|
||
| Tarihte Bugün - 7 Temmuz * 1828 - Kars, Emin Paşa'nın teslim kararı alması üzerine, Rus işgaline uğradı. * 1929 - Mussolini, Papa ile anlaşınca bağımsız Vatikan kuruldu. * 1929 - İlk hava yolları hostesi ABD’de göreve başladı. * 1939 - Hatay'da bir il kurulması kararlaştırıldı. * 1943 - İstanbul - Londra uçak seferleri başladı * 1948 - İdil Biret ve Suna Kan'ın yurt dışında eğitim görmelerini sağlayan üstün yetenekli çocuklar hakkındaki özel yasa çıktı. * 1964- Metin Erksan'ın yönettiği Susuz Yaz filmi, 14. Uluslararası Berlin Film Festivali'nde Altın Ayı ödülünü kazandı. * 1978 - Büyük Okyanus'daki Solomon Adaları bağımsızlığını ilan etti. * 1994 - Kuzey ve Güney Yemen arasında savaş, kuzeylilerin galibiyetiyle sonuçlandı. * 1998- Başbakan Mesut Yılmaz'ın gezisi sırasında Makedonya'da Üsküp yakınlarında meydana gelen kazada, Devlet Bakanı Rüştü Kazım Yücelen, Milletvekili Şinasi Altıner, Gazeteci Fikret Bila, koruma polisi ve şoför yaralandı. Türk heyetinin otomobiline çarpan otodaki Makedon karı koca öldü. * 2000- Yargıtay, eski Milletvekili Şevki Yılmaz'a verilen 25 ay hapis cezasını onadı. * 2005 - Londra’da metro istasyonlarına yapılan terör saldırılarında 50’den fazla kişi hayatını kaybetti. Hrant Dink in öldürülmesinden önceki süreci bir hatırlayalım: 2006 Olay çıkarmayı kendilerine iş edinen zorbalar bu kez TESEV toplantısındaydı. Hem kadınlara hem de erkeklere tokat atan saldırganlar polise de kafa tuttu ![]() İSTANBUL - Avukat Kemal Kerinçsiz ve 'milliyetçi' ekibi bu kez de Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etütler Vakfı'nın (TESEV) 'Zorunlu Göç ile Yüzleşmek: Türkiye'de Yerinden Edilme Sonrası Vatandaşlığın İnşası' adlı kitabın tanıtım toplantısında 'terör' yarattı. Araştırmacı Dilek Kurban'ın babası, bir vakfın kadın yöneticisi ile bir izleyici tokatlandı. Araştırmacı Kurban ağlarken, milliyetçi saldırganlar konuşmacılara hakaretlerini sürdürdü. Saldırganlar en son kendilerini 'izlemekle' yetinen polislerle de kavga etti. TESEV, 19 aylık akademik çalışma ve saha araştırmasına ilişkin kitabını dün tanıtacaktı. Yer, Beyoğlu'ndaki Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi'ydi. Toplantının başlayacağı 11.00'de TESEV Başkanı Can Paker, TESEV Demokratikleşme Programı Direktörü gazeteci Etyen Mahçupyan ve işadamı Osman Kavala hazırdı. Dilek Kurban, Deniz Yükseker ve Ayşe Betül Çelik, raporu sunmak için kürsüdeydi. Kerinçsiz tam kadro! Salonda, emekli askeri savcı Ümit Kardaş ve kimi akademisyenlerin yanı sıra bildik yüzler de vardı: Büyük Hukukçular Birliği Başkanı Kemal Kerinçsiz, salonun en arkasındaydı. Yanında, Ermeni Katalikosu 2. Karekin'in Heybeliada'daki ziyareti sırasında bir kadını tokatlayan Muammer Kocadağlı vardı. Ön taraflarda Kerinçsiz'in, üçü kadın beş arkadaşı yerini almıştı. Salonun solunda Ramazan Bakkal, Ramazan Kırkık ve bir kadın yan yanaydı. Mahçupyan, bu arada polis yetkililerine haber vermişti: "Kerinçsiz ve diğerlerini görünce önlem almalarını istedim. Salona sivil polisler girdi." İlk konuşan Paker'di. Paker, 1984-1999 arasında köylerin boşaltıldığını, Doğu ve Güneydoğu'daki Kürtlerin zorunlu göçe tabi tutulduğunu anlatıyordu ki Bakkal söze karıştı, "Filistin'i de anlatın" dedi. Paker, "Türkiye'de demokrasi süreci..." diye devam edecekti ki Bakkal, devam etti: "Karabağ'daki, Yunanistan'daki Türklerden bahsedin" dedi. Salonun her yerinden bağrışlar geliyordu: "Türkiye Türk kalacak", "Soros'un sözcüleri", "Kürtlerin nasıl kandırıldığı da raporda var mı!" Paker, konuşamadı. Bağrışlar arasında kürsüye Mahçupyan, çıktı. Tartışma kültürünün öğrenilmesi gerektiğini söyledi. Dönmez, bu iddiaya yörüklerin hakkını savunarak, yanıt verdi: "Yörükler azınlık değil, çoğunluktur!" Başka bir göstericiyse "Siz Ali Kemal'in, biz Mustafa Kemal'in soyuyuz" diye bağırdı. Muhcupyan, "Kendinizi bu kadar küçük düşürmeyin" dediyse de sesi bağrışlar arasında kayboldu. Söz sırası, hengâme içinde araştırmacı Dilek Kurban'a geçti. Kurban, bu koşullarda toplantının yapılamayacağını söyledi. Konuşmasını bitirecekti ki Bakkal, sataştı. Bakkal'ın arkasında oturan ve kızına müdahale edilince Bakkal'ı uyarmak isteyen baba Baki Kurban, yumruk yedi. Ortalığın karışmasını fırsat bilen Kemal Kerinçsiz'in yanındaki milliyetçi saldırganlar kavgaya karıştı. Bunlardan biri de Kocadağlı'ydı. Bu arada Bakkal, bu kavgayı ayırmaya çalışan Başak Kültür ve Sanat Vakfı Yöneticisi Filiz Aslan'ı tokatladı. Yumruklar havada uçuştu Olan biteni sessizce izleyen sivil polisler Bakkal ve Kocadağlı'yı gözaltına alıp polis aracına doğru götürdü. Binanın dışında onlarca çevik kuvvet polisi vardı. Bu arada, babası yumruklanan Kurban, sakinleştirmeye çalışılırken, gözaltına alındığı sanılan Bakkal, salonda başka bir dinleyiciye yumruk atmaya çalıştı. Tüm bunlar olup biterken, avukat Kemal Kerinçsiz koltuğundan hiç kalkmadı, hiç itiraz etmedi, yalnızca izledi. TESEV Başkanı Paker, toplantının yapılamadığını, bir hafta sonraya ertelendiğini duyurdu. Üzgündü. Paker'e göre, salonda can güvenliği yoktu: "Kaba kuvvet nedeniyle erteliyoruz. Katılımcıların hayati tehlikesi var. Türkiye'de ifade özgürlüğü için çalışıyoruz. Düşüncesini kaba kuvvetle kabul ettirmek isteyenler var. Bunlarla da mücadele ediyoruz." Mahçupyan'a göre saldırganlar demokratikleşmeyi ifade eden her ortamı çatışma alanına çeviriyordu: "Bu çatışma alanını kullanarak kendilerini siyasi aktör haline getiriyorlar. Bunlara MHP ve DYP kapı açmıyor. Açık olan şu ki, burada bir finansal destek mevcut bu insanlara. Ancak toplumsal olarak hiçbir etkisi yok." Kerinçsiz, polis kavgası Olay esnasında salonda bulunan ve sessizce oturan Kemal Kerinçsiz, toplantıya neden katıldığını açıklamazken, gözaltına alınan iki kişiyi sormak amacıyla polisle tartıştı. Avukat Kerinçsiz, 'polisi taraflı davranmak ve vatandaşlara kötü muamele etmekle' suçladı. Bir polis komiseri de Kerinçsiz'in üzerine yürüdü. TESEV bunları açıklayacaktı TESEV, 1984-1999 arasındaki çatışmalı dönemdeki köylülerin zorunlu göçe tabi tutulması sürecini ele almak için 19 aylık akademik ve saha çalışması yaptı ve 'Zorunlu Göç İle Yüzleşmek: Türkiye'de Yerinden Edilme Sonrası Vatandaşlığın İnşası' başlıklı bir rapor hazırladı. Raporun sonuç metninde şu öneriler sıralandı: # Hükümetin talebi üzerine Hacettepe Üniversitesi Nüfus Etütleri Enstitüsü'nün gerçekleştirdiği 'Türkiye Göç ve Yerinden Olmuş Nüfus Araştırması' açıklanmalı, koruculuğun kaldırılması ve mayınların temizlenmesi noktasında Van'da pilot proje başlamalı. # Köye Dönüş ve Rehabilitasyon Projesi'nde en geniş yararlanma sağlanmalı, yerel kalkınma programı olmalı. # Küçük girişimcilik desteklenmeli, eğitim ve yeşil kart yaygınlaştırılmalı, # Sivil toplum örgütleri eğitilmeli. # Tazminat Yasası inandırıcı biçimde işletilmeli, ayrımcılık ortadan kaldırılmalı, bürokrasideki direnç kırılmalı. # Ruhsal ve toplumsal rehabilitasyon için toplum merkezleri artırılmalı, sağlık ocakları ile eşgüdümlü çalışılmalı, ruhsal danışmanlık hizmeti verilmeli. # PKK ve korucular silahı bırakmalı, köy boşaltmaların anayasal hak ihlali olduğu kabul edilmeli, STK'ler toplumsal mutabakat sürecine katılmalı. 2003 Cuma günü Süleymaniye'de Türk askerlerinin esir alınmasından sonra Ankara-Washington hattında hayli gerilimli saatler yaşandı. Uzun süre bilgi akışı sağlanamadı. Düğümü Erdoğan-Cheney görüşmesi çözdü Yoğun görüşme Baskın haberinin cuma günü Ankara'ya ulaşmasının ardından Ankara-Washington hattında hayli gerilimli anlar yaşandı. Düğümü Başbakan Erdoğan'ın ABD Başkan Yardımcısı Cheney ile görüşmesi çözdü. Komisyon teklifi ABD Başkanı Bush'u bulamayınca Cheney ile görüşen Erdoğan, "Önceliğimiz, personelimizin derhal bırakılması. Başka sorun varsa komisyon kurup görüşelim" mesajını verdi. Cheney istekleri olumlu karşıladı. Powell teyit etti Erdoğan'ın ısrarı üzerine de Cheney, "Bir müddet sonra Washington'a döneceğim. tekrar ararım" dedi. Ardından ABD Dışişleri Bakanı Powell, sürekli temasta olduğu Gül'ü arayarak son uzlaşmayı teyit etti. Heyetler ve sonuç Görüşmeler çerçevesinde Süleymaniye'de Türk ve Amerikalı heyetler bir araya geldi. Ardından geç saatlerde ilk somut bilgi geldi: Amerikalılar, cumadan beri tuttukları Türk askerlerini 23.00'te serbest bıraktı. 'Hafife alınamaz iğrenç olay' ABD'ye en sert tepki Genelkurmay'dan geldi. Tampa ziyaretini iptal eden Tolon paşa, 'Bu hafife alınamayacak iğrenç bir olay' dedi. Tampa'da görevli iki irtibat subayı da geri çekildi Peş peşe misilleme Esir alınan TSK mensuplarının bırakılması için diplomatik girişimler sürerken Genelkurmay Washington'a iki ciddi tepki verdi. Önce Afganistan savaşından beri Florida eyaletindeki Tampa üssünde görev yapan iki Türk irtibat subayı hemen geri çağrıldı. Tolon paşa öfkeli Tampa'daki devir teslim için ABD'de bulunan Ege Ordu Komutanı Hurşit Tolon törene katılmıyor. Tolon ABD'ye köpürdü: Bize nasıl bilgi verilmez? Türk askeri cani mi? Benzeri görülmemiş, iğrenç bir olay. İki kentte protestolar Muhalefet partilerinin liderleri Türk askerlerinin esir alınmasından sonra hükümetin pasif davrandığı konusunda hemfikir: AKP iktidarı hem sorumsuz hem de duyarsız davranıyor Ankara'da, Amerikan Büyükelçiliği önünde protesto eylemi yapıldı. İstanbul'da, ABD Konsolosluğu'na yürümek isteyen eylemcileri polis dağıttı. Muhalefet partileri faturayı hükümete kesti. Ecevit, "ABD düşman gibi davranıyor" dedi. |
||