|
||
| merak ettiğim bir şey var. tanrı, din kavramlarına sahip olmayan tarihte ve günümüzde topluluklar var mı ? |
||
|
||
"Öyle gibi gelme"nin haricinde, bu kavramlarla ilintisiz olan topluluğu bırak tek bir fert bile bulamazsın... |
||
|
||
| ama dinlerin insanlar ve toplulklar üzerindeki çağrışımları farklı. yani herbiri için farklı bir şey. bizim ilişkisiz bu fikirleri din altında toplayıp sonra da din kaçınılmaz bir olgudur dememiz doğru mudur ? |
||
|
||
| nasıl bir fark amadeus, sadece suretler veya isimler farklı yoksa diğer her şey aynı... (Mevcutlar çin belirttim ben bu fikri) sadece biri farklı... |
||
|
||
| Yok nedeni ise Ic gudu ve Tapinma meselasi..Insanin Fitratinda var köpek yuregi var hepimizde-zor bir durumda birine siginiriz-kimse inkar etmesin...Bu siginma TANRI-DIN-AILE-...v.b..... Ben kisaca buna bosluk=siginmacilik diyorum. |
||
|
||
| Evet haklısın inasn o kadar adi bir yaratık ki dogası gereği ancak bir cıkmaza düştügü zaman herhangi bir güce sıgınma ihtiyacı duyar. | ||
|
||
| Bildiğim kadarıyla öyle bir toplum yok. Yani şöyle ki ilk topluluklardan beri animizm (ilk din sayılıyor sanırım) ve totemler hep mevcut. Ne kadar geriye gittiği konusunda emin değilim araştırmak lazım... | ||
|
||
| peki içeriğinde tanrı, ahiret, ceza, mükafat olmayan inançlar da din midir? eğer din ise modern ideolojiler, felsefe okulları da din olmaz mı ? |
||
|
||
| İçinde matafizik nitelikte öğeleri barındıran her düşünüş dindir. (tabiki böyle bir tanım yok, benim bakış açım böyle sadece) |
||
|
||
| Din dedigimiz zaman ister ilahi olsun ister olmasın içinde mutlaka ceza ve mükafaat kavramlarını içermelidir.Sonuç olarak insanoğlu menfaati geregi yaşar.Eger bir olayın sonunda ceza veya mükafaat olmadıgı bilse zaten böyle bir inanma ihtiyacı duymazdı.Kısaca eger inanıyorsa sonucununda olduguna inannıyordur.Ki bu mükafaat da olabilir ceza da..... | ||
|
||
Alıntı İçinde matafizik nitelikte öğeleri barındıran her düşünüş dindir. (tabiki böyle bir tanım yok, benim bakış açım böyle sadece) Evet maalesef öyle olmuş! |
||
|
||
Alıntı peki içeriğinde tanrı, ahiret, ceza, mükafat olmayan inançlar da din midir? eğer din ise modern ideolojiler, felsefe okulları da din olmaz mı ? Benim olur yada olmaz demem bir şeyi değiştirmez ama, ben yinede senin bu yaklaşımına karşı olumlu düşünüyorom diyeyim bari... Alıntı Eger bir olayın sonunda ceza veya mükafaat olmadıgı bilse zaten böyle bir inanma ihtiyacı duymazdı. Bu inanma, inandığına bir şey mi kazandırıyor, yoksa ona bir yük mü getiriyor ki mükafatlandırma yada cezalandırma gereği duyuluyor? |
||
|
||
| benim bildiğim kadarıyla da öyle bir toplum yok. aslında ilk başta büyüsel sistemler var, bunlar zamanlaçok tanrılı dinlere dönüşüyor. (bu da mitolojiyi oluşturuyor) büyüsel sistemden çok tanrılı dinlere geçişin sebebi ise uygarlıkların kurulması. bakır döneminde ön asya'da kuruluyor ilk uygarlıklar. bilinenlerden ilki ise "ur uygarlığı". büyüsel inançlar bireysel, uygarlıklar kurulmaya başlandığında ise herkesi içine alacak bir sistem gerekiyor. işte burda çok tanrılı, ama tanrılardan birinin mutlaka kritik öneme sahip olduğu bir sistem devreye giriyor. tabi bu sistemi herkese anlatmak, herkesi bu sistem etrafında toplamak gerekliliği doğuyor ve böylce görevleri insanlara dini anlatmak, onları aynı çatı altında toplamak olan yeni bir sınıf doğuyor. aslında bu çok kritik bir nokta, çünkü bu adamlar hem kendi tarımlarını yapıp, ekip biçip hem de görevlerini yerine getirememyecekleri için onlar yerine ekip biçip bu adamları besleyen başka bir sınıf daha doğuyor. ve toplumsal tabakalaşma başlıyor. zaten bu din görevlilerinden sonra da "asker" diye tanımlayamayacağımız silahlı adamlar sınıfı, sonra da devamı geliyor. ama başlangıçta, erken uygarlıklarda topluluğu zapt altında tutan iki unsur; din ve bu silahlı adamlar. |
||
|
||
| İlk başta bütün toplumlar tekliğe dayalı inançla tanışıyor,tebliğ tamamlanıp,elçi aralarından ayrıldıktan sonra çoktanrılı dinlere ve kimi de tamamen felsefeleşmiş inançlara kayıyor,kısaca insan çözülüyor. Herhangi bir felsefi içeriğe din diyebilmemiz için felsefenin olmazsa olmazı yani tamamlanmamışlık ilkesini yok saymak gerekir,oysa hangi tarz olursa olsun bütün dinler belli parametrelerinde en azından sabittir. |
||
|
||
Alıntı İçinde matafizik nitelikte öğeleri barındıran her düşünüş dindir. (tabiki böyle bir tanım yok, benim bakış açım böyle sadece) Ben mit ve büyü ile din'in birbirinden ayrılması tarftarıyım. Mit ve büyü insanın uygarlık dışı varolabildiği tüm dönemlerde açıklanamayan şeyleri kendince açıklayan toplumsal olgulardı...mit ve büyü ile ilgili ritüellerin topluluk hayatında daha çok kültürel rolü vardı. Tüm bu inançları ve ritüelleri din başlığı altında toplamak olaya din merkezli bakan fazla indirgemeci bir tavır olur. Dinîn anny bonny'in de dediği gibi uygarlıkla ilişkilendirilmesi uygarlığın dönemsel ihtiyaçlarına göre de çok tanrılı dinlerden tek tanrılı dinlere göre evrildiğini düşünüyorum. Netice de din toplumsal düzenleyiciliği olan metafizik bir ahlak felsefesidir. Mit ve büyü'de bu anlamda bir düzenleyicilik yoktur. sağlıcakla, |
||