SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Dünyada Anarşizm

Konu: latin amerikadaki sol-anarşist pratikler üzerine söyleşi

Sayfa: [ 1 ]

deniz 20.05.2007 00:16:29

13 Mayıs Pazar günü, Kara Kızıl Notlar dergisinin bürosunda Şili'deki Liberter Komünist Örgüt'ün (OCL) eski bir militanı
ve İrlanda'daki Emekçilerin Dayanışma Hareketi'nin (WSM) şuandaki Uluslararası Sekreteri olan Jose Antonio ile yapılan söyleşinin notları:


konuşmanın transkriptii de yayınlıycaz ama bazı notları aktariyim dedim:

-şili'de 1972 darbesiden ancak 5-6 yıl sonra sol ciddi bir silahlı direnişe geçebildi, toparlanma 8 yıl kadar sürdü, ama 80lerin
ortalarında "toplumsal genel grev" denen olaylar olmaya başladı. her ay 2 gün kadar öğrenciler okula, işçiler işe gitmiyor, mahallelerde barikatlar kuruluyor.

bu bitince polis-devlet baskısı başlıyor, bi sonraki ay yine olaylar başlıyor. abd sosyalizmi engellemek için kullandıı pinoşe'nin
sosyalizmin nedeni haline geleceğini görünce ondan desteğini çekiyor ve bir demokrasiye geçiş paktı imzalatıyor. bu pakta sadece sosyalist (SP)  ve komünist (KP) partiler değil, aynı zamanda solun ana bloğu devrimci  sol hareket (mir) de destek veriyor (jose eskiden mir'deymiş). aslında on  yüz bin parçaya bölünüyor pakt konusunda. demokrasiye geçilince insanlar "biz
bunun için mi mücadele ettik" diyip politikadan tamamen souyorlar.

sol da paramparça ve ultra-sekter oluyor. iddiasına göre 1997'de şili'de  13 800 sol örgüt(çük) varmış. ben hala rakama inanmıyorum, ama bizim kıçı kırık sol geleneğimiz bile bu kadar örgüt yaratıyosa 60larda 8 milyonluk nüfusun 250 000'i KP üyesi olan şilide sol buna kadir oalbilir hakkaten. şu anki SP 90ların başından beri koalisyon hükümetlerindeymiş zaten.
KP'yi abd istemediği için almamışlar. KP hükümete girmek için kıçını yırtıyomuş; en son 1 mayıs öncesinde polise bir düzeni bozanlar listesi vermiş ve  polis de 1 mayısda bunların hepsini toplamış; millet de hazırlıksız  olduğunda pek bişi yapamamış (çatışma olmuş tabi).

-reformlar meselesinde bizim gibi "en radikal talep en devrimci  taleptir" ekolünden işe başlamışlar, ama bu işe yaramayınca bir reform  talebinde 3 şeyin sağlanmasına çalışmılar: 1. olabildiğince fazla insanın  bunu kabul etmei, 2. talebin kazanılabilir olması, 3. talebin sonucunun insanların güçlenmesine/özneleşmesine ve özyünetime kapılar aralaması.

mahalle çalışmalarında önce bedava barınma için mücadele ettiklerini, fakat neoliberalizm zihinlerine kazınan insanların bu talebi oldukça manasız buldukalrını farketmişler. bunun üzerine sembolik bi fiyata morgıç (bi ev için 30-40 ytl demişti sanırım) şiarını yükseltmişler.

oldukça da başarılı olmuş. bu mcadeleden kalan mahalle komisyonlarını da lağvetmeyip mahallenin di ihtiyaçlarının karşılanması için sürdürülmesini sağlamışlar. daha da enteresan olanı insanlar talepleri kazanabildiklerini görünce ve mücadele boyunca bedava ev için argümanlar tekrar edilince yavaş yavaş bu talebe ikna olmuşlar. şu anda şilideki barınma mücadelelerini çoğunluğu bedava ev talebiyle veriliyomuş. başka örnekler de verdi. "taktiklerde esnek olmak gerek, hiçbir reform kendi başına
dierinden daha az devrimci değildir" dedi. bi de anti-militarizm, ekoloji vs. gibi meseleleri insanların birincil ihtiyaçları için verilen
mücadelelerden çıkan sonuçlarla gündeme getirmek gerektiğini vaaz yönteminin pek başarı vaat etmediğini söyledi.

-bir diğer mesele de sınıf yerine sosyal aktöre (ortak mekan, kültür, talepler) dayalı bir analiz üzerinden mücadeleyi ve mücadele kurumlarını şekillendirmek. genel olarak anarko-sendikalizmin tek mücadele aracı olarak her yerde anarko-sendikaları kullanmasına sürekli karşı  çıktı.
belli bir mahallede yaşayanları ve öğrencileri kolektif eylem gerçekleştirebilen, ama sınıfsal olarak homojen olmayan ve bundan
dolayı da mücadele süreçleri daha zorlu olan sosyal aktörler olarak saydı.
işçiler, öğrenciler ve mahalleliler için ayrı kitle örgütlenmeleri yaratmak gerektiğini, aksi halde insanlara kendi hayat koşulları ile
alakalı olmayan talepler dayatılacağını ve sosyal hareketler arasında sağlıklı bir dayanışma ihtimalinin zarar göreceğini söyledi.

-dier bir önemli nokta anarşist karar alma ve mücadele yöntemlerinin (doğrudan demokrasi, doğrudan eylem) kullanımına dairdi. özellikle en başlarda önemli kararların genel meclislerde alınması, komisyonlara seçilen kişilerin bu kararları uygulamakla yükümlü olması ve uygulamayanların da geri çağrılabilmesi ilkelerini savunmalarından dolayı bürokratik olmakla bile suçlanmışlar. fakat mücadele ilerledikçe insanlar kendi öznesi oldukları bir mücadelede liderlerden daha mantıklı kararlar verebileceklerini ve liderliklerin kendi konumlarını korumaya yönelik çıkarlar oluşturmaya başladıklarını fark etmişler. artık anarşist mücadele
yöntemleri genel bir kabul görmüş. tabi otoriter solcular genel meclisleri de istediklerinde bir oyuncak haline getirebilirler. bir genel meclisin üç kişilik bir komisyondan daha demokratik olması için doğrudan bir sebep yok dedi.

-işbirliği konusunda "mücadeleden birlik" diye bişi savunuyolarmş. bunu tepeden stratejik birliğe, örgüt liderlikleri arasında somut manasının ne olduğu anlaşılmayan dayanışma ve ittifaklara alternatif olarak savundu.
mesele bazında o meseleyle uğraşan militanların ortak hareket etmesini savunyolarmış. şili gibi birbirinden ayrılan grupların birbiriyle konuşmaya dahi tenezzül etmediği bi artamda bu oldukça başarılı olmuş, hatta bazı gruplar arasında köprü görevi de görmüşler.

söyleşi sonrasında özellikle ulusal kurtuluş/milliyetçi hareketler ve sosyal demokrasi ile işbirliğine karşı klasik olarak gelitirilen "onlarla işbirliği yaparsan eninde sonunda onlar tarafından ezilirsin, çünkü burjuva partileridir" argümanına ne dediğini sordum. "bu tehlike stratejik ittifaklarda vardır, biz hiçbi örgütle böyle bir ittifakı savunmuyoruz; dahası eğer o örgüt mücadele sırasında senden daha fazla insanı kendine çekip sana karşı güçlenebilecek örgütsel niteliğe ve somut duruma dair kavrayışa
sahipse zaten sen onunla belli bir konuda beraber iş yapmasan da seni ezer" dedi.

-latin amerika meselesinde abd'nin 90lardan itibaren kızıl latin amerika korkusundan kurtulduğunu ve bunun da aslında toplumsal hareketlerin gelişimine olanak sağladığını anlattı. yerli hareketlerinin 90 öncesindeki devrimci köylü hareketlerinin kılık değiştirmiş hali olduğunu, fakat bunların kapitalizmi ve devleti kendi ulusal kimliklerine yabancı kavramlar olarak görüdkleri için aslında eskisine göre daha da devrimci olduklarını söyledi. ayrıca ulusal burjuvazilere eskiden abd'nin kuklaları olarak baktıklarını, fakat artık bunların sadece kendi ülkeleri içersinde değil, latin amerika çapında da egemenlik projeleri geliştirmeye
başladıklarını ve şu andaki haiti işgalinin bunun örneklerinden biri olduğunu söyledi. özellikle brezilya çok güçleniyor. en son
abd'nin uruguayda bi askeri üs kurma projesini "orası benim alanım" diye terslemiş. haitideki askeri gücünü de bm güvenlik konseyinde daimi  bir yer kazanmak için koz olarak kullanıyormuş.

-venezuela, latin amerikanın en uzun refah devleti geleneğine sahip ülkesiymiş. ancak 80lerde neoliberalizm ile gelir adaletsizliği hat safhaya ulaşmış. tüm latin amerikada toplumsal hareketler yükselirken bu devletçi gelenek venezualda bu gelişimi engellemiş. fakat bunlara karşı youn bi sempati varmış ve chavez de dışardaki toplumsal hareketlerin kavramlarını apartarak kendisini tüm latin amerika yoksullarının temsilci olarak tanıtmış, seçimleri bu sayede kazanmış. chavezden sonra
devletten bağımsızlığı oldukça şüpheli toplumsal hareketler ortaya çıkmaya başlamış.

venezuadaki bazı anarşistlerin tüm işlerini chavezi eleştirmeye dönüştüklerini ve kitlelreden kendilerini yalıtmaya başladıkları söyledi. "toplumsal hareket toplumsal harekettir" demeye getirdi. anarşizm  solun vicdanı olmayı çok seviyor; insanların hayatlarında ufak ama somut değişiklikler için mücadele etmektense oturup solun nerede hatalı olduğu söylemeye bayılıyor. bu özellikten kurtulmak lazım. venezuellalı anarşistlerin chaveze eleştirileri parlamentarizmle, devletle bu işlerin neden olmayacağını kanıtlıyor; ama chavezden devlet diyilmiş gibi davranmasını bekliyr yaptıkları eleştiriler. devlet olmayan chavez
değil, anarşistlerdir dedi.

unutuğum bayaa kısım var ama bunlar en çok aklımda kalanlardı."

anarsistiletisim email listesinden alınmıştır


Sayfa: [ 1 ]