Insanin tureyisi" adli kitabinda bundan bahsediyor, o kitaba bakabilirsin, arastirmanin kaynagi belirtiliyor. | ||