|
||
| Tarihte Bugün - 1 Temmuz * 1527 - Dünyanın ilk ve en eski protestan üniversitesi Marburg Philipps Üniversitesi kuruldu. * 1683 - Türk ordularının Viyana taarruzu başladı. * 1736 - 23. Osmanlı Padişahı III. Ahmet öldü. * 1798 - Napolyon Mısır'ı işgal etti. * 1839 - Padişah II. Mahmut öldü; yerine Sultan Abdülmecit geçti. * 1867 - İngiliz Kuzey Amerika Yasası Kanada Anayasası olarak yürürlüğe girerek Kanada Konferasyonu kuruldu. John A. Macdonald ilk başbakan oldu. * 1878 - Kıbrıs, toprak mülkiyeti Osmanlılarda kalmak üzere geçici olarak İngiltere’ye devredildi. * 1881 - Dünyanın ilk uluslararası telefon konuşması St. Stephen, New Brunswick ve Calais, Maine arasında yapıldı. * 1911 - Kandilli Rasathanesi kuruldu. * 1920 - Ankara'da subay yetiştirilmek üzere Sunuf-u Muhtelife Zabit Namzetleri Talimgahı açıldı. * 1925 - İlk piyango, Türkiye Tayyare Cemiyeti Mektepleri yararına düzenlendi. * 1926 - Deniz taşımacılığına ve ticaretine ilişkin esasları düzenleyen Kabotaj Kanunu yürürlüğe girdi. * 1926 - Türk Ceza Kanunu yürürlüğe girdi. Kanun, 1889 İtalyan Zanardelli yasası esas alınarak hazırlandı. * 1927- İstanbul'dan 16 Mayıs 1919'da ayrılan Mustafa Kemal, kurtuluştan sonra ilk kez İstanbul'a gelişinde büyük törenlerle karşılandı. * 1927 - Mustafa Kemal, CHP kurultayında nutuk adlı eserini okudu. * 1929 - İstanbul-Ankara telefon hattı hizmete girdi. * 1935 - Aydın demiryolu devletleştirildi. * 1937 - Toprakkale, İskenderu, Fevzipaşa - Meydanıekber demiryolları devletleştirildi. * 1946 - Elazığ-Palu demiryolu açıldı. * 1962 - Ruanda bağımsızlığını ilan etti. * 1962 - Burundi bağımsızlığını ilan etti. * 1968- Nükleer Silahları Sınırlandırma Anlaşması imzalandı. * 1974 - Arjantin Devlet Başkanı Juan Peron öldü; yerine eşi İsabel Peron geçti. * 1984 - TRT, televizyonda tamamen renkli yayına geçti. * 1988 - Sovyetler Birliği'nde Komünist Partisi, Gorbaçov'un Perestroika politikasını onayladı. * 1992 - TRT-INT/Avrasya yayınları başladı. * 1994 - 27 yıllık sürgünü sona eren FKÖ lideri Yaser Arafat, Filistin'e geri döndü. * 1996 - Türkiye'nin ilk nükleer reaktörü Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi'nde yapılmaya başladı. * 1996 - PNG görüntü formatının 1.0 versiyonu tamamlandı. * 1997 - İngiltere Hong Kong üzerindeki egemenliğini Çin Halk Cumhuriyeti'ne devretti. * 2002 - Uluslararası Ceza Mahkemesi kuruldu. Tatiller ve Özel Günler * Türkiye - Kabotaj ve Deniz Bayramı |
||
|
||
| İngiltere en üst düzey alarmda İngiltere’de, önceki gün iki araçta tahrip gücü yüksek patlayıcı bulunması, dün de İskoçya’nın Glasgow havaalanına yapılan saldırı girişiminin ardından, her iki ülkede de en üst seviyede alarm durumuna geçildi. LONDRA - İskoç polisi iki olay arasında bağlantı olduğunu açıklarken Amerika Birleşik Devletleri de güvenlik önlemlerini sıkılaştırdı. Londra’nın en işlek caddelerinde bomba yüklü iki aracın bulunmasının heyecanı geçmeden dün de, Glasgow Havaalanına araçla saldırı girişiminde bulunuldu.. Havaalanının ana terminal binasına süratle yaklaşan alevler içindeki bir cip terminal kapısı önündeki bariyere çarparak durdu. Araçtaki iki kişi yaralı olarak yakalandı. İngiliz yayın kuruluşları, saldırganlardan birinin patlayıcı bağlı kemer taşıdığını duyurdu. İngiliz güvenlik yetkilileri de bulguların, olayın intihar saldırısı olduğunu gösterdiğine inanıyor. Şüpheler El Kaide üzerinde yoğunlaşırken, Londra ve Glasgow’daki olaylarla ilgili İngiltere’nin kuzeyinde 2 kişi daha göz altına alındı. İskoç polisi, iki olayın birbiriyle bağlantılı olduğu görüşünde. Bu gelişmelerin ardından Başbakan Gordon Brown başkanlığında toplanan acil durum komitesi, ülkedeki güvenlik alarmıni “ciddiden” en yüksek seviye olan “kritiğe” yükseltti. Başbakan Brown toplantının ardından İngiliz halkına birlik ve beraberlik çağrısı yaptı. Alarm seviyesinin kritiğe yükseltilmesi, her an büyük bir terör saldırısı olabileceği anlamına geliyor. Olayların ardından özellikle havaalanları ve kalabalık yerlerdeki güvenlik önlemleri dikkat çekiyor.. Gelişmeler, ABD’yi de önlem alamaya itti. Ülkedeki havaalanlarında güvenlik önlemleri artırıldı. ![]() İskoçya'nın Glasgow havaalanında, iki kişinin yanar vaziyetteki bir jiple terminal binasına girdikleri bildirildi. Görgü tanıkları yanar vaziyetteki jipin içinde Asyalı oldukları tahmin edilen iki kişinin bulunduğunu ve jipin son sürat, gelen yolcuların indikleri terminal binasına girdiğini bildirdi. Polis sözcüsü, aracın binanın içine girmediğini, yangının kontrol altına alındığını söyledi. Havaalanı binasının büyük bir süratle boşaltıldığı ve bütün uçuşların iptal edildiği açıklandı. Bir görgü tanığı son sürat terminal binasına doğru giden bir araç gördüğünü ve araçtan dumanlar çıktığını fark ettiğini anlattı. Aynı görgü tanığı, jipin terminal binasına girmesinin ardından büyük bir patlama sesi duyduğunu belirtti. |
||
|
||
| 01/07/2006 Filistinli kan ağlıyor AB ve BM: İsrail saldırısı yüzünden altyapı çöktü. Kitlesel ölümler yolda ![]() Filistinli militanların kaçırdığı askerini kurtarmak için Gazze'ye giren İsrail ordusunun bombardımanı kentin altyapısını çökertti. BM, AB ve Kızılhaç endişeli. İsrail bölgedeki 1.4 milyon Filistinliye su ve elektrik sağlamalı. Tıbbi malzeme girişi de engellenmemeli. Filistinliler ölüme gidiyor. |
||
|
||
| 01/07/2004 Nato karşıtı eylemelere polisin sert tavrı Polisin NATO eylemlerine müdahalesiyle ilgili tepkilere İçişleri Bakanı Aksu da katıldı: Yanlış bir hareket, beni de rahatsız etti. İstanbul Valisi Muammer Güler ise 'Eğitimle bunları aşacağız' dedi ![]() RADİKAL - ANKARA/İSTANBUL - Mecidiyeköy'deki NATO protestosunda polisin biber gazlı müdahalesi için, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu ve İstanbul Valisi Muammer Güler'den, "Eğitimle bunları aşacağız" açıklaması geldi. İçişleri Bakanı Aksu, dün basın toplantısı düzenleyerek NATO zirvesinin güvenliğini değerlendirdi. 46 ülkeden liderlerin geldiği İstanbul'a küreselleşme ve NATO karşıtlarının da aktığını söyleyen Aksu, "Şiddet kullanılmaması, protestoların barışçıl bir şekilde sürdürülmesi halinde; bu eylemleri ülkemizin demokratik olgunluğunun bir göstergesi olarak algıladık" diye konuştu. 'Gazcıya gereği yapıldı' "Mecidiyeköy'de meydana gelen hadiseyi, demokratik tepki ve düşünceyi açıklama hürriyetiyle izah etmek mümkün değildir" diyen Aksu, güvenlik güçlerinin ise, 'kanunlardan aldıkları zor kullanma yetkisini, sınırlarını koruyarak kullandığını' söyledi. Aksu, polisin gözaltına aldığı bir protestocunun yüzüne biber gazı sıkarken çekilen fotoğraftan rahatsız olup olmadığı sorulduğunda ise şu yanıtı verdi: "Yanlış bir hareket. Bu görüntü herkes gibi beni de rahatsız etti. Vali ve Emniyet Müdürü gereğini yaptılar. Tasvip etmek mümkün değil. Bunları eğitimle aşacağız." Aksu, Bush'un konuşma yaptığı Galatasaray Üniversitesi'nde Devlet Bakanı Atalay'ın ellerinin kontrol edilmesiyle ilgili ise "Basından gördüm, hayret ettim. Avuç içi nasıl aranır yahu?" dedi. İstanbul Valisi Güler de dün değerlendirme toplantısında, eylemlerle ilgili şu bilgileri verdi: "NATO karşıtı 156 basın açıklaması ve protesto eylemi olmuştur. Bir polis otosu, üç itfaiye aracı, 25 özel araç ve iki işyeri zarar görmüş, 34 polis ve 22 eylemci yaralanmıştır. 204 kişi yakalanıp adli makamlara sevk edilmiştir." Güler, polisin biber gazı kullanmasına ilişkin olarak, "Bazı aksaklıklar meydana geldi. Bu sorunu daha çok eğitimle aşacağımıza inanıyorum" diye konuştu. |
||
|
||
| 01/07/2004 "Ya federasyon ya bağımsızlık" ![]() DHA - ERBİL - Irak'ta işgal güçlerinin yetkiyi geçici Irak yönetimine devretmeleriyle kuzeydeki Kürt gruplar da hareketlendi. Kürt grupların gözü geçici anayasanın yerini alacak olan yeni anayasadaki federasyon unsurunda. Kürdistan Demokrat Partisi'nin (KDP) lideri Mesut Barzani, yeni Irak anayasasında federal sistemin yer almaması halinde Kürtlerin Irak'tan ayrılmayı tercih ederek bağımsızlıklarını ilan edeceklerini söyledi. Barzani, El Hayat gazetesine demecinde, Kürtlerin, Araplardan daha önemsiz olmadığını, ikinci sınıf vatandaş olmayı kabullenmeyeceklerini belirterek, "Eğer Irak demokratik ve federal bir devlet olmazsa, o zaman birlikte yaşamayız" dedi. 'Kürtlerin ulus olduğunu kabul edin' Bağdat'taki geçici hükümetten, nihai anayasayı yazarken, Kürtlerin özerkliğini güvence altına alan geçici anayasayı dikkate almasını isteyen KDP lideri "Bu şartlar yerine getirilmezse, Irak'ın birliğine ilişkin bir taahhüdümüz olmaz" diye konuştu. Kürtlerin bir ulus olarak var olduğunu ve Arapların da bunu kabul etmesi gerektiğini söyleyen Barzani, "Kürt ulusu, Arap ulusu gibi güç kullanılarak bölündü. Bu, bir gerçek ve en sonunda tekrar birleşerek bağımsız bir devlet olmak bu ulusun kaderinde var" ifadelerini kullandı. Barzani, diğer yandan istedikleri federal sistem kabul edilirse demokratik Irak'ta Araplarla yaşayabileceklerini, bu konuda büyük bir sorun çıkacağını sanmadığını vurguladı. |
||
|
||
| 01/07/2001 Derviş'e ortak vuruş Başbakan Ecevit, koalisyon ortakları Bahçeli ve Yılmaz ile katıldığı basın toplantısında hükümetin performansıyla Türkiye'ye kaynak sağlayanların beklentilerini karşıladığını söyledi. MHP'nin açık cephe aldığı, Ecevit'in de yalnız bıraktığı Derviş'i Yılmaz da eleştirdi: Zaman zaman üç partiyle de ters düşüyor, çünkü o teknokrat RADİKAL - ANKARA - Başbakan Bülent Ecevit, koalisyon ortakları arasında yaşanan kriz ve tartışmaları değerlendirirken, "Artık alışın" dedi. ANAP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz da, Devlet Bakanı Kemal Derviş ile koalisyon ortakları arasında zaman zaman yaşanan tartışmaları 'teknokrat-siyasetçi çatışması' olarak nitelendirdi. Başbakan Ecevit, koalisyon ortaklarıyla düzenlediği basın toplantısında geçen yasama döneminde hükümetin ve TBMM'nin yaptığı çalışmaları değerlendirdi. Ecevit ekonomik program kapsamında IMF, Dünya Bankası ve G-7'lerin tüm beklentilerinin eksiksiz ve zamanında karşılandığını söyledi. Yaşanan tartışmaları doğal ve sağlıklı bir süreç olarak değerlendirmek gerektiğini vurgulayan Ecevit, basının küçük tartışmaları büyüttüğünü öne sürdü. Bunun dış çevrelerde tedirginliğe yol açtığını belirten Ecevit, şöyle konuştu: "Fakat, artık bizim huyumuza, bizim davranış biçimimize alışmaları gerekir. Her şeyi aramızda tartışırız. Olabildiğince kendi aramızda, bazen de kamuoyu önünde tartışırız. Fakat, bu yüzden olumsuz sonuçlar ortaya çıkacağını hiç düşünmemek gerekir. Artık alışılmış olmalı ki, tartışma süreci içinde her konuyu bir uzlaşmaya bağlama yeteneğini her vesileyle göstermiş oluyoruz." 'Yardımı hak ettik' IMF ve Dünya Bankası'nın Türkiye'ye 18 milyar dolara yaklaşan önemli bir dış kaynak sağladığına işaret eden Ecevit, "Bu yardımı fazlasıyla hak ettiğimize de inanıyoruz. Gece gündüz çalışılmıştır. Bu şekilde bize yardımda bulunmak isteyenlerin beklentilerini de fazlasıyla karşılamış bulunuyoruz" diye konuştu. Açıklamaları sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Ecevit, önceki günkü MGK toplantısından sonra gündeme gelen askerlerin Anayasa değişikliğine ilişkin hassasiyetlerini değerlendirmekten kaçındı. Anayasa değişikliğinde bir sözcük değişikliğinin bile ileride sorunlar yaratabildiğini ifade eden Başbakan Ecevit, çok aceleye getirmenin doğru olmayacağını düşündükleri için görüşmeleri eylüle bıraktıklarını söyledi. Başbakan Ecevit, bütün toplum kesimlerinin Anayasa değişikliklerini irdeleme ve değerlendirme olanağı bulabileceğini belirterek, bu bağlamda konunun MGK'da da gündeme gelebileceğini ve bunun doğal olduğunu kaydetti. Ecevit, MGK'da bazı tarikatların devletin içine çekildikleri biçiminde bir değerlendirme yapılmadığını, bu konuda bir rapor sunulmadığını söyledi. 'Sabırlar tükendi' Muhalefetin Meclis boykotunu da değerlendiren ve kapatılan FP'nin kendi iç sorunları olduğunu kaydeden Ecevit, "Belki onları değerlendirmek için Meclis çalışmalarına bir süre katılmayı uygun bulmadılar. DYP de çalışmalarının son gününde belki sabrı tükendiği için ayrıldı" dedi. Öte yandan, koalisyon ortağı partilerin liderleri akşam saatlerinde sürpriz bir zirvede bir araya geldi. Üç lider de zirvenin ardından bir açıklama yapmazken, toplantıda, ülke ekonomisinin değerlendirildiği bildirildi. Derviş soruları terletti Başbakan Ecevit basın toplantısında, Telekom krizi ve ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş'in tutumu hakkında çok sayıda soru aldı. Ecevit, Derviş'e yönelik tepkileri de değerlendirmekten kaçınırken, "Derviş yönünden hükümette sıkıntı var mı?" biçimindeki soruya ise, "İşler yolunda gidiyor. Böyle senaryolarla, dedikodularla yitirecek vaktimiz yok" yanıtını verdi. Derviş ve ortaklar arasında yaşanan sıkıntılarla ilgili ardı ardına soruların gelmesi üzerine ANAP lideri Mesut Yılmaz, devreye girdi. Yılmaz, teknokrat nitelikli bir bakan olan Derviş'ten siyasetin gerekleri konusunda yeterli duyarlılığı göstermesinin beklenemeyeceğini anlatarak, şöyle konuştu: "Ama hükümetimiz çeşitli kesimlerin çok ciddi taleplerine muhataptır. Bu hükümette yer alan hiçbir siyasi parti bu taleplere kayıtsız kalamaz. Sayın Derviş, meseleyi haklı olarak sadece ekonomik açıdan değerlendirmektedir. Oysa biz ekonomi ile siyaset arasındaki bu uzlaşmayı da siyasi partiler olarak gözetmek zorundayız." Ek vergilerin ekonominin güçlendirilmesine yönelik olduğunu belirten Yılmaz, "Eğer bunu mevcut imkânlarımızla yapmaya kalksaydık, o zaman ekonomik programın dengesini tutturamazdık" dedi. |
||
|
||
| 1.7.2000 Uzanların Çukurova ve Kepez Elektrik Sahtekarlıkları ![]() Cem ve Hakan Uzan kardeşler hariç, SPK'dan bilgi ve belge kaçıran ÇEAŞ ve Kepez'in yöneticileri yargılanacak. Çünkü onlar, suç oluşturan kararlara karşı çıkmış görünüyor Gel de inan Çukurova ve Kepez Elektrik'in içini, halka açık olmayan küçük şirketlerine kâr transferi yaparak boşaltmakla suçlanan Cem ve Hakan Uzan kardeşler, ilginç bir yöntemle adaletten kurtuluyor: Uzan kardeşler, maaşlarını kendilerinden alan her iki firmanın yöneticilerinin, 'SPK'dan bilgi saklayalım' kararına karşı çıkmış. Çare aranıyor SPK'nın haklarında 'bilgi ve belge saklamak' suçlarından 1 ila 3 yıl arasında hapis cezası istemiyle suç duyurusunda bulunduğu yönetim kurulu üyeleri arasında Cem ve Hakan Uzan yer almıyor. SPK şimdi Uzan biraderlerin, adamlarıyla danışıklı dövüş yaptıklarını kanıtlama çabasında. |
||
|
||
| 1.7.1999 Ecevitten Gülen'e örtülü destek ![]() Dinsel akımların hepsinin laikliğe karşı görünmediğini, bazılarının da takiye yaparak laikliğe karşı açık tavır almaktan kaçındığını savunan Bülent Ecevit, 'Takiye giderek içtenliğe dönüşebilir' dedi Haber ResmiANKARA - DSP Genel Başkanı ve Başbakan Bülent Ecevit, devletin kapısının her türlü inanç sömürücülüğü ve bölücülüğe karşı 'sımsıkı kapalı olduğunu ve dinsel amaçlı toplulukların devleti ele geçiremeyeceğini söyledi. Ecevit, tarikatçılığın bütün dünyada hızla geliştiğini de bildirerek Fethullah Gülen'e örtülü destek verdi. Başbakan "Takiye yapanları, laikliği yıkmak için uğraşanlarla aynı cepheye itmeyin" dedi. Ecevit, dün partisinin grup toplantısını açış konuşmasını tarikatlara ayırdı. Laiklik ve tarikatlarla ilgili tartışma ve kışkırtmaların Türk Silahlı Kuvvetleri'nin İslam'a ve peygambere hakaretler içeren bir rapor hazırladığı iddiasına kadar vardığını anlatan Ecevit, "Fakat halkımız bu oyuna gelmedi. Çünkü halkımız TSK'nın İslam'a ve peygamberimize en küçük bir saygısızlıkta bulunmayacağını biliyordu" diye konuştu. Tarikatçılık artıyor 'Tarikatçılık' diye tanımlanan dinsel akımların son zamanlarda bütün dünyada etkinliklerini artırdıklarını, bunlardan bazılarının etkinliklerinin kimi gelişmiş ülkelerde cinnet ve cinayet ölçüsüne vardığını anlatan Ecevit, yumuşak söylemli dinsel akımlara da dikkat çekerek 'Scientology' akımını ve ABD'deki 'Evangelist' denilen geçici vaizleri bunlar arasında saydı. "Bu akımlar ve vaizler topladıkları bağışlarla büyük servetler edinebiliyorlar" diyen Ecevit, tarikatçılıktaki artışın nedenlerini şöyle sıraladı: Cemaatleri yadırgamayın "Belli ki hızlı değişim ve hızlı modernleşme, giderek artan ölçüde manevi boşluk duygusuna, ruhsal bunalımlara, toplumsal sorunlara ve tepkilere yol açıyor. Böylesi bir dünyada ve çağda, Türkiye'de de tarikatçılığın veya dinsel akımların yaygınlaşmasını yadırgamamak gerekir. Neyse ki bizde toplu cinayetleri veya intiharları teşvik eden akımlar yok. Ama laik demokratik cumhuriyeti yıkmayı amaçlayan veya bölücü akımlara destek olan dinsel akımlar var. 'Modernleşme' perdesi altında ahlak dışı yaşam biçimlerine özenenler böyle akımları bilmeden büsbütün körüklüyorlar. Aşırı ölçülere varan açılıp saçılma başka toplum kesimlerinde aşırı örtünme eğilimlerine yol açıyor. Haberciliği 'paparazzi'liğe dönüştüren kimi yayın organları ise bu etki-tepki sürecini büsbütün tırmandırıyor. Sonuç olarak ülkemizde kimi tarikatlar hem keskinleşiyor, hem de geleneksel niteliklerinden uzaklaşıp gitgide siyasallaşıyor ve laikliği tehdit ediyor." Dinsel akımların hepsinin laikliğe karşı görünmediğini, bazılarının da takiye yaparak laikliğe karşı açık tavır almaktan kaçındığını savunan Ecevit, "Takiye giderek içtenliğe dönüşebilir. Yeter ki laikliği gerçekten benimseyen veya takiye yaparak da olsa benimsermiş gibi görünen dinsel topluluklar, laik demokratik rejimi yıkmak için açıktan uğraş veren topluluklarla bir safa, bir cepheye ve dayanışmaya itelenmesinler" dedi. Kimse kaygılanmasın Bunu önlemenin koşulunun devletin laikliği, demokratik hukuk devleti kurallarından sapmaksızın ve dindarların duygularını incitmeksizin koruyup kökleştirmesi olduğunu anlatan Ecevit, daha sonra hükümetin irticaya karşı aldığı önlemler hakkında bilgi verdi. Son dört ayda 700 özel vakıf ve öğrenci yurdunun Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlandığını, 50 özel okulun sürekli, 197 özel okulun da geçici kapatıldığını bildiren Ecevit, sözlerini şöyle tamamladı: "Kimse kaygı ve kuşku duymasın: Bu önlemler, bu kararlılık sürdükçe dinsel veya siyasal amaçlı hiçbir topluluk veya kuruluş, devleti ele geçirme fırsatını bulamayacaktır. Her türlü inanç sömürücülüğüne de bölücülüğe de hem halkımızın gönlü, hem devletimizin kapıları sımsıkı kapalıdır." (Radikal) |
||