|
||
| Tarihte Bugün - 4 Temmuz * 1776 - Amerikan Bağımsızlık günü; Amerikan Kongresi Britanya'dan bağımsızlığını ilan etti. * 1848 - Karl Marx ve Friedrich Engels'in yazdığı Komünist Manifesto yayımlandı. * 1932 - İçişleri Bakanı Şükrü Kaya otomobiliyle Ankara'dan İstanbul'a giden ilk kişi oldu. * 1946 - Ankara Üniversitesi kuruldu. * 1946 - Amerika Birleşik Devletleri, Filipinler'in bağımsızlığını tanıdı. * 1948 - Türkiye - ABD İktisadi İşbirliği Anlaşması imzalandı. * 1954 - İstanbul Dolmabahçe Stadı'nda kadınlar arası futbol maçı yapıldı. * 1968 - İşçiler İstanbul Kazlıçeşme'deki Derby Lastik Fabrikasını işgal etti. İşgal 5 gün sürdü. * 1976 - İsrail komandoları, Filistinlilerin kaçırdığı uçaktaki 100 rehineyi Uganda'nın Entebbe havaalanında bir operasyonla kurtardı. * 1981 - Uluslararası 9. İstanbul Film Festivali'ne katılan Sovyet Bolşoy Bale Topluluğu'ndan balerin Galina Çursina Amerikan Konsolosluğu'ndan sığınma isteğinde bulundu. * 1994 - Türkiye'nin Atina Büyükelçiliği Müsteşarı Ömer Haluk Sipahioğlu Atina'da uğradığı silahlı saldırı sonucu öldü. Suikastı 17 Kasım örgütü üstlendi. * 1995 - Türk Silahlı Kuvvetleri PKK'ya karşı sınır ötesi "Ejder Operasyonu"nu başlattı. * 1996 - Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, Halkın Demokrasi Partisi, HADEP Genel Başkanı Murat Bozlak ve 39 parti yöneticisini tutukladı. * 2003 - Çuval olayı veya Çuval hadisesi, (İngilizce'de The Hood event) Kuzey Irak'ta meydana geldi ve Türkiye kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Bu da 'vatansever' çete 12'si tutuklanan sanıkların, emekli general Hasan Kundakçı ve halen görevde bulunan bazı üst düzey askerlerle görüştüğü iddia edilince Genelkurmay harekete geçti. FOTOĞRAF: MURAT PAZARCIBAŞI Darbe planlamak, tehdit, işyeri kurşunlamak, sahtecilik gibi suçlarla tutuklanan 12 'vatansever' bir şehit eşini bile dolandırmış. Çete üyeleri bazı asker, hâkim, savcı ve polislerle de sıkı fıkıymış ![]() ANKARA - Danıştay saldırısına adı karışan Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi'nin 'çete' gibi çalıştığı ortaya çıktı. İçişleri Bakanlığı'nın isteğiyle düzenlenen Girdap Operasyonu sonucu, derneğin genel başkanı Taner Ünal da dahil 12 kişi tutuklandı. Sanıkların şehit eşini dolandırmaktan kaçak kazıya; yağmadan darbe girişimine 40'a yakın suç işlediği iddia edildi. Derneğin genel başkanı Ünal'a yöneltilen suçlamalar arasında 'bilgisayarında çocuk ve hayvan pornosu görüntüleri bulundurmak' da var. Sanıkların emekli korgeneral Hasan Kundakçı'nın yanı sıra bazı askerler, hâkimler, savcılar ve polislerle görüştüğü tespit edildi. Savcılık bu kişilere soruşturma açılabilmesi için bağlı bulundukları kurumlara yazı yazdı. Girdap, 'Danıştay'ı da içine aldı Kamuoyu, ulusalcı cephe içinde yer alan Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi'nin (VKGBH) adını ilk kez, 17 Mayıs 2006 tarihinde gerçekleştirilen kanlı Danıştay baskınının ardından duydu. Danıştay'ı basarak ateş açan ve hâkim Mustafa Yücel Özbilgin'i öldüren avukat Alpaslan Arslan'ın otomobilinde ve üzerinde bulunan iki şey çok konuşuldu: Birincisi Vakit gazetesinin 'İşte O Üyeler' başlıklı kupürü (Kupürde türban kararı yüzünden eleştirilen Danıştay üyelerinin adları ve fotoğrafları yer alıyordu.), ikincisi VKGBH Genel Başkanı Taner Ünal'ın kartviziti. Ünal: Uzerimize yıkıyorlar Dün tutuklanan Ünal'a poliste kartvizit meselesi hatırlatılarak Danıştay saldırısıyla bir bağlantısının olup olmadığının sorulduğu öğrenildi. İddiaya göre, hakkındaki tüm suçlamaları reddeden Ünal'ın bu soruya "Danıştay saldırısının ardında Ümraniye soruşturmasında adı geçenler var. Ancak medya üzerlerine gidince Danıştay'ı bizim üzerimize yıkmaya çalıştılar" karşılığını verdiği öğrenildi. (Ümraniye'de bir gecekondu baskınıyla başlatılan ve cephanelik cephanelik ilerleyen soruşturmada, emekli askerler Muzaffer Tekin, Oktay Yıldırım, Fikret Emek gibi isimler tutuklanmıştı.) İçişleri Bakanlığı'nın suç duyurusu üzerine başlatılan Girdap Operasyonu'nda gözaltına alınan VKGBH Başkanı Taner Ünal ile 11 üye, dün çete suçlarına bakan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na sevk edildi. Fezlekede yok yok Adliyeye sevk fezlekesinde, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak, yağma, yasadışı yardım toplama, Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya çalışmak, zimmet dahil 40'a yakın suçlama yer aldı. Savcı Alp Arslan'ın tutuklanmaları istemiyle Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi Yedek Hâkimliği'ne sevk ettiği zanlılardan altısı serbest bırakıldı; aralarında genel başkanı Ünal, Konya İl Başkanı Vehbi Şanlı, Mersin İl Başkanı Mesut Sezer'in de bulunduğu 12 zanlı tutuklanıp cezaevine konuldu. Hakkındaki suçlamaları reddeden Ünal'ın bilgisayarında porno ve çocuk pornosu içerikli görüntüler bulunduğu öğrenildi. İfadesinde bu görüntüleri de reddeden VKGBH Başkanı 'Örgüt kurucusu ve yöneticisi olmak, toplum güvenliğini tehlikeye sokmak, çocuk ve hayvan içerikli porno görüntü bulundurmak, evrakta sahtecilik ve kamu görevini usulsüz üstlenmek'ten tutuklandı. 600 YTL'ye askeri kimlik 'Girdap Operasyonu' kapsamında üçü kurusıkı sekiz tabanca, dört av tüfeği ve bir el bombasıyla yakalanan zanlılarla birlikte, çok sayıda asker ve polis kimliğiyle basın kartlarının da ele geçirildiği anlaşıldı. Özel Kuvvetler Komutanlığı (ÖKK) ve Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı ile Jandarma giriş kartlarının, VKGBH Konya İl Başkanı Vehbi Şanlı tarafından ordudan atılan Jandarma Astsubay Savaş Karabali'ye 600'er YTL karşılığında yaptırıldığı saptandı. Operasyonda zanlıların evlerinde ve işyerlerinde yapılan aramalarda da sahte gözaltı ve ev arama tutanakları, gıyabi tutuklama müzekkereleri, resmi kurumlara ait bazı mühürler ve damgalarla Bolu ve İstanbul dağ komando tugaylarının flamaları bulundu. Provokasyon, devlet büyüğüne hakaret... Zanlıların, Mersin, Diyarbakır, Ordu, Bilecik ve İzmir illerinde provakatif eylemler düzenlemek, K.S.'yi dolandırmak, Y.B. ve H.M.'yi Konya'da yağmalamak, M.Ö.'yü dolandırmak, Mersin'de F.K. ve O.K.'nın ev ve işyerini kurşunlamak, Sivas'ta E.L.'yi tehdit etmek, Mersin'de devlet büyüklerine hakaret, Ankara'da izinsiz kazı yapmak, Muğla'da G.A.'yı tehdit, resmi belgede sahtecilik ve kamu görevini usulsüz üstlenmek, Mersin'de tarihi eser kaçakçılığı yapmak, İzmir'de M.G.'yi tehdit etmek, İstanbul'da V.A.'yı askerliğe elverişysiz raporu almak vaadiyle dolandırmak, Ordu'da M.Ö. ve H.A.'yı, Giresun'da M.A.A.'yı tehditle suçlandıkları öğrenildi. Kim bu '1 numara'? Kendisini 'Komutan' olarak tanıtan sanık Vehbi Şanlı'nın, emekli general Hasan Kundakçı'yla sık sık telefonda konuştuğu; dinlemeye takılan bu konuşmalara ilişkin dökümlerin de savcılığa iletildiği öğrenildi. Zanlıların, hâlâ aktif görevde olan üst rütbeli bazı subaylarla da sık sık telefonla görüştükleri ve askeri ihaleleri konuştukları iddia edildi. 14 ay boyunca telefonları dinlenen zanlıların, kendi aralarında sürekli olarak '1 numara' diye birinden bahsettikleri, ancak '1 numara'nın hiç dinlemeye düşmediği, zanlıların, '1 numara'nın kim olduğu yönündeki sorulara da yanıt vermedikleri öğrenildi. Tutuklanan zanlılardan Salih Zeki Balaban'ın ise Milli Savunma Bakanlığı'nda mimar olarak çalıştığı ortaya çıktı. Hâkim-savcılar da dinlemeye düşmüş Askerlerin yanı sıra bazı hâkim, savcı ve polislerin de çete üyeleriyle telefonla görüşürken dinlemeye düştüğü öğrenildi. İsimler, soruşturma açılması için Genelkurmay Başkanlığı, Adalet Bakanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü'ne iletildi. 'Şehit eşini dolandırdılar' VKGBH'nin Konya il başkanlığını yürüten Vehbi Şanlı'nın, Muğla'nın Fethiye ilçesinde geçirdiği trafik kazasında oğluyla birlikte yaşamını yitiren Yüzbaşı Abdülkadir Özaydın'ın eşi Mehtap Özayadın'ı bile dolandırdığı iddia ediliyor. Buna göre Şanlı, Özaydın'ın OYAK'tan aldığı 100 bin YTL'nin 70 bin YTL'sine "Sana ev alacağım" diyerek el koydu; ancak ne ev aldı ne de parayı geri verdi. Şanlı'nın, kendisinden şikâyetçi olan şehit eşini, "Benimle adın çıkar" diye tehdit ettiği öne sürüldü. Şanlı'nın, dinlenen telefonundan Özaydın'la yaptığı bir görüşmede, "Beni şikâyet etmeye çalışma. Benimle adın çıkar. Beni buralarda herkes tanır. Sana mı inanırlar, bana mı inanırlar" dediği öğrenildi. CHP'den para almışlar İddiaların ucu Cumhuriyet mitingleriyle şehit cenazelerine kadar uzandı. Bu miting ve cenazelere 'provokasyon' amacıyla katıldığı öne sürülen zanlıların, kendi aralarında yaptıkları telefon görüşmelerinde, şehit cenazelerini, "Coşku içinde geçirilecek bir eylem" olarak tanımladıkları saptandı. Bilecik ve Mersin'de bayrak mitingleri düzenleyen zanlıların kendi aralarında yaptıkları bir telefon görüşmesindeyse Çağlayan mitingine adam götürmek için bir CHP yöneticisinden 600 YTL aldıklarını ancak bu parayı otobüs şoförüne vermedikleri ve otobüs şoförünün kendilerinden şikâyetçi olduğu ortaya çıktı. Bir de darbe girişimi! Çete suçlarına bakmakla görevli Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Vekilliği'ne gönderilen zanlılara 'darbe suçlaması' da yapıldı. Bu suçlamaların Ordu fındık mitingiyle Söğüt'teki şenliklerinden kaynaklandığı öğrenildi. Zanlı Ahmet Cinali ve adamlarının Ordu'daki fındık mitingine; Vehbi Şanlı ve adamlarının Söğüt şenliklerine provokasyon amacıyla katıldıkları öne sürüldü. Ancak Söğüt'te Başbakan'ın koruması ve yeğeni Ali Erdoğan'a yumruk atılırken çekilen görüntülerde Şanlı ve adamlarına rastlanamadığı belirtildi. Dün tutuklanan Mersin il başkanı Sezer'in şehit cenazesinde AKP'li bir milletvekiline hakaret ettiği, bir üyeninse AKP'li vekile hakaretten tutuklandığı anlaşıldı. 'Kafasını kırın, kameraya yakalanmayın' Genel Başkan Ünal'ın, VKGBH'ye yönelik silahlı saldırının düzmece olduğunu yazan Zaman Gazetesi muhabiri için Diyarbakır şubesine "Kim yazdıysa bu haberi kırın kafasını. Kameraya da yakalanmayın" diye talimat verdiği belirlendi. 4.7.2004 Tel örgüler ardında sosyal demokrasi Basına kapatılan kurultaya gerilim hâkimdi. Muhaliflerin salona yaklaşmaması için tel örgü çekildi. Konuşmalar son derece ağırdı. ![]() CHP Kurultayı, Ankara dışında, basına ve partililere kapalı yapıldı. Yönetim yanlısı 500 kadar genç 'görevli' sıfatıyla içerdeydi. Güvenlik jandarmadaydı. Toplantı salonuyla resepsiyon girişleri tel örgüyle ay-rıldı. Muhalifler, 'Başbuğ Baykal' sloganı attı. Kurultay salonunda yumruklar da konuştu. Merkez yanlısı Vezir Akdemir, muhalif Muharrem Toprak'ın kaşını patlattı. Baykal'a güvenoyu vermeyeceğini açıklayan Kemal Derviş, Zülfü Livaneli ve Fikret Ünlü ayrı ayrı yollarını kaybetti. Livaneli, "Demokratik kurultaya gitmek zormuş" dedi. Muhalif 29 milletvekili kurultayı protesto etti. İsim okunarak yapılan oylamada 1252 delegeden 781'i Baykal'a 'Evet' dedi. 4.7.2000 Kemal Sunal'ı yitirdik Yediden yetmişe herkesin sevgilisi olmuş, mesleğine saygıyı en üst düzeyde taşıyan, Türk sinemasının yüz akı Sunal, son filminin çekimlerine gitmek için bindiği uçakta can verdi ![]() Oğlu yanındaydı Bir otobüs yolculuğunu anlatan son filmi 'Balalayka'nın çekimleri için dün Trabzon'a gitmek üzere uçağa binen Kemal Sunal, saat 07.33'te kalp krizi geçirdi. Oğlu Ali Sunal'ın çığlıkları üzerine pilotlar tarafından yapılan ilk müdahale ve sonra gelen sağlık ekipleri, Sunal'ı kurtarmayı başaramadı. Sanat için bindi Sunal İstanbul International Hastanesi'ne getirildiğinde yapacak hiçbir şey kalmadığını açıklayan doktorlar, sanatçının kalbinden rahatsız olduğunu ve tansiyon ilaçları kullandığını ifade etti. Sanatçının uçak fobisi olduğu ve bu yüzden de genellikle karayoluyla seyahati tercih ettiği biliniyordu. Yüz akı filmler En küçük rollerden başlayıp gişe rekorları kıran filmlere imza atan, en ünlüsü 'İnek Şaban' adıyla bilinen birçok tiplemenin yaratıcısı Sunal'ın ani kaybı, ülkeyi yasa boğdu. 56 yaşındaki sanatçının 'Düttürü Dünya' ve 'Propaganda' gibi filmleriyse Türk sinema tarihinin önemli eserleri arasında sayılıyor. 4.7.1999 Babuna kampanyasına soruşturma açıldı İSTANBUL - İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Dr. Oktar Babuna için yapılan kampanyayla ilgili çok yönlü soruşturma başlattı. Savcılıkla koordineli çalışan polis, kampanya çerçevesinde saptayacağı yasal olmayan durumları savcılıklara bildirecek. Güvenlik Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen soruşturmada, Yardım Toplama Yasası ile Organ Doku Toplanması, Saklanması ve Nakli Yasası'na aykırı hareket edilip edilmediği araştırılıyor. Fatih Cumhuriyet Savcılığı'yla koordineli olarak çalıştıklarını belirten emniyet yetkilileri, "Konuyu takip ediyoruz. Bizim elimizde de bazı bilgiler var. Açılan hesaplarda ne kadar para toplandığını bilmiyoruz. Bunlar araştırılacak. Eğer bir suç unsuruna rastlarsak durumu anında savcılığa bildireceğiz" dedi. Bu arada İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Faruk Erzengin, Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne verdiği dilekçeyle, başkanı olduğu İstanbul Tıp Fakültesi Vakfı'nın soruşturulduğunu ve müfettişlerin herhangi bir olumsuzlukla karşılaşmadığını söyledi. "İstanbul dışında toplanan kanın hesabını ben veremem" diye konuşan Erzengin, vakfın hesabında bulunan 10 milyar lirayı da bloke ettiklerini kaydetti. (Radikal) |
||
|
||
| ve Conan doğdu. | ||