SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Siyaset Felsefesi

Konu: özgur Kurdistan

Sayfa: [ 1 ] 2 3

24.09.2004 14:49:57




Çözüm İçin Serhildanda Aşama yapmanın zamanıdır


not:serhildan bas kaldiridir.
 
Kürdistan''ın bütün parçalarında halkımızı egemenliğinde bulunduran güçler çözümsüzlük politikalarını ısrarla sürdürüyorlar. Egemen güçler dağılma sürecine girmelerine rağmen çözüme yönelmiyorlar. Hem demokratikleşme hem de Kürt sorununun çözümüne karşı direnerek varlıklarını ayakta tutmaya çalışıyorlar. Daha çok da Kürt sorununda çözümsüzlüğü tercih ederek, gelişmelerin önünü kesmenin hesabını yapıyorlar. Bu temelde birbirlerine sarılmışlardır. Türkiye, İran, Suriye ittifakı bu amaçlıdır. Bu ittifakın merkezinde Kürt sorununun çözümünü engellemek vardır. Diğer konularda yapılan işbirliği, Kürt sorununun çözümsüzlüğü etrafında geliştiriliyor. Denilebilir ki, adı geçen güçler ekonomik, ticari, siyasi, kültürel vb işbirliğini Kürtlere karşı cephe kurma esprisine dayandırmışlardır. Bölgesel işbirliğine dayanılarak, uluslararası destek sağlamak için işbölümü yapıyorlar. Türkiye, ABD''yi bloke ederken, İran AB''nin bazı ülkelerini bloke ediyor. Bu güçlerin Kürt sorununun çözümüne destek sunmalarını önlemenin yanı sıra karşıtlık yapmaları doğrultusunda çaba sarf ediyorlar.


 

Egemen güçlerin kolay kolay çözüme evet demeyecekleri açığa çıkmıştır. Kürt halkının barışçıl çözüm arayışı çabalarına olumlu cevap vermeyecekleri yaşanan gelişmeler tarafından kanıtlanmıştır. Başta Türkiye olmak üzere egemen güçler son nefeslerine kadar çözümsüzlükte ısrar edeceklerdir. Barışçıl çözüme yanaşmamaları onların gücünden çok zayıflıklarından kaynaklanıyor. Rejimler bir bütünen çözülene kadar direnme tutumundan vazgeçmeyeceklerdir. Çünkü bu rejimlerin sorunları çözme yeteneği kalmamıştır. Yeni politikalar üretme yeteneğinden yoksundurlar. Demokratik değişim ve dönüşüm, karakterlerine uymamaktadır. Bu konuda yaptıkları tek şey çözümsüzlük üreten politikalarında esneklik göstermektir. O da kalıcı olmamakta, esneklikleri çok geçmeden yerini baskıya bırakmaktadır. Olup bitenler karşısında Kürt halkının özgürlüğünü elde etmesi için önünde mücadeleyi yükseltme yolu kalmaktadır. Mücadelenin etkili biçimde geliştirilmesi çözümün tek yoludur.

Kürt halkı, gerillaya dayalı 15 yıllık mücadeleyle güç haline gelirken, siyasal serhildan yolunu kullanarak yürüttüğü mücadeleyle çözümü aramaktadır. Gerilla ve ona bağlı olarak yürütülen siyasal, diplomatik, kültürel vs. tüm alanlardaki mücadele çözüm gücünü ortaya çıkarmıştır. Gelinen noktada ise siyasal serhildan eylemliliği ortaya çıkan gücü değerlendirme ve yeni mücadele gücünü yaratma temelinde çözümü geliştirecektir. Çünkü hala halkımızın bütün potansiyeli mücadele gücü haline getirilememiştir. Gerilla merkezli mücadele sürecinde yaratılan güç önemli olsa da, çözümü gerçekleştirmeye yetmemektedir. Halkımızın bütün potansiyelinin harekete geçirilmesi durumunda çözüm gücüne kavuşulacaktır. Hala Türkiye ve Suriye''de harekete geçirilmesi gereken önemli bir potansiyel söz konusudur. Halkın aktifleşen potansiyeli kadar, pasif konumda bulunan bir potansiyel de vardır. Doğu Kürdistan''da halkın mücadele potansiyeli çok az harekete geçirilmiştir. Mücadele potansiyeli büyük ölçüde pasif konumdadır. Güney Kürdistan''da ise halkın gücü dağınıktır. Yeterince çözüm doğrultusunda seferber edilememiştir. Yurt dışı alanlarında da benzeri bir sorun yaşanmaktadır. Mücadele potansiyelinin önemli bir kesimi pasif haldedir. Siyasi serhildan sadece aktifleşen halk gücünü değerlendirmekle sonuç alamaz. Hazır gücü harekete geçirmek kadar, pasif olanı aktifleştirmek de önem taşımaktadır.

Geride bıraktığımız mücadele süreçlerinde siyasal serhildan ağırlıklı olarak gerillanın yarattığı güç üzerinde gelişme göstermiştir. Dört yıllık zaman diliminde bu gücün değerlendirilmesi söz konusudur. Yeni güçler yaratıp, mücadeleye katmak şurada kalsın, hazır olan güç bile yeterince serhildana kaldırılamamıştır. Öncülük alanında yaşanan yetersizlik bu gücün bir bölümünü serhildan eylemliliğinin dışında tutmuştur. Son kampanyada dahil hiçbir zaman hazır gücün tümü eyleme çekilememiştir. Serhildan eylemliliğinde yer alan aktifleşmiş kitle gücünün öncü kesimidir. Gerek ülkede, gerekse ülke dışında serhildan eylemliliği ağırlıkta öncüyle yürütülmüştür. Öncü kitle kesimi ancak kendisini eylem için harekete geçirebilmiştir. Belli bir duyarlılığa sahip geniş kitle bir türlü eyleme kaldırılamamıştır. Newroz gibi özel günlerde eyleme katılım gösteren bu duyarlı kitle, her zaman eylem gücü haline getirilememiştir.

Siyasal serhildan kitlelerin eylemle siyaset yapmasıdır

Hangi yönden bakılırsa bakılsın geride bıraktığımız serhildan sürecinde kaydedilen başarı sınırlıdır. Siyasal serhildandan öncü kitleye mal edilmiş, geniş kitlelerin malı haline getirilememiştir. Halbuki koşullar ve olanaklar daha büyük bir gelişmeye fırsat tanımaktaydı. Gerilla sürecinin yarattığı kitle gücünü harekete geçirmek mümkündü. Diğer taraftan pasif kitle kesimini harekete geçirmek zor değildi. Rejimin ekonomik krize düştüğü, bunun siyaseti derinden etkilediği bir durumda siyasal serhildanı en geniş yığınların mücadelesi haline getirmek sadece yetkin bir öncüye ihtiyaç duymaktaydı. Ne var ki, rejimin çözülmeyi yaşadığı koşullarda böylesi bir öncülük yaratılamamıştır. Uluslararası komplonun etkileri öncülük çabalarını savunma psikolojisi ve yaklaşımıyla sınırlandırarak serhildan gelişimini olumsuz etkilemiştir.

Siyasal serhildan kitlelerin eylemle siyaset yapmasıdır. Eğer en geniş kitleler sürekli eylem halindelerse o zaman serhildandan bahsedilebilir. Eyleme kitlesel katılım ve süreklileşme ne oranda ise serhildanın gelişme ölçüsü de onunla belirlenebilir. Bununla birlikte serhildan diğer mücadele biçimlerinden az olmamak üzere öncülüğe ihtiyaç duyar. Güçlü ve yetenekli bir öncülük olmadan ciddi bir serhildanın gelişmesi düşünülemez. Kitlelerin kendiliğinden eyleme geçmesi bazı durumlarda mümkün olabilir. Halk hareketinin amatör olma özelliği serhildanın halkın kendiliğinden eylemiyle gelişeceği sonucunu çıkarmamızı gerektirmez. Her halükarda serhildan öncülüğe ihtiyaç duyar. İşte geride bıraktığımız süreçte esas zayıflık bu noktada yaşanmıştır. Uluslararası komplonun saldırıları ve baskıları ortamında mücadelenin öncü güçleri kendilerini sınırlandırmışlardır. Hakim olan yaklaşım, kendisini mücadele gücü haline getirmek olmuştur. Öncü kendisini aşıp, geniş halk kitlelerine mal edememiştir. Başarı ölçüsü kendisini mücadele konumunda tutmak olmuştur. Öncü yapının durumu bu olunca, mücadeleye duyarlı milyonlar bir türlü harekete geçirilememiş ve kazanılıp mücadele gücü haline getirilerek, pasif konumdaki milyonlara yönelik ciddi bir çalışma içerisine girilememiştir.

Halkın öncü kesimlerine dayanan siyasal serhildan en iyi durumda egemen güçlerin saldırılarını durdurabilmiştir. Serhildanın gücü onları çözüm yönünde adım atacak düzeye çıkarmamıştır. Türkiye, İran ve Suriye''nin çözümsüzlükte ısrar etmeleri, uluslararası güçlerin çözüm için harekete geçmemelerinin altında bu gerçeklik yatmaktadır. Siyasal serhildanın yüz binlerin eylemi olmaktan çıkıp, milyonların eylemine dönüştüğü koşullarda herkes çözüme evet demek zorunda kalacaktır. Aksi halde taraflar açısından birbirini zorlama ve kilitlenme durumunun yaşanması kaçınılmazdır. Þunu açıklıkla belirtelim, artık egemen güçler mevcut politikalarını sürdüremezler. Direnişleri ne kadar güçlü olursa olsun her geçen gün zayıflayacaklardır. Diğer taraftan Kürt halkının siyasal serhildan eylemliliğini güçlü biçimde geliştirememesi çözüm yolunda ilerlemeyi yavaşlatacağı gibi çözümü de zayıf bırakacaktır. Tek çıkar yol serhildanın milyonların katılımıyla geliştirilmesidir. Yakalanan düzeyin aşılması şarttır. Milyonların eyleminin süreklileştiği bir durumda hiçbir güç çözümsüzlükte ısrar edemeyecektir. Dağılan ve zayıflayan rejimler çözüm yönünde hızlanan adımlar atacakladır.

Hiçbir güç milyonlara mal olmuş siyasal serhildana karşı direnemeyecektir

Hangi yönden bakılırsa bakılsın mevcut serhildan düzeyinin aşılması çözüme gitmenin tek yoludur. Bunun için de artık öncü kitleye dayanan serhildan sürecini geride bırakmak gerekiyor. Öncü çabalarını milyonları harekete geçirme, onları bilinçlendirme, örgütleme ve eyleme kaldırma noktasında yoğunlaştırmak durumundadır. Burada anlaşılması gereken husus savunma pozisyonunun terk edilmesidir. Uluslararası komplo ortamında etkili hale gelip mücadeleyi olumsuz etkileyen savunma yaklaşımı aşıldığında öncü kendini en geniş halk kitlelerine taşırabilir. Kaldı ki savunma yaklaşımı içinde olmanın koşulları ortadan kalkmıştır. Kürdistan''ı egemenliğinde bulunduran rejimlerin içine girdikleri çözülme sürecinde hala savunma yaklaşımını benimsemek fazla bir anlam ifade etmemektedir.

Uluslararası komplo sürecinin ilk iki yılında bu yaklaşımın anlamı vardı. Son iki yılda ise etkilerini şu veya bu oranda yaşamak bir yere kadar anlaşılabilir. Ancak yeni koşullarda hala savunma yaklaşımını sürdürmek hiçbir gerekçeyle izah edilemez. Siyasal saldırıya geçmek, bunu milyonların siyasal serhildan eylemliliğine kaldırılması temelinde somutlaştırmak doğru tutumun kendisidir.

Özgürlük mücadelemiz uluslararası komploya karşı, bazı hata ve yetersizlikler olsa da başarılı bir savunmayı yapmıştır. Bütün kazanımlar ve mevziler esas itibariyle korunmuştur. Bu açıdan mücadelenin savunma esprisi içinde yürütülmesi anlamlı olmuştur. Değişen koşullara rağmen aynı çizgide kalmak artık kazandırmayacak, tam tersine kaybettirecektir. Bu nedenle hiçbir gerekçeye sığınmadan kesin biçimde savunma yaklaşımından kurtulunmalıdır. Ruhta, bilinçte, karar ve eylemde savunma yerine siyasal saldırı yaklaşımı konulmalıdır. Özgürlük mücadelemizin üzerinde büyük saldırı ve tehditler olsa da, uluslararası komplo koşullarındaki tasfiye tehlikesi bulunmamaktadır. Tasfiye tehlikesi egemen güçler açısından geçerlidir. Pozisyonlar kesinkes değişmiştir. Özgürlük hareketimiz tasfiye tehlikesini atlatırken, egemen güçler dağılarak tasfiye olma gerçeğiyle karşı karşıyadırlar. Dolayısıyla özgürlük mücadelemizin saldırı konumuna geçmesi gelişmelerin önümüze koyduğu bir gerekliliktir. Daha farklı bir yaklaşım sadece çözümü zayıflatmak ve geciktirmekle kalmayacak aynı zamanda çürümeye de yol açacaktır.

İç ve dış koşullar çözüm için olgunlaşmıştır. Savunma süreci hem öncüyü hem de kitleleri mücadelede aşama yapmaya hazırlamıştır. Gerisi savunma pozisyonunun terk edilip, kesin bir inisiyatifin konulmasına kalmıştır. Zafer ruhu, bilinci, kararlılığı ve eylemini esas alan öncü kendisini aştığında, siyasal serhildanı milyonlara mal ederek, çözümün kapısını açacaktır. Hiçbir güç milyonlara mal olmuş siyasal serhildana karşı direnemeyecektir. Halkımızın özgürlük taleplerine boyun eğmek zorunda kalacaktır.

30.09.2004 18:47:54
kürt halkının çoğu türkiyede mutluyken türkiyeden toprak koparmaya çalışan zavallılar acıyorum.

01.10.2004 12:36:59
Sevgili Psikopat kamu yoklamasimi yaptin?

01.10.2004 13:29:43
Marcos

Millet gecim derdinde ve ayni haklara saibler.. Bide senin kurdistaninla mi ugrassinlar?

01.10.2004 13:51:25
Benim degil-umrumda da degil..ben sadece dunyayi paylasmis milletlerin birlesmesi gerektigini söyluoyorum ama haktir-sahiptir dersek o zaman eilen halktan yanayim.

Ekmek parasi pesindeyiz bizde sabah 4 de ise gittim yeni geldim aksam 6 da tekrar gidiyorum ellerimiz agridi ama bilincli proleter olmak gerekir...sevgili foturc

01.10.2004 16:00:44
Bişe kafama çok takılıyo , sosyalizm isteyenler çok bolluk bereket içinde bi hayat sürdürseler acaba yine sosyalizmi isterler mi

01.10.2004 16:34:22
Evet dostum isin gercegi ben bolluk bereket icinde buyudum ama istiyorum...

01.10.2004 16:55:21
Küba güzel yere benzio. Düşündün mü hiç orda yaşamayı ?

01.10.2004 17:35:56
Turk pasaportu varsa orayada gidemez suriye bile vize uyguluyormus  Tongue  

01.10.2004 17:40:23
Redline ABD güzel yermiş; düşündün mü hiç orada yaşamayı?... Wink  

01.10.2004 18:01:40
Bu ülkede imkansız ütopya beslesem eğer gönlümde , onu bulacağım bi ülkeye giderdim merak etme  laugh  

01.10.2004 18:19:42
Sanırım ima ettiğim şeyi kavratamadım. Söylemek istediğim ortada paylaşılamayan birşeyler olduğunda doğacak sonuçları göstermek ve kişilerin düşüncelerini yaşayacakları yere gitmeleri yerine yaşadıkları yerde düşünebilmeleri gerektiğiydi... Wink  

06.10.2004 01:33:47
Nasıl olur da hala bağımsız Kürdistan istediğinize inanamıyorum. Ben açıkça bütün insanlığın el ele verip tek bir ülke içinde yaşamasını düşlerken sizler insanlığı daha da bölmeye çalışıyorsunuz.

Bağımsız Kürdistan kurulsa ne olacak? Güneydoğudaki insanların fakirliği daha da artacak, istikrarsız ve ikide bir darbeler olan bir ülke ortaya çıkacak!

Bu ülkede Kürtlere yapılan haksızlıklar varsa bunların çözümü yasal yollardan olmalıdır. Zamanla hepsi biter. Ama bu bağımsız Kürdistan söylemleri sadece Türklerin, Kürtlere karşı olan nefretini arttırır.

El ele verip ülkemizi ekonomik açıdan kalkındırmak varken, ve el ele Kürtlerin karşılaştığı ayrımcılığa son vermek varken Bağımsız Kürdistan hayallerini korkunç derecede art niyetli buluyorum.

Bağımsız Kürdistan'ı kurmak için harekete geçen bir TERÖR örgütü tam 30.000 insanın canına ve ülkedeki bütün herkes yararına kullanılabilecek 120 milyar dolara mal oldu! Lütfen biraz daha sağduyulu olun!

06.10.2004 10:47:11
Gracias Kurdistan ekonomik ve ekolojik yapisini biliyormusun?

bilmiyorsan yazayim sonra tartisalim?

06.10.2004 17:38:02
Marcos,

Haddini bil biraz bakalım, ne Kürt Devletinden bahsediyorsun sen ? Söyle bakalım ekonomik ve ekolojik yapısını Smiley Yaw, bütün koministler böyle vatan haini mi olmak zorunda ? Tamam koministsin ama niye Türkiye'yi bölebilme cüretine çıkışabiliyorsun(kafanda;))


Sayfa: [ 1 ] 2 3