SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => İç Politika

Konu: Ahmet Altan " Türkiye bir iç savaşa mı gidiyor?" demiş. Yorum Sizin!

Sayfa: [ 1 ]

23.05.2007 17:52:21
Türkiye gerçek bir seçim yaşayabilirse, ordunun ve yargı bürokrasisinin o sonsuz egemenliğinin sonuna geleceğiz.

Şemdinli olayında utanç verici bir anlaşma yaptığı ve bu anlaşmaya güvenerek cumhurbaşkanlığı stratejisini oluşturduğu anlaşılan AKP, kendisi için gidilecek demokrasiden başka bir yol olmadığını gördü.

Hiçbir siyasi partinin bu ülkede hukuk dışı kurnazlıklarla yapılacak işbirliğine dayanarak gerçek iktidarı ele geçiremeyeceğini anladı.

O yüzden AKP istese de istemese de, Türkiye’yi dünyanın bir parçası yapmayı ve demokrasiyi seçecek.

Bu, ordunun ve adli bürokrasinin hukukun sarsılmaz disiplini içine alınması demek.

Biz bu seçimlerden geçebilirsek, bir daha görevini tamamlamış bir cumhurbaşkanı “tek oy” almış birini rektör atama keyfiliğini, generaller muhtıra verme suçunu, anayasa profesörleri “siyasi çoğunluk devlet iktidarını istiyor” türünden saçma açıklamaları, Anayasa Mahkemesi de “oturum ancak 367 üyeyle açılır” gibi hukuki bir çarpıtmayı gerçekleştiremeyecek.

Peki, ordu ve yargı hukuk sistemi içine girmeye razı olacak mı?

Ordunun tavrına ve yargının kararlarına bakarsak razı olmak istemediklerini düşünmek için kuvvetli nedenler olduğunu algılarız.

Razı olmazlarsa ne yaparlar?

Hem Türkiye hem de dünya için dehşet verici ihtimaller bu soruyla başlıyor.

Bu kez “darbe yaparlar” deyip geçilebilecek bir durum yok ortada.

Çünkü bu sefer “darbeden” fazla şeyler olur.

Birincisi, zaten çok disiplinli olmadığı, kimin tarafından yazıldığı bile anlaşılamayan muhtıraların geceyarısı Genelkurmay’ın internet sitesine konmasından anlaşılan, ordu ciddi bir bölünme işaretleri veriyor.

Bir grup subayın ya da cuntanın, nasıl derseniz, Batı’dan ve demokrasiden kopup Rusya’yla hatta İran’la işbirliği yapmak istediği seziliyor.

Emekli generaller çok uzun zamandan beri bunun sinyallerini veriyorlar.

Ama bütün ordunun ve subayların aynı fikirde olmadığı da bir gerçek.

Batı’dan yana, NATO üyeliğinden yana, Amerikan ittifakından yana olan subaylar da var.

Bir darbe olması halinde bu iki grup, Türkiye’nin geleceğini kendi düşünceleri çerçevesinde biçimlendirmek için ne yapacaklar?

Böyle bir durumda Amerika’nın ve Rusya’nın kendi taraftarlarının kazanması için ellerini dirseklerine kadar Türkiye’nin içine sokacaklarını da unutmayın.

Bu ordunun bölünmesi ve ciddi bir iç savaş anlamına gelir.

İkincisi, cumhuriyet tarihinde hiç rastlanmamış başka bir ihtimalin ortaya çıkması.

Ordu hep silahlarını solculara, demokratlara, Kürtlere, Alevilere doğrulttu.

Bunlar, azınlıkta olan gruplar.

Ama bu kez darbe olursa silahlar Sünni dindarlara dönecek.

Yani orduyu oluşturan neferlerin ailelerine.

Annelerine, babalarına, kardeşlerine, amcaoğullarına, arkadaşlarına.

Neferler, diğer darbelerde olduğu gibi cuntacı generallerin emirlerini dinleyecekler mi?

Yasadışı bir hareketin parçası olup silahlarını ailelerine çevirecekler mi?

Bu da öyle kolayından “evet” denilemeyecek başka bir soru.

Bu iki gerçeği yan yana koyduğunuzda ve AKP’nin bu kez direnmek konusunda kararlı gibi gözükmesini de buna eklediğinizde, bir dahaki darbe girişiminin Türkiye’yi çok kanlı bir içsavaşa sürükleyebileceğini tahmin edebilirsiniz.

Cuntacılar ve hukukun dışına savrulan adli bürokrasi, gözü dönmüşlüğü darbeye kadar götürür mü, bilmiyorum.

Ama götürürlerse bu kez Türkiye büyük ve kanlı bir iç savaş yaşar.

Çok kanlı günlerden geçeriz.

Türkiye’yi dünyadan koparmaya çalışan cuntacıların, hukuka hiç aldırmayan hukukçuların bu ihtimalleri de düşünmesi gerekiyor.

Darbe çığırtkanlığı yapan, kendi iktidarını cuntacıların gölgesinde arayan, siyaseti çığrından çıkaran politikacılar da hesaplarını iyi yapsınlar.

Bu seferki darbe eskilerine benzemez.

Hiç kimse güvencede olmaz.

Umarım yasa dışına çıkan cuntacılar, hukuku hiçe sayan hukukçular ve darbe meraklısı politikacılar hayatın gerçeklerini çok zorlamazlar.

Çünkü Türkiye’yi tutuşturacak bir yangının kimi yakacağı artık hiç belli olmaz.


Ahmet Altan
21/05/2007

23.05.2007 17:57:53
yazıyı okumamakla beraber nacizane gözlemimi aktarmak istiyorum.şöyle ki;
osmanlı'nın dağılış süercini sistematik olarak incelersek türkiyenin son 10-15 yılından günümüze kadar olan süreçle nerdeyse bire-bir örtüşüyor.
dağılma süreci başladı.türk-iye samanlığı tutuştu.(şom ağızlı tellal diyenler olabilir ama öyle)
kutuplaşmalar keskinleşiyor , farkındasınızdır ?

asya 23.05.2007 18:07:33
evet ne yazık ki kutuplaşmalar fark edilmeyecek gibi değil.

ama belki de gerçek demokrasiye ulaşabilmek için bu sancılı sürecin de yaşanması gerekiyordur.


23.05.2007 18:10:05
demokrasi egemenlerin kalkanıdır.gerçeğinede görünene de inanmıyorum.

ama şuna katılıyorum. "kaos bizden yana olabilir".
bir arkadaş kişisel iletisine şöyle çiziktirmiş; "huzur arıyorum bu yüzden kaos istiyorum."

Zamanın_Ruhu 23.05.2007 18:12:41
gelişmekde olan devletlerde sıkca görülen bir şeydir aslında iç savaş birde bu yazıyı yazanlar gibi satılmış ve ikinci cumhuriyetçi aydınlanmamış aydınlar oluncada o iç savaşlar kaçınılmaz oluyor .....

23.05.2007 18:23:17
Ahmet ALTAN ın bu makalesi deli saçması bence............
sanki bir oyunun içindeymiş te dışarıdan bakıyormuş gibi konuşuyor...
prokovatörlüğün dikalasını yapmışşşşşşşşşş.

nisan 02.07.2007 10:51:16
Ahmet Altan orduya takmis durumda, lakin Turkiye kirilma-bolunme noktasina dogru gidisat gosteriyor acaba farkinda mi?

NATO'ya bay bay demek isteyen, usleri kapatmak isteyen rutbelilerin de oldugunun farkinda mi?

Turkiye'yi isgali goze alamayan Amerika'nin, dolayli yoldan Turk-Kurt kirilmasinin onunu actiginin farkinda mi?

Amerika degil dirsegi, yekpare bacagini Turkiye'nin icine sokmus durumda bunu goremiyor mu?

Turkiye'yi dunyaya baglayacak olan AKP midir?

Romanlari iyidir hostur da siyasi konularda garip bir kalem oldugunu burada da gostermis neticede...Birilerinin ona, ikinci cumhuriyet fikrinin ana temasinin bu olmadigini anlatmasi lazim bence..

Ordunun fikren bolunmesi Turkiye'de yeni birsey degildir ki..

02.07.2007 11:40:47
türkiye halkının aslında şuna hazır olması gerekiyor;
seçimler sonrası güney'e yapılacak olan operasyon.
pkk bahane edilerek kürt nüfusu üzerine yapılacak olan bu baskı , çok büyük felaketlere gebe kalacaktır.düşünmesi bile kötü ama bir filistin daha olacak dünya'da.kürt'leri elden çıkartma operasyonu başlamışken ; devlete karşı duruş sergileyen her insanıda sindirme politikasını yürütecektir.
dağdan indiği söylenen 4 pekeke üyesinin demeclerini dinlediyseniz şöyle diyorlardı;
"örgüt komünist bir parti olduğu için namaz kıldırtmıyordu"
bakın burdan belli oluyor ki bu adamlar ya örgüt üyesi değil yani devlet adına çalışıyor , yada örgüte yeni giriş/çıkış yapmış devlet tarafından kullanılan biri.
çünkü;
pkk, komünist bir örgüt olamdığını 10 yıldır basbas bağırmaktadır.

komünist örgüt modelini tekrar kafamızda -istedikleri yönde- çizmeye çalışan devletin amacı apaçık bellidir.
muhelifler de ortadan kaldırılacak!

artık silahsız bir mücadele içinde mermilerin değilde fikirlerin özgürlük için savaştığı bir dönemecten geçmek zorundayız.silahın iki ne ikisi her taraf için bir boka yaramayacağına anlamışızdır umarım.

02.07.2007 11:43:05
Filistin benzetmesi biraz talihsiz olmuş doğrusu...

Terörün en yoğun ve sert olduğu dönemlerde olmadı, şimdi mi olacak?

02.07.2007 11:56:54
terörün en yoğun dediğin zamanlar 80'ler mi ?
eğer o zamansa sadece sol'un üzerine gidildi

eğer 90'larsa o zaman saece pkk'nin üstüne gidilmeye çalışdı.

şimdi bir halkın + muheliflerin üzerine gidildiğini düşün. ?


Sayfa: [ 1 ]