SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Temmuz

Konu: 11 Temmuz

Sayfa: [ 1 ]

deniz 11.07.2007 11:45:49
Tarihte Bugün - 11 Temmuz

    * 1789 - Fransız devrimci Lafayette, "İnsan Hakları ve Vatandaşlık Hakları Bildirgesi"ni Devrimci Milli Meclisi'ne sundu.
    * 1929 - Of ve Sürmene çevresinde sel ve heyelan felaketi; 700 kişi boğuldu, 3500 kişi açıkta kaldı.
    * 1939 - Milli Piyango İdaresi kuruldu.
    * 1947 - Türkiye-ABD Yardım Antlaşması imzalandı.
    * 1960 - İdam cezasında yaş haddi kaldırıldı.
    * 1967 - Tuborg üretime başladı.
    * 1971 – Prof. Sabahattin Eyüboğlu, İsviçre asıllı piyanist Magdi Rufer, edebiyatçı Azra Erhat ile Vedat Günyol ve Yaşar Kemal’in eşi Tilda Gökçeli gözaltına alındılar.
    * 1975 - Eski Çin’in başkenti Şian’da 2000 yıl öncesine ait aslı ile aynı boyda, savaş donanımlı kilden yapılmış 6000 kişilik bir ordu bulundu. Seramik askerlerin hiç birinin diğerine benzememesi şaşkınlık yarattı.
    * 1978 - Hacettepe Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Bedrettin Cömert vurularak öldürüldü. Cömert aynı zamanda sanat tarihçisi, şair, yazar ve çevirmendi. "Sanatın Öyküsü" adlı çevirisiyle Türk Dil Kurumu 1977 Çeviri Ödülü’nü kazanmıştı.
    * 1979 - Abdi İpekçi cinayetinin katil zanlısı Mehmet Ali Ağca ve Yavuz Çaylan yakalandı.
    * 1980 - Ordu’nun Fatsa ilçesine yüzlerce asker ve polis “nokta operasyonu” düzenledi, sokağa çıkma yasağı ilan edildi, bütün evler arandı. Sol görüşlü bağımsız Belediye Başkanı Fikri Sönmez de dahil 300 kişi gözaltına alındı. İçişleri Bakanı, Başkan Sönmez'i derhal görevden aldı.
    * 1984 - Özel dershanelerin yeniden kurulması yasalaştı.
    * 1991 - Halkın Emek Partisi Diyarbakır İl Başkanı Vedat Aydın’ın cenazesinde halkın üzerine ateş açılmasını protesto eden Nusaybin, Lice ve Bismil esnafı kepenk kapattı.
    * 1994 - Milli Savunma Bakanlığı, PKK eylemlerini gerekçe göstererek er ve erbaşların terhislerini 4 ay erteledi.

2007

Hacıhüsrev çetesi zanlıları gözaltındayken polise hırsızlık şikâyeti gelmedi



RADİKAL - İSTANBUL - Beyoğlu'nda, 'Hacıhüsrev' olarak bilinen İstiklâl Mahallesi'yle birlikte 80 adreste ve Ankara, Antalya, Şanlıurfa gibi illerde düzenlenen 'Demir Yumruk' operasyonun ardından, İstanbul'da son dört gündür büyük alışveriş merkezleri ve havaalanlarında yapılan hırsızlık olayları kesildi. Emniyet'e yankesicilik, kapkaç, kuyumcu dolandırıcılığı gibi suçlardan tek bir olay bile intikal etmedi. Baskında gözaltına alınan 246 kişiden 26'sı tutuklandı.

Dokuz kentte operasyon
Yaklaşık bir yıl süren takipten sonra yakalananların büyük bölümünün serbest bırakılmasının çetenin bir süre sonra yeniden aktif hale gelmesine neden olacağını söyleyen Emniyet kaynakları bu tür suçlara karşı Türk hukukundaki düzenlemelerin yetersiz kaldığını savundu. Asayiş Şube Müdürlüğü, dokuz aydır teknik takiple hazırlandığı operasyon için 5 Temmuz'da harekete geçmiş, Hacıhüsrev'i kuşatmıştı. İstanbul'da 80 adresle birlikte Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Bursa, Samsun, Şanlıurfa ve Niğde gibi illerde de operasyonlar yapılmıştı.

26 tutuklu var

Diğer illerden gelenlerle birlikte 57'si çocuk 246 kişi gözaltına alınmıştı. 12 yaşından küçük çocuklar Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'ne teslim edilirken, birçoğu da Emniyet'ten serbest bırakılmıştı. 246 kişiden 77'si adliyeye sevk edildi. Savcı bunlardan 43'ünün tutuklanmasını istedi. Ancak mahkeme zanlılardan sadece 26'sını 'organize suç örgütü kurmak, yönetmek, üye olmak', 'küçük yaştaki çocuklara gasp ve kapkaç yaptırmak', 'gasp' ve 'silahla yaralama' suçlarından tutukladı.
Operasyonun ardından dört gündür özellikle büyük alışveriş merkezleri ve havaalanlarından polise tek bir olayın intikal etmemiş olması da çetenin faaliyetleri konusunda önemli ipucu veriyor.

'Çete toparlanabilir'

Emniyet kaynaklarıysa, kapkaç, yankesicilik gibi çok sık görülen hırsızlık olaylarında hukuki düzenlemelerin eksikliğinden yakındı. Gözaltına alınan 246 kişiden sadece 26'sının tutuklandığına dikkat çeken kaynaklara göre, çete bir süre sonra yeniden toparlanabilir. Bunun için önerilense, sosyal yara haline gelen kapkaç, hırsızlık gibi suçlara karşı caydırıcı cezaların getirilmesi.

25 suçlu aile
'Demir Yumruk' operasyonunun ortaya çıkardığı tabloysa çetenin suç oranındaki rolünü gösteriyor. Emniyet'in araştırmasına göre, çetenin içinde 25 aile var ve bunlar suç işlerken işbirliği yapıyor. Bazı aileler suç işlemekte kullanılması üzere çocuklarını kiralıyor, kimiyse arabalarının kullanılmasına izin veriyor. Bu aileleri yönlendiren bir aile bulunuyor ve suçu örgütleyen kişiyse bir kadın.

Hırsızların lüks yaşamı
Operasyonla ortaya çıkan bir başka önemli bilgi de çete üyelerinin malvarlıkları. Çetenin hırsızlık parasıyla lüks yaşam sürmesi, polisi bile şaşırttı. Mükerrem ve Müjdat Çapalar, Silivri'deki lüks villalarında yakalandı. Çetenin içindeki bir başka aileninse Kuşadası'nda bir oteli ortaya çıktı. Ayrıca çeteye ait 118 araç tespit edildi. Bu araçların kimi ticari taksi, kimi dolmuş olarak kullanılıyordu, bazıları da lüks markalardı.

YTL, dolar ve avrolar
İstanbul'un en güzel semtlerinde daireler ve dükkânların olduğu da ortaya çıkarıldı. 'Demir Yumruk' operasyonunda '24 silah, 604 parça ziynet eşyası, 162 çalıntı cep telefonu, altı LCD plazma TV, üç bilgisayar, yedi dizüstü bilgisayar, elektronik eşyalar, 2 bin 624 uyuşturucu hap, 1817 gram esrar, 36 bin 615 YTL, 14 bin 176 avro, 14 bin 469 dolar ve 15 çalıntı araç ele geçirildi.
2006

Aşiret sıktı vekil baktı
AKP Şanlıurfa Milletvekili İzol (solda), kurşun sesleri arasında halay çekti. Düğüne çok sayıda resmi kuruluşun müdürü de katıldı.


DHA - ŞANLIURFA - Pijan Aşireti'nin düğününe katılan siyasiler tabanca ve uzun namlulu tüfeklerle havaya ateş açılarak karşılandı. Silahların susmadığı 5 bin kişilik düğünün yaklaşık 500 bin YTL'ye mal olduğu belirtildi.

Pijan Aşireti'nin önde gelenlerinden işadamı Emin Kaya, Şanlıurfa'nın Bozova ilçesine bağlı Tavşanlı Köyü'nde yapılan bir düğünle kardeşi Tekin Kaya'yı evlendirdi, küçük oğlunu da sünnet ettirdi. Tekin Kaya ile nişanlısı Pınar Kılıç'ın mutluluğunu paylaşmak için gelen davetlilere kıl çadırlar kuruldu, 5 bin kişilik yemek hazırlandı. Düğünde 40 aşçı yemek yaptı, 50 garson hizmet etti. Olası bir rahatsızlık ve silahla yaralanma gibi kazalara karşı da ambulans bekletildi.

Çocuklar da ateş etti
AKP Şanlıurfa Milletvekili Zülfikar İzol, AKP Şanlıurfa İl Başkanı Mehmet Ekinci, İl Genel Meclisi Başkanı Cemal İzol ile resmi kuruluşların müdürlerinin karşılanmasında aralarında çocukların da bulunduğu aşiret mensupları havaya ateş etti. Tavşanlı Köyü'nde Kalaşnikof ve tabancalar düğün boyunca susmadı. Binlerce merminin sıkıldığı düğünde en çok, AKP milletvekili Zülfikar İzol'un gelişinde ateş edildi. Birçok kişi, halay çeken Zülfikar İzol'un başından dolar saçmak için sıraya girdi. İşadamı Emin Kaya, düğün için 500 bin YTL harcadığını belirtti.
2003

İran'da rejime kornalı protesto


İran'da 1999 isyanının yıldönümünde gösteri düzenlemeleri engellenen rejim karşıtları, çareyi trafiği kilitlemekte buldu

TAHRAN - İran'da 1999'daki öğrenci olaylarının yıldönümü çok sıkı güvenlik önlemleri altında geçerken, rejim karşıtları çareyi arabalarıyla sokaklara dökülmekte buldu. Çoğu aileleriyle birlikte binlerce motorsikletli, Tahran Üniversitesi yakındaki sokaklara çıkıp kornalarını çalarak gece boyu muazzam bir trafik sıkışıklığına sebep oldu. Göstericileri engellemek için İçişleri Bakanlığı'na bağlı polisin yanı sıra, muhafazakâr gönüllü milis güçleri besiçler de motorsikletleriyle yerlerini aldı. Gösterilerde pek çok öğrenci liderinin gözaltına alındığı belirtiliyor.

Polis besiçe karşı
Gösterileri kontrol altına almak için gözyaşı bombası kullandığı belirtilen Tahran polisi, bazı protestocuları tutuklarken, bir yandan da Tahran Üniversitesi kampüsüne girmeye çalışan besiçleri engellemeye çalıştı. Salı gecesi bazı göstericilerin tutuklandığı belirtilirken, kimi yerlerde polisin göstericilere karşı gözyaşartıcı gaz kullandığı kaydedildi. Polisin bir ara göstericilerden uzak tutmaya çalıştığı besiç milisleriyle de çatıştığı söyleniyor.
Besiçlerin, geçen ayki rejim karşıtı gösteriler sırasında göstericilere bıçak ve zincirlerle saldırması büyük tepki çekmişti. Geçen ayki gösterilerde Amerika'dan yayın yapan İranlı rejim muhaliflerinin uydu televizyonlarının çağrılarının etkili olması üzerine yönetim bu kanalların yayınını engelleme yoluna gitti. Ayrıca gösterilerin yapıldığı yerlerdeki cep telefonları kilitlendi.

Üç öğrenci kayıp
Ülkenin en büyük öğrenci grubu Birliği Güçlendirme Bürosu'nun (BBG) reformcu vekillerin ricasıyla BM bürosu önündeki oturma eylemini iptal ettiklerini açıklamak üzere düzenlediği basın toplantısı besiçler tarafından basılan üç öğrencinin akıbeti ise bilinmiyor. Toplantıya katılan öğrencilerin ifadelerine göre, BGB liderlerinden Ameri Nassab, Ali Mogtaderi ve Araş Haşemi polisin itirazlarına rağmen alıp götürüldü. Öğrenciler salı akşamı da sekiz arkadaşlarının ortadan kaybolduğu bilgisini verdi. Tutuklamalar üzerine ülkenin en büyük reformcu hareketi konumundaki İran İslami Katılım Cephesi'nin lideri Rıza Hatemi, siyasi tutuklulara işkence yapılmasının ve var olan güvenlik güçlerine paralel çalışan karanlık örgütlerin durdurulması için çağrıda bulundu. Öğrenciler, düzenledikleri basın toplantısında, ülkenin atanmış muhafazakâr yöneticileri karşısında vaat ettiği reformları hayata geçirememekle suçlanan ılımlı Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi'yi de eleştirmişti.
Yurtdışındaki İranlı rejim muhalifleri ise Washington, Stockholm ve Lefkoşa gibi merkezlerde İran rejimini protesto gösterileri düzenledi.
Fatsa'ya "nokta operasyonu" 1980
Ordu'nun Fatsa ilçesine yüzlerce asker ve polis "nokta operasyonu" düzenledi, sokağa çıkma yasağı ilan edildi, bütün evler arandı. Sol görüşlü bağımsız belediye başkanı Fikri Sönmez de dahil 300 kişi gözaltına alındı. İçişleri Bakanı, Başkan Sönmez'i derhal görevden aldı.

 
Ravachol öldü 1892
Fransa : Anarşist haydut, eylem propagandacısı Ravachol (1859-1892) öldü.
 
2002

Liderler fena kapıştı
Ecevit, 'uzlaşma' umuduyla liderleri bir araya getirdi. Bahçeli, Yılmaz'a 'Sayın Yılmaz, bırakın artık bu oyunları' deyince hükümette ipler koptu

Yılmaz: Önce AB
Başbakan Bülent Ecevit, ANAP lideri Mesut Yılmaz'ı, 2003 yılında erken seçime gitmeye ikna ettikten sonra ortaklarla zirve yaptı. Ama Yılmaz toplantıda AB'ye uyum yasaları çıkmadan seçime gitmenin doğru olmadığını söyleyince MHP lideri Devlet Bahçeli hükümeti bitirecek çıkışı yaptı.

Ecevit mecburen bitirdi
Bahçeli, "Sayın Yılmaz bırakın bu oyunları. Hükümette oyun yapmak entrikadır. Görüşlerinizi netleştirmeniz için size iki gün süre veriyorum" dedi. Yılmaz, AB yasaları çıkmazsa, ANAP'ın hükümetten çekilme hakkı doğacağını belirtti. Başbakan Ecevit, gerilim üzerine toplantıyı bitirdi.
2001

İstanbul DGM Savcısı Kelebek, Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan ile kardeşlerinin bir şeyleri yokken yasadışı yollarla trilyonlarca lira değerinde malvarlığına ulaştığını belirtti


1989'da başladı
Sanıklar, 1989'dan başlayarak 11 Nisan 2001 gününe kadar 'çıkar amaçlı suç örgütü kurmak, bu örgüte üye ve yardımcı olmak, rüşvet almak-vermek, ihaleye fesat karıştırmak ve evrakta sahtecilik'le suçlanıyor.

Pratisyen
1989'dan önce Büyükçekmece Sağlık Ocağı'nda pratisyen hekimlik yapan ve adına kayıtlı malı bulunmayan Gürbüz Çapan'ın 1995 bildirimine göre varlığı 170 metrekarelik konut ile üç kooperatif hissesinden ibaret; eşi Ayfer Çapan'ın üç kooperatif hissesi ve Wolksvagen otomobili var.

Trilyonlar devri
İddianameye göre şimdi Gürbüz Çapan ve eşi adına tam 31 trilyon liralık hisse senediyle 50 bin doların yanı sıra çeşitli ev, arsalar ve birçok şirket ortaklığı da var.

Doğa Holding'in değeri
Savcı, Çapan ailesine ait Doğa Holding'in değerinin 'trilyon dolar'la ölçüldüğünü belirtti.

'Başkalarına kayıtlı'
Gürbüz Çapan'ın kendisine ait ancak başkalarının üzerinde kayıtlı görünen gayrimenkuller ve paralarının da bulunduğu, mağdur tanıkların bazılarınca iddia edildi, ancak bu iddaların doğruluğu tespit edilemedi.

Zengin biraderler
Kardeşlerden Çetin Çapan'ın Esenyurt'ta 493 bin 270 metrekare, Zeki Çapan'ın 60 bin 783 metrekare arsası var...

Savunma
Çapanların avukatı Ergin Cinmen ise, "Somut delillere dayanmayan baştan savma bir iddianame. 'Trilyon dolar' Türkiye'nin bütün borçlarını öder. Hisse senetleri de adet olması gerekirken lot olarak sayılmış" dedi.

'Çobanlık yaparken'
İddianame, Zeki ve Çetin Çapan'ı, 'köyde hiçbir şeyi olmayıp, çobanlık yaparken 1992 yılında İstanbul'a gelen...' diye tanımlıyor.

deniz 11.07.2007 12:00:15

2000

Ağca'dan şova devam

İade edildikten sonraki ikinci duruşmasında Vatikan'a yönelik sözleri, gazetecilere yazılı savunma vermek istemesi nedeniyle yargıcı kızdıran Ağca hakkındaki suçlamalar tek dosyada birleştirildi

Mehmet Ali Ağca, Fruko Gazoz Fabrikası deposunu soymak, olayda kullanılan otomobilin gasp edilmesi ile kuyumcu soygunu suçlamalarıyla ilgili yargıç önüne çıktı. Kadıköy Adliyesi'ne normal bir cezaevi aracıyla getirilen Ağca, önce Fruko Gazoz Fabrikası soygunu ve olayda kullanılan otomobilin gasp edilmesiyle ilgili 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde-ki duruşmaya çıktı. Burada görülen dosya, irtibatlı olduğu gerekçesiyle, 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki kuyumcu soygunuyla ilgili dosyayla birleştirildi.

Yargıcı kızdırdı

Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada Ağca'nın yanı sıra avukat Şevket Can Özbay da hazır bulundu. Duruşmada söz alan Ağca, bazı yazılı savunmaları olduğunu belirterek, bunları mahkemeye ve gazetecilere vermek istediğini söyledi. Mahkeme Başkanı Nusret İnce, Ağca'yı gazetecilere herhangi bir şey veremeyeceği konusunda uyardı. Bu kez belgeleri avukatına vermek isteyen Ağca, bunu da yapamayacağı konusunda ikinci kez uyarıldı. İnce daha sonra, Ağca'ya oturmasını söyledi. Ayakta durmak istediğini bildiren Ağca'yı Başkan İnce, "Canının istediği gibi davranamazsın, oturmalısın" diye uyardı. Kadıköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki dosyanın İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığı'nca, 25 Aralık 1979'ta
açıldığını belirten İnce, sanığın 22 Mart 1979'da Kızıltoprak'taki Yıldırım Kuyumcusu'nun gaspı, 3 Nisan 1979'da taksici Cengiz Aydos'un aracının gasp edilmesi ve 4 Nisan 1979'da Koşuyolu Fruko Gazoz Fabrikası deposunun soyulmasıyla suçlandığını bildirdi.

Vatikan'a savaş açtı

Kadıköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada, mahkeme Başkanı Nusret İnce, Ağca'ya söyleyeceklerinin davayla sınırlı kalması gerektiğini belirtti. İnce'nin uyarısına itiraz eden Ağca şöyle konuştu: "O zaman beni buradan uzaklaştırın, işi bitirin. Ben kendi isteğimle özgür insan olarak geldim buraya. Dünyada hiçbir güç, beni zorla getiremezdi. Bu masallar önemli olsaydı, kendim gelir miydim? Ben aptal mıyım? Tanrı'nın düşmanı Vatikan, insanlığın düşmanı Vatikan'dan kendi isteğimle geldim. Tatil diyorlar. O aralık başka bir sürü davadan da yargılandım. Samsun'da birini öldürmekten yargılandım. Ağca, UFO gibi adam. Gören görene, tanıyan tanıyana.

O sıralar Frankfurt uçağında biri Ağca'yı gördüğünü söyledi. Gittiler, birini yakaladılar. Almanya'da üç cinayetten yargılandım. Tanıklar var. Ama ben Almanya'yı rüyamda bile görmedim. Topraklarının yanından bile geçmiş değilim. Yurtdışındaki konsolosluklara, elçiliklere bakın, hiç yoksa Ağca ile ilgili 40-50 ihbar vardır. Bunlar doğru değil, muhterem heyete hatırlatıyorum."
2000

Faili meçhullerin arşivi de meçhul

ANKARA - Faili meçhul cinayetlerin arşivi de meçhul. Adalet Bakanlığı'nın Cumhuriyet dönemine ilişkin bir takım belge ve bilgilerinin su baskınları sonucu yok olduğu bildirildi. DYP'li Ahmet İyimaya, bir önerge vererek, Meşrutiyet dönemi dahil kuruluşundan bu yana Adalet Bakanlığı'nın arşivinin olup olmadığını sordu ve faili meçhul suçlar ve yaşamlarını yitirenler hakkında bilgi verilmesini istedi. Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, İyimaya'nın yazılı soru önergesine verdiği yanıtta itiraflarda bulundu. Cumhuriyet dönemine ilişkin belgelerden bir kısmının su baskınları nedeniyle bakanlık binasının bodrum katında zayi olduğunu ifade eden Türk, "Kurtarılabilen belgeler ise arşivde muhafaza edilmektedir" dedi. Türk, Meşrutiyet dönemi de dahil olmak üzere faili meçhul suçlar konusunda bakanlığında güncelleştirilmiş bir bilgi ve bir çalışma olmadığını da kaydetti. (Radikal)
2000

Hizbullah ana davası başladı

DİYARBAKIR - Beykoz'da Hizbullah lideri Hüseyin Velioğlu'nun öldürüldüğü çatışmada sağ ele geçirilen şûra üyesi Edip Gümüş ile askeri kanat sorumlusu Cemal Tutar'ın da aralarında bulunduğu 15 sanıklı Hizbullah ana davasına Diyarbakır DGM'de başlandı. 181 sayfalık iddianamede 156 kişinin öldürülmesi, 80 kişinin yaralanması, çok sayıda bombalama, adam kaçırma ve sorgulama eylemlerinden sorumlu tutulan sanıklardan 13'ünün idamı, ikisinin 15 yıla kadar hapsi istendi.

'İtirafçı değiliz'
Diyarbakır DGM'deki duruşmada savcı, aralarında Gümüş, Tutar, Diyarbakır'ın Mardinkapı semtinde 13 kişinin öldürülüp gömüldüğü evin sahibi Mehmet Ezme ve örgütün infazcısı Mahmut Demir'in de yer aldığı 13 sanık hakkında idam, Nurettin Karabulut ve Abdülkudüs Yersiz hakkında ise 15'er yıla kadar hapis cezası istedi. Duruşmada söz alan Gümüş, itirafçı olmadığını, mahkemeye de böyle bir başvuruda bulunmadığını belirtti ve savunmasını hazırlaması için süre talep etti. Ardından söz alan Tutar da Gümüş'ün sözlerine katıldığını belirterek, ek süre istedi. Abdulkudüs Yersiz ise itirafçı olduğunu ve Pişmanlık Yasası'ndan yararlanmak istediğini belirtti. Duruşma 11 Eylül'e ertelendi.


Sayfa: [ 1 ]