|
||
| Tarihte bugün - 3 Temmuz * 1243 - Kösedağ Savaşı * 1462 - Midilli adası Osmanlılar tarafından alındı. * 1932 - Türkiye ile Fransa arasında Antakya’da askeri antlaşma imzalandı. Antlaşma uyarınca Türk askeri birlikleri 5 Temmuz’da Hatay’a girdi. * 1939 - Liman işletmeleri Denizyollarına bağlandı. * 1962 - Cezayir bağımsızlığını kazandı. * 1988 - İstanbul’da Fatih Sultan Mehmet Köprüsü açıldı. |
||
|
||
| 3.07.2007 Hrant Dink Davası Başladı ![]() Hrant Dink cinayetinin ilk duruşmasında sanık avukatı Fuat Turgut, Dink ailesini destekleyenlere ve avukatlarına hakaret yağdırdı. Turgut, 'Devletin bekası için çarpışanlar suçlanmamalı' dedi Hakaretle başladılar 'Canınız cehenneme' Hrant Dink duruşmasındaki gerilimin başrolünde Yasin Hayal'in avukatı Fuat Turgut vardı. İddiaya göre Turgut, Hrant Dink'e destek için gelenleri görünce "İt sürüsü toplandı" dedi. Turgut, Dink'in avukatlarına, "Canınız cehenneme, hepiniz Ermenisiniz" diye bağırdı. 'Ümraniye'ye övgü Duruşma arasında Ümraniye soruşturmasında tutuklananları ve Susurluk mahkûmu Korkut Eken'i öven Turgut, "Devletin bekası için savaşanlar suçlanmamalı" dedi. Turgut, Dink ailesinin Türkleri soykırımla suçladığını söyledi. İlk duruşmada dört kişi tahliye edildi. |
||
|
||
| 3.7.2006 İsrail helikopterleri Başbakan Haniye'nin makamına füze attı Kaçırılan askeri için Filistin hükümetini esir alan İsrail ordusu başbakanlık binasına füze saldırısı düzenledi. Başbakan Haniye "Manasız bir saldırı" dedi. İsrail Başbakanı Olmert ise "Operasyonları yoğunlaştırma emri verdim" açıklamasını yaptı. |
||
|
||
| 3.7.2005 Afrika için el ele En zengin sekiz ülkenin liderlerini ağırlayacak İskoçya'da, 'Yoksulluk tarih olsun' yürüyüşü düzenlendi. 200 bin kişi, Afrika ile tüm yoksul ülkelerin borçlarının silinmesi için çağrı yaptı. ![]() G-8 ülkelerinin dikkatini Afrika'daki yoksulluğa çekmek için yapılan Live-8 konserleri tüm dünyayı salladı. Dokuz kentteki konserleri milyonlarca kişi izledi. G-8 zirvesinin yapılacağı İskoçya'nın başkenti Edinburg'da ise 250 bin kişi yürüdü. Konserlerin 10'uncusu 6 Temmuz'da Edinburgh'da olacak. |
||
|
||
| 3.7.2003 40 hâkim her gün iş takibinde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) Başkanvekili Fehmi Ulusoy, Radikal'e anlattı: Her gün 40, 50 hâkim-savcı raporla Ankara'ya iş takibine geliyor. Soruşturmalarda hâkim ve savcılar bildiklerini söylemiyor 'İşi hallettim' Geçenlerde bir mahkeme başkanı beni arayıp, 'Başkanım, senin işi hallettim' dedi. Önce gayri ihtiyari teşekkür ettim. Sonra uyandım, ben bu başkandan bir şey rica etmemiştim. Derhal kimin işi olduğunun araştırılmasını istedim... Hak aramak Tavassut (aracılık) ve iş takibi olmasın istiyoruz. Genelgeler eskiden de vardı, ancak şimdi bu işler artıyor. Hâkim ve savcı kendi hakkını kendi aramasını bilmeli, oysa bir siyasiyle kalkıp geliyor. Genelge neden? Her gün 40-50 kişi rapor alıyor, görev yerinde davalar bekliyor, Ankara'da geziyor. İşinin takibi için. Genelgelerin yayımlanmasını ben istedim. Atama toto Atamalarda falan toto oynanıyor, 'Şuraya atanacak, buraya atanacak' diye. Çıktıysa, 'Bak dediğim oldu', olmazsa 'Ne yapalım, uğraştım olmadı' deniyor. Ana mesele Adaletteki temel mesele HSYK'da bakanın ve müsteşarın bulunması değil. Asıl olarak teftiş kuruluyla, personelin bakanlığa bağlı çalışması. Bu bağımlılık yargı bağımsızlığına en büyük darbedir. Kimse konuşmuyor Kimse soruşturmalarda bildiğini söylemiyor. Bunlara aklım ermiyor; hâkim-savcı her durumda gerçeği söylemeli, yoksa iddialar nasıl önlenir? Siciller Sicilleri bakanlık personel genel müdürlüğü tutuyor, bize bağlı değil. Tutulan siciller gerçek mi, değil mi bilmiyoruz. Bakan, Anayasa değişikliği için söz verdi. |
||
|
||
| 3.7.2002 yabancılar zamanında sinyali çakmış: 'Türkiye yeni lider bulmalı' Ecevit, becerisine duyulan güven çoktan berhava olmuşken hâlâ koltuğa yapışarak tam da önlemeyi umduğu gelişmelere neden oluyor Bülent Ecevit Türkiye'nin ağırsiklet siyasetçilerinin sonuncusu. Daha birkaç hafta öncesine kadar huzursuz koalisyonu bir arada tutabilecek ve piyasaları krizden uzak tutabilcek tek adam olarak görülüyordu. Ona sorarsanız hâlâ öyle. Gelgelelim becerisine duyulan güven çoktan berhava olmuşken hâlâ koltuğa yapışarak tam da önlemeyi umduğu gelişmelere neden oluyor hasta başbakan. İstisna değil Siyasetçiler iktidarı bırakmayı pek istemez. Ecivit de istisna değil. Makul gerekçeleri de var aslında. Hükümetiyle 2000 ve 2001 döviz krizlerini atlatmayı bildi. Kasımdan bu yana enflasyonun düştüğü, faiz oranlarının gerilediği ve büyümenin arttığı göreceli bir istikrak dönemine imza attı. Ancak, hastalığı Ecevit'in iktidarını zayıflattı. Üstelik tam da ihtiyaç duyulan zamanda. Uzun yokluğunda koalisyon üyeleri Avrupa Birliği üyeliği için gerekli reformlarda birbirine girdi. Hükümet pamuk ipliğine bağlı ve görünürde hükümeti bir arada tutacak belirgin bir halef yok. Dışişleri Bakanı İsmail Cem DSP liderliği için belki en popüler seçenek. Ancak Meclis'te DSP kadar koltuğu bulunan ve başbakanlıkta hak iddia edebilecek milliyetçilere fazla solcu gelebilir. Ancak, 40 gündür doğru dürüst katılabildiği ilk liderler zirvesinden sonra bizzat Ecevit'in de belirttiği gibi iktidar partilerinin hiçbiri erken seçim istemiyor. Son kamuoyu yoklaması bu partilerin her birinin oy oranının Meclis'e girebilmek için aşılması gerekli yüzde 10 barajının altında kaldığını gösteriyor. Kamuoyunun Türkiye'nin siyasi sınıfına güveni az ve son ekonomik kriz hâlâ hafızalarda. Paçayı kurtarma güdüsü, iktidar partilerini yola getirmeli. Bir seçim fiyaskosundan kaçınmak istiyorlarsa makul bir liderde anlaşmak için görüşmelere başlamaları lazım. Ancak daha önce iş göremez hale gelmiş Başbakan'ın istifa neyetini açıklaması isabetli olur. Ecevit de bilir ki hiçbir lider vazgeçilmez değildir. Nisan 2000'de istikrar ve devamlılık adına Süleyman Demirel'in ikinci kez cumhurbaşkanlığına seçilmesini sağlamak için başarısız bir girişimde bulunmuştu. Bu hareketi, önlemeye çalıştığı piyasa paniğinin gelişini hızlandırmaktan başka işe yaramadı. hızlandırmayı başardı. Nihayetinde Demirel'in, Demirel popülizminin ve Demirel adıyla özdeşleşmiş yolsuzluğun sahneden çekilmesi, pişmanlık değil ferahlık getirdi. Belirsizlik azalmalı Türkiye'nin labirentvari siyasetinden belirsizlik kaçınılmaz. Melese belirsizliği azaltmakta. Yeni bir lider hükümetin reform programına bir yön kazandırabilir. Bunu hükümette bulunan ama iktidarda bulunduğu söylenemeyecek iş göremez haldeki Ecevit'ten beklemeyin. |
||
|
||
| 3.7.2001 Hayata Dönüş' te böyle öldüler 'Hayata Dönüş' adı verilen cezaevleri operasyonunda 10 tutuklunun kurşunlama, üçünün zehirlenme, birinin darp, birinin kafasına gaz bombası saplanması sonucu öldüğü belirlendi Adli Tıp raporu 'Mahkûmları F tipine nakledip ölüm oruçlarını bitirmek' için geçen yıl sonunda yapılan operasyonlara ilişkin gerçekler iyice su yüzüne çıkıyor. Adli Tıp'a göre, ölen 29 kişiden 10'u kurşunla, üçü zehirlenerek, biri darpla, biri de kafasına gaz bombası saplanarak can vermiş. Kendini yakanlar Mahkûmlar, operasyondan sonra alınan savcılık ifadelerinde, 10 kişinin kendini yaktığını ifade etmişti. Ümraniye Cezaevi'nde kendini yakan Ahmet İbili'nin asıl ölüm nedeninin, dördü öldürücü bölgeye olmak üzere, vücuduna isabet eden sekiz kurşun olduğu da tespit edildi. Kuşkulu nokta Adli Tıp uzmanları, Çanakkale Cezaevi'nde yaşamını yitiren jandarma eri Mustafa Mutlu'nun ölümüne yol açan merminin, Ümraniye'de can veren Nurettin Kurt gibi, 'yüksek kinetik enerji'li, yani tutuklularda bulunmayan silahtan çıkmış olabileceğini de söyledi. |
||
|
||
| 3.7.2000 Avrupa Kupasını Fransa kaldırdı ![]() 2000 Avrupa Futbol Şampiyonası'nda kupayı havaya kaldıran takım Fransa oldu. 1998 Dünya Kupası'nın da sahibi olan 'Horozlar' bu kupayı ikinci kez evine götürdü. 55. dakikada Delvecchio'nun golüyle 1-0 yenik duruma düşen Fransa, maçın normal süresi biterken Wiltord'un golüyle beraberliği sağladı. Fransa daha sonra 103. dakikada Trezeguet'nin ayağından kazandığı altın golle kupayı kazanan taraf oldu |
||