|
||
| Onların eğrilmiş ,kötü huylu,kötü gözlü aynalarını yık ve senden seni yanıltarak çaldıkları güzelliğini savun... Çok etkileyici..Muhammara,hem de çok.Nasıl bir yüreğin/aklın var senin. |
||
|
||
| Çok sağol ya. Eyvallah çok teşekür ederim. :sevgi: | ||
|
||
| Yaşadığın en son gün olduğunu bilsende avazın çıktığı kadar bağırarak; yırtarak boğucu gölgeleri etrafını kaplayan; isyanına devam et çirkin çocuk... | ||
|
||
| Kasabanın ışıkları Yıldız mıydı onlar yoksa benimle kafa bulan gözler miydi? Bu kadar gerçek olmasına rağmen neden yalvarıyorum. Köşede oturuyorum. Binlerce kişi var ve ben de varım. Annem beni uyandırsa ya. Dese ya bana kötü bir rüya görüyorsun diye. Hatta bağırsa bana kalk yüzünü yıka diye. Yapmasam onun dediğini yine. Munzurca bir sigara yaksam yatağımda doğrulup. Sonra çıksam dışarı. Bir kaç kapı çalsam. Onlar yıldız mıydı? Gece ıslak bir taşın üstünde oturuyorum. Bir dağın yamacına kurulmuş kasaba ışıklarını gösteriyor bana. Bir ışık seçiyorum. Bir oda. İçeride, sobanın üstünde kestane pişiriyorlar. Bunu adım gibi biliyorum. Sonra belki sevişecekler. Onlar yıldız değildi. Toplandık. Üşümüştük. Uyumaya gidiyorduk. Ben yatağa girip ağlıyorum. Sabah annem kaldırsa beni. Vicdanını siktiğimin zamanı. |
||
|
||
Damardan ,kötü indirmişsin darbeyi gene Muhammara Özlemişiz seni..Şu askerliğin hızlandırılmışı yok mudur yaa.
|
||
|
||
| Muhammara sonunda senden biriki satırda olsa okuyabildik :rolleyes: Oralarda yazmaya devam ediyorsundur umarım... Bekliyorum...
|
||
|
||
| Tekrar, baştan. Rahat ol oğlum. Gitmeden önce... Bu sokakta şarap içmeye benzer. Hesap yapmaya benzer biraz da. Kendi ağırlığını kaldıramayan güçsüz sokak serserileri kadar güçlü olmaya benzer. Güç, bir adım atabilmektir bazen. Bazen de teslim olmaktır var olmayan çöp ateşine. Bu yüzden hep koridorun sonundan korkuyorum ya. Kim var orada bilmem. Korku var. Hayatımın başlangıcına, sonuna, en güçsüz yerine ya da en bilge sessizliğime bak. Piçler. Onlar okul tuvaletinde yerde oturup ağlayanlar. Kaybedenler klübü. Eskiden bizde ağlardık. Ben hala ağlıyorum bazen. Ama sen beni göremezsin. Sakın yanılma. Bu öylesine, titreyen ellerle yazılmış bir gülümseme. Sadece bir gidenin, giderken eline sıkıştırdığı küçük bir kağıt. Dönmek üzere elveda... |
||
|
||
| 'Kimsenin ihtiyacı yok bana!' Masaya yaklaştı, çekmeceden kağıt ve kalem aldı: 'Bitti!' Çabucak indirdi masaya kağıdı, yazdığı bile yoktu. Kağıda baktı aniden. Elindeki kaleme sonra. Yürüdü, arkasındaki kapıyı kapattı çabucak. Sonra biri geldi. ' İstenilen herşey burada mevcut!' Çekmeceyi açtı, kağıt ve kalemi yokladı ve kapattı. |
||
|
||
| Muhammara'nın öyküleri çok çarpıcı ve keskin! Acıtıyor! | ||
|
||
| İlk görüntü karanlıktı. Beyaza doğru, yavaş yavaş yönelirken, dokunup dokunamayacağını merak ediyordu. İlk görüntü karanlıktı ama güvenilirdi. Karanlık boşluğun içinde var olanlar neydi? Onları görmek, onlara dokunmak dürtüsüyle beyaza doğru yürüyordu yavaş yavaş. Güvende olmak bazen korkutuyordu. Güvende olmak özgürlüğü kısıtlıyordu. Güvende olmak hayattan uzaklaştırıyordu. Güvende olmak sıkıcıydı. Beyaza doğru yöneliyordu. Karanlığın içinden böcek sesleri yükseliyordu. Böcekler ölüme direniyordu karanlığın içinde. Karanlığa uyum sağlıyorlardı güvensiz hayatlarında. Böceklerin yanından geçti. Hala karanlıktı her yer ama beyazı işaret eden bir levha okumuştu. Hayat buradaydı onun için. Gitmek bütün bilinmeyenlere. Ve bilinmeyenlere güvenerek karşılıksızca. İhaneti unutmak. Bilinmeyenler güvensizdir. Bilinmeyenler hayatın ta kendisidir. Bilinmeyenlere ihtiyac duyarız. Bilinmeyenler yeniler bizi. Bilinmeyenler kışkırtır. Beyaza doğru gidiyordu. Karanlık yolcuğunuda, beyazı göremeyecekti asla. Bundan habersizdi. Ölüme dek sürecek olan yolcuğunda önemli olan peşine takılmaktı bilinmeyenin. Kimseye güvenmeden... |
||
|
||
| belirsizliğin güvensizliği, güven içindeyken kabaran bir insanı nasıl da söndürür balon gibi... belirsizlik sevilmez yine de direnç gelişir sadece... askerlik yaramış sana :mellow: kelimelerin sadeleşmiş, salt anlamlara kaymış,içerik yoğunlğu, biçim sadeliği misali... ![]() lilith (anarres) |
||
|
||
| çok teşekür ederim... | ||
|
||
| HOLLYWOOD Düştü. Silahına uzanmaya çalışıyordu. Düşman bir tekme attı silaha. Umutları tükenmişti. 'Ayağa kalk!' dedi düşman. Ayağa kalktı emire uyarak. 'Kendine iyi bak dedi düşman.' Araya bir reklam girdi. Çocuk sahne nasıl bitecek diye düşünüyordu. Kendisine bir elma aldı dolaptan. Oturdu yerine. Film başlamıştı yine. 'Öbür dünyada görüşmek üzere dostum.' Yankılanan kahkaha ve silah sesi. On beş yıl sonra cezaevindeydi çocuk. Öldürmek çok basitti çünkü. Çünkü silahlı adam öldürürken kahkalar atıyordu. A.C.T
|
||
|
||
| kahkaha atmak beklide çok zor gelmişti çocuga...diyecem nealaka diyecen ama:) | ||