|
||
| sağda birlesme var. sol birlesmenin esiginde. solu chp guya tek parti altinda toplayacak. chp= sol mu? bence hayır!! sol da onlarca parti bi o kadar partide sagda. secimlerde oylar bölünüyor. peki sagda tek parti solda tek parti olsa olmaz mi? bize ne getirir bizden daha ne goturur? ??
|
||
|
||
| chp, dsp, işçi partisi gibi partiler sol değil kemalist partilerdir. (bakınız ve tartışnız http://sifirforum.com/siyaset_felsefesi/sol_ve_kemalist_parti_ayrimini_yapmak-t16382.0.html) onlar birleşirken kendilerine gerçek sol partilerin katılmamalarını dilerim. |
||
|
||
| Bence de bu sayılan partiler kemalist çizgide, kendilerine ilerici dedikleri halde ilerlemeyen ve merkeze yerleşen partilerdir. Sağda görünen merkez partileriyle aralarındaki farkı kapatmayı başarmanın gururu içinde, askere sırtını yaslayarak ve Atatürk'ü kullanarak kendilerine mecliste yer açmaktalar. Demokrasinin olması için çok seslilik kuralı işlemeli sevgili depresif. Bu nedenle fikir ve ideolojilere göre parti sayılarının da artması kaçınılmazdır. Ancak günümüzde farklılıklar azaldığı gibi ne yazık ki koltuk hırsı ve çıkar ilişkileri herşeyin önüne geçmiştir. |
||
|
||
| gidişat avrupa amerika demokrasilerinde olduğu gibi çift kutuplu olma yönünde. amerikadi cumhuriyetçiler ve demokratlar benzeri iki siyasi blok oluşması geleceğin türkiye siyasetinde kaçınılmaz. tabii böyle devam ederse. |
||
|
||
solda tek parti, sağda tek parti, ee, ortada da su şişesi, doğal olarak ![]() iki hidro, bir oksi yani, ee, tabi tek parti sistemine dönmek isterseniz olacağı budur. oksitlenir, paslanır halk. o nedenle "bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler!" hop dıngala dıngala kömür de koydum mangala ayşe de fatma dostum var çalkala yavrum çalkala... |
||
|
||
| Neden gündemde sürekli CHP+DSP birleşmesi var? CHP İşçi Partisine DSP'den daha yakın.İşçi partisi ile CHP arasında artık en ufak br fark göremiyorum, en azından taban olarak. Genel başkanlarınn söylemleri farklılık gösterse de İşçi partisi ile CHP nini tabanının %95 aynı olduğunu düşünüyorum. İkisi de AB+ABD karşıtı, ve "laikçi" bir tabana sahip.Oysa DSP biraz daha anadolu insanına hitab ediyor fazla laikçi görünmüyır.Sonuç olarak CHP+İP+DSP+MHP...Bunların 4 ü de birbirine çok yakın ama en çok CHP+İP le yakın. DSP de MHPye daha yakın.Hatta koalisyon yapmışlığı bile var.Bazıları bu sözde sol birliğe ÖDPnin de girmesi gerektiğini söylüyorlar ya çok gülüyorum.Belli ki ÖDP nin nasıl bir parti olduğunu bilmiyorlar.ÖDP milliyetçi-ulusalcı söylemlerde bulunan hiç bir partiyle işbirliği yapmaz.ÖDP sözde sol değil, gerçekten SOL partidir. |
||
|
||
| Sevgili karahan saptamalarının bir bölümüne katılmakla birlikte anımsatmak istediğim noktalar olacak; 1) İlk söylediğine tümüyle katılıyorum, CHP ve İP MHP ile aynı çizgide ve bunun en büyük kanıtı da Sayın Baykal'ın partiyi MHP çizgisine götürmek istediğini açıkça söylemesi. Ancak DSP nin ulusalcı laikçi çizgisini de anadolu insanına hitap etmesi nedeniyle farklı görmek yanlış. Bunun en büyük kanıtı da CHP nin av olarak DSP yi seçmiş olması. Biraz da acıyarak baktığım bu partinin sonu gelmiş gibi görünüyor çünkü Baykal Efendinin partilerini yutmaya çalıştığını göremiyorlar ya da görmek istemiyorlar. Ancak şöyle bir durum da var; partiyi birleştirmeseler bile bu seçimlerde sıfır noktasına geleceği garanti olduğundan "biz bitmeden son bir atraksiyon yapalım" diye düşünüyorlar. 2) Geçen seçimlerde DSP ile İP bir çok yerde birbirlerini desteklediler ve bazı yerlerde bunu açıkça söylediler, çünkü kendilerine yakın görüyorlar. Zaten kim kiminle birlikte olabileceğini bildiği için bazı partilere hiç yanaşmıyor. Örneğin SHP ve ÖDP sol ittifaktan söz etmelerine karşın CHP bu partilerin adını bile anmıyor çünkü totaliter, statükocu, antidemokratik, laikçi çizgiyi korumak istiyor. Benim görüşüme göre ÖDP, SHP ve 10 Aralık hareketi birleşip bir liste oluşturabilir ya da her parti kendi kaderine razı olur. |
||
|
||
Sevgili karahan saptamalarının bir bölümüne katılmakla birlikte anımsatmak istediğim noktalar olacak; CHP ' mi halkçı Değil?Anadolumu Chp yanlısı değil!1) İlk söylediğine tümüyle katılıyorum, CHP ve İP MHP ile aynı çizgide ve bunun en büyük kanıtı da Sayın Baykal'ın partiyi MHP çizgisine götürmek istediğini açıkça söylemesi. Ancak DSP nin ulusalcı laikçi çizgisini de anadolu insanına hitap etmesi nedeniyle farklı görmek yanlış. Bunun en büyük kanıtı da CHP nin av olarak DSP yi seçmiş olması. Biraz da acıyarak baktığım bu partinin sonu gelmiş gibi görünüyor çünkü Baykal Efendinin partilerini yutmaya çalıştığını göremiyorlar ya da görmek istemiyorlar. Ancak şöyle bir durum da var; partiyi birleştirmeseler bile bu seçimlerde sıfır noktasına geleceği garanti olduğundan "biz bitmeden son bir atraksiyon yapalım" diye düşünüyorlar. Beyfendi Türkiyede 20 Milyon civarında Alevi nüfus var bunların CHP tarafı olduğu açık Türkiyede bir çok aydın bunlarındas bugün CHP'bi desteklidiği açıktır.Sn.Baykal hakkındaki eleştirelerinizi doğru ölçüp tartıp vermelisiniz söyledikleriniz için bir kanıtınız varmıdır mesela? CHP DSP ile birleşmessede bir şey kaybetmez DSP'nin aldığı oy oranı bellidir CHP DSP'yi av olarak görüyor şeklinden ifadeler solcu kimliğine yakışmayacak aşağılık ifadelerdir. Deniz Baykal daha ne yapsın... ÖTEDEN beri, Deniz Baykal’ın Türkiye’de laik demokrasi ve cumhuriyetin misyonerliğini yaptığını söylüyorum. Bunu yaparken siyaset üstü davrandığı için bugüne kadar zaman zaman tenkit edildi. Sayın Baykal’ın siyasette çok önemli ve çağdaş temel yaklaşımı var: 1) “Bugün için Meclis’teki milletvekili sayısı ve önceden yapılan kamuoyu yoklamaları önemli değil... Önemli olan ülkenin geleceği, devletin bölünmez bütünlüğü, laik demokrasi ve cumhuriyetin korunmasıdır. Bu yolda çalışmak ve topluma bu gerçeği anlatmak sayılardan daha önemlidir. Bu yolda çalışırsak sonunda sayılar ve oranlar kendiliğinden düzelir.” diyor. 2) Yine, “Siyasette kişiler önemli değil... Ben de önemli değilim... Önemli olan fikirler ve prensiplerdir. Her türlü siyasi birleşme ve solda bütünleşme prensipler düzeyinde yapılıp bu yolda eyleme geçmek gerekir.” şeklinde düşünüyor. Gerçekten, bazı kişiler pazarlık gücü oluşturmak ve bu yolla bir partiden milletvekilliği kapmak için, ya ayrı bir siyasi parti kuruyorlar... Veya çeşitli guruplar oluşturuyorlar. Bu yaklaşımlar siyaseti kirletiyor. Bunun içindir ki Baykal “İnsanlar değil, prensipler önemlidir” diyor. Kendi kendimize şu soruları sormalıyız... Eğer Baykal bu prensipleri takip etmeseydi, şark kurnazlığı yapıp her şeyi açık açık anlatmasaydı, parti çıkarını ve kendi çıkarını ön planda tutsaydı, Türkiye bugün olduğu gibi uçurumun kenarından dönebilir miydi? Ülkenin geleceği millette BAYKAL Türkiye’nin içinde bulunduğu tehlikeyi önceden gördü. 2005 Temmuzu’nda Cumhuriyet’in geleceği ile ilgili endişelerini kamuoyuna açıkladı. Zira, Başbakanlık Müsteşarı’nın “Cumhuriyet ve devlet dini temellere dayanmalı” sözü, Başbakan ve Hükümet tarafından zımni olarak destek görmüştü. Yine Başbakan’ın Meclis Başkanı’na, “Acele etme 10-15 yıl sonra herkes aynı yere gelecek” demesi Başbakan’ın ve AKP’nin gizli niyetini ortaya çıkardı. Baykal bunların gerçek niyetini sık sık açıkladı... Ve “Bu tehlikeden kurtulmanın tek yolu halkın devreye girmesidir” dedi. Bu defa halkın kendi geleceğine, cumhuriyete ve laikliğe sahip çıkması gerektiğini savundu. En büyük gücün halkın kendisi olduğunu vurguladı. Yine sık sık ve her platformda “En az bir milyon insan Türkiye’nin gerçek sesini duyurmalıdır” dedi... Bu yaklaşımı Tandoğan mitingi ve Çağlayan mitingine bir çağrı oldu... Bu mitingler için altyapı oluşturdu. Tayyip Erdoğan’ın geçmişte ve bugün yaptıklarını kamuoyuna açıkladı. Erdoğan’ın cumhurbaşkanı adayı olmasını engelledi. AKP’yi uyardı... “Çekirdek kadronuzdan ve Başbakan’la aynı kafadan birisini aday göstermeyin” dedi... Cumhurbaşkanı’nın Türkiye’yi kucaklayacak bir insan olması gerektiğini vurguladı. Tayyip veya aynı kafada birisinin cumhurbaşkanı olması halinde yüksek yargı organlarının, YÖK gibi Anayasal kurumların, üniversitelerin elden gideceğine dikkat çekti... Aksi halde halka, “On dakika içinde Anayasa Mahkemesi’ne giderim” dedi ve gereğini yaptı. Atatürk’ün CHP’si AKP iktidarında, sanki iktidardaki parti CHP imiş gibi birçok insan CHP’ye ve Baykal’a yüklendi... Bu insanların bir kısmı Soros Vakfı gibi, sıcak para lobisi gibi lobilerin piyon olarak kullandıkları insanlardı... Bunlar CHP yolunu kesme planının bir parçasıydı. Bunların yolu CHP kurultaylarında delegeye para dağıtmaktan tutun bazı medya mensuplarını satın almaya kadar uzanan bir yoldu. Baykal son iki kurultayda partiyi, parti çalışmalarını engelleyen bu tasallutlardan kurtardı... CHP gerçek hüviyetini buldu... Baykal, Cumhurbaşkanlığı adaylık sürecinde CHP’sine millete dönsün çağrılarının yanlış olduğunu, ortamı boş bırakmak ve meydanı AKP’ye bırakmak demek olduğunu şimdi çok net olarak ispatlamış oldu. Şimdi, gerek medya ve gerekse tüm toplum, Baykal’ın ne yapmak istediğini, üstlendiği misyonu çok iyi anladı... Medyada anlamak istemeyen bazı sesler olabilir. Ancak onları da toplum çok iyi anlıyor. |
||
|
||
| chp bu gidişle sadece alevi yurttaşlarımızdan oy alacak.Malesef onlar da seçeneksizlikten CHPye oy veriyorlar.Ama yakında oylar dsp-shp-ödp-tkp ye bölünecek, yeni "gerçek" sol partilerde çıkacak..CHP marjinal-müzelik bir parti olarak kalacak. | ||
|
||
chp bu gidişle sadece alevi yurttaşlarımızdan oy alacak.Malesef onlar da seçeneksizlikten CHPye oy veriyorlar.Ama yakında oylar dsp-shp-ödp-tkp ye bölünecek, yeni "gerçek" sol partilerde çıkacak..CHP marjinal-müzelik bir parti olarak kalacak. Umarım ÖDP gibi partilerimiz çıkışa geçer ancak CHP'yi müzelik parti olarak görme fikirlerinize kesinlikle katılmıyorum.CHP'siz sol olmaz.
|
||
|
||
Sn.Baykal hakkındaki eleştirelerinizi doğru ölçüp tartıp vermelisiniz söyledikleriniz için bir kanıtınız varmıdır mesela? CHP DSP ile birleşmessede bir şey kaybetmez DSP'nin aldığı oy oranı bellidir CHP DSP'yi av olarak görüyor şeklinden ifadeler solcu kimliğine yakışmayacak aşağılık ifadelerdir. Deniz Baykal daha ne yapsın... Sayın Baykal’ın siyasette çok önemli ve çağdaş temel yaklaşımı var: Şimdi, gerek medya ve gerekse tüm toplum, Baykal’ın ne yapmak istediğini, üstlendiği misyonu çok iyi anladı... Medyada anlamak istemeyen bazı sesler olabilir. Ancak onları da toplum çok iyi anlıyor. Deniz Baykal, Cem Uzan'a özendi CHP lideir Deniz Baykal'ın seçim vaadleri Genç Parti lideri Cem Uzan'ı aratmıyor... ![]() Seçim hazırlıklarını sürdüren CHP'nin ön plana çıkarmaya hazırlandığı vaatler Genç Parti Genel Başkanı Cem Uzan'ın televizyon raklamlarını aratmayacağa benziyor. CHP, 'Sıfır açlık projesi' çerçevesinde 3 milyon yoksul aileye her ay 400 YTL karşılıksız 'yaşam desteği', üniversite öğrencilerine de yılda 2 bin 500'er YTL vermeyi vaat etti. CHP'nin sosyal destek projelerinin toplam tutarı 61 milyar 450 milyon YTL'yi buluyor. Bu rakam için nasıl kaynak yaratılacağı ise belirsiz. CHP'nin iktidara gelince uygulamayı planladığı projeler partinin Ekonomi Bülteni'nde yayımlandı. CHP'nin 61 milyar 450 milyon YTL kaynak aktarmayı planladığı alanlara 2007 için aktarılan miktar 21.1 milyar YTL. Bu durumda CHP iktidarında, söz konusu alanlara aktarılacak kaynak miktarı 40.3 milyar YTL artırılarak, halen gayrisafi milli hasılanın (GSMH) yüzde 3'ü seviyesinde olan harcamalar yüzde 10.9'a çıkarılacak. 'Öncelikli projeler' başlığı altında belirlenen sekiz proje şöyle: Sıfır açlık projesi: 3 milyon aileye ayda 400 YTL karşılıksız 'yaşam desteği' sağlanacak. Bu ödemelerin yıllık tutarı 12.7 milyar YTL olacak ve GSMH'nin yüzde 2.25'ine ulaşacak. 2007 bütçesinde bu alana 2.8 milyar YTL ayrıldı. Üniversite gençliği yaşam desteği projesi: Halen 386 milyon YTL seviyesindeki kaynak miktarı 3.1 milyar YTL'ye çıkarılarak 1 milyon 200 bin üniversite öğrencisine yılda 2 bin 500'er YTL burs verilecek. Buna 1.1 milyar YTL'lik öğrenim kredileri dahil değil. Kamu istihdam projeleri: Genç-İş Projesi ve Kalkınmada Öncelikli Yörelerde 300 Bin Kişilik Geçici İstihdam Projesi için 2.25 milyar YTL kaynak aktarılacak. İş kurma destek projesi: Genç İş-Kur Projesi ile Mikro ve Risk Kredisi Desteği adı altında gençlere iş kurmaları için 1 milyar 975 milyon YTL destek sağlanacak. Ar-Ge desteği projesi: 425 milyon YTL seviyesindeki Ar-Ge destekleri 3.3 milyar YTL'ye çıkarılıcak ve karşılıksız verilecek. Çiftçiye koruma projesi: Bu yıl 5.25 milyar YTL olan tarımsal destek miktarı 11.3 milyara çıkarılacak. Bölgesel kalkınma, eşitlik ve onarım projesi: Bu ad altında 9 milyar 870 milyon YTL kaynak aktarılacak. Çağdaş sosyo-ekonomik altyapı: Sanayi ve turizm ile eğitim ve sağlık sektörlerine yönelik ulaştırma, iletişim ve enerji dahil çağdaş altyapı projeleri için 16.9 milyar YTL kaynak aktarılacak. http://www.haber3.com/haber.php?haber_id=237161 Beyfendi Türkiyede 20 Milyon civarında Alevi nüfus var bunların CHP tarafı olduğu açık Türkiyede bir çok aydın bunlarındas bugün CHP'bi desteklidiği açıktır. ALEVİLER VE CHP’NİN SAMİMİYETİ SORUNU (16.12.2005) Dr. Ali YAMAN Bu zamana kadar biz Aleviler arasında genellikle merkez sağ ve “dinci” partilerin Aleviliğe ilişkin tavrı eleştirildi, durdu. Ancak ne hikmetse Sol partilerle ilgili pek az konuşuldu, yazıldı, çizildi. Bundan cesaret alan “solcu” siyasiler ise Alevileri sadece oy deposu olarak kullanmayı sürdürdü. Bu konuları ayrıntılı olarak daha sonra ele alacağımız bir makalede analiz edeceğimizi ekleyerek, burada bazı özet bilgilere de değinmek istiyorum. Çünkü her kesimden görüştüğüm insanlar “sol” siyasi yelpaze ile Aleviler arasındaki ilişkilerde yaşanan güvensizliğe dikkat çekmekte, Aleviliğin özel sorunlarına ilişkin CHP’nin sessiz kaldığına, herhangi bir politika üretmediğine dikkat çekmektedirler ki, bu görüşlere ben de katılıyorum. Cumhuriyet dönemi içerisinde Aleviler diğer partilere de oy vermekle birlikte, esas olarak merkez sol partilere bunların başında da CHP’ye oy vermişlerdir. Son yıllarda bu eğilimde azalma yönünde bir değişim dikkat çekmektedir. Çünkü CHP ve diğer “sol” partilerin güven sağlayamadığı görülmektedir. Eğer CHP bu tavrını sürdürürse gelecek seçimlerde muhtemelen tarihinin en ağır sonucu ile de karşılaşabilecektir. ..... Türkiye’de hala çözümlenememiş dini konulardaki sorunlardan birinci derecede sorumlu parti hiç şüphesiz CHP’dir. Bugün din konusunun bu hale gelmesinde CHP’nin de büyük vebal altında bulunduğunu görmemek vicdansızlık olur. Sadece merkez sağ ve “dinci” partileri suçlamak işin kolay yolu. İmam Hatip Liseleri, Diyanet İşleri Başkanlığı ve Din Dersleri konularında CHP’nin iktidarda veya muhalefette izlediği yaklaşımın Türkiye’yi getirdiği nokta ne yazık ki bu olmuştur. Merkez sağ ve “dinci” partilerin yaklaşımları zaten bellidir. Ancak CHP hem laik bir yaklaşım içindeymiş, laikliği savunurmuş gibi görünmüş, hem de Sünni İslam’ın hakim inanç halinde propagandasına dayanan bir dini yapılanmaya katkı sunmaktan kaçınmamıştır. Bu dini yapılanma Alevi İslam anlayışına yaşam hakkı tanımamakta, kendini “mezhepler üstü olmak” perdesi altında dayatmaya devam etmektedir. Zorunlu din dersleri, Cemevleri, Alevilerin Diyanette temsili konularında CHP’nin belli bir politikası dahi yoktur. Bugün bu konular gündeme geldiğinde CHP adeta sus-pus olmaktadır. Partiye 10-15 Alevi milletvekili alarak, Alevi oylarından faydalanmak, ancak onların sorunlarına gözlerini kapamak CHP’nin Alevilere karşı yaklaşımının adeta özetidir. Türkiye’nin değişik bölgelerindeki araştırmalarımda gördüğüm kadarıyla eğer bu tavır değişmezse CHP seçmenlerden büyük bir tokat yiyecektir. Böyle bir sonuçla karşılaşmamak için CHP’nin bu zamana kadar ki yanlış tavrından vaz geçerek, en azından gelecekte samimi bir tavır içinde olacağını Alevilere inandırması gerekmektedir. Türkiye’de yaşayan herkesin ortak sosyo-ekonomik sorunları ile Alevilerin aynı nitelikteki sorunları arasında bir farklılık bulunmamaktadır. Ancak, Alevilerin inanç anlayışlarından kaynaklanan ve yüzyıllara dayanan sorunları bulunmaktadır. Bu zamana kadar ne yazık ki CHP, bu sorunlara karşı duyarsız kalmıştır. O halde CHP ne yapmalıdır? CHP’nin aşağıdaki konularda ne gibi görüşleri bulunmaktadır? Bunu bazı örnek sorularla ifade etmek istiyorum. 1.Türkiye’de herkesin vergileriyle beslenen Diyanet İşleri Başkanlığı neden Alevileri görmezden gelmekte, onlara hizmet götürmek bir yana, Sünni İslam anlayışını onlara dayatmaktadır? 2.Günümüzde Alevilerin inanç hizmetlerinin yürütüldüğü Cemevlerinin, ibadethane statüsü kazanmasına, devletin yasaları karşısında eşit haklara sahip olması hakkında ne düşünülmektedir? 3.Zorunlu Din dersleri müfredatı, neden sadece Sünni İslam anlayışı doğrultusunda hazırlanmıştır? Sorun sadece ders müfredatı değil, dersi veren öğretim kadrosu ve onları yetiştiren İmam-hatip Liseleri ve İlahiyat Fakülteleri ile de ilgilidir. Bu okullarda hakim Sünni İnanç anlayışı ne zaman ülkenin diğer insanlarını ve Alevi Müslümanları da kucaklayacak bir yapıya kavuşturulacaktır? Bu soruları daha da uzatmak mümkün ancak bu temel sorulara karşı CHP’nin herhangi bir yanıtı var mıdır merak konusudur. Basında izlendiği kadarıyla bu konulardaki tartışmalarda CHP suskun kalmayı sürdürmektedir. Neyse bekleyelim ve görelim bakalım... http://www.alevibektasi.org/ali_yaman15.htm |
||