SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Psikoloji

Konu: Duyum ve Algı

Sayfa: [ 1 ]

deniz 08.07.2004 18:10:52
DUYUM VE ALGI

Organizmayı etkileyen herhangi bir güce uyarıcı,uyarıcıların duyu organlarını etkilemesine uyarım denir.
Uyarıcıların duyu organlarını etkilemesi ve bu uyarıcıların belli sinir yollarından geçerek beyne ulaşması ile de duyum oluşur.Duyum fizyolojik bir olaydır. İnsanda görme,işitme,tatma,koklama,dokunma,organ duyumları vardır.

ALGILAMA: duyumların çeşitli biçimlerde örgütlenip anlam kazanması,yorumlanmasıdır. ÖRNEK: Işık dalgasının organizmayı etkilemesi uyarım,gözü etkileyerek renkli görmeyi sağlaması duyum,bu renklerin (örneğin kırmızı olduğunun veya tablodan alınmış bir renk olduğunun) fark edilmesi ise algıdır.

GÖRME DUYUMU VE ALGISI
Görme duyu organı gözdür,uyarıcısı ışıktır.Işık dalgalarının organizmaya etki etmesi uyarımdır.Gözü etkileyerek renkli görmemizi sağlaması duyumdur.Onun ne ışığı olduğunu,nereden geldiğini fark etmemiz algıdır.

İŞİTME DUYUMU VE ALGISI
İşitme duyu organı kulaktır,uyarıcısı sestir.Sesin kulak aracılığıyla sinir sistemleri yardımıyla iç kulağa ve beyne iletilmesi duyumdur.Ne sesi olduğunu fark etmemiz algıdır.

TATMA DUYUMU VE ALGISI
Tatma duyumu organı dildir Uyarıcısı tükürükte eriyebilen ve sıvı halde olan her tür maddedir.Ağıla alınan maddeler sıvılaşarak dil üzerindeki çukurlara girerek buradaki tat etkilerine duyarlı hücreleri uyarır.Bu uyarımlar beyne iletildiğinde tat duyumu meydana gelir.Yediğimiz şeyin lezzet duyumu sonunda nasıl olduğunu(lezzetli lezzetsiz,acı,ekşi..v.b.) fark etmemiz algıdır. Deneyler dört türlü tat olduğunu göstermiştir.Bunlar: acı, tatlı, tuzlu,ekşidir.Diğer tatlar ise bu tatların birbiriyle karışması sonucu oluşmuştur. Tat duyumu ile koku duyumu arasında sıkı bir ilişki vardır.

KOKLAMA DUYUMU VE ALGISI
Koklama duyusu organı burundur.Koklama uyarıcısı hava içindeki gaz haline gelmiş kimyasal maddelerdir.

DOKUNMA DUYUMU VE ALGISI
Dokunma duyumu organı deridir.Uyarıcısı deriye değen ya da basınç yapan her şeydir.Vücudun her yanı dokunmaya aynı hassaslığı göstermez.Dokunma duyumunun oluşması için uyarıcının alınmasından sonra, mesajın sinirlerle beyne taşınması gerekir

Deri Duyumları
1-Dokunma 2-Sıcaklık-soğukluk 3-Acı-sızı 4-Ağrı a) Acı (keskin ağrı) b)Künt ağrı ( sızı ve yanıcı ağrı)

ORGAN DUYUMLARI
1-Hal Duyumu 2-Kas ve hareket duyumu 3-Denge duyumu

Zaman Algısı:
Zaman algımız etrafımızdaki periyodik hareketlere bağlıdır.Gece-gündüz değişmesiyle,mevsimlerin akıp gitmesiyle zamanın akıp gittiğini anlarız.İki türlü zaman algısı vardır:
1-Subjektif zaman algısı:Yaşadığımız zamanı iyi hoş görmemize bağlıdır.Yaşadığımız süre zevkli zaman kısa,zevksiz ise uzun olarak algılanır.
2-Objektif zaman algısı Herkes için aynı olan aynı algılanan zaman algısıdır.Örneğin gece,gündüz,90 dakika .v.b.

ALGIDA ORGANİZASYONU (ÖRGÜTLENMEYİ) ETKİLEYEN ETMENLER:
Algıda organizasyon:Duyumların anlamlı kılınarak,biçime ya da kalıba sokulmasına algıda organizasyon denir.

Algıda Organizasyonumuzu etkileyen eğilimlerimiz:
1-Figür(şekil)-Fon(zemin) ilişkisi:Bu eğilim nesnelerin fondan çıkıyorlarmış gibi görünmelerine neden olur.Figür bir nesne izlenimi verir,bir biçimi vardır ve fondan daha belirgin görünür.Örn:Aynı gri bölüm koyu fon üzerinde daha beyaz,açık fon üzerinde daha siyah görünür.
2-Yakınlık:Birbirine yakın nesneleri gruplandırarak birlikte algılama eğilimimiz vardır. Örn: okulun bahçesindeki öğrencileri bir arada toplu halde görünce ,grup olarak algılarız.
3-Benzerlik:Birbirine benzer olan nesne ve olaylar da birlikte bütün olarak veya grup olarak algılanır.
4-Gruplama:Algıda organizasyon yaparken bazı ipuçlarından yararlanarak gruplama yaparız
5-Devamlılık:Uyarının devamlılığı da algıların gruplaşmasına ve bütünleşmesine yol açar.Örn:Her gün aynı şapkayı giyen bir kişiyi uzakta da olsa tanırız.
6-Tamamlama:Algılarımızda uyarıcının eksik kısımlarını tamamlayarak algılama eğilimimiz vardır.Örn: (...........)noktaları çizgi olarak algılarız.

ALGININ ÖZELLİKLERİ
1-Algı alanı:Belirli bir süre içinde ayırt edici tepkiler yapabildiğimiz çevre,özellik ve varlıkların tümüne o bireyin algı alanı denir.Belli bir sürede çevremize baktığımızda gördüklerimiz ve duyduklarımızı kapsar.Çevremize ilk baktığımızda göremediğimiz bazı şeyleri daha sonra görmemiz algı alanımızın genişlediğini gösterir.
2-Algı dayanağı:Bir eylem inanç ya da düşüncenin altında yatan ve bunları denetleyip sınırlandıran değerler ve anlamlar sistemidir.Farklı toplumsal normlara(kural,kanun) sahip iki kişi aynı durumla karşılaştığında farklı algılayarak farklı tepki gösterir.Örn:Bir Amerikalı için çok komik olan bir olay bize pek komik gelmeyebilir.
3-Algıda bütünlük:Bir varlığın,bir cismin ayrıntılar toplamı olarak değil tümüyle algılanmasından oluşan bütünlüktür.Örn: Ormana baktığımızda tek tek ağaçları değil ormanı algılarız.
4-Derinlik algısı:Nesnelerin aslında iki boyutunu görmemize rağmen sanki üçüncü boyutunu da görüyormuş gibi algılamamızdır.
5-Algıda değişmezlik:Nesneleri içinde bulundukları eğişik koşullarda yine aynı algılama eğilimidir.
Büyüklük değişmezliği;(bir arabayı uzakta da olsa hep aynı büyüklükte algılarız)
Renk değişmezliği;(Tahtanın ışıkta kalan yüzü daha açık olmasına rağmen onu hep yeşil olarak algılarız.)
Biçim değişmezliği;(masa üzerindeki tabakları hangi uzaklıkta olursa olsun hep aynı yuvarlaklıkta algılarız)
6-Algıda seçicilik{Dikkat}:Organizmaya aynı anda birçok uyarıcı etki eder.Ancak organizma bunlardan bazılarını algılar bazılarını algılamaz.Algılamada uyaranlar alanından kimilerinin seçilip kimilerinin ise görmezlikten duymazlıktan gelinmesine algıda seçicilik denir.
Genellikle seçicilik ile dikkat birbirine karıştırılır.İki durum birbiriyle ilişkilidir ancak aynı değildir.Dikkat bir olayın tümü ya da bir bölümü üzerinde zihin gücünün toplanması durumudur.Dış etmenlerin doğrudan etkisiyle gerçekleşen irade dışı dikkate edilgen dikkat denir. (Örn: Ağlayan bir çocuğun sesi duyulunca oraya çevrilen dikkat.)İradeyle gerçekleştirilen ve bir çaba ürünü olan dikkate ise etkin dikkat denir.(Ders çalışan öğrencinin dikkati).Algıyı ilgilendiren bazı dikkat çeşitleri şunlardır:

1-Dikkat toplaşımı (konsantrasyon):Dikkatin belirli bir çaba sonucu tek bir nokta üzerinde toplanmasıdır.
2-Dikkatte kayma:Dikkatin bir konudan başka bir konuya geçmesi(atlaması)dir.
3-Dikkatsizlik:Dikkatin kesik ve oynak oluşudur.Zihin belli bir konu üzerinde sürekli olarak toplanamaz.
4-Dalgınlık:Dikkatin sadece belli bir konuya fazlasıyla verilmesi,ilginin dışındaki konulara dikkat edilmemesidir.

DİKKATİ ETKİLEYEN ETMENLER:
1-İç etmenler:Dikkatin belirli bir yöne çevrilmesi,insanın gereksinim(ihtiyaç),ilgi,merak ve duygularına bağlıdır. Örneğin aç olan birinin dikkatini pastanedeki yiyecekler,tok olan birinin dikkatini içecekler çeker.

2-Dış etmenler:
a)Uyarıcının kuvvet ve hacmi;güçlü bir ışık,ses,koku dikkatimizi çeker.
b)Aşırı zıtlıklar(buğday tarlasında bir gelincik dikkatimizi çeker)
c)Hareket eden uyarıcılar(Tiyatroda oturanların arasından birisinin ayağa kalkması)
d)Yenilik ve tanışıklık;(sınıfa yeni gelmiş bir öğrenci)
e)-Alışılmışın dışındaki uyarıcılar (Çok uzun ve ya çok kısa biri)
f)Tekrarlar (yinelemeler);tekrarlar (yinelemeler);tekrarlar(yinelemeler); dikkatimizi çeker

7-Algı yanılmaları:
Dış dünyadan edinilen algıların doğru olmayışıdır.
a)İllüzyon(yanılsama);Varolan nesne ya da uyarıcıların hatalı algılanmasıdır.Yanılsama basit bir algı hatası değil,hatalı algılama biçiminde ortaya çıkan bir olgudur.İki şekilde oluşur;
1-Fiziksel illüzyon:Nesnenin şeklinin değiştiği şeklinde yapılan bir hatalı algılamadır.Örn:Suya batırılan bir sopanın kırık algılanması.
2-Psikolojik illüzyon:Nesnenin şeklini değiştirmeden anlamında değişiklik yapılarak algılamadır.Örn:Karanlıkta sopayı yılan gibi algılamak.
b)Hallüsinasyon(Sanrı-varsanı)İlişkili ve yeterli bir uyarıcı bulunmadığı halde gerçekte var olmayan şeyleri görmek,işitmek gibi dayanaksız algılamadır.Ateşli hastalıklar,alkol,uyuşturucu v.b. uyaranlar hallüsinasyonlara neden olur.Hallüsinasyonlar normal bir durum değildir.Örn:Yolda yürürken takip edildiğini sanmak.
İllüzyon ile hallüsinasyon arasındaki başlıca farklar:
*İllüzyon için mutlaka bir dış uyarıcıya ihtiyaç vardır.Hallüsinasyon için bir dış uyarıcı zorunlu değildir.
**İllüzyon normal olan her insanda görülebilir;Hallüsinasyon genellikle akıl hastalarında görülür.
***Normal insanlarda aynı durum aynı illüzyonu meydana getirir;Hallüsinasyonu olanlar farklı farklı durumları görüp işitir.

ALGIYI ETKİLEYEN ETMENLER:

1-İÇ ETMENLER:
a)Duygularımız;(sevdiğimiz birinin iyi yönlerini abartarak algılarız)
b)İhtiyaçlarımız;(Aç olduğumuzda yiyecekleri daha lezzetli algılarız)
c)Zihni tutumlarımız;(Düşüncemize uygun şeyleri kolayca algılarız)
d)Neyi algılamaya hazırsak onu algılarız;(Önyargılarımız algılarımızı etkiler)
e)Korku,kaygı,öfke gibi durumlar algılarımızı etkiler
f)Hipnoz ve telkin; (Rakamlar bir malın iyi,ucuz olduğunu telkin eder öyle algılarız.)
2-DIŞ ETMENLER:
fiziksel ve toplumsal kaynaklı dış etmenler de algılarımızı etkiler.Algıları hem algılayanın hem algılananın içinde bulunduğu ortam da etkiler.

    
E-mail
mkara44@mynet.com

asya 02.04.2007 22:31:56
Uykusuzluk, yeme bozuklukları, aşırı yorgunluk ve otizm gibi bazı hastalıklarda algıda bozulmaların oluştuğunu okumuştum.

Algı bozukluğu olanların algı unsurlarını seçip değerlendirmesi, yukarıda deniz'in yazısındaki algıda seçicilik,  bütünlük sağlaması güçtür.

"Otistiklerin algı açıları öylesine dardır ki, duyuları ancak küçücük parçaları hazmedebilmekten öteye geçemez. Fakat bu parçacıkları olağanüstü bir hassasiyetle incelemeye alır, kaydederler. Algıdaki kısıtlı bakış, sanki işitme duyularını kullanmadıkları izlenimini yaratır.
Oysa duymadıkları için değil, duydukları şeyi algılayıp bilinçlerine iletmedikleri için kimi tehlikeleri ciddiye almazlar. (Meselâ, karşıdan karşıya geçmekte olan otistik bir çocuk, kendisini uyarmaya çalışan vasıtanın korna sesini dikkate almayabilir; onu bir uyaran anlamında algılamadığı için yol almaya devam ederek hayatını tehlikeye atabilir.)

İletişimin gerekliliği ya da kendi gelişimi açısından zaruri olan unsurları algılamaktan yoksunmuş gibi görünen otistik çocuklar, herhangi bir ayrıntıyı diğeri ile kıyaslayacak durumda değildirler. Dikkatlerini bir noktada toplamanın zorluğu içinde, karşılaştıkları seçenekleri değerlendirmeleri ve onları birer tecrübe olarak nitelemeleri imkân haricidir.

Algı, hareketli bir oluşumdur; algılamayı arzulamak gerekir. Aksi takdirde algılama gerçekleşmez. Otistik çocuklarda bu arzuyu uyandırabilmek için, onları öğrenmeye ve özellikle de diğer insanlarla temasa geçmeye teşvik edecek hassas yöntemler bulunmalıdır.

Algıda kısıtlı bir bakış açısı ile büyüyen çocukların taklit yeteneğinden yoksun oluşu, sosyal ilişkileri kadar gelişimlerini aksatan bir etmendir. "

alıntı

bir zamanlar bir yerden alıntılamışım, ama kaynağı bulamadım.


Sayfa: [ 1 ]