|
||
| Tarihte Bugün - 8 Temmuz * 1522 - Kanuni Sultan Süleyman, Rodos'a çıktı. * 1829 - Erzurum, Salih Paşa'nın Çarlık Ordusunun teslim koşullarını kabulüyle Rus işgaline uğradı. * 1833 - Osmanlı Devleti ile Çarlık Rusyası arasında Hünkar İskelesi anlaşması imzalandı. * 1889 - The Wall Street Journal gazetesi yayınlanmaya başladı. * 1919 - Mustafa Kemal, resmi görevinden ve askerlikten çekildi. * 1920 - Bursa , Yunan askeri birlikleri tarafından işgal ediliyor. * 1928 - Ankara Hukuk Fakültesi ilk mezunlarını verdi. * 1937 - Türkiye ile İran, Irak ve Afganistan arasında saldırmazlık paktı (Sadabad Paktı) imzalandı. * 1950 - İhracat tamamen serbest bırakıldı. * 1954 - Türkiye'de ilk gece maçı, Ankara 19 Mayıs Stadı'nda Gençlerbirliği ile Demirspor arasında yapıldı. * 1966 - Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay, Celal Bayar'ın cezasını hastalığı dolayısıyla affetti. * 1971 - Yazar Çetin Altan cumhurbaşkanına hakaretten 1 yıl hapis cezasına çarptırıldı. * 1984 - Erdal İnönü, Sosyal Demokrasi Partisi genel başkanı seçildi. * 1993 - Özel radyo ile televizyon işletilmesi ve kurulması serbest bırakıldı. * 1996 - RP-DYP Koalisyon Hükümeti güvenoyu aldı; Refahyol dönemi başladı. 2007 Şii Türkmen ve Kürtlere katliam Emerli patlamayla yerle bir olurken, yaralıların bir kısmı Kerkük'e taşındı. ![]() Irak'ın kuzeyinde Şii Türkmen köyü Emirli'de bombalı saldırı 100'ün üzerinde can aldı. Türkmenlere karşı benzeri görülmemiş saldırıda 250 kişi de yaralandı. İki Şii Kürt köyünde ise 48 ölü var KERKÜK - Iraklı Kürtlerin bu yıl sonunda düzenlenmesi planlanan referandumla Kürdistan'a katıp bölgenin başkenti yapmak için asıldığı petrol diyarı Kerkük'le alevlenen ateş, bu kez Tuz Hurmatu'da bir Türkmen köyü ile Diyala'da iki Şii Kürt köyünü yaktı. Üç köyde ölü sayısı bir kaynağa göre, 153'ü, başka bir kaynağa göre 198'i buldu. Yangın yeri Irak'ta dün Bağdat'ın 165 km kuzeyinde yer alan Türkmen köyü Emirli cehenneme uyandı. Kerkük bölgesindeki Emirli'de bomba yüklü kamyonla düzenlenen intihar saldırısı köyü neredeyse ortadan kaldırdı. 40 ev ile 20 dükkân yerle bir olurken bölgedeki 'güvenlik koordinasyon merkezi' komutanı Albay Saman Hamid, 105 kişinin öldüğünü, beş keşinin kaybolduğunu ve 250 kişinin yaralandığını söyledi. Bölgenin sivil yöneticisi Hamad Raşid ölü sayısını 125, Tuz Hurmatu polis yetkilisi Abbas Emin 150 olarak verdi. Enkaz altından çıkarılamayanlar olduğu belirtilirken şarapnel parçaları 700 metre ötede bile can aldı. En az 10 araç hurdaya döndü. Polis şefi Hüseyin Ali Raşid, Emirli'nin yerle bir olduğunu söylerken, eşi ve kızı yaralanan Heytem Yalman gördüklerini "Her yer yıkıldı, 700 metreden fazla uzakta olan ev ve dükkânlar bile" sözleriyle anlattı. Patlayan kamyona yüzlerce metre ötede bulunan bakkal Ekber Aziz, "Alışverişe gelen kadın ve çocuğuyla ilgileniyordum. İkisi de öldü" dedi. Gözlerini Kerkük'teki hastanede açan Sukayna Abdürrezzak ise, "Çocuğumun ağlamasını işittim, sonrasını hatırlamıyorum. Odamdaydım, mutfakta olan eşim ve aileme ne olduğunu bilmiyorum" diye konuştu. Saldırı, Bağdat'ta 190 kişinin öldüğü 18 Nisan'daki saldırıdan bu yana tek seferde en ölümcül saldırı oldu. 2005 El Kaide Londra'yı vurdu 11 Eylül'le başlayan terör dün de Londra'yı vurdu. Metroda üç yere ve çift katlı bir otobüse yerleştirilen bomba yüzünden en az 37 kişi öldü, 700'den fazla yaralı var ![]() Britanya'nın başkenti Londra, 2012 Olimpiyat Oyunları'nın ev sahipliğini kazanmasının ertesi günü bir dizi terör saldırısıyla sarsıldı. Londra'nın merkezinde ilki yerel saatle 08.51'de patlayarak en az 37 kişinin ölümüne yol açan bombaları, 11 Eylül'ün faili aşırı dinci Kaide'ye bağlı bir grup üstlendi. Önce 'kaza'ydı Metrodaki patlamaların önce 'enerji ağındaki arızadan kaynaklanan önemli bir kaza' olduğu açıklandı. Ne var ki metro istasyonunun yakınında yolcu dolu çift katlı otobüsün havaya uçurulmasından sonra açıklama geri çekildi. Son resmi beyan: Metroda üç nokta ve bir otobüs havaya uçuruldu. Polis çok ketum Polis yetkililerinin uzun süre terörden ihtimal olarak söz etmesi dikkat çekti; "Organize bir terör saldırısıyla karşı karşıyayız" açıklamasını, İskoçya'daki G8 zirvesinde bulunan Başbakan Blair yaptı. Ölü ve yaralı sayıları ancak akşam saatlerinde açıklandı; korku veya üzüntü yaratacak ayrıntılara girilmedi. Kentte sessizlik Kentte ulaştırma hemen durdu, halk, 'Gereksiz seyahat etmeyin' uyarılarına uydu. Ana muhalefet, "Bu konuda Blair'in arkasındayız" dedi. Kraliçe, halkın yardımına koşan herkese teşekkür etti. Saldırıyı lanetleyen Müslüman din adamları, Hıristiyan ruhanilerle birlikte halkı sakin olmaya çağırdı. 'Her şey ağır çekim' Ortam sakin olunca kurtarma çalışmaları hızlı yürüdü. 700'ü aşkın yaralı süratle hastanelere ulaştırıldı. Kurtulmayı başaranlarsa dehşet içindeydi: "Her şey ağır çekimde oluyor gibiydi. Kimse yaralılara yardım edemiyordu. Işıklar söndü. Vagon dumanla doldu. Bir daha hiç çıkamayacağız sandık." Teröre karşı İngiliz soğukkanlılığı Londra'daki saldırıların yakın tanıkları dehşete düşse de 'kriz yönetimi' kusursuzdu. İngiliz makamları patlamalara engel olamadı ama diğer zor sınavdan başarıyla çıktı. Hiçbir yerde kaotik manzara görülmedi, halk çağrılara uydu, radyo ve televizyonlar halkı paniğe sürükleyebilecek ya da üzecek yayınlardan kaçındı. 2004 TSK reforma gidiyor Genelkurmay Başkanı Özkök'ün emri: Her düzeyde eğitim yeni baştan ele alınacak. Karar süreci demokratikleşecek. İhtiyaca evet, lükse hayır! Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün tüm birliklere gönderdiği 'prensip emri'yle TSK'nın yeni dünya koşullarına ayak uydurma sürecinde tabi olacağı esaslar belirlendi. Öne çıkan noktalar şöyle: # TSK, 'personel-yoğun' sistemden kurtulmalı. Her kademedeki personele entelektüel fikri temel kazandırmak için tüm okullarımızın eğitim sistemi baştan incelenmeli. # 'İhtiyaca evet, yeteri kadar, lükse asla' prensibi esas alınacak. Devlet parasıyla hediye asgariye inecek. Halkımız yoksul. Milletin parasını harcarken titre ve kendine gel! # Otoriter liderlik, yerini ikna edici liderliğe bıraktı. Komutanlar fikirleri bastırmayacak, coşturacak. Karar makamları çoğalacak. # Çağ yakalanacak. Profesyonel askerlerin dengeli olarak istihdamı ile tüm refah seviyeleri ve coğrafi bölgelerin temsil edildiği bir silahlı kuvvetler oluşturmak temel hedef. # İhalelerde açıklık ve ülke yararı ön planda olacak. 'Soğuk Savaş' dönemi kavramlarına dayanan kuvvet kullanma esasları değiştirilecek. 2000 Kanser olmasına rağmen uzun süre tedavi olanağı tanınmadan cezaevinde tutulan ve önceki gün can veren siyasi mahkûm Murat Dil, dün bine yakın polisin çevrelediği 300 kişi tarafından İstanbul'da toprağa verildi. Dil'in yakınları ve arkadaşları cenazede, tedaviye ihtiyacı olan diğer mahkûmların resimlerini taşıdı. Dil, basının ve kamuoyunun baskısı sonucu 9 Haziran'da cezası ertelenerek tahliye edilmişti. 1999 Devlet Bakanı Hikmet Uluğbay'ın intihar girişimi 'Borsa vurgununa neden olan belgenin kaynağı olarak gösterilmesi' yüzünden intihara teşebbüs ettiği sanılan Bakan Uluğbay hayati tehlikeyi atlattı. Eşi, 'Son olaylardan çok etkilenmişti' dedi Sızdırılan bir belge nedeniyle borsada manipülasyon yoluyla trilyonlarca liralık vurgun tartışmasıyla çalkalanan Türkiye, dün Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Hikmet Uluğbay'ın intihar girişimiyle sarsıldı. Önceki gece yarısı evinde ruhsatlı silahıyla intihar girişiminde bulunan Uluğbay, mucize eseri kurtuldu. Başkent Üniversitesi Hastanesi'nde ameliyat edilen Uluğbay'ın hayati tehlikeyi atlattığı belirtildi. Eşinin, Uluğbay'ın son günlerde gergin ve moralinin bozuk olduğunu belirterek, 'Son olaylardan çok etkilenmişti' dediği öğrenildi. Ümitköy Beta Sitesi'ndeki evinde çenesine dayadığı tabancayı ateşleyen Uluğbay, önce en yakında bulunan Acil Yardım ve Travmatoloji Hastanesi'ne kaldırıldı, daha sonra götürüldüğü Başkent Üniversitesi Hastanesi'nde hemen ameliyata alındı. Polisin yaptığı telsiz anonslarıyla kan bulunan Uluğbay, üç saat süren bir ameliyat geçirdi. Kurşunun çenesinden girip dili ve burnunu tahrip ettiği belirtilen Uluğbay'ın beyninde hasar olmadığı bildirildi. Ameliyata katılan Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal, hayati tehlikenin söz konusu olmadığını, bilinci yerinde olan Bakan Uluğbay'ın ilaçla uyutulduğunu söyledi. |
||