|
||
| Ey benim esmer gülüm Kumral gözlü,ela bakışlım Seni sevmelere doyamamışım Hayalin içimi kanatıyor,varlıgın ise beni bende alıyor Biçare yüregim aşk depresyonu yaşıyor O limonsu tadın artık düşlerimi bile avutmuyor, Sen olmadan bahar olmuyor Gözlerim hep derinlerde,gözlenmeyi bekleyen ücra köşelerde seni arıyor. Gayrı bıktım hasret cekmekten hasretlerde bıktı beni görmekten Gel benim esmer gülüm kumral gözlü ela bakışlım Bir bebek kokusundaki kokunu özledim. Ya gel artık. ya da............................................... ...... Lastpage |
||
|
||
| Son sigaramı acımasızca içiyordum. İçimde bir hüzün şarkısı çalıyordu, Bir cocuk yalnızlıgı yaşıyordum. Kendimi bile dinlemek istemiyordum artık Neydi beni bu denli hayata küstüren bu denli karamsar,ikinci bir ben yaratan. Eskisi gibi umutdolu hayallerim yoktu. Arebesk fanteziler yaşıyordum................. Güzel gözler, şirin sözler mevsimi bitmişti. Kurdugum düşlerin sahipsiz ve biçare kaldıgını görüyordum. Sonra kendimdeki beni özlüyordum. O eski eşki bir meyve tadındaki hayellerimi özlüyordum....... Nostalji şarkılar dinlemek istiyordum o an;çünkü kendimdeki ben bu tür şarkıları cok seviyor ve onlarla hayal alemini okşuyordu......... Ve sonra kendime bir şiir yazıyordum,Artık sevgiliyi ve vatanı bir kenara atıvermiştim. Kendime yazıyor kendimi arıyordum. İçimden sokaga cıkıp davul calmak herkesi uyandırmak istiyordum Ve kendimdeki beni herkese sormak istiyordum. Kendimin bana ihtiyacı vardı çünkü Sonra usulca sokaga iniyor,kuytu bir köşede onun en samimi ve cok sevdigi arkadaşı yani mızıkasıyla bir nostalji duble calıyordum. Güneşin dogmasına cok az bir zaman dilimi kalmıştı ama hale kayıp aranıyordu. Nerdeydim ,güzel düşün peşinde hengi aşkın izindeyim. O hayat bir başka bakan sevgidolu umut dolu cocuk nerdeydi. Ve sonra cocukluk resimlerimde, eski aşklarımda kendimi arıyordum. Ne yaptıysam olmadı sabah oldu ama hale ortada yok....... Ve sonunda yüksek tirajlı bir gazeteye ilan vermeye karar verdim. Kendimi arıyorum..................... Lastpage |
||
|
||
| Yaz ile kış arası bir mevsim yaşanıyordu....... Ne güzdü ne de bahar... Heryer herşey aşk kokuyordu,içtigim sigara bile... Okullarda,duraklarda,parklarda,gökyüzünde,yeryüzünde... Aşkın izleri bariz bir penaltı gibi göze çarpıyordu.... Herkes aşkın tanımını yapmaya çalışıyor...... Aşk üzerine şiirler,şarkılar,sorular ve hatta sacma sapan TV programları..... Peki gerçek aşk neydi?Aşkın dili olsaydı kendini nasıl tanımlardı? Evlat sevgisi mi? Ekmek kavgası mı? Bir mazlumun feryadı mı? Yoksa sadece cinsel bir birleşmemiydi? Neydi? Bir üçgenin iç açılarının toplamı mı? X ve Y arasındaki bağıntı mı? Yoksa bilmem hangi sayını hangi sayıya bölünebilme olasılığımıydı? X kare-Y kare nin sonucu mu? Yoksa geçici bir zihin saplantısımıydı? Aşk matematiksel bir kavramı da içine alıyormuydu? Onunda belli başlı bir formülü var mıydı? Aklım duruyor, başıma ağrılar giriyordu düşündükçe.... Kafamdaki soru işaretleri beynimi kemiriyor, beni bilmedigim bir duygu cıkmazına saplıyordu....... Acaba bu da aşkdı? Aşkın dili olsaydı hangisini seçerdi? Hangisini kendine karakter olarak seçerdi? Ya da hangisini formatına dahil etmezdi? Neydi aşk? Ben bilmiyorum, yAcaba aşkın tanbileniniz var mı?ımını a da bilmek işime gelmiyor........ Lastpage |
||
|
||
| Gece yeni başlamıştı .... Ruhum delirmek üzereydi..... Acı duvarını aşamıyor,bir şeylere nalet yagdırıyordum... sanki anahtar deligine sıkışmıştım..... İki ayagımın üsütünde duramıyor,bilincim dibe vuruyordu... Soguk ve yagmurlu bir geceydi... Evin damında yatmaya kararkılmıştım... Sıradanlıktan bıkmış, harap olmuştu benligim.. Önce bir cıglık attım soguk ve sessiz sokaga... Aletimle elektrik diregine işedim... Anlatılmayacak derecede cılgınlıklar yapıyordum gecen 20 seneye inat.. Kahkaha üstüne kahkahalar atıyordum.. Bir bende delirdigime inanacak gibi oldum.. Sonra........ Ders kitaplarımı yakıyor.. Bütün ögretmenlerimi sövüyordum.... Bir an irkildim ne yaptıgımın farkına varırcasına... Kuytu bir köşeye çekildim... Aglamaya bagırarak aglamaya kıçımı yırtarcasına aglamaya başladım..... Bilmiyorum nedendir ama galiba bir nebze rahatlamıştım.... Hiç olmasa monoton yaşam tarzımı bir kaç saatligine becermiştim... Bu duyguyu gercekten daha önce tatmamıştım , hoşuma gitmişti.... Normal olmaktan bıkmıştım..... Kendimi cok iyi anlıyor ve onu destekliyordum... Tekrar yapmak üzere kendime söz veriyordum.. Derken sabahın ilk ışıkları belirmeye başlamıştı... Görüşmek üzere hoş cakal dedim kendime.. Ve tekrar sıra, sıradan normal bir vatandaş olmama gelmişti.. Bu daha ne kadar sürecek bilmiyorum. Lastpage |
||
|
||
| İşkence çekiyor, bir kürek mahkumu gibi yaşamayı özlüyordum.. Pırıltılı düşler, yıkık bir harabe olmuş,sihirli bir dokunuş bekliyordu... Ellerimi gökyüzüne uzatıyor,beni parmak uçlarından tutmasını bekliyordum.... Kirli de olsa bir aşk istiyordum, ben de seviyorum diyebilmek için...................... Lastpage |
||
|
||
| O söylemişti acı gercegi,benden cok uzaktı... Ruhen belki ama,bedenen imkansız diyordu... Hile yapıyor kendimi kandırıyordum,ama ona söylemiyordum... Anahtar deliğinden bakıyor,varolanı görmek işime gelmiyordu.... Nden olmasın diyordum sonra ve itiraf ediyordum galiba seni seviyorummm........ Lastpage |
||
|
||
| keşkeyi hayatımdan silmenin vakti geldi sanırım bir daha keşke dememek için her adımımı sorgulayarak yaşamaya karar verdim... Lastpage |
||
|
||
| Bu ikinci geceydi, aynı senaryo tekrarlanıyordu........ Elimde kalemim,önümde buğday sarısı kağıdım....... Düşünmeksizin ve bomboş gözlerle kağıda bakıyordum....... Bıkmıştım seni yazmaktan, seni özlemekten.......... Soğuk ve karanlıktan bıkmış kutup misali......... Ve sonra yazmaya başlıyordum...... Yazdıgım her kelime, her cümle , beni coğaltıyor,içimi eksiltiyordu...... Yazdıkça cogaldıgımı görüyor, içimin acıdıgını hissediyordum..... Şehir bana göre degildi,o cok büyüktü herhangi birinin beni anlamasını istemiyorcasına gündengüne büyüyordu........ Acımasızdı, sanırım beni sevmiyordu....... Ezik bir domates rolü oynuyor, kendimi şehirden uzak tutuyordum..... Korkuyordum....... Şehirden kasabaya , kasabadan köye,köyden yağmurun yalnızca benim için yağdığı bir yere gidiyordum....... Mezarlıklara ugruyor, isimsiz mezar taşlarına adımı kazıyordum..... Kaç defa öldügümü anlatırcasına....... Yazdığım şiirlere nokta koymaktan korkuyordum...... Oysa her noktanın yeni bir başlangıç olduğunu herkes daha iyi biliyordum....... Belkide bir daha yeniden başlamamak için nokta koymuyordum.... Bıkmıştım tanıştıgım her yeni insana kendimi anlatmaktan.... Ve daha kötüsü anlatırken anlaşılamamaktan...... Dedim ya yağmurun yalnızca benim için yağdığı bir yere gidiyordum.... En azından o yağarken ben ağlamıyordum....... Birbirimizi tamamlıyorduk ...... O yağınca ben ağlamıyor, ben ağlayınca o yağmıyordu....... Birbirimizi anlıyorduk....... Ve sonra rüzgarın ıslık çaldığını , önümdeki dut ağacının horladıgını görüyordum....... Sonra ağlamaklı bir uyku sardı bedenimi ansızın....... İstilaya açık olduğum bir zamandı...... Göz kapaklarım yıkılıyor, bedenim iş bölümü yapamıyordu..... Dedim ya istilaya açık oldugum bir zamandı..... O ağlamama çeyrek kaldığını görmüştü........ Belli ki beni anlıyor üzülmeme dayanamıyordu... Ve gene yağıyordu........ Yalnızca benim için yağdığını görmek beni bir duble rahatlatıyordu........... Beni anlayan birinin olduğunu görmek beni mutlu ediyordu....... Bak yine o ..... Yağıyordu............... Yalnızca benim için yağıyordu........ Lastpage |
||
|
||
| Nerde kalmıştık diyordu bana, mürekkebin siyah tonu.... En son ah ile vah arasında bir köprü inşa ediyorduk... Yeniden yapılandırma aşamasına geçememiştim daha..... Darmadagan yaşam tarzıma nokta yerine, virgül üstüne virgül atıyordum....... Sıfırdan başlamaya inat edercesine....... Belkide yeniden demeye korktugumdan korktugumdan virgüle sıgınmıştım..... Olması gerekeni degilde, işime geleni yapmaya zorluyordum kendimi....... Hayat acımasızdı, yormuştu beni bu genc yaşımda..... Yorulmuştum nokta koymaktan ,belediye çukuruna bir kürek toprak atmaktan,cenaze tabutlarına omuz olmaktan...... Sacımdaki kırlar alnımdaki çizgiler gibiydi zavallı ruhum....... Dalgalı kur mevsimini yaşıyor,ibrenin yönünü tutturamıyordum....... Ve sonunda karar vermiştim son noktayı koymaya, buna ihtiyacım vardı galiba..... Yeniden başlamak,normal yurdum insanı olmak ve bilinç sistemimi onarmak için.... Bu son olsun....... Nokta Lastpage |
||
|
||
| C.Baudelaria okuyormusun.. bana onu anımsattı.. | ||
|
||
Kelimelerin olağan anlamlarında, olağan dizilişleriyle, olağandışı sınırlara uzanabilmesini sağlamışsın... Kalemine sağlık...
|
||
|
||
| Hıyarımsı Aşk Hıyar;karşılıksız sevgi mahkumuydu..... Fakirdi,onun yarını bile mülteciydi.... Yaşanmamışı yaşama gayretindeydi........ Bembeyaz türkü tadında hayalleri vardı.... Bir de su vardı........ Su sevmeyi sevmiyor harp vurup harman savuruyordu,süslü püslü aşkın tüm tonlarını yaşamaya çalışan fabrikatör Mubar Beyin kızıydı........ Zengindi, gelecek endişesini bile bilmiyordu........ Ve olan olmuştu... Hyat yine sürprizini yapmış,bir Türk filmi misali, hıyar ile suyu bir dere kenarında tanıştırmıştı........ Hıyar ilk görüştü aşık olmuştu,onsuz bir hayatı düşleyemez olmuştu.... Saftı ve sevgisi saflıgı kadar temiz ve duruydu......... Hıyar, suya muhtaçtı yaşaması için........ Halbuki suyun hıyara ihtiyacı yoktu......... Ortada çelişkili bir aşk sendromu vardı...... İmkansızlıgı anlatıyordu..... Dedim ya hayat sürprizlerle doluydu, bir o kadar acımasız........ Dere kurumuştu, hıyarın suya ihtiyacı vardı yaşayabilmesi için...... Ama artık yokluk gibi ona uzaktı....... Zavallı yüreği aşk üzerine yazılmış bütün inkence romanlarını okumuştu.... Özlüyordu,günden güne bitiyordu........ Bembeyaz türkü tadındaki hayalleri önce ölmüştü...... Artık çiçek açmıyor eriyordu, ölmüştü artık yoktu........ Suya inat, bir kavak agacı gibi bomboş dereye düşmüştü........ Sonra büyük bir gürültü......... Boş dere çoşmaya başlamıştı o gelmişti ama zamanlama hatasının dozunu bile kaçırmıştı........ Ölü hıyarın nacizane bedenini dev dalgaları arasında yutuyordu........ Artık hıyar yoktu.... İşte hıyarımsı bir aşkın sonuna geldigimin farkındayım........ Galiba ikinci hıyar ben olacam......... Lastpage |
||
|
||
| Yalnız degildim bu gece......... Gökyüzü yıldız doluydu, deniz etkisine inat......... Köpek havlamaları,horozların sabahı ardıran naraları, ramazan davulsunun gürültüsü.............. Kulak memelerimden midemdeki boşluga iniyordu....... Kuru gürültü pazarıydı loş sokaklar........ Hoş bir geceydi.......... Coğrafi konumum gereği aşk mevsimi yaşıyor,yaşatıyordum....... Kötümser düşlerimi,Siyahı andıran giysilerimi karanlıgın dibine kazıyordum...... Coğrafi konumum gereği aşkı paylaşmak için....... Lastpage |
||
|
||
| Yılmaz erdoğan tadını aldım ... Serseri cümleler , özgür bırakmışsın kelimeleri bi yere kadar güzel tabi ama bi müddet sonra bu da rahatsız ediyor. Kalıpsızlık cümlelerini kalıpsızlığın kalıbına sokuyor yani... Ben beğendim , daha değişik konularda daha eğlenceli ama bi o kadar da duygusal şiirlerini bekliyorum. |
||
|
||
| Öelikle tşk ederim.Yorumun inan beni onurlandırdı.Eleştirilerini göz önünde tutacagıma emin olabilirisin. | ||