SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Psikoloji

Konu: Organizma ve Çevre

Sayfa: [ 1 ]

deniz 08.07.2004 18:02:27
ORGANİZMA VE ÇEVRE   

Organizma:   
    Organizma aslında bir organize bütünlüğü ve birlikte faaliyeti ifade eder.Canlılık bir organize sistem olduğundan,her canlı bir organizmadır.Psikoloji, sinir sistemi gelişmiş olan canlılar (İnsan ve hayvanlar) ın çevrelerindeki uyarıcıları nasıl duyumsayıp algıladıkları ve bu uyarıcılara nasıl cevap verdiklerini anlamaya çalışır.Bu amaçla psikolojinin konusu içine giren asıl organizma insan organizmasıdır.
    
Çevre:   
    İnsanın çevresi ikiye ayrılır;
1-Doğum öncesi çevre
-Anne karnındaki (biyolojik)çevredir.Annenin sağlığı, beslenme durumu, çocuğun gelişimini sağlıklı olup olmamasını etkiler.Annenin kötü beslenmesi,ruhsal sıkıntıları,geçirdiği bulaşıcı hastalıklar,aldığı ilaçlar,sigara,alkol gibi bağımlılıklar,bebeğin sağlığını olumsuz etkiler.
2-Doğum sonrası çevre-
a-Fiziksel Çevre:Işık,ses, atmosfer sıcaklık gibi doğa koşulları bireyin fiziksel çevresini oluşturur.
b-Toplumsal Çevre:Bireyin içinde yaşadığı ve davranışlarına etki eden, insanlar arası ilişkiler toplamı onun toplumsal çevresini oluşturur.
İÇ ÇEVRE:Güdüler,tutumlar,duygular,organizmanın çeşitli durumları geçmiş deneyimlerin etkileri iç çevreyi oluşturur.
DIŞ ÇEVRE:Dış uyaran durumundaki nesneler, olaylar,kültürel ürünler,kişiler dış çevreyi oluşturur.
    
FİZİKİ ÇEVRENİN ORGANİZMAYI ETKİLEMESİ:    
    Organizma çevre etkileşiminin olabilmesi fiziksel uyarıcılara ve organizmanın alıcılığına bağlıdır.
Uyarıcı:
Organizmanın duyu organlarını harekete geçiren iç ve dış etkenlere (ışık,ses,koku,basınç v.cool uyarıcı denir. Tepki:
Uyarıcıların organizmayı etkilediği anda organizmanın uyarıcılara verdiği cevap (karşılık)tır. Uyarım:
Uyarıcıların organizmayı etkilemesidir. Organizmaya etki eden uyarıcılar;
a-İç uyarıcılar
b-Dış uyarıcılar olmak üzere ikiye ayrılır.
Organizmanın Uyarıcılara gösterdiği Tepkiler:
1-Fiziksel Tepkiler:Kızgın ütüye elini değdiren birinin elini çekmesi
2-Fizyolojik Tepkiler:Terleme,kızarma,sararma v.b.
3-Psikolojik Tepkiler:Hayal kurma,üzülme,sevinme v.b.
Uyarıcı tepki ilişkisi:
1-Aynı uyarıcıların hep aynı tepkilere yol açması.Örneğin eli ateşe değen her insan elini ateşten çeker.
U O T (Refleks davranımı)
2-Aynı uyarıcıların farklı tepkilere neden olması.Örneğin,Bir bardak soğuk su bazen içme duygusuna, bazen ürperme duygusuna yol açabilir.
3-Farklı uyarıcıların aynı tepkiye neden olması.Örneğin üzüntüden,sevinçten,korkudan ağlayabiliriz.
(Karmaşık Davranım)
    
DUYUM VE DUYUM EŞİĞİ:    
    Bir organizmanın iç ve dış uyarıcılara karşı duyarlılık göstermesine duyum denir.Yani dış dünyadan başlayıp beyinde sona eren bir süreçtir.
Duyumun gerçekleşmesi için gerekli şartlar:
1. Işık ,ses,sıcaklık,soğukluk,koku gibi uyarıcı(etken)lar olmalıdır.
2. Organizma sağlıklı duyu organlarına (alıcılara),sağlıklı duyu sinirlerine ve beyne sahip olmalıdır.
3. Uyarıcılar organizmaya ulaşmalıdır.
4. Uyarıcıların şiddeti duyum eşiği sınırları içinde olmalıdır.
Duyum Eşiği:
Organizmanın bir uyarıcıyı almaya başladığı en alt ve artık alamadığı en üst sınır arasındaki bölümdür.
Alt eşik Duyum Eşiği Üst eşik ........... ............
Alt eşik;Organizmanın uyarıcı almaya başladığı nokta
Üst eşik:Organizmanın uyarıcıyı artık alamadığı noktadır.
Örnek:İnsan kulağı 20 ile 20.000 frekans arası sesleri duyar.
Farklılaşma Eşiği:
Alınan uyarıcının şiddetinde değişme olduğunun fark edilebilmesi için gerekli olan en az miktardır.
Yetersiz Uyarılma:
İç ve dış uyarıcıların organizmada herhangi bir tepki oluşturmaması durumudur.İki nedenle ortaya çıkar:
1-Uyarıcının şiddeti duyum eşiği sınırları dışında ve ya alt eşiğe yakın düzeyde olması;Bu durumda uyarım olmaz.Örneğin 20 frekansın altındaki sesleri duyamayız ve ya televizyonda ilgi çekici bir film izlerken kapının çalındığını işitemeyebiliriz.
2-Alışkın olduğumuz ışık,ses v.b. uyarıcılardan uzun süre yoksun kalınması;uzun süre hücre hapsinde kalanların günlük yaşamda alışkın oldukları uyarıcılardan yoksun kalmaları nedeniyle yetersiz uyarım ortaya çıkar.
Yetersiz uyarılma organizmanın normal yaşama gücünü kaybetmesine,algı bozukluklarına,davranış bozukluklarına,uyumsuzluğa yol açar.
Aşırı Uyarılma:
Bir dış ya da iç uyarıcının organizmayı normal şiddet ve sürenin üstünde etkilemesidir.İki nedenle ortaya çıkar:
1-Uyarıcının şiddetinin yüksek olması,şiddetli ses,basınç,ışık v.b.
2-Alışılmıştan çok uyarım almak, Büyük kentlerdeki trafik,hava kirliliği,gürültü v.b.
Aşırı uyarılma altında zorlanan organizma bu durumdan kurtulmak ister. Eğer kurtulmayı başaramamışsa organizma yorgun düşer,uyum bozulur,huzursuzluk ve gerilime yol açar.Bazen de duyarsızlaşarak hiçbir tepki göstermez.
Uyum(intibak):
İnsanın çevresiyle olumlu ilişkiler kurması,organizma ile çevre arasında herhangi bir uyarım değişikliğinin olmadığı denge durumudur.
Dengelenme (homeostatis):
Aşırı ve ya yetersiz uyarılma sonucunda uyum ve denge durumu bozulan organizmanın tekrar normal yaşantısına dönmesine dengelenme( homeostatis )denir.Örneğin insanın vücut ısısı,kalp atışı,tansiyonu değiştiğinde,organizma uyumu sağlamak için çaba harcar.Üşüyünce titreriz,sıcakta terleriz,yorulduğumuzda dinleniriz............ Çünkü yaşamak için çevreyle uyum içinde olmalıyız.Bu nedenle çevreye uyum sağladığımız gibi,çevreyi de (evler yaparak bunların ısısını ayarlayarak) kendimize uydururuz.
Alışma:
uzun süre karanlık,koku,gürültü gibi aynı uyarıcı ile karşı karşıya kalan organizmada uyarıcının ilk etkisini,şiddetini yitirmesi durumudur.Örneğin karanlığa alışma,gürültüye alışma gibi.
Duyarsızlaşma:
bireyin aşırı üzüntü,acı,sevinç gibi iç uyarıcılarla tekrar tekrar karşılaşması sonucunda önceleri gösterdiği duygusal davranışın zayıflama durumudur.Örneğin sürekli azarlanan bir çocuğun artık bu azardan etkilenmemesi.
    
E-mail
mkara44@mynet.com


Sayfa: [ 1 ]