|
||
| Kürt düşmanlığı saplantısından kurtulmadan, Türkiye’de bir takım şeyleri düzeltmenin olanakları yok. Bu, herkesi gerçekleri görme yeteneğinden yoksun bırakmış. Bu yanılgıdan kurtulmanın zamanı gelmedi mi? Avrupalı olma iddiasını bu tutumla sürdürmenin olanağı yok. Bu kafa ile Avrupalı olmak bir yana, Asya’da tutunmak bile zor görünüyor. Tüm azınlık haklarının, Türkiye’de hayal bile edilemeyecek biçimde garantiye alındığı Kürdistan’dan korkmanın bir anlamı yok. Ayrıca istikrarı bozmak için sırtı sıvazlanarak bol keseden beslenenlerin yıpratıcı çalışmalarına ilişkin beklentilerin boş çıktığı da ortada. Bu nedenle Ortadoğu’da Kürdü hesaba katan, O’nun haklarına saygı duymayı temel alan daha akılcı politikalara yönelmekten başka çıkar yol bulunmamaktadır. Kin ve nefrette ısrar etmenin ve hep başkalarının haklarına karşı durmayı temel alan bir politikanın geleceği yoktur. Kürt halkının meşru hakları söz konusu olduğunda, tüm ilkeler ve iddialar bir kenara itiliyor. Basın ahlakından söz edilmez oluyor. Ve böylece bir halkın meşru haklarını yok sayan bir ahlak her şeye egemen olup, tüm davranışları kendi doğrultusunda biçimlendiriyor. Akılcı olmayan politikalarda ısrar etmenin anlamı yoktur. Kürt düşmanlığı ile bir yere varılamaz. |
||
|
||
Alıntı Kürt düşmanlığı ile bir yere varılamaz. HAKLISIN GERİLLA HEPİMİZİN İSTEDİĞİDE BU EŞİT HAKLARA SAHİP OLARAK KARDEŞÇE YAŞAMAK!!! :unlem:
|
||
|
||
| KÜRT DÜŞMANLIĞIYLA Bİ YERE VARILAMAZ BÜTÜN KÜRTLER BU NU İİİ EZBERLEMİŞ SANKİ SİZDE HİÇ HATA YOK ZAMANINDAN BERİ YERİNİZDEN MEMNUN DEĞİLSİNİZ BU ÜLKE SİZE DAHA NE YAPSIN KATLİAMCI Bİ İNSANIN PEŞİNDE BİNLERCENİZ VAR RABBİM İNŞALLAH İMRALIDAKİ ŞEREFSİZİN GEBERDİĞİ GÜNÜ BÜTÜN TÜRKİYEYE GÖSTERİR BAYRAĞINA SAYGISI OLMAYANIN KİMSEYE SAYGISI OLMAZ BIRAKIN BU İŞLERİ | ||
|
||
| yahu ne alaka kim bayrağa terbiyesizlik yapmış kim kalkıp kürdistan diye yırtınmış ki anti teror kardeş acı biberin çıkartmasındaki zorlu anları yaşadığı gibi kalkıp bayrak millet felan filan diye nutuk atmış ne alakası var bugün kürtlere yapılan ikinci sınıf vatandaş muamelesine nediyeceksin anti teror devlet teroru uygularken kalkıp milyonları göce zorlarken köy yakarken insan katlederken teror yok ama biri kalkıp bir şeyleri savundumu teror var vah vah ne hallere geldik bu insanlar hiç mi gözünü açıp bakmıyor etraflarına bu derecemi siperliğinizi çektiniz gözlerinize daha beteri sistem mil çekmiş gözlerinize unutmuşsunuz insani değerlerinizi aslolanın her zman insan olduğunu ne diyim ki daha 30 bin kişinin kanına sistem girer birileri kalkıp piyon olur hapse düşer yaftayı yer | ||
|
||
| KÜRT TEHLİKESİNİN DİĞER YÜZÜ: EĞİTİMLİ KÜRTLER Günümüze kadar kürt tehlikesi yalnızca terör bazında, eğitimsiz insanlar düzeyinde yaşanmıştır ve bir çok şehit pahasına da olsa ordumuzun gücü sayesinde bu tehlike azaltılmıştır. Ama daha büyük ve daha sinsi tehlike çok yakınımızdadır: Eğitimli kürtler. Hukuk fakültesinden mezun olan kürtler avukat olmanın yanısıra hakim, savcı ve noter de oluyorlar. Siyasal bilimleri bitirenler kaymakam, vali oluyorlar. Polis akademilerini bitirenler komiser oluyorlar. İktisadı, işletmeyi bitirenler üst düzey yönetici oluyorlar; tapuya, kadastroya giriyorlar. Eğitim fakültelerini bitirenler öğretmen oluyorlar. Dil tarih fakültelerini bitirenler tarihçi oluyorlar. Bunların bir kısmı devlet içerisinde önemli noktalara kadar çıkıyorlar. Tayyip Erdoğan başbakan olmadan önceki Amerika ziyareti sırasında övünerek T.B.M.M.'nin `'nın kürtlerden oluştuğunu söylemedi mi? Kilit noktalar kürtlerin ellerine geçmeye başladı. Eskiden de vardı ama azdı. Türklere, Türk düzenine karşı çıkacak güçte değillerdi. Şu anda ise kitlesel olarak artıyorlar. Gayri meşru yollarla mafyacılıktan, genelev patronluğundan, uyuşturucu ve kadın ticaretinden, pavyon ve kumarhane işletmeciğinden, silah kaçakçılığından elde ettikleri paralarla sermeye sahibi de olmaya başladılar. Avrupalı ve Amerikalı patronlarının katkılarını da unutmamak gerekir. Maddi gücü eline geçiren kürtler tarafından Türklere uygulanan "milliyetçilikten soğutma" politikaları sayesinde Türkler özlerinden uzaklaştırılırken, kürt ırkçılığı temelinde yetiştirilen kürtler ise büyük bir kin ve nefretle kendi yollarında ilerlemeye çalışıyorlar. Terörizmi kürtlerin sözde yoksulluğuna ve ezilmişliğine bağlayan zihniyetlere göre paraya kavuşan, rahata ulaşan kürtlerin terörizmden uzak durması gerekir. Ama bu tez geçerli değil. Çünkü çok lüks semtlerde yaşayan, büyük şirket sahibi, lüks araç sahibi olan kürtler terörden uzaklaşmıyorlar. Tam tersine teröristleri besliyorlar. Onlara maddi kaynak sağlıyorlar, geceler düzenliyorlar. Filmler çekerek kürt kültürünü yaymaya çalışıyorlar. Onlar büyük kürdistan hayaliyle hızla ilerlerken bizlerin önüne dikilip "Milliyetçilik ayıptır, geçmişte kalmıştır, Türküm demekten utanmalısınız, kaçıncı yüzyılda yaşıyoruz, halkların kardeşliği önemlidir" diyorlar. Madem biz kürtlerle kardeşmişiz, Leyla Zana neden Talabani ve Barzani'ye gönderdiği mektupta "Halkımızın acısını paylaşıyoruz, ilerleyişimizi kimse engelleyemez" türünden ifadeler kullanıyor? Demek ki Leyla Zanalar, vs. bilinçsiz Türklere aşılanmaya çalışıldığı gibi bizim halkımız, kardeşimiz değil, Barzanilerin, Talabanilerin kardeşi, halkı. Gerçekten bir çok Türk bu durumun farkında değil. AB pasaportlarıyla, malla mülkle, parayla satın alınan sözde aydınlarımız (!) Türk toplumunu milliyetçilikten soğutmaya çalışırken, kürtler büyük kürdistan hayaliyle, bilinciyle yetiştiriliyor. Güç dengeleri Türkler aleyhine hızla bozuluyor. Milli yozlaşmanın had safhasına ulaştığımız günümüzde, bu süreci basın-yayın organları hızlandırıyor. Artık insanlar televizyondaki kürtçe şarkılara, dizilere tepki göstermez oldu. Yılmaz Erdoğan utanmadan T.B.M.M. girişinde kürt şivesiyle konuşuyor, şakalar yapıyor ve "Oh olsun, nasıl da kürtlüğü yüceltiyorum; filmimi Türklere seyrettirip alkışlatıyorum" dercesine atıp tutuyordu. (Gerçek anlamda eleştirmenler ve filmi izleyen kişiler filmin çok basit ve berbat olduğunu söylüyorlar. Hatta bir uzman "film berbat ama Yılmaz Erdoğan kendini iyi pazarlıyor, yoksa film beş para etmez" diye yazmıştı.) |
||
|
||
KÜRT VE KÜRDOFİLLERİN (KÜRT AŞIKLARI) ELEŞTİRİLERİNE CEVAPLAR 1) Hep Kürtleri suçluyorsunuz, Kürtlerin hepsi böyle mi? Nasıl genelleme yapıyorsunuz? Bahsettiğiniz suçları işleyenler arasında Türkler de yok mu? Kimseyi suçlamıyor, karalamıyor, iftira atmıyoruz. Yazılanlar belgeleri ve şahitleri ile sabit, yapılan kapsamlı araştırmalardan, yararlanılan kaynaklardan beslenen gerçekler olmakla beraber işin yorumsal kısmını da gelecekte bizi bekleyen bir tehlikeye,yaşam kavgasında bizleri yok etmeye, köleleştirmeye, parya durumuna düşürmeye, sahip olduğumuz tüm değerleri ve varlıkları elimizden almaya kararlı bir vahşiler sürüsünün günden güne fazlalaştığına ve söylemlerini keskinleştirdiğine dikkat çekerek, Türk milletinin gözündeki perdeyi indirmek ve tatlı rüyadan uyanmasını sağlamak için yapıyoruz. Başdöndürücü bir hızla değişen, gelişen, tüm değerlerin ve öğretilerin sorgulandığı, herşeyin yıkıldığı, özünden koparıldığı bir ortamda gidişat ilkçağ kabilelerinin uyguladığı (Yok et, ya da yok ol!) yaşam tarzının günümüzdeki izdüşümü olan "emperyalizm, kapitalizm, yozlaştırma, kültürsüzleştirme, melezleşme, kadercilik, siyonizm, yeni dünya düzeni ve küresel patronlar, Avrupalılar Birliği veya namı diğer "Yeni Roma İmparatorluğu" gibi kavram, fikir ve uygulayıcı organizasyonlarının ortak hedefi olan; Anadolu topraklarında yaşayan bağımsız Türk milletinin yok edilmesine veya en hafif ihtimalle bu topraklardan sürülmesine yönelik planlarda kullanılacak yegane piyon olacak "Kürt kitlesi", içimizde yaşayan bir kanser mikrobuna, yayılmaya-sistemi çökertmeye çalışan bir bakteriye benzemektedir. Zaten üreme biçimleri de onlar gibi çoklu çoğalma şeklindedir. Bu kadar çok -bakamadıkları halde- çocuk yapmalarının nedeni başka birşey olamaz. Türklüğün dışarıda hiçbir düşmanı kalmasa bile Türkiye'de yüzyıllardır Türk milletini sömürerek yaşayan tabiatlarında varolan vahşete ve suça eğilim, hırsızlık, kıskançlık, eziklik, hainlik gibi mevhumları karakter dokularını teşkil ettiği Kürtler hiçbir dış tehdit olmasa bile sadece içeride yaptıkları alçaklıklardan dolayı cezalandırılmayı çoktan hak etmişlerdir. Buradan yola çıkarak bu acil ve önemli tehlikeye neden eğildiğimiz konusuna açıklık getirdikten sonra konunun özüne dönelim. Dünyanın bütün ülkelerindeki tüm toplumlarda olduğu gibi Türkler de suç işlemekte ve toplum zararına olacak eylemler yapmaktadırlar. Bunun en bariz örneği öz be öz Türk olan bazı kişilerin Yahudi Marks'dan etkilenerek örgütler kurmaları ve askerleri polisleri taramaları, sağa sola bomba atarak topluma zarar vermeleri, huzursuzluğa ve nefrete yol açmalarıdır. Türkler arasında da katiller, sapıklar, hırsızlar, hainler vardır. Hatta dünyanın en medeni toplumu olarak kabul edilen, rüşvet, hırsızlık, cinayet, gasp vs... gibi suçların oranının çok az olduğu, hiçbir terör örgütünün bulunmadığı İsviçre'de bile birsürü kötülük ve suç unsuru vardır. Ancak İsviçre gibi birçok dünya ülkesinde bunun belli bir yekünü, bir oranı vardır. Toplumların, cemaatlerin, milletlerin nüfuslarına, hacimlerine, kapladıkları alana, eğitimlerine ve kültürlerine oranlanıp bir karşılaştırma yapıldığında anormal bir veri elde edemezsiniz. Şiddeti yeryüzünden kaldırmak olanaksız olduğu gibi, suç örgütlerini, katilleri vs... yok etmek olanaksızdır. Birçok ileri medeniyet bunlarla beraber yaşamayı öğenmiş,kontrol altında tutmayı, evcileştirmeyi başararak pasifize etmiştir. Bireysel suçlar ise insan ırkı varolduğu sürece varolacaktır. Şimdi Kürtlere gelelim: Ülkemizdeki nüfusları için ortalama 12 milyon civarında diyebiliriz. Zazaları, Asurileri vs... kattık mı maksimum bu sayıyı 15 milyona çıkarabiliriz. Bu insanların birçoğu henüz kendisini açığa vuracak ortam bulamadığından suç işleyememektedir. Tek yaptıkları katillere, terör örgütlerine sempati duymaktır. Şimdi bunların 4-5 milyon kadar olan ve birçoğu büyük şehirlerde yaşayan kısmı bütün kötülüklerin kaynağıdır. Tetikçilik, gasp, kapkaç, terör örgütü mensubiyeti, tecavüz, vergi kaçırma, uyuşturucu kaçakçılığı, kaçak elektrik kullanma, hazine ve kamu arazilerini yağmalama, Mehmetçik kanı içme konusunda Kürtler sınırsız bir kaynağa benzemektedirler. Her türlü suça ve vahşi eyleme insan kaynağı sağlayan yegane topluluk Kürtlerdir. Nüfuslarına ve sosyal derecelerine göre işledikleri suçları oranladığınızda inanılmaz bir manzara ile karşılaşırsınız. 12 milyon Kürt her türlü kötülükte ve suç unsurunda başı çekerken; diğer 55 milyon, nüfusları Kürtlerden 4 kat fazla olduğu halde Kürtler kadar yoğun ve sürekli suç işlememektedir. Terör örgütlerine bir göz atın: PKK, Hizbullah, TİKKO, Kawa, Rizgari, vs... Bunlar Trakya bölgesinden mi çıktı, yoksa Karadeniz bölgesinden mi? Her metropolün mutlaka ve mutlaka "ünlü" bir pislik semti vardır. Kimilerine polisin giremediği, kimilerinde her türlü gayrımeşru işin döndüğü söylenir. Örnek vermek gerekirse, İstanbul: Gazi Mahallesi, Dudullu, Küçük Armutlu, Okmeydanı, Kağıthane, Esenyurt, Bağcıların bazı mahalleleri... İzmir: Kadifekale, Yamanlar, Basmahane, Yeşildere, Toros... Mersin: Yüzüncü Yıl,Yenimahalle ve irili ufaklı onlarca getto gibi yerleşim birimlerinin sakinleri Kürtlerdir. Bu şehirlerden tetikçi arayanlar bu semtlere yönelirler, uyuşturucu arayanlar buradaki Kürtlerden temin ederler, her türlü pisliğin adresi bu gibi yerleşim birimleridir. Neden? Çünkü sakinleri Kürtlerdir. Ayrıca terör örgütü militanlarının barınma yerleri, hücre evi dediğimiz cephanelikler bu semtlerdedir. İnsani değerlerin ve iyilik namına birşeyin olmadığı bu yerlerin insanları olan Kürtler, ayrıca buralardaki Türk milletinin topraklarını, devletin arazilerini yağmalamış, ne elektrik ne su parası ödemeden kanımızı emerek geçimlerini sürdürmektedirler. Neden Üsküdar, Çamlıca, Bornova, Dikmen, Erdemli ve diğer yerleşim birimlerinde böylesine bir manzara ile karşılaşmıyoruz? Cevabı basit! Oradaki Kürt sayısı çok daha düşük... Kısacası bir yerde suç, kötülük artıp-azalıyorsa bu orada yaşayanların Kürt olup olmamasına ve Kürtlerin yerleşme-terketme derecelerine bağlıdır. Bir örnek vermek gerekirse İzmir'de Menemen adlı bir ilçe ve bu ilçenin Asarlık adlı bir nahiyesi var. Yıllar önce buralarda Kürt yokken insanlar -birçok Kürtsüz yerde olduğu gibi- huzur içinde yaşamakta, kapılarını, işyerlerini bile kilitlememektedirler. Ne zaman ki bölgeye akan Kürt göçünden burası nasibini alır, artık durumlar değişir. Zamanla çoğalan Kürtler yöreyi ele geçirirler ve belediye başkanlığını Hadep kazanır. Belediyede resmi dil Kürtçe olmuştur. Oranın zaten birkaç kişi kalan ve düşman gözüyle bakılan yerlileri de tası tarağı toplayıp civar ilçelere göçmüşlerdir. Bugün bölgede Kürtlerin üremeleri ve yaşam alanı açma çalışmaları devam etmektedir. Topraklarımızın diğer bölgelerinde de durum farklı değildir. Önce mazlum, amele, işçi sıfatı ile bölgelere ve küçük kasabalara gelen Kürtler zamanla üreyerek nüfuslarını arttırmış, "Biz aşiretiz" tehditi ile yerlileri sindirmiş, hatta birçoğunun yerinden yurdundan olmasına sebep olmuşlardır. Yozgat'ta bile bugün bir Kürt mahallesi bulunmaktadır. Her toplumsal olayda mahallerine sinip kalan bu Kürtler içlerinde besledikleri kini açığa vuracakları ve mutlak kudreti elde edecekleri o anı beklemektedirler. Bu durum çok ilginç bir şekilde emlak olayına da yansımıştır. Kürt göçü alan bir yerleşim biriminde, semtte emlak fiyatları rayicinin altına düşmektedir. Kiralar düşmekte, daireler, arsaların değeri azalmaktadır. Gene Kürt göçünden en çok nasibini alan bir şehir olan Mersin ve İzmir'de en önemli gelir kaynaklarından olan turizm de baltalanmaktadır. Terör ile getirilen huzursuzluk, ağacı ormanı yakma olaylarından sonra zaten Kürtlerin azalttığı turistler, karşılarında bu yüzünden gözünden irin ve cerahat akan yaratıkları gördüklerinde bir daha ülkemize ayak basmamaktadırlar. Bunun dışında Kadifekale semtinde M.Ö. yıllarda yaptırılan tarihi bir kaleyi gezmek isteyen turistler şalvarlı, arsız ve hırsız Kürtler tarafından kaçırılmaktadır... Liselerimizi ele alalım... Son yıllarda liselerde işlenen cinayetler gündemimizi bir hayli meşgul etti. Okula eğitim yerine ezikliğinin acısını kıskandığı Türk beğ ve bayanlarından çıkarmaya gelen Kürt sürüleri bu suçların temel kaynağıdır. Özellikle metropollerimizde hemen hemen her lisede çeteler, organize suç örgütleri vardır. Yaralama, uyuşturucu kullanım ve dağıtımı, terör örgütü sempatizanlığı ve cinsel taciz gibi çeşitli adi suçları işleyenler ve yönlendirenler gene Kürtlerdir. Hemen hemen her lisede güneydoğulu bir çete mevcuttur. Çünkü Kürtlüklerinin verdiği çıkarsal dayanışma duygusu ile kudret sağlamanın tek yolu ister Mardinli ister Şırnaklı isterse Ağrılı olsun, Kürtlük ortak paydasında birleşerek etrafa korku ve dehşet salmaktır. Okulların diğer öğrencileri ise daha ne olduğunu anlayamamakta ve sinmektedirler. Çünkü karşılarında yabancı dilde birşeyler konuşan, her tarafından irin ve cerahat akan bir yaratık topluluğu bulunmaktadır. Bir de kardeşlik afyonlarının etkisi düşünülecek olursa sinme işlemi çabuklaşmaktadır. Kürt çocukları sadece "nam" olsun diye ve topluluklarında saygı kazanma için sudan sebeplerle kendilerinden zayıf kişileri, arkası olmayan garibanları bıçaklamakta ve ceketlerini sırtlarına atıp gezmektedirler. Ayrıca kızlara göz koyup, kendileri ile birlikte olmaları için zorlamakta, tehdit etmekte, amaçlarına ulaşamadıkları taktirde her türlü alçaklığı yapmaktadırlar. Kürtler bilinçsiz kafatasçılardır. Çünkü kafatasçılık ırklara özgü ayrı bir olgudur. Vahşi bir kabile olan Kürtler bu olguyu bilinçsizce uygulamaktadırlar. Her meclise kendi kişilerini sokmakta, birbirlerinden alışveriş etmekte, haklı veya haksız olduğuna bakmadan bir Kürt kavga ettiğinde onun yanında yer alma, korkak oldukları için tek başlarına bir hiç olduklarında dayak yediklerinde kamyonun arkasını 500 kişi doluşup intikam almaya gelme, ihaleleri ve rant getiren her işi birbirlerini destekleyerek ele geçirme ve kendilerinden olmayan kimseye hayat hakkı tanımama Kürtlerin ortak özelliğidir. Şimdi, bu kadar zararlarından sonra, kapladıkları hacime ve nüfuslarına oranla tüm pis işlerin altından çıkabilme becerisini gösterdikleri için onları kutlamamızı mı bekliyorsunuz? Uyanış başlamıştır! Cezalandırılacaklardır! |
||
|
||
2) Siz Kürtlerin yerinde olsaydınız ne yapardınız? İş yok, ekmek yok ve adamlar eğitimsiz. Her şeyin bir sebebi var. Anlamsız bir karşı koyuş! Varsayımlara dayanarak tahminler yapacaksak biz de "Siz bir masa olsaydınız ne yapacaktınız?" deriz ve bunun cevabı da muhtemelen "Üzerimde yemek yenilecek veya ders çalışılacaktı" şeklinde olur. Kaldı ki bizler Kürt olarak doğmuş olsaydık şu anda bilgisayarımızın başında bu satırları yazmak yerine tecavüz edecek bir bayan, soyulacak bir işyeri, şehit edilecek bir Türk askeri, kötülük yapacak bir insan arıyor olurduk. Eğer bunu daha önceden başarabilmişsek de burada olmazdık. İnsanın başına gelebilecek en kötü şeylerden biri olan bu karşı koyuş, bir soru-merak değil de, bize göre bir hakarettir. Bizler Türk'üz ve tarihten gelen gücümüzle ırkımız için mücadele ediyoruz. Asalak ve haşereler ise emecekleri kanı tedarik edebilecekleri bir beden ararlar. Kürtlerin gariban ve mazlum oldukları, ekonomik sebepler dolayısı ile böyle oldukları, bunları yaptıkları söylemi mantıktan yoksundur. Ceylanlar, Topraklar, Tatlılar, Erezler ve niceleri... Bunlar Kürttür ve Türkiye'nin en zengin kişileri arasındadırlar. Başta bunlar bölgelerine yatırım yapmadıktan sonra devletin yapmaması nasıl eleştirilebiliyor? Kaldı ki devlet de tam tersine güneydoğuya en fazla yatırımı yatırımı yapmaktadır. Marmara Bölgesinin verdiği 100 birim vergi, Marmara bölgesine 5 birim hizmet olarak geri dönerken Kürt illerinden zorla, güç bela alınan 5 birim vergi oraya 100 birim hizmet olarak geri dönmektedir. Bu diğer olaylarda da böyledir. Sadece GAP Projesinin maliyeti bir ülke bütçesi kadardır. Hiçbir bölgemize -ki yapılması için çok daha fazla sebebi var- bu kadar geniş hacimde yatırım yapılmamıştır. Batman Petrol rafinerileri her sene zarar etmesine rağmen Kürtler işsiz kalmasın diye zararına işletilmektedir. Bizim cebimizden çıkan paralarla Kürtler sübvanse edilmektedir. Ayrıca bunların ürünleri asla ellerinde kalmamakta devlet gerekli olmasa bile tavan fiyattan satın almaktadır. Mehmetçik kanı içmenin ödülü bu olsa gerek. Oysa ki Rizeli çay üreticisinin çayları taban fiyattan alınmakta ve para ödenene kadar çiftçi süründürülmektedir. Nevşehirli patates üreticisi her sene tonlarca patatesini heba etmektedir. Gene de isyan etmeyen bu asil Türk kişileri artık patlama noktasındadırlar, şimdi de biz size soralım: Onların isyan etmek hakları değil mi? Türk kişileri elektrik su parasını ödeyemeyip, intihar ederlerken Kürt illerinden elektrik-su parası alınmamakta, üremeleri ve arsızlıklarına devam etmeleri teşvik edilmektedir. Eğitime gelince; tayinlerle Kürtlerin oturduğu illerimize giden (Topraklar bizim ama üzerindekiler değildir) idealist öğretmenler bayrak direklerine asılmakta, kurşuna dizilmekte, şehit edilmektedir. Yüzlerce öğretmeni katletmişlerdir. Okulları yakmışlar ve yıkmışlardır. Bunları yapanın PKK olduğu söylenecek... PKK'nın mensupları İç Anadolu veya Akdeniz insanı mıdır? Ayrıca 50 bin aktif PKK'lı olduğunu farzedersek, bunların anaları, babaları, onlarca amca, dayı, hala çocukları, kardeşleri,akrabaları yok mudur? Arkadaşları yok mudur? Sempatizanları milyonlarla ifade edilmiyor mu? Kısacası, Kürt = PKK, suç, cinayet, vahşet, hırsızlık, arsızlık....... sonsuza kadar gider. Buna rağmen başımızdakiler sübvanse etmeye devam etmekte, her türlü tavizi vermekte, bu vahşileri baştacı etmekte ve kaynaklarımızı Kürtlere peşkeş çekmektedir. Bu spora bile yansımaktadır. Hatırlarsanız geçen senelerde iki takım 1. lige çıkmaya çalışıyorlardı. Altay ve Diyarbakırspor... Altay takımının çıkması muhtemeldi ve maç ölümcül bir son maç Diyarbakır'da idi. Devlet bu maçta hakemleri, federasyonu, güvenliği, polisleri, medyayı yönlendirerek içeriye kameraların bile sokulmadığı maçta her türlü pislik ve şiddet ile maçı Diyarbakır'ın kazanması sağladı. Diyarbakır'ı hile ile 1. lige çıkarttılar. Bir tarafta Türkçe isimli, Ata yurdumuzu temsil eden bir Türk takımı, bir yanda PKK'nın insan kaynağını sağladığı yegane yer... Burada biraz terörü ödüllendirme yok mu?... Yozgatspor'a senelerdir neden böyle bir "kıyak" yapılmadı? Sabırsızlıkla bekleyen tüm Türk takımlarına neden bu şekilde bir destek sağlanmadı? Onların suçu başlarında bir Apo olmaması mı? Devletlerine bağlı olmaları mı? Mehmetçik kanı içmemeleri mi? Bundan sonraki yıllarda Mardin veya Urfaspor'a da aynı "kıyağın" yapılacağından kuşkumuz yok... Bizler savunmadayız, bu topraklarda ezilen, hor görülen hakkı yenen tek unsur bu toprakları vatanlaştıran, buraların asli unsuru olan Türklerdir. Eğer bütün bu yazdıklarımızı yalanlayacak bir doğrunuz, bizi haksız ve hatalı konuma düşürecek bir yorumunuz varsa bizimle paylaşabilir misiniz acaba? Herşeyin bir sebebi vardır. Aynı Kürtlerin karakter dokusunu teşkil eden hainlik, hırsızlık, ahde vefa göstermeme, asalak olarak yaşama ve vahşet olgularının, Kürtlerin bugün yaptıkları alçaklıkların sonucunu doğurması gibi... Bizlerin bu mücadeleye ağırlık verme sebebi ise şimdiye kadar belgeleri ile, tanıkları ile kanıtlanmış bu kahpeliklere, Türk kişisine yapılan bu alçaklıklara ve ipotek altına alınmaya çalışılan geleceğimize karşı bir savaştır. Savunmada olan biziz, haksızlığa uğrayan biziz, kanı emilen bizi ve öz yurdunda parya durumuna düşürülmeye çalışılanlar bizim doğmamış çocuklarımız... Meşru Müdafa hakkımızı Türklüğe uygun şekilde kullanmak yegane silahımızdır. Tarih, bu ve benzeri durumlarda verdiğimiz karşılıkları çok kereler kaydetmiştir. Örneklerine bakabilirsiniz... |
||
|
||
| kürtlerin eğitimli olması daha iyi değil mi? neden onların eğitimli olmalarından rahatsız oluyorsun ? güzel bir dünya eğitimli kürtler, türkler, lazlar, almanlar, isarilliler, türklerle daha kolay kurulamaz mı ? yoksa güzel bir dünyayı kurmanın anahtarı faşizm mi ? |
||
|
||
| copy-paste'den nefret ediyorum anti | ||
|
||
| bu anti de sanırım birinin yansıması içini kusuyor |
||
|
||
| içinde birşeyler olması lazım kusmak için yoksa bunun gibi böğürüp durursun |
||
|
||
| kürt dostluğu ilede bir yere varılamaz...İlk fırsatta satarlar adamı... | ||
|
||
| satıcılar her halktan çıkabilir genelleme yapmayın | ||
|
||
| yok yok sivaslılar ve kürtler TSE belgeli bu konuda... :stupid: | ||
|
||
| kuzeys ben de sivaslıyım 8 yıldır da sivasta yaşıyorum genelleme yapmak yanlışşşşşşşş |
||