|
||
| dünyada izlediğim en ilginç film buydu,galiba.. mükemmel bir senaryo,mükemmel bir düş gücü | ||
|
||
| kitabını okumalısın daha iyi. | ||
|
||
| Filmini izlemedim ama Patrick Süskind'in Koku adlı kitabı etkilemişti beni. Yazarın kokuları anlatımı okurken kokunun canlanmasına neden oluyor neredeyse... | ||
|
||
kitabı da okudum, filmi de izledim.. kitaplara olan tutkumdan mıdır bilmem, daha etkilemişti beni.. film için denebilecek şey ise; kitabın en iyi film uyarlaması o olabilir sanırım..
|
||
|
||
| Bu hafta dergi K'da da genişçe yer ayrılmış Koku'ya.Gerçekten insanı içine alıp sürükleyen bir serüven..Hele benim gibi kokuya duyarlı bir insanı:)Ama korkmayın hiç kimsenin canına kıymadım kokusu için:) Alman yazar Patrick Süskindi'in yayımlandığında büyük ilgi görüp uzun süre liste başında kalan,sinemaya da uyarlanan romanında,kokulara karşı olağanüstü dıuyarlı kahraman kişiliğinde tarihsel boyutlarda kapsamlı bir toplumsal eleştiris sergilenir.(Cana Yalçın) KOKU'dan Bölüm 30 Görünüşü korkunçtu.Saçları dizlerine kadar iniyordu,seyrek sakallı göbeğine.Tırnakları kuş pençesine dönmüştü,kolarında,bacaklarındaysa,paçavraların bedenini yetmediği yerlerde,parça parça delisi dökülüyordu. Rastladığı ilk insanlar,Pierrefort şehri yakınında bir tarlada çalışan köylüler,onu gördüklerinde çığlıklar ata ata kaçıştılar.Buna karşılık şehirde görünmesi olay yarattı .Yüzlerce insan koşup seyrine durmaya geldi.Kimi forsa kaçkını sandı onu.Kimisi,gerçek insan değil,insanla ayı kırması bir şey,bir tür orman yaratığı olduğunu söyledi.Eskiden açık deniz gemilerinde çalışmış bir,Büyük Okyanus'un ötesndeki Cayenne bölgesinde yaşayan vahşi bir Kızılderili oymayığının insanlarına benzediğini ileri sürdü.Belediye başkanının karşısına çıkardılar.Orada bütün toplananları şaşırtan bir şey oldu,çıkarıp kalfa belgesini gösterdi,ağzını açtı biraz takır tukur bir dille -çünkü yedi yıl aradan sonra söylediği ilk sözlerdi-,ama gene de pekala anlaşılır biçimde kalafa kalfa gezginliği sırasında haydutların sldırısına uğradığını,kaçırıldığını ve yedi yıl boyunca bir mağarada tutsak olduğunu anlattı.(..) |
||
|
||
| gara, bu sayı derken, 32. mi? | ||
|
||
| hı hı |
||
|
||
peki, teşekkür ederim.
|
||
|
||
reca ederim
|
||
|
||
Alıntı Bu hafta dergi K'da da genişçe yer ayrılmış Koku'ya 32. sayıdaki "koku"ya ayrılan bölümü üşenmiicem yazcam şimdi, forumdaşlara feda olsun canımız... ![]() Geliyooor az sonra... |
||
|
||
benim sanal ad neden rayiha sanıyorsunuz siz
|
||
|
||
| Kimse onu sevimyordu, o kadar farkında değillerdiki onun varlığının, ondan nfret bile etmiyorlardı. Sadece çok içerilerden gelen bir tiksinti, garip bir bulantıydı onu bir anda farkedip hemen sonra unutan insanların hissettiği.. Annesi bile onu sevmemişti, "balık hali"nde bir eline bıçakla balıkları temizlerken yeni "piç"inin doğumunun yaklaştığını anlayıp bir masanın altına girmiş ve ağlamayan, sukun bebeğini girdiği o masanın altında bırakmıştı. Onun kaderi de kendisinden önceki beş kardeşiyle aynı olacaktı belki; annesi kaldırımda bayıldığında o, o masanın altında nefret dolu bir sesle çığlık atmasaydı... Grenouille bebek, olaydan bir kaç hafta sonra annesinin "cani" olarak damgalanıp idama gönderildiği sıralarda üçüncü kez sütanne değiştiriyordu. Şehirdeki bir kilise tarafından vaftiz edilmiş olan ve aynı kilisenin himayesinde bulunan bebeğin sütannesi, elindeki sepette yatan yavrunun bir şeytan olduğu konusunda rahibi ikna etmeye çalışıyordu. Rahip bebeğin pembe renkli, sağlıklı görünüşüne, uykuya dalmış yüzündeki huzura bakarak ona neden şeytan dediğini sormuştu kadına...Oysa sorun basitti kadına göre; bu bebek kokmuyordu! Rahip, çaresiz bebği kadından almış ve kapıyı kapattıktan sonra bebeğin sıcaklığının yayıldığı sepete doğru eğilmişti. Bie bebeğin nasıl kokması gerektiğini bilmiyordu ama bu korkmadığı anlamına da gelmezdi. Rahip bebğin içine şeytan girdiğine innamıyordu ama çocuğun kokmadığı da bir gerçekti. Rahip sepetin içine eğilmiş bir koku yakalamaya çalıştığı anlarda bebek uynamaya başlamıştı ama elleriyle, gözleriyle, mırıltılarıyla değil; kırıştırdığı, hiç durmadan kımıldattığı burnuyla... Rahip bu bebğinn burnuyla gördüğüne emindi..belki şeytan değildi ama bu beği bir daha asla karşılaşmayacağı bir yere göndermeliydi... Alıntı 32. sayıdaki "koku"ya ayrılan bölümü üşenmiicem yazcam şimdi, forumdaşlara feda olsun canımız... Yok ben vazgeçtim ya, yazı çok uzunmuş, he he... alın 32. sayıyı okuyun bea, dergi zaten 1 ytl, alla alla...
|
||
|
||
|
||
|
||
Yok ben vazgeçtim ya, yazı çok uzunmuş, he he... alın 32. sayıyı okuyun bea, dergi zaten 1 ytl, alla alla... ![]() Bence de yaz yaz bitmez beş sayfa :)En iyisi 32.sayfayı alıp okuyan ve buraya Koku'yu en iyi özetleyene moderatör bir şişe parfüm hediye etsin..O zaman belki bir yazan bulunur
|
||