|
||
| bi iki gün antepteydim. ordaki arkadaşlardan biri zeugmanın sular ve toprak altında kalmadan önceki halini gördüğünü ve bizzat müze yöneticisi biri ile mozaikleri söktükten sonra baraj yapımı için tepki olmasın diye şehri nasıl toprağa gömdüklerini anlattı. o sırada bir çok resim çekilmiş. ama bunların ancak bir kısmı sergilenmiş. bu büyük mirasın oraya baraj yapmak ve başka salak fikirler uğruna nasıl harcandığını anlattı. ordaki barajın ne şekilde devleti dolandırmak ve tarihimizi yok etmek için kullanıldığını açıkladı. acaba dedikleri doğru muydu? bunların sorumluları hesap vermeyecek mi ? zeugma hakkında detaylı bilgi almak için: http://www.zeugmaweb.com/ |
||
|
||
| Zeugma'nın fotoğraflarını ilk gördüğümden beri orası benimi çin büyük bir sevgi ya da özlem gibi bir şeydir özellikle gece hafif ışıklarla gölgeler arasında suyla birlikte inanılmaz gözükür.Muhteşem bir yer. | ||
|
||
| ZEUGMA NEDEN ÖNEMLİ ? Antik Zeugma İ.Ö . 1. Yüzyılda kurulmuş olan Kommagene Krallığı’nın dört önemli kentinden birisi olarak , Gaziantep ilimizin Nizip İlçesinin yaklaşık 10 km doğusunda bulunan Belkıs köyünde bugün hazin sonunu bekliyor. Adı yunanca da “köprü” , “bağ” veya “geçit yeri” anlamına gelen Zeugma’nın bu özelliğine uygun olarak, Büyük İskender’in Pers Seferine giderken Fırat’ı buradan geçtiği kaynaklarda belirtilmektedir. Bu kaynakların ve Zeugma’nın Birecik Baraj gölünün altında kalacak olamasına doğal olarak hassasiyet gösteren tüm medya kuruluşlarının , bu eşsiz antik yerleşim yerine ilişkin tarihi bilgileri yeterli düzeyde yansıttıklarına inandığım için ben ancak “ bu olaydan çıkarılması gereken ders “ üzerinde durmak istiyorum. Ekibiyle beraber beş yıldır Belkıs Köyün’de Zeugma kazılarına katılan Fransız arkeoloğ ekibinin başı Catherine Abadie Reynal, bu konudaki görüşlerini şu şekilde açıklıyor. “... Üzüldüğüm tek şey şu, keşke herkes beş yıl önce harekete geçseydi. Çünkü beş yıl önce bunların olacağı biliniyordu. Biz tam anlamıyla bir acil kazı yaptık. ... Burada acil kazı geleneği yok. Fransa’da olayların bu şekilde gelişmeyeceği çok açık tabii. Buraya baraj yapma kararı alınırken , arkeolojik risk faktörü hiçbir şekilde göz önüne alınmamış. Tabii ekolojik faktörde. Oysa bir Amerikalı 90’lı yılların başında su altında kalacak bütün antik kentlerin yerlerini belirlemiştir. Her şey bir organizasyon meselesi , oda burada yok... Gerçekten bizde organizasyon yok mu ? Organizasyon hakikaten yoksa, peki Artukoğulları Devleti’ne İ.S 1101-1232 yılları arasında başkentlik yapan paha biçilmez Hasankeyf’inde sular altında kalmasına karar verenler veya çağa uymayan polisiye yasaklamalarla Türkiye’de kültür varlığı koleksiyonerliğini imkansız hale getirme özlemini duyarak , adsız bir kahraman gibi tüm zorluklarla mücadele etmek suretiyle ömürlerini kültür varlığımızın korunmasına adamış kişilerin bu çağda etkinliklerini engellemek isteyenler kimler ? Organizasyon varsa ve benzeri birçok uygulamaların içinden yukarda ancak belirgin iki örneğini verdiğim bu kararları verenler, var olan bu organizasyonun kilit noktalarında yer alan kişilerse , hem var olan bu organizasyonun ve hem de onun içinde yer alanların düşünce yapılarının sorgulanması gerekmez mi ? Yazımın başlığı ile ilgili olarak, bu soruların cevaplarını sizlerin sağduyulu takdirlerine bırakırken, kimsenin “ ne yapalım Hasankeyf gibi Zeugma’nın da kaderi bu imiş “ demeyeceğini umuyorum. Çünkü aşağıda Roma imparatoru II. Filip’e ait olan bronz sikkenin arka yüzünde yer alan ; Kader Tanrıçası Tykhe’nin , Zeugma akropolü üzerine yapılmış tapınağının altında sağa doğru koşmakta olan oğlağın (capricorn) astrolojik olarak da yaşamda başarılı olmayı amaçlayan dikkatli ve disiplinli kişileri simgilediğini de dikkate alarak, bu olayı “kader” kavramı ile bağdaştırmak son derece yanlış olur. “Nasıl olsa Türkiye’nin her yeri bunlarla dolu, dolayısı ile önemi yok” diyen böylesi duyarsızlıkları özgür bir şekilde en hafif terimlerle bile tanımlamak , basın yoluyla hakaret suçu oluşturabileceği için , bu olayı herkesin kendi kafasında yargılamasını yeğliyorum. Zeugma, yansıtmaya çalıştığım bir düşünce yapısının sonucu olduğu için önemli. Hasankeyf’den ders alınmadığı için önemli. Hasankeyf’tden ders alınmadğı için önemli. Biz biz olalım, hiç olmazsa “Zeugma “ gerçeğinden gerekli dersleri alalım ve ulusal olduğu kadar evrensel olma özelliğine de sahip böylesi kültür hazinelerimizi bir daha “yetkililerin” eliyle ortadan kaldırmayalım. (Arkeoloji ve Sanat Dergisi Eylül/Ekim 2000) M. İSKENDER TARGAÇ (Kültür Varlığı Kolleksiyonculuğunu Geliştirme ve Yaşatma Derneği Üyesi) |
||
|
||
| ZEUGMA FRESKLERİ Rengarenk mozaiklerin bez üzerine resmini çizen, mozaik sanatçısına resim hazırlayan fresk ustaları, Zeugma’da Fırat manzaralı evlerin duvarlarını da fresklerle (Duvar resimleri) süslediler. Mozaik sanatçılarını kıskandıracak düzeyde toprak ve mineral boyaları ustaca karıp, canlı renkler yaptılar. Süzülmüş kireçli, ince kum katkılı ıslak ve kuru sıva üzerine üçgen, baklava dilimi gibi geometrik bezekler, tavuz kuşu, kelaynak kuşu ve mitolojik figürler ile çiçek desenleri resmettiler. Belkıs/Zeugma antik kentinde Gaziantep Valiliğinin desteği, İl Özel İdaresinin maddi katkılarıyla, Gaziantep Müzesi Başkanlığında, arkeolog Mehmet ÖNAL’ın alan sorumluluğunda yapılan 2000 yılı Zeugma A bölgesi kurtarma kazılarında mozaik, heykel, heykelcikler ve binlerce buluntuyla birlikte Poseidon ve Euphrates villalarının duvarlarında yaklaşık 120 m2 ebadında fresk (Duvar resmi) de ele geçmiştir. Bu freskler PHI'nın maddi katkılarıyla AÜ. Başkent Meslek Yüksek Okulu Restorasyon Bölümü öğretim elemanları ve öğrencileri tarafından restore edilerek teşhire hazır hale getirilmiştir. Bunlardan altı adedi Gaziantep Müzesinde teşhir edilmektedir. Müzede teşhir edilenler sırasıyla, Hermes figürü, Çarkıfelek Motifi, Girland motifi, Penelope, Deidemeia ve gövdesinin üstü tahrip olan bir insan figüründen oluşmaktadır. Hermes figürlü fresk Poseidon villasının avlusunun doğu duvarında, çarkı felek motifi çeşmenin alınlığında, Penelope, Deidemeia ve gövdesinin üstü tahrip olan figür ise Euphrates villasının 12 nolu odasının duvarında ele geçmiştir. Zeugma'da bulunan freskler genel olarak kuru sıva üzerine yapılmasına karşın, az sayıda yaş sıva üzerine de yapılmış fresk örnekleri de vardır. Zeugma fresklerinde en altta kireçle karışık iri taneli kumlu 2 cm. kalınlığında kaba kireç sıva, bunun üstünde 0.8 mm. kalınlığında ince kum katkılı, süzülmüş kireçli sıva üzerine figürler doğal boyalarla panolar halinde işlenmiştir. Ev halkının göz ve ruh zevkini doyuran freskin yıllar karşısında eskimesi veya ev sahibinin yeni resim modasını tercih etmesi sebebiyle, freskler üst üste 2-3 kat yapılmıştır. Perseus odasında olduğu gibi bazı odaların duvarlarında ise figürlerin üzeri tek kat boya ile kapatılmıştır. Yeni yapılan freskin iyi tutması için alttaki eski fresk 2-3 cm ebadında çentiklenmesi nedeniyle, alttaki freskler tahrip olmuştur. Sasanilerin Zeugma'yı ele geçirdikleri M.S. 256 yılında ise yangın yıkıntıları altında kalan freskler villalarla birlikte 2000 yılında gün ışığına çıkartılarak günümüz dünyasına tanıtılmaktadır. Zeugma fresklerinde dönem inancını yansıtan konuların yanında hayvan figürleri de işlenmiştir. Bu figürler geometrik ve bitkisel motiflerle süslenmiştir. Üst üste yapılan fresklerde görülen figür ve motifler şunlardır: I. Kat fresklerde üçgen, baklava dilimi, daire v.b. geometrik motifler II. Kat fresklerde Mitolojik (Hermes, Penelope, Deidemeia, Protoe) insan, hayvan figürleri (tavus kuşu, keçi, ördek ), bitkisel bezemeler, içki kabı , mimari (kapı, sütun, sütunce, mermer görünümlü) motifler. III. Kat fresklerde bitkisel motifler (Girland, mısır), hayvanlar (kuş, yılan) ve yazı görülmektedir. IV. Tek kat krem rengi boya. Fresklerin yıllarca oda duvarlarını kaplaması sebebiyle bazen mobilyalar fresklere zarar verirken, çoğu zaman evin çocukları freskler üzerine kazıma olarak çeşitli resimler yaparak, yazılar yazmışlardır (Grafitto). Bunlar gladyatörler, adak sahnesi, hayvanlar, üçgen, yıldız ve çok sayıda yazıdan oluşmaktadır. Bazı yazıların ise evin seçkin konuğuna yazdırılmış olduğu sanılmaktadır. Gaziantep Müzesinde teşhir edilmeye başlanan asker yolu gözleyen Deidemia ve Penelope fresklerinin öyküleri: DEİDEMEİA: Asker eşidir. Eşi Akhileus’u Odesseus kandırarak Troia savaşına götürür. Müzede sergilenen “Akhileus Skyros da” mozaiğinde Deidemeia Akhileus’un koluna sarılmış savaşa gitmemesi için ona yalvarmaktadır. Bu freskte ise Deidemeia üzgün halde savaşa giden Akhileus’un yolunu özlemektedir. Başı hafifçe sağa dönük olup üzüntülüdür. Daha sonra Akhileus’un ölüm haberini alacak ve yasını tutacaktır.Gri kithon ve kırmızımsı şal giymiştir. Çıplak sağ kolu yana açılmış olup elinde yeşil sarmaşık yaprağı ve çam dalı tutar. Sol eliyle ise kalçasından dolanıp sol omuzundan aşağı sarkan giysiyi göbeğinin hizasında tutmaktadır. Başı çift çizgili panoyu taşmıştır.Sağ üst köşede Grekçe harflerle adı yazılıdır: Sykiros adasının Kralı Lykomedes’in kızıdır. PENELOPE: Penelope de asker eşi olup kocası Odysseus’un dönüşünü beklemektedir. Ayakta boynunu sola bükmüş üzgün durur. Çünkü eşi Odysseus, oğlu Telemakhos kundakta iken kendisini bırakarak Troia savaşına gitmek zorunda kalır. Eşinden ayrı kaldığı yirmi otuz yıl sürece başka kocaya varmamak için taliplerine ayak diremesi, Odysseus’a sadık kalması onu evlilikte vefa ve sevginin simgesi haline sokmuştur. Eşi Odysseus savaşta olduğundan Penelope’nin sarayı onunla evlenmek isteyen talipleriyle dolmuş, komşu ülkenin ileri gelenleri kocasız kalan güzel kadını almak istemiş. Penelope, taliplerini seçmek için dokumakta olduğu bezin bitmesini şart koşmuş. Bu bezi ise gündüz dokuyup gece sökmekteymiş. Taliplerini bu şekilde oyalamış. Ayakta duran Penelope sol elinde yeşil sarmaşık yaprağı, sağ eliyle ise eteğini yukarı kaldırmaktadır. Sağ üst köşede Grekçe harflerle yazısı vardır. İkarios’un kızıdır. Gaziantep müzemizde sergilenen bu Zeugma freskleri Türkiyemiz müzelerinde bu büyüklükte sergilenen tek fresk sergisidir. Bu eşşiz eserler sanat ve Zeugma severlerini müzeye beklemektedir. Müze girişinde fresk üzerinde yazı: “İyi Yaşa Germanio”, mozaikte ise sırasıyla “Erdem, Egitim ve Bilgi” yazıları da ziyaretçilere antik dönemi sessizce anlatmaktadır. Mehmet ÖNAL (Gaziantep Müzesi Arkeoloğu) |
||