|
||
| Tarihte bugün - 5 Temmuz * 1687. Newton'un Principia'sı yayınlandı. * 1811. Simon Bolivar, Venezüella'nın İspanya'dan bağımsızlığını ilan etti. * 1924. 42 ülkenin katıldığı Olimpiyat Oyunları günü Paris'te açıldı. Almanya olimpiyatlara katılmadı. * 1932. Portekiz'de faşist rejimin başkanlığına Antonio de Oliveria Salazar getirildi. * 1939 - Hatay Devleti Meclisi oy çokluğuyla Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne bağlanma kararı aldı. * 1964. Emekli Albay Talat Aydemir idam edildi. Aydemir, 22 Şubat 1962'de darbe girişimi nedeniyle emekli edilmişti. Aydemir, girişimini 21 Mayıs'ta tekrarlayınca yargılandı, idama mahkum oldu. * 1977. Pakistan Genelkurmay Başkanı Ziya ül Hak darbe yaptı ; Başbakan Zülfikar Ali Butto tutuklandı. * 2006. Kuzey Kore altı kısa ve orta ve bir uzun menzilli füze denemesi yaptı. 05/07/2004 Eşini ihanet gerekçesiyle öldüren erkeğin cezası 24 yıldan altı yıla indirildi; sürekli dayak atan eşini öldüren kadın ise 24 yıl ceza aldı ![]() Tecavüzcüsüyle evlendirildi Rabia Aksın 14 yaşında kendisine tecavüz eden Murat Yoldaş'la evlendirildi. Yoldaş, 12 yıl boyunca eşini sık sık dövdü. Evi terk eden Rabia Aksın baba evine gelerek yine kendisini döven Murat Yoldaş'ı öldürdü. Savcı da indirim istedi Adana 5. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki davada hem savcı hem avukatlar sanığın ağır tahrik indiriminden faydalanmasını istedi. Ancak mahkeme dayağı 'hafif tahrik' saydı ve Rabia Aksın 24 yıl hapis cezası aldı. 'Aldatmak' ağır tahrik Aynı mahkeme bu karardan üç hafta önce ise kendisini aldattığı gerekçesiyle eşini bıçaklayarak öldüren Halil Bakıcı için ağır tahrik indirimi uyguladı. Böylece Bakıcı'nın 24 yıl olan cezası 6 yıl sekiz aya indi. Ne seninim ne kara toprağın! ![]() RADİKAL - İSTANBUL - AB tarafından desteklenen İstanbul Toplumsal Ekoloji Platformu üyesi 'Amargi Kadın Dayanışma Kooperatifi', kadınlara karşı şiddete dikkat çekmek için 'Ne seninim, ne kara toprağın' sloganıyla bir haftalık sokak etkinliği başlattı. Kadıköy Halitağa Caddesi'nde kadınlar, sokak tiyatrosu yoluyla töre cinayetlerini anlattı. yunanistan'da tanıdık derin devlet sahneleri : 05/07/2002 '17 Kasım' tel tel Hücre evinde çok sayıda silahın yanı sıra propaganda malzemesi ele geçti. Simitis halktan ve medyadan destek istedi. Yunan polisi yıllardır dokunulamayan '17 Kasım'ın bir üyesini yakaladıktan sonra ana hücre ATİNA - Yunanistan'da iktidardaki sosyalist PASOK hükümeti, ABD destekli dikta rejimi yıllarının ürünü '17 Kasım' örgütüne karşı gemi azıya aldı. 27 yıldır örgütün bir tek üyesini bile yakalayamayan Yunan polisi, geçen hafta Pire Limanı'nda düzenlenen bombalı saldırı sırasında 40 yaşındaki Savvas Ksiros'u biraz da tesadüf eseri yaralı yakalayıp 'bingo' dedikten sonra, olaylar çorap söküğü gibi gelişiyor. Önceki gece başkent Atina'daki hücre evine düzenlenen baskında çok sayıda doküman ve silah ele geçirildi. Amerikan ve Britanya polisiyle ortak hareket eden polis, örgütün dört ya da beş kişiden oluştuğu ve 50-60 yaşlarında olduğu sanılan lider kadrosunu yakalamak için operasyonları derinleştiriyor. Cephaneden çalmışlar Atina'nın Kato Patisia semtindeki ana hücre evinin bulunması örgütün sonunun yakın olduğuna yoruluyor. Hücre evinde, '17 Kasım'ın 1988'de Larisa'daki bir askeri cephanelikten çaldığı ve bazı saldırılarında kullandığı roketler, savaş müzesinden çalınan bazukalar, çok sayıda silah ve bomba, bildirilerin yazılması için bilgisayar, kılık değiştirmek için peruk ve makyaj malzemesi ele geçti. G-3 tipi otomatik silahın, 15 Haziran 2000'de Britanya Büyükelçiliği askeri ataşesi Steven Saunders cinayetinde kullanıldığı sanılıyor. Polis, örgütün çok sayıda silahı ve başka hücre evleri olduğunu düşünüyor. '17 Kasım'ın saldırılarında sık kullandığı 45 ve 38 mm.'lik silahlar ise henüz bulunamadı. Baskında, dairenin kalorifer, temizlik gibi masraflarını halen hastanede yoğun bakımda olan Ksiros'un ödediği saptandı. Polis, Ksiros'un '17 Kasım'ın 1996'daki armatör Kostas Peratikos cinayetinde de yer aldığının kesinleştiğini duyurdu. Bu saldırıda bulunan parmak izleriyle Ksiros'unkilerin uyuştuğu kaydedildi. Ksiros'un Pire saldırısında çantasında 1984'te Atina'daki banka soygununda öldürülen polise ait olduğu saptanan bir silah bulunmuştu. Evinde yapılan aramada ise silah ve patlayıcı imalini gösteren belgeler ele geçmişti. Babası din adamı kendisi ise ikona ressamı olan Ksiros'un Sudan'la bağlantılı bir ithalat ve ihracat şirketi olduğu da kaydedilmişti. Yunan basını, yıllardır 'dokunulamayan' örgüte yönelik operasyonlarda ele geçirilenleri 'hazine' değerinde olduğu yorumları yapıyor. Baskının, Ksiros'u resminden tanıyan Patisia'daki komşuların polise haber vermesi sayesinde düzenlendiği belirtiliyor. Simitis puan kazandı Askeri cunta rejimini yaşamış Yunanlıları geçmişte pek rahatsız etmeyen, ancak daha sonra masum sivillerin öldürülmesiyle tepki çeken '17 Kasım'ı çökertmeye yönelik girişimlerin, son dönemde kan kaybeden Kostas Simitis hükümetinin popülerliğini artırdığı da gözleniyor. Operasyonların '17 Kasım' ile PASOK arasında bağ olduğu iddialarını çürüttüğü yorumları da yapılıyor. '17 Kasım'ın üzerine yeterince gitmediği için yıllardır ABD'nin baskılarına maruz kalan Simitis dün, "Hedefimiz teröre radikal biçimde son vermek" dedi. Yunan polisinin, terörle mücadelede, demokratik ilkeler, anayasa ve hukuk düzeni temelinde uluslararası işbirlikleri yaptığını belirten Simitis, halk, siyasi partiler ve medyadan da yapıcı katkı istedi. Radikal Marksist görüşleriyle tanınan '17 Kasım'ın kurbanları arasında 7 Ekim 1991'de öldürülen Türkiye'nin Atina basın ataşesi Çetin Görgü ile 4 Temmuz 1994' te öldürülen büyükelçilik müsteşarı Haluk Sipahioğlu'nun yanı sıra çok sayıda Amerikalı ve Avrupalı diplomat da var. '17 Kasım' sayısız roketli ve bombalı saldırı ile banka soygunu gerçekleştirdi. 5.7.2000 Hükümette idam derdi İdam tartışması koalisyonda yeni sıkıntıya gebe. Bahçeli, Apo'nun 'infazı'nın AİHM kararı sonrası gerçekleştirilmesi için ortaklarını yoklarken, ANAP idamı kaldıran bir teklif hazırladı ![]() Soruşturma krizini TBMM'deki oylamalarla atlatan koalisyon, şimdi de idam cezalarının kaldırılması 'sıkıntısı' ile karşı karşıya kaldı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ortaklarından Abdullah Öcalan'ın 'infazının' AİHM kararından sonra değerlendirilmeye alınmasına ilişkin koalisyon deklarasyonuna uymalarını istemeye hazırlanıyor. ANAP ise idamın kaldırılması teklifine hazır. ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'ın ABD dönüşü toplanması beklenen zirvede, idam cezalarının kaldırılması tartışılacak. MHP lideri Bahçeli'nin, zirvede üç liderin de imzaladığı Öcalan'ın idam cezasının ertelenmesi kararını tartışmaya açacağı öğrenildi. İdam cezalarının kaldırılması girişimlerinden duyduğu rahatsızlığı dile getirecek olan Bahçeli, erteleme kararının idam cezasını kaldıran değil, onay veren bir karar olduğunu ortaklarına anlatacak. AİHM kararı beklenmeden idam cezasının kaldırılması yönündeki girişimlere karşı çıkacak olan Bahçeli'nin, "Öcalan'ın cezasının ertelenmesi yönünde imzaladığımız karar, idamın kaldırılması değil, sadece ertelenmesine yöneliktir. Üç lider de AİHM kararının ardından idam cezasının yerine getirilmesini imza altına almışlardır. İmzalarımıza sahip çıkmamız gerekir" görüşünü savunacağı bildirildi. ANAP'ın teklifi MHP'nin katı tutumuna karşın, ANAP idam cezasının kaldırılması için harekete geçti. ANAP Grup Başkanvekili Beyhan Aslan, hazırladığı yasa teklifinde idam cezasının yerine 'ağırlaştırılmış müebbet hapis' getiriliyor. Eski Adalet Bakanı Oltan Sungurlu döneminde de hazırlanan TCK değişikliğinde, idam yerine 'ağırlaştırılmış müebbet hapis' cezası öngörülmüştü. İdam cezasının, sadece savaş ve isyan halinde vatana ihanet suçlarına uygulanmasını öngören teklife göre, ağırlaştırılmış hapis cezasına çarptırılan hükümlünün dış dünya ile ilişkisi tamamen kesilecek ve cezaevi koşulları ağırlaştırılacak. Ağırlaştırılmış müebbet, af ve infaz indirimi dışında tutulacak. Aslan, Türkiye'nin AB ile kendi halkı arasında sıkıştığını belirterek, "İdam konusunda AB'den taviz alamayacağımıza göre, sorunu kendi içimizde çözmeliyiz" dedi. İdam cezasının referandumla kaldırılmasının mümkün olmadığını belirten Aslan, şunları söyledi: "AB ve insan hakları sözleşmesi var. Biz ortamı yumuşatmak istiyoruz. İdamın alternatifini o kadar ağır hazırlayacağız ki, kimse suçlunun idam edilmediğine üzülmeyecek." (Radikal) |
||
|
||
| 5.7.1999 En köklü gerilla hareketi yol ayrımında Britanya Başbakanı Tony Blair'in olağanüstü çabalarıyla Protestanlarla Katolikleri barışçı bir gelecek hedefi çevresinde biraraya getiren Kuzey İrlanda Barış Anlaşması, çökmenin eşiğinde. Oysa 10 Nisan 1998'de imzalanan anlaşma önemli bir uğraktı. Bu anlaşmaya, imzalandığı paskalya gününe atfen 'Hayırlı Cuma' dendi. Ama bu ad, 30 Ocak 1972'de Britanya askerlerinin 14 kişiyi öldürdüğü, tarihe 'Kanlı Pazar' olarak geçen olaya nazire gibi de duruyordu. Anlaşma, kabaca, temsil gücü olan partilerin yerel hükümet kurmasını ve bütün silahlı grupların silahsızlanmasını öngörüyordu. Anlaşmadan sonra geçen bir buçuk yıl içinde de görüşmeler sürdü. Ancak 30 Haziran 1999'a kadar yerel hükümetin kurulmasını öngören takvim yerine getirilemedi. ![]() Taraflara göre bunun gerekçeleri farklıydı. Protestanlar IRA silahları bırakmadan siyasi kanadı Sinn Fein'in hükümette yer almasına karşı çıkarken, Sinn Fein de kendisine 'terörist' muamelesi yapılmasını içine sindiremiyordu. Britanya Başbakanı Tony Blair ile İrlanda Başbakanı Bertie Ahern de 'önce hükümet' diyerek bir an önce siyasi yönetimin kurulmasını isteyince, bölgede gergin bir bekleyiş başladı. Silahsızlanma ise Uluslararası Silahsızlanma Komisyonu'nun sonbaharda vereceği rapora göre biçimlenecekti. Aslında bu 'geçiştirme' bir çözümdü. Çünkü protestanların 'Orange' tarikatının 4 ve 12 Temmuz'daki geleneksel yürüyüşünün kanlı geçmesini önlemeyi hedefliyordu. Yine de bu çözüm Katoliklerden destek görürken, Protestanlar tatmin edici bulmadı. Çünkü ortada İrlanda tarihine damgasını vuran IRA vardı. O IRA ki dünyanın birçok bölgesindeki gerilla hareketine esin kaynağı olmuştu. Örgütlenmesinden tutun da yarattığı havaya kadar 'etkisini' hep hissettirmişti. IRA'ya giden yol IRA, asıl gücünü 1960'larda göstermeye başlasa da, Kasım 1913'te kuruldu. Temelini hazırlayan olaylar manzumesi, ülkesinin Katolikler tarafından işgal edilmesinden korkan Britanya Kralı VIII. Henry'nin Katolik İrlanda'yı Protestanlaştırma girişimine başladığı 18. yüzyıla kadar uzanıyor. Buna İrlandalılar Birleşik İrlanda Hareketi'yle cevap verdi. Britanya Parlamentosu'nda meşru hak arayan Home Rule'un 1910'larda gözden düşmesiyle de İrlanda'nın geleceğini belirleyen iki önemli oluşum doğdu. 'Biz, kendimiz' hallederiz İrlanda dilinde 'Biz, kendimiz' anlama gelen Sinn Fein, ilk milliyetçi gazeteyi yayımlayan Arthur Griffith tarafından 1900'de kuruldu. Kasım 1913'te de IRA'nın temelini oluşturan İrlanda Gönüllüleri oluştu. Home Rule'un gözden düşmesinden sonra 1918'deki seçimlerde Sinn Fein büyük bir başarı kazandı, ancak seçilen 73 milletvekili Westminster'a gitmeyi reddederek ayrı bir parlamento oluşturdu. Savunma Bakanlığı da IRA'ya emanet edildi. Britanya buna, parlamentoyu yasadışı ilan ederek cevap verdi ve hem çoğunluğu Protestan olan, İrlanda'nın geri kalanından daha fazla sanayileşmiş Ulster'de, hem de Katolik İrlanda'da iki ayrı parlamento kurdu. Bu IRA'nın bölünmesine yol açtı. Griffith'in de bulunduğu bazıları parlamentoda yer alırken, bazıları da silahı tercih etti. 1922'de başını Griffith'in çektiği bir heyetle yapılan görüşmeler sonucu Ulster hariç İrlanda bağımsızlığa kavuştu. Bu durum iç savaşa yol açtı. Ancak bir yıl sonra IRA'nın çağrısıyla savaş bitti. Örgüt 1936'da yasadışı ilan edildi. Sinn Fein de İrlanda Parlamentosu'nda yer almayı reddetti. 1939'da IRA birçok Britanya kentinde bombalama kampanyalarına başladı. Ancak 1941'de, Britanya hükümetinin başlattığı 'yargısız mahkûmiyet' kararı üzerine saldırılara son verdi ve sınırda yapılan saldırılar haricinde uzun bir sessizlik dönemine girildi. 1960'larda başlayan Sivil Haklar Hareketi de IRA'nın sessizliğine katkıda bulundu. Katolik kesimlerin yaşadığı ekonomik sıkıntıları gündeme getiren bu hareket Britanya'nın şiddetiyle karşılaşınca, IRA yeniden ön plana çıktı. Ancak örgüt yeni bir bölünme yaşadı. Bir grup sivil hareketi tercih ederken, bir grup da şiddete şiddetle karşılık vermek istiyordu. 1970'lerde kent gerillası taktiğiyle Britanya hedeflerine saldırılara başlayan IRA, barış çağrılarına önce olumlu yaklaştı; ancak Britanya'nın bunu bir taktik olarak geliştirdiği görülünce Britanya askerlerine saldırılar başladı; kırda ise askerlerin giremeyeceği 'kurtarılmış bölgeler' oluşturuldu. Britanya'nın önlemleri çatışmaları şiddetlendirdi. Bir çok IRA üyesi tutuklandı, işkenceye tabi tutuldu. Kanlı Pazar 70 ve 80'lerde yaşanan iki önemli olay IRA'yı popülerleştirdi. İlki 1972'deki Kanlı Pazar'dı. Hakkında şarkılar yazılan bu olay, Katoliklerin protesto gösterilerinin önce yasaklanması, ancak yasağı dinlemeyen Katoliklerin üzerine Britanya askerlerinin ateş açması üzerine yaşandı. Britanya, geçtiğimiz günlerde bu askerlerin adının açıklanmasını mahkemede geri çevirdi. Diğer olay ise 80'lerdeki açlık grevleriydi. Açlık grevinde ölen Bobby Sands'ın cenazesinde tam 70 bin kişi yürürken, bu gösterilerde IRA'ya büyük teveccüh vardı. Ancak 80'lerin sonlarında taraflar arasında gizli görüşmeler yürütüldüğü söylentileri ayyuka çıktı. Sinn Fein'in 1986'da yıllardır protesto ettiği yerel parlamentoda yer alacağını açıklaması da görüşmeleri doğrular nitelikteydi. 31 Ağustos 1994'te IRA'nın ateşkes ilan etmesi yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Ateşkese, bölgede silahlı mücadele eden Protestan ve Katolik diğer gruplar da katıldı. 1997'de Britanya'da iktidara gelen İşçi Partisi'nin Kuzey İrlanda'da temsil gücüne sahip bütün tarafların katılacağı görüşmelere destek vermesiyle 'Hayırlı Cuma'nın önü açılmış oldu. IRA geri çekilirken meydanı Sinn Fein'e bırakıyordu. 'Hayırlı Cuma'dan sonra 10 Nisan 1998'de imzalanan 'Hayırlı Cuma' anlaşması Kuzey İrlanda'ya tam anlamıyla huzur getirmedi. Anlaşmanın referanduma sunulması aşamasında taraflar ne kadar barış yanlısı olduklarını da göstermiş oldu. IRA, Sinn Fein ve ılımlı Katoliklerden oluşan Sosyal Demokrat İşçi Partisi 'evet' oyu kullanacağını açıklarken, Protestanların en büyük gücü olan Ulster Birlik Partisi de anlaşmaya 'evet' dedi. Orange Tarikatı, Protestanların silahlı grubu Sadık Gönüllü Gücü (LVF) gibi gruplar da 'hayır' taraftarı oldu. Referandum, yüzde 70'lik 'evet' oyuyla sonuçlandı. Ancak Protestanlar Katoliklere bir türlü güvenemiyordu. Özellikle Sinn Fein'in yerel parlamentoda yer alacak olması sorun çıkarıyordu. Sinn Fein de kendisinin 'terörist' olarak algılanmasını kabul etmese de, Gerry Adams liderliğinde kararlı tutumunu korudu. 'Hayırlı Cuma'nın bölgeye barış getirebilmesi, şimdi tarafların vereceği tavize bağlı. Protestanlar buna fazla yanaşmıyor, tavizi karşı taraftan, özellikle de IRA'dan bekliyor. İrlanda'daki silahlı gruplar İrlanda'da IRA'dan başka çeşitli silahlı gruplar mevcut. Bunların başında Ulster Savunma Birliği geliyor. 1971'de kurulan bu örgüt 1992'de yasaklandı. Ancak örgütün terörist faaliyetlerinin çoğunun, Ulster Özgürlük Savaşçıları tarafından yapıldığı iddia edildi. Protestanlardan oluşan Ulster Gönüllü Gücü ise 1912'ye dayanan bir tarihe sahip. Ancak örgütün fazla gücü yok. Sadık Gönüllüler Gücü Protestanların en aşırı örgütü. Kızıl El ile Orange Gönüllüler Gücü ise 1998'den sonra kurulmuş Protestan iki ayrı örgüt. IRA'dan ayrılan iki ayrı örgüt de bölgede bir çok olaya karıştı. Bunlardan birincisi IRA'nın Sürekliliği. Hiçbir anlaşmayı ya da ateşkesi kabul etmiyor. Gerçek IRA ise 'Hayırlı Cuma'dan sonra ortaya çıktı. IRA'dan kopan İrlanda Milli Özgürlük Ordusu ise küçük bir grup olsa da yaptığı eylemlerle ses getirdi. Doğrudan Eylem Cephesi ise IRA adını kullanan güvenlik güçlerinin oluşturduğu 'sahte' bir örgüt. 1999 Sırpların çocuk katliamı ![]() Sırpların Kosova'da işledikleri savaş suçlarına dair kanıt toplama çalışmaları sürüyor. Toplu mezarların sayısının 100'ü aştığı tahmin edilirken Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesiuzmanları Bela Cerka'da, yaşları 4 ile 12 arasında değişen yedi çocuğun cesedini buldu. Adli tıp uzmanlarına göre, cesetler Kosova'da bu denli küçük çocukların öldürüldüğüne dair ilk kanıt. Uzmanlar, dört, altı, yedi yaşlarındaki üç erkek, altı, dokuz, on ve oniki yaşlarında dört kız çocuğun yakın mesafeden enselerinden kurşunlandığını belirtti. (ap) |
||
|
||
| YUKARIDAKİLERİ DİKKATLE OKUDUM. BU KADAR KARANLIK HATTA İNSANLIK DIŞI EYLEMLERİN ÇEŞİTLİ ÜLKELERDE BENZER OLAYLAR OLARAK ORTAYA ÇIKMASI BENCE TESADÜF DEĞİL. DERİN DEVLETÇİKLER SARMIŞKEN DÜNYAYI... SUSURLUKLAR... 17 KASIM İLE YUNAN DEVLETİ BAĞLANTILARI... RUS İSTİHBARATÇININ ZEHİRLENMESİ... YEMENDE SÜRGÜNDEKİ LİDERLERE YAPILAN SUİKASTLER... İSRAİL HANÇER OPERASYONLARI... TÜRK DOSTU DİPLOMATLARIN İNTİHARLARI... 11 EYLÜL.... |
||