SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Eğitim

Konu: anadilde eğitim gereklilik midir?

Sayfa: 1 [ 2 ]

LegendofAnatolia 09.02.2008 10:22:32
Bugün için sorun, ülkenin bütünlüğünü tehdit etmeden böyle bir şeyin yapılabilirliği veya yapılamazlığı. İdeoloji herşeydir: Anadilde eğitim dedik mi, O zaman türk devleti kürt topraklarında işgalci konumundamıdır değilmidir sorusu ortaya çıkar. Tabi bütün bunlar tartışmaya açık konulardır. Ortadoğu bölgesi tarih boyunca hep çalkantılı bir bölge olmuştur. Bizim de bu bölgeye komşu bir ülkemiz var. Bu baskıcılıkmıdır bilmiyorum ama öyleyse bence gerekli bir baskıcılık. Yani sadece bizim demokratik olup kürtlere referandum hakkı dahil herşeyi verip işin içinden sıylma durumumuz yok. Iraktaki can pazarı her gün gözlerimizin önünde. Amerika buradan çekiliyor mu? çekilmiyor. Kimse tam olarak ne olup bitiğini de bilmiyor. Her taraf dezenformasyon ve çarpıtılmış yorum dolu. Gençlik Kurtlar vadisi tarzı Gizli servis- mafya- komplo teorisi tarzı hikayelerde bu olan bitene açıklama arar hale geldi. 70'lerdeki tartışma kültürü, kaybedildi. Bilgi toplumu bilgisayar zombisi toplumu olmaya meyl etti....
Daha sayıp dökülebilir. Mantıksızlık ve irasyonalite geçmişe oranla belli bir prestije ulaştı. TV'de eskiden de olmadık şeyler vardı ama bugünkü düzeyde değildi ya da bana öyle geliyor.
Tabi hala burada temel hak ve özgürlüklerle ilgili bir konuyu tartışıyoruz. Bu aslında bu kadar rahatça söylenecek birşey değil ama belkide öyle olması gerekiyor.

09.02.2008 10:32:36
      Sovyetler Birliği'nde, Ağustos 1991'deki başarısız darbe girişimini izleyen aylarda, bu devleti oluşturan cumhuriyetler sırayla bağımsızlıklarını elde edince gözlerimiz öncelikle Kafkasya ve Orta Asya'daki Türk Cumhuriyetleri'ne çevrildi. Çünkü, artık bu ülkelerle siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda ilişki kurarken söz konusu olan sınırlamalar büyük ölçüde ortadan kalkmıştı. Bu nedenledir ki, bazı genel pürüzler nedeniyle doğan gecikmeler hesaba katılmazsa, artık düzenli olarak Türk Cumhuriyetleri'nin Devlet Başkanları, Başbakanları ve hükümet temsilcileri biraraya geliyor ve çeşitli alanlarda işbirliği olanakları yaratmaya çalışıyor, en azından ilişkileri geliştiriyorlar. Buna ek olarak da düzenli aralıklarla dil kongreleri düzenlenmeye başlanmış bulunmaktadır. Bu kongrelerde ana amaç, öncelikle bir ortak alfebenin en kısa zamanda oluşturulması, Türkçenin bütün lehçelerini kapsayan geniş bir Türkçe sözlüğün hazırlanması, ortak bir dil oluşturulması için gerekli altyapı koşullarının incelenmesi ve bunların oluşturulması olarak özetlenebilir. Türkçenin çeşitli lehçe ve şiveleri ile bunları "anadil" olarak konuşan Türk devletleri, özerk cumhuriyetleri ve toplulukları konu edilecek, ayrıca bu lehçe ve şivelerin yaklaşık kaç kişi tarafından konuşulduğuna, bu toplulukların ağırlıklı olarak nerelerde yaşadıklarına yer verilecektir.

TÜRKÇENİN LEHÇELERİ VE YAYILDIKLARI COĞRAFYA
Burada, (biri dışında) tüm Türk topluluklarının kendi dillerini yani Türkçenin lehçelerini ve şivelerini anadil olarak konuştukları kabulu kesinlikle yanlış olmayacaktır. İkinci dil olarak ise, geçmişte veya günümüzde de bağımlı bulundukları devletlerin resmi dilini konuşmaktadırlar. Bunlar içinden en önemlileri Rusça, Çince, Farsça, Bulgarca ve Ukraynaca'dır. Kuşkusuz bu dillere ayrıca Arapça, Yunanca ile 1960'dan sonra Türklerin işçi olarak yabancı ülkere göçü sonucu öğrendikleri diller olan Almanca, Hollandaca Fransızca ve İngilizce de eklenebilir.
Anadolu Türkçesi:
Anadolu Türkçesi, Türk dilleri içinde Oğuz dilleri grubunda yer alır. Toplam nüfusları 60 milyona yaklaşan ve Anadolu, Trakya, Kuzey Kıbrıs'ta (Kıbrıs'taki Türk nüfusu yaklaşık 140 bindir) yaşayan Anadolu Türkleri tarafından konuşulan bu dil, Türk lehçeleri arasında en büyük grubu oluşturur. Ayrıca bu lehçe, şu Türk azınlıklarının da ana dilini oluşturmaktadır:

Türk Azınlıklar  Nüfus 

Bulgaristan Türk azınlığı  750.000 
Batı Trakya Türkleri (Yunanistan)  140.000 
Makedonya Türk azınlığı  66.000 
Irak Türkmenleri  300.000 
Başta Almanya (1.920.000) olmak üzere
Hollanda (250.000), Fransa (240.000),
Belçika (85.000), ingiltere (65.000)
ve Danimarka'ya (37.000) 1960'lı
yılların başından itibaren göç etmiş
Türkler  2.600.000 


Azeri Türkçesi:
Anadolu Türkçesine yakınlığı ile bilinen Azeri Türkçesi de Oğuz dil grubundadır. "Azeri Türkleri"nin toplam nüfusu yaklaşık 23 milyon kadardır ve Azerilerin ancak 6,5 milyon kadarı Azerbaycan Cumhuriyeti'nde yaşarken yaklaşık 16 milyon Azeri, İran İslam Cumhuriyeti'nin kuzeyinde (Güney Azerbaycan), 330 bini Gürcistan'da ve 110 bini Ermenistan'da yaşamaktadır.
Özbek Türkçesi:
Dilleri Karluk grubunda yer alan "Özbek Türkleri"nin büyük çoğunluğu Özbekistan Cumhuriyeti'nde (16,2 milyon) yaşamaktadır. Başta Tacikistan (1,5 milyon) olmak üzere Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Afganistan'da yaklaşık 3 milyon Özbek bulunmaktadır.
Kazak TürKçesi:
Kazakça, Türk dillerinin Kıpçak grubunda yer alır. "Kazak Türkleri"nin büyük bölümü Kazakistan'da yaşarken, komşu cumhuriyetlerde de (özellikle Türkmenisten, Moğolistan) Kazak azınlıklara rastlanır ve toplam nüfusları 9 milyonu aşar.
Kırgız Türkçesi:
Kırgız dili, Kırgız-Kıpçak grubunda yer alır ve bu dili konuşan Kıgızların sayısı, diğer komşu cumhuriyetlerde yaşayanlarla birlikte 4 milyonu bulur.
Türkmence:
Türkmenistan Cumhuriyeti'nde bugün 3 milyon, diğer bölgelerde de (İran, Irak, Afganistan) yine yaklaşık 3 milyon Türkmen yaşamaktadır. Dilleri Oğuz grubunda yer alır ve Anadolu Türkçesine çok yakın nitelikler taşır.
Tatarca:
"Tatar Türkleri"nin 2 milyonu Rusya Devleti'nin içinde (Moskova'nın yaklaşık 750 km güneydoğusunda) Tataristan Özerk Cumhuriyeti'nde (Kazan Tatarları) yaşarken, 1,1 milyon Tatar yine Rusya içindeki Başkurdistan Özerk Cumhuriyeti'nde, 350 bini Kazakistan'da ve 300 bini ise Kırım Yarımadası'nda (Kırım Tatarları) yerleşmiştir. Dilleri Kıpçak grubundandır.
Başkurt Türkçesi:
Günümüzde Başkurdistan Özerk Cumhuriyeti'nde (Moskava'nın yaklaşık 1.250 km Güneydoğusu'nda 1 milyon, diğer bölgelerde ise 1,6 milyon Başkurt Türkü yaşamaktadır. Dilleri Kıpçak grubunda yer alır.
Karakalpak Türkçesi:
Dilleri Kıpçak grubunda yer alan Karakalpak Türkleri, Özbekistan'da (Aral Gölü'nün güneyinde) Karakalpak Özerk Cmmhuriyeti'inde yaşarlar; nüfusları 500 bin civarındadır.
Çuvaş Türkçesi:
Çuvaşistan Özerk Cumhuriyeti'nde (Moskova'nın yaklaşık 600 km güneydoğusunda, Tataristan Özerk Cumhuriyeti'nin kuzeybatısında) 950 bin civarında Çuvaş Türkü yaşamaktadır.
Sors Türkçesi:
Kültür ve dil yönüyle Hakas ve "Altay Türkleri"ne çok yakın olan Sors Türkleri Rusya'nın Kemerowo bölgesinde (Alma-Ata'nın yaklaşık 1.750 km kuzeydoğusunda) yaşarlar; sayıları 17.000 dolayındadır.
Altay Türkçesi:
Altay (Oyrat) dili Kırgız-Kıpçak grubunda yer alır. Bu dili konuşan 60 bin Altay Türkü Altay Özerk Cumhuriyeti'nde (Rusya Cumhuriyeti'nde Kemerowo'nın güneyinde, Moğolistan sınırında) yaşarken 70 bini ise diğer bölgelere yerleşmiştir.
Uygur Türkçesi:
Türklerin ilk yazılı eserlerinde kullanılan Uygurca, Karluk dil grubunda yer alır. Bu lehçeyi konuşan yaklaşık 16 milyon Uygur Türkü (bazı kaynaklara göre 20-23 milyon) günümüzde Batı Çin'de (Doğu Türkistan'da), çok azı ise Rusya'da yaşamaktadır.
Gagavuz (Gökoğuz) Türkçesi:
Dilleri Oğuz dil grubunda yer alan dolayısıyla Anadolu Türkçesine çok yakın olan Gagavuz Türkleri Moldavya'nın güneyinde 1991 yılında kurulan Gagavuz Özerk Cumhuriyeti'nde yaşamaktadırlar; nüfusları yaklaşık 160 bindir. Ayrıca Balkanlar'da ve Rusya'nın çeşitli bölgelerinde dağılmış küçük topluluklara da rastlanır.
Stavropol Türkçesi:
Türkmence ve Nogay diline çok yakın olan bu dil, bölgeye göç etmiş Türkmenler tarafından konuşulmaktadır.
Kumuk Türkçesi:
Kumuk Türkçesi Kıpçak grubundan olmakla birlikte Andolu, Azeri ve Karaçay dillerine yakınlık da gösterir. Toplam nüfusları 300 bin kadar olan "Kumuk Türkleri"nin yaklaşık 250 bini Dağıstan bölgesinde (Kuzeydoğu Kafkasya'da) yaşamaktadır.
Karaçay Türkçesi:
Karaçay dili Kıpçak grubundan olup, Karaçay-Çerkes Özerk Cumhuriyeti'nde (Gürcistan'ın 200 km kuzeyinde) yaşamakta olan yaklaşık 160 bin Karaçaylı tarafından konuşulmaktadır.
Balkar (Malkar) Türkçesi:
Dilleri hemen hemen Karaçay Türkçesi ile aynı olan Balkar Türkleri Gürcistan'nın kuzeyinde, bu ülkeye komşu olan Balkar Özerk Cumhuriyeti'nde yaşamaktadır; sayıları 85 bin civarındadır.
Karaim Türkçesi:
Kıpçak dil grubuna ait Karaim dili bugün çok az Karaim Türkü tarafından konuşulmaktadır. Bunlar, Ukrayna'nın batısı, Litvanya ve Polanya'da yaşamaktadır.
Hakas Türkçesi:
Hakas Türkçesi Kırgız dil grubuna çok yakın olup, Hakas Özerk Cumhuriyeti'nde yaşayan yaklaşık 80 bin Hakas Türkü tarafından konuşulmaktadır.
Nogay Türkçesi:
Nogay Türkleri, Stavropol ve Dağıstan Bölgesi, Çeçen-İnguş Cumhuriyeti ve de Karaçay-Çerkes bölgesinde dağınık olarak yaşamaktadırlar. Dilleri Kıpçak grubunda yer alan "Nogaylar"ın sayısı 75 bin dolayındadır.
Tuva Türkçesi:
Yaklaşık sayıları 220 bin tahmin edilen "Tuva Türkleri"nin 200 bini Tannu-Tuva Halk Cumhuriyeti'nde (Moğolistan'nın kuzey sınırına komşu bölgede) yaşamaktadır.
Yakut (Saka) Türkçesi:
Moğolcanın etkisi ile hayli değişikliğe uğrayan Yakut dili, tahmini sayıları 400 bin olan ve büyük çoğunluğu Yakut Özerk Cumhuriyeti'nde (Çin sınırına 1.250 km uzaklıktaki Doğu Sibirya'da) yaşayan Yakut Türkü tarafından konuşulmaktadır.
Kaskay Türkçesi:
Anadolu ve Azeri Türkçesine çok yakın bir Türkçe ile konuşan Kaskay Türkleri, Hasme Türkleri ile birlikte Iran'ın güneyinde yaşarlar; sayıları 700 bin dolayındadır.
Ahıska (Mesketi, Meşet) Türkçesi:
Dilleri Oğuz grubunda yer alan Ahıska Türkleri günümüzde dağınık olarak Özbekistan, Kırgızistan, Azerbaycan ve Türkiye'de yaşamaktadırlar. Sayıları 200 bin civarındadır.
SONUÇ
VI. Yüzyılın ikinci yarısından sonra kuzeye, güneye ve önemli ölçüde de batı yönüne göçe başlayan Türk kavimleri, XV. Yüzyılın ortalarında bugünkü Bulgaristan sınırına ulaştılar. 1960'lı yılların başında Orta Avrupa'ya yönelen işçi göçünü, bu göçün devamı olarak nitelendiren bazı yazarlar da görüyoruz. Bu göçler sırasında sahip olunan özgün kültür, etkilenişim içinde bulunan diğer kültürlerle zenginleşmiş, ancak anadil olarak konuşulan Türkçe korunmuş ve böylelikle dil çok geniş kıta parçalarına yayılmıştır.
Birleşmiş Milletler'in 1990 yılına ait istatistiklerine göre Türkçe, 165 milyon dolayında kişi tarafından anadil olarak konuşulmaktaydı. Böylelikle dilimiz Çince, Hintçe, ingilizce ve ispanyolcanın arkasından en büyük (yaygın) dil karakterine sahiptir. Nüfus artışının ortalama % 1,5 olduğu varsayılırsa bu sayının artık 180 milyona yaklaşması gerekir. Çincenin, Çin ve Tayvan dışında Güneydoğu Asya ülkelerindeki Çin azınlık tarafından konuşulduğu, Hintçenin yalnızca Hint Yarımadası'nda yayıldığı düşünülürse, Türkçe, ispanyolca ve ingilizce gibi dünyada geniş coğrafyaya yayılmış diller arasında yer alır. Bunlardan ingilizce, Büyük Britanya dışında, Kuzey Amerika kıtasında , Güney Afrika Cumhuriyeti'nde (ingiliz kökenliler tarafından) ve Avustralya'da anadil olarak konuşulmaktadır. ispanyolca, ispanya dışında Orta (ABD'nin güneyi dahil) ve Güney Amerika'da (Brezilya dışında) yayılmıştır. Türkçenin ise Rusya Federasyonu'nun Pasifik kıyılarından başlayıp, Orta Asya, Kafkasya, Anadolu ve Trakya'yı aşıp Orta ve Batı Avrupa'daki Türklerle, ayrıca az sayıda da olsa Kuzey Amerika'ya göç etmiş Türkler tarafından anadil olarak konuşulmakta olduğunu, böylelikle Afrika kıtası ve Güney Asya dışında değişik yoğunluklarda tüm Kuzey Yarımküre'ye yayıldığını görüyoruz.





moon 26.05.2008 16:23:18
anadilde egitim tabiikide gerekli .. dilsiz bir millet olmaz zaten bunuda öğretilmesi gerekir ve eğitimde bu yönde olmasi gerekir.. öncelerde anadolu liselerinin ikinci kademelerinde tamamen dersleri ingilizce veriyorlardi . üstelik babamda beni yollamamişti ingilizce egitim almayim diye. zaten benden sonra kapandi o kademe ve su anda hazirliklar bile gitti liselerinözel hariç  egitimmiizde Türkçe ile devam ediyor.

gastrogan burasi senlikmiş Smiley

Amed 26.05.2008 16:58:49
mistik gölgenin tam anlamıyla hangi mantığa hizmet ettiğini çözemedim açıkçası, ama anadilde eğitimin zorunluluğu ancak onu yaşamıyla mecbur kılarsak anlayabilir....

cosinus78 26.05.2008 20:10:15
İnsan Hakları Vakfı başkanı yavuz Önen şöyle diyordu; "Anadil hak'tan öte bir şey, hak yanında çok sonradan geliyor." Hiçbir şekilde tercih olayının olmadığı, tümüyle evresel insiyatiflerle elde edilen bir özelik anadil.

Çocuğa anadilinden farklı bir dilde eğitim vermek, bunu yaparken anadilini yasaklamak, yasağa uymadığı için ona işkence etmek, Faşizmin en üst seviyelerde yaşandığı yerlerde yaşanmıştır ancak.

"tavşan çiti" diye bir film vardı; Avusturalyadaki Aborjinlerin kamplarda asimile edilerek(O dönemde buna asimilasyon değil de genetik değişim gibi bişeydi) avusturulyalı burjuvalara hizmet için yetiştirilmesi konu alınıyordu. Acı ama gerçek ülkemizde o trajedinin aynısı uzun yıllar yaşandı, hala yaşanmaya devam ediyor. 

dares 26.05.2008 20:33:33
anadil su  hava  toprak  gibi  gereklidir...

moon 26.05.2008 21:02:09
anladik herkes gerekli diyor da .. eee ne yapacagiz simdiki gerekliligi için orasi daha önemli gibi..


hiçte gereksiz diyen yok herhalde.

dares 27.05.2008 14:03:11
anladik herkes gerekli diyor da .. eee ne yapacagiz simdiki gerekliligi için orasi daha önemli gibi..


hiçte gereksiz diyen yok herhalde.

ilk aklıma gelen devletin desteği ile anadil eğitimi verilmeli...


Sayfa: 1 [ 2 ]