|
||
hem uzak durcekler hemde koşcekler ha? vay be ! ii valla,daha başımıza neler gelcek bakalım ..
|
||
|
||
| değişik yörelerin değişik gelenekleri var afikada insalar büyük dudaklı kadınları sevdikleri için kadınlar ağızlarına çömlek sokuyorlar yad uzun kulak memeleri (ki cidden uzun bellerine kadar) hoşlandıkları için ağır küpeler takıyorlar enstantenik ve güzel gelenekler dünyanın bu kadar çeşitli olması cidden hoş | ||
|
||
| nie bu küçük ayaklar,hep beraber okuyalım; Küçük ayaklı kadınlar, kendilerini ayrıcalıklı hissediyorlardı, çünkü bütün hayatları boyunca bağımsız hareket etmeleri engellenmekle birlikte, dondurulmuş ayaklarıyla cinsel cazibe ile iffetin de timsali sayılıyorlardı. Çin kentlerinde kadınların sokaklarda dolaşmaları, erkeklerle aynı ortamlarda bulunmaları, özellikle soylu iseler hoş karşılanmıyordu. Ayak dondurma işlemi kadının tek başına yürümesini engellediğinden, onun kente çıkmadığının, dolayısıyla iffetine halel gelmediğinin garantisi olarak kabul ediliyordu. Giydikleri özel ayakkabılara `altın lotus' deniliyordu. Altın lotus, önce Çin edebiyatında, ardından da modern pornografide cinsel cazibenin, ve elbette yüksek toplumsal statünün karşılığı haline geldi. Altın lotus ya da ayak dondurma geleneğinin Çin'de hızla yayılmasında 12. yüzyılda başlayan Neokonfüçyanizmin de büyük etkisi oldu. Bu akımın kurucusu Zhu Xi'nin öğretisinde `akıllı beden' (acı çekerek olgunlaşmış beden) çok önemli bir yer işgal ediyor ve küçük ayak erdemli kadının işareti olarak kabul ediliyordu. Hatta bir Çin atasözü `Bir anne aynı zamanda hem kızını hem de kızının ayaklarını sevemez' diyordu. Çünkü küçük ayak, iyi bir evliliğe atılan ilk adımdı. Küçük ayaklı kız çocuklarına, operasyonun gerçekleşmesi anından itibaren bir de köle veriliyordu. Köle ve kadın bütün hayatlarını birlikte geçiriyor, bir tür bağımlılık ilişkisi kuruyorlardı. Dondurulmuş ayaklı kızların evliliklerinden sonra sorumlulukları kayınvalidelerine geçiyor, ona bir şey olursa da kocalarının kız kardeşlerinin (görümcelerinin) denetim ve bakımı altına giriyorlardı. Birçoğu, Konfüçyanizmin ve toplumsal estetik yargılarının verdiği güçle bundan şikâyet de etmiyordu. Sonuçta çektikleri acının karşılığı yüksek toplumsal statü, zenginlik, saygınlık ve tabii iyi bir evlilikti. Bir kız çocuğunun ayaklarının dondurulması demek, onun imparatorun karısı olmaya aday olması demekti çünkü. Her ailenin ayak dondurma işlemi değişebiliyordu. Kullanılan yöntem, araçlar, ayağın biçimi aynı zamanda ailenin bir tür damgası olarak kabul ediliyordu. Bu geleneğe karşı 17. yüzyılın başlarından itibaren muhalefet başladı. Qing hanedanı 1645'te ayak dondurmayı yasakladıysa da başarılı olamadı. 1911'de Çinli ve Batılı misyonerlerin de yardımıyla bu işlem suç sayılmaya başlandı. Bazı kadınların bu yasağı delmeye çalışmaları ilgi çekici bir durumdu. Bunun üzerine genç Çin Halk Cumhuriyeti Hükümeti, üç aşamalı bir program başlattı. Programın ilk basamağı tüm yaygın eğitim kurumlarında bu işlemin kötü sonuçları hakkında bilgi verilmesiydi. Ayrıca eğitim kurumları dışında kalanlar için de iki kampanya vardı. İlk kampanya çeşitli yollarla halkın bu konuda bilgilendirilmesini, ikincisi ise küçük ayaklı kadınlarla evlenmenin men edilmesini içeriyordu. Kısacası küçük ayaklı kadınları bu defa da `evde kalma' tehlikesi bekliyordu. Tüm bunlar işe yaradı ve kısa zamanda Çin'in çok büyük bir kısmında gelenek sona erdi. Çin'den kaçan aileler arasında ise devam etti. Özellikle ABD'de bu geleneğin göçmen bürolarının bütün çabalarına karşı 1950'lere kadar devam ettiği biliniyor. kesfetmekicinbak.com. dan alıntıdır.. |
||
|
||
Bu görüntüler insanın midesini bulandırıyor, kimse kusura bakmasın... acaba bu tekniği popoya falan uygulayıp selülitin önüne falan geçmek mümkün müdür, ya da kalça şeklini belirlemek ![]() Tek loblu kalça projem bu olayı baz alarak şekillendirilecektir, tıpta çığır açacağım efendim!
|
||
|
||
heheh abicim selülilt dediğin farklı şey ama.. kalça estetiği falan zaten var, geç kaldın tek loblu kalçayı merak ettim ama, şimdi düşündüm de... çok komik olurdu bee
|
||
|
||
bide burmalı kadınlar var efem,bilirsiniz işte,aşağıdaki gibi..güzelleşmişler dimi? ![]() ![]() hatta bi tene daha koim,belki bunu daha çok beğenirsiniz ![]()
|
||
|
||
Bu konu için 18+ uyarısı falan bişeyler yapalım, ya da aç karnına girsin millet yahu kuscam birazdan
|
||
|
||
canımı sıkma,seni haberlere foto-muhabiri yaparım
|
||
|
||
Bu konu için 18+ uyarısı falan bişeyler yapalım, ya da aç karnına girsin millet yahu kuscam birazdan katılıyorum hakket cok mıde bulandırıcı
![]() |
||
|
||
| yani küçük ayak statü sembolüymüş. köylü sınıfının çalışması gerektiğinden tabi böyle bir şey yapamazlar. zaten ne geliyorsa bu gücünü kanıtlaması gereken üst sınıfın başının altından çıkıyor. erkek diğer herkese bakın ben kadınımı çalıştıramam, o benim zenginliğimin göstergesi diyor. aslında türlü türlü buna 'benzer' gelenekler var ama bu, fiziksel olarak korkunç ve çocuk istismarı olmasıyla ayrılıyor. benzer derken avrupa'da da kumsaati şeklinde kadınlar moda olduğu zaman o korselere katlanmak zorunda kalmışlar. tabi estetik boyutu da var, bu erkekler kadınların ayaklarından hoşlanmazmış aslında, ayaklarının bu hale gelmesiyle yürüyüş şeklindeki değişikliği ve ayakkabıları uyarıcı bulurlamış. Feng Xun eskiden 'eğer ayakkabıları ve sargıları çıkartırsanız erotik his sonsuza kadar yok olacaktır.' demiş. bu ayak dondurma felsefelerin etkilerini görmek için de ilginç bir örnek aslında. sontango'nun bahsettiği konfüçyanizm etkisi bence de oldukça anlamlı. konfüçyanizm doğayı değiştirmeye yönelik maddeci bir felsefe, lakin taoizm, -zorla güzellik olmaz diyen bir felsefe yani-1600'lere kadar etkin olduğu dönemde bu ayak dondurma işlemi sadece çin'in en zengin kısımlarında uygulanıyor. 1600'den sonra King Hanedanı iktidara geldiğinde konfüçyanizme güçlü bir dönüş oluyor, paralel olarak da ayak dondurmanın köylü sınıfı hariç diğer heryerde hızla yaygınlaştığı görülüyor. (ilginç olan King'i kuran mançuların bu ayak dondurma işlemini başta yasaklamaya çalışmaları) sonuçta 1911'de Çin Cumhuriyeti bu ayakkabıları,sargıları çıkarmayan kadınların idam edileceğini söylüyor. kadınlar çıkarıyor, o hale getirene kadar çektikleri acı yetmezmiş gibi bir de çıkarttıktan sonra ayaklarının 2-4 cm büyümeye başlaması nedeniyle inanılmaz acı çekiyorlar, duygusal acı bir kenara tabi. Komünistler iktidara geldiğinde yasak korunuyor, ama cezasını bulamadım. Hala yasak durumda ve artık nadiren uygulanıyor bu şey. Ben yasaklardan ziyade bu geleneğin sönmesinin nedenini statünün artık başka modern şekillerde ifade edilebilmesi olduğunu düşünüyorum. Sonuçta dünyanın her yanında altta yatan uyumsuzluk yaratan düşünce insanlıkta devam ediyor aslında bence, güzellik için acı çekmek olsun başka şey olsun, araçlar değişiyor yer ve zamana göre.Benim midemi bulandıran daha çok beynin içindekiler. |
||
|
||
araştırmacı arkadaşım benim, sayende yine birçok şey öğrendim, teşekkürler... ![]() (konu dışı gibi görünse de birşey eklemeden geçemeyeceğim. yine aynı sonuç ortaya çıkıyor burada da: erkekler keyiflerine göre kuralları koyar, kadınlar uygular ve acı çeker...) |
||
|
||
araştırmacı arkadaşım benim, sayende yine birçok şey öğrendim, teşekkürler... ![]() (konu dışı gibi görünse de birşey eklemeden geçemeyeceğim. yine aynı sonuç ortaya çıkıyor burada da: erkekler keyiflerine göre kuralları koyar, kadınlar uygular ve acı çeker...) katılıyorum her kelımesıne bu yazının |
||
|
||
| o resimleri görünce içim bir tuhaf oldu. ayrıca hanımefendilere bir not : kadınlardan kadın haklarını daha çok savunan erkeklerde var.(her türlü tahakkümü yıkmak gerektiğine inananlar...) |
||
|
||
o resimleri görünce içim bir tuhaf oldu. ayrıca hanımefendilere bir not : kadınlardan kadın haklarını daha çok savunan erkeklerde var.(her türlü tahakkümü yıkmak gerektiğine inananlar...) sevgili ütopist, kadın haklarını savunan ve dediğin gibi genel olarak tahhakküme karşı olan erkeklerin de olduğuna inanıyorum. kadın haklarını ya da daha doğrusu cisiyet ayrımı yapmaksızın insan haklarını savunan bireylerin sayısının artması dileğiyle hoşgeldin, katılımın bana sevinç veriyor. |
||
|
||
| ayrıca buraya da bakılabilir: http://www.ccds.charlotte.nc.us/History/China/04/hutchins/hutchins.htm |
||