|
||
![]() (Birleşik Arap Emirlikleri gazetesi Beyan, Iraklı tarihçi, 16 Mayıs 2007) SEYYAR EL CEMİL Türk toplumunda bugünküne benzer bir siyasi bölünmüşlüğe hiç tanık olmamıştım; Türkiye zor siyasi ve toplumsal değişimlerden geçiyor. Kemalist devletse yaklaşık 80 yıldır, Atatürk cumhuriyetinin düşüncesini ve laiklik yöntemini takip ediyor. Türk ordusu hâlâ, modern Türkiye'nin gerçek kurucusu sayılan Atatürk'ün temelini attığı ve ülkenin üzerinde yürüdüğü altı ilkenin koruyucusu. Laiklikse belki de, Kemalist rejimin savunduğu en önemli dinamiklerden biri. Türkiye bugün laiklerle İslamcılar arasında bölünmüş durumda; her iki tarafın da geniş halk desteği ve siyasi güçleri var. Öte yandan, Necmettin Erbakan, Tayyip Erdoğan ve diğerlerinin temsil ettiği İslamcı Türkler, Ortadoğu'da yaşanan bütün siyasi gelişmelere rağmen Atatürk'ün çizdiği yöntemden uzaklaşmadı. Görünen o ki, Türkiye'de siyasi rejimin derinleştirdiği değişmezler, İran'ın 1979'dan bu yana yaydığı dini uzantı nedeniyle bölgede yaşanan değişimlerden daha güçlü. Türk siyasetçiler, siyasi denklemdeki herhangi bir değişikliğin ülkeyi karmaşa ve parçalanmaya götüreceğinin farkında. Zira özellikle de ırk ve milletler arasına döşenmiş pek çok mayının varlığından haberdarlar. Çoğu Arap lider ve siyasetçi bu noktaya dikkat çekmiyor; onlar, siyasi değişimlere hayranlıklarına karşın ulusal değişmezleri korumanın anlamını kavrayamadı. Birçok Arap ülkesi, ulusal eğilimlere karşı yapılan devrimlere ve bu yöndeki ideolojilere kaydı. Türkiye'nin önde gelen İslamcı liderlerinden Abdullah Gül, cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk tur oylamasında partisinin gereken çoğunluğu elde edememesi sonrası adaylıktan çekildiğini açıkladı. Gül, adaylığını çekmesini isteyen laik tepkinin etkisiyle ülkenin siyasi krize girmesi sonrası halk iradesine saygı gösterdi. Cumhurbaşkanlığına İslamcı parti liderlerinden birinin gelmesi olasılığına karşı endişelenen orduysa, adeti gereği laik devletin tek savunucusu olduğunu açıkça hatırlattı. Bu arada, Anayasa Mahkemesi cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk tur oylamasını iptal etti, Türk laikler de laikliğe bağlılıklarını teyit etmek için gösteriler yaptı. Laiklerin cumhurbaşkanlığına İslamcı birinin gelmesine karşı çıkardığı gürültünün birçok haklı gerekçesi vardı. Peki bu muhalefetin sırrı ne? Cumhurbaşkanlığı sadece laikliğin değil, devletin üzerine kurulduğu altı Kemalist ilkenin de koruyucusu. Cumhurbaşkanı orduya başkomutanlık da yapıyor. Kemalist Türk generallerin dinci bir partinin iradesine boyun eğmesi mümkün değil. AKP seçim sonrası daha da zorlanacak Türkiye'nin gelecek dönemde de aynı çerçevede yaşayacağını düşünüyorum. Zira laikler dini bir rejimin kendi değişmezlerinin ve ülkenin çöküşü anlamına geldiğini düşünüyor. Böyle bir rejimin orduya rağmen hayal edilmesi de mümkün değil. İslamcıların cumhurbaşkanını doğrudan halkın seçmesi talepleri de faydasız, zira laikler bunun Türkiye'nin geleceği üzerinde yarattığı tehlikenin farkında. Türk ordusu 50 yılda dört hükümeti devirdi. AKP lideri Tayyip Erdoğan gelecek seçimlerin sonucunda yine başbakan olacak ve partisi de benzeri görülmemiş bir karşı koyuşla meclis çoğunluğunu alacak. Fakat AKP, daha fazla hukuki ve askeri karşı koyuşla karşılaşacak. Zira ordunun ve laik siyasilerin öfkesi artacak. Erdoğan aynı tavrı sürdürürse de, ordunun işleri netleştirmede rolü olacak. http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=221868 |
||