|
||
| Üyelerden İstanbul'a yazılmış; İstanbul'un yazdığı öyküler... | ||
|
||
| Nerde anam nerde babam nerde kardeslerim diye icinden gecirdi.hepsi cok uzaklardaydilar.ama umitliydi geleceginden.istanbul hakkinda cok seyler duymustu gormustu.hikayeler dinlemisti bu yasli sehrin hikayeleriyle buyumustu.hatta fatih sultan mehmedin ya İstanbul beni alir yada ben istanbulu ozdeyisini siar edinmisti hedef olarak belirlemisti…egtim amacli gelmisti.ilk geldigi gunlerde icini bir karamsarlik kaplamis olsada universitenin kendisi gibi diger ogrencilerinede sagladigi genis imkanlardan dolayi karamsarlik yerini umuda ve okudugu okulu basariyla bitirme ulkusu kaplamisti tumuyle benligini..bunun icin cok calismasi gerektigininde farkindaydi.gece gec saatlere kadar calisiyor ve her baslayan gunun iyi gecmesi icin gereken altyapi calismalarini buyuk titizlikle yerine getiriyor bunu yaparkende buyuk zevk aliyordu. Okudugu okul biraz istanbulun disinda kurtkoy denen ilceye yakin cevresinde cok fazla yerlesim yeri olmayan tam manasi ile dag basinda bir okuldu.yada colun ortasinda bir vaha… O gece yine ertesi gunku sunumu icin gec saatlere kadar calismis gozlerinden uyku akiyor calisma masasinin ustune sipliyordu.az kalsin yorgunluktan masanin uzerinde uyuyakalacakti.kendi haline gulerek aslinda fenada olmazdi kedi gibi kivrilir yatardim nolcakki suracikta diye gecirdi icinden.kendini yatagina attiginda artik hic bir sey dusunecek halde degildi…kisa zaman icerisinde derin uykuya daldi.. ne kadar zaman gecmisti uykuya dalali kimse bilmez.bir gurultuyle uyandi.hemen yataktan kalkip pencereden disari bakti.gokgurultusuyle karisik simsekler cakiyor.arkasindan gelecek yagmuru haber veriyordu ruzgarla bir saga bir sola egilip kalkan namaz kiliyor goruntusu veren agaclar..herkesler uyuyordu..ya neden neden ben dedi kendi kendine.neden herkesler uyurken bir beni uykumdan ettin gokgurultusu simsekler demek geldi icinden.sonrada tovbe tovbe deyip kacan uykusunun ardindan bilgisayarini acmak icin makinenin dugmesine bastiginda calismadigini fark etti.sonra odanin isigini yakmak istediginde elektriklerin kesik oldugunu fark etti.ve camin kenarina oturup yagan sagnak halindeki yagmuru izlemeye basladi.arada bir cakan simsek kampusu gunduz aydinligina ceviriyordu. Yagan yagmur bir anda tum sokagi gole cevirmisti.dalgin dalgin penceresinden gordugu goruntuyu seyrederken bir karalti fark etti.bu ne olaki diye icinden gecirirken aslinda kalabalik bir insan toplulugu oldugunu fark etti yagmurun altinda islanmak pahasina bir araya gelmis ayakustu bir seyler konusuyorlardi.gecenin karanliginda tam olarak secemiyordu arada bir cakan simsegin isigiyla az cok secebiliyordu kurt basli insanlari.ne cilgin cocuklar var su okulda kesin birilerine saka yapacaklar diye icinden gecirdi.beni enterese etmez yatip uyumaliyim diye arkasini dondugunde odanin icerisinde hic bir esyasinin olmadigini hatta kapinin bile duvar oldugunu gorunce avazi ciktigi kadar bagirmaya basladi.bu bir kabus olmaliydi.kendini duvardan duvara atiyor sesini birilerine duyurmak icin ciglik cigliga yardim istiyordu.pencereye kosmak geldi aklina acip kurt kostumu giymis cocuklardan yardim isteyebilirdi..nerden bilebilirdi ki basina gelecekleri. Pencereden gelen bagirtiyi duyan topluluk bir anda dagildi artik yardim isteyecek kimse kalmamisti.bildigi tum dualari icinden okumaya basladi.allaha yalvarmaya basladi.birden omzuna dokunan el onu ters cevirdi bagirmamasi icin agzini kapatti.sessiz olursa agzini acacagini aksi halde ise hayatini kaybedecegini soyleyen soze kafasini onaylar bicimde salladi.arkasini dondugunde gozlerine inanamadi.odasinin icinde kurt basli yaratiklar vardi.aklini yitirmak uzereydi korku damarlarindaki kanin yerini almis kalbinden beynine oradan tum bedenine pompalaniyordu.beni birakin diye aglamaya yalvarmaya baslamistiki yaratiklardan biri korkma bacim biz sadece senden sigaramizi yakmak icin cakmak isteyecektik sense deliler gibi bagiriyorsun.korkma bizler bu topraklarin gercek sahipleriyiz.kimseler yokken sabanci uni daha kurulmadan once bu topraklardaydik.bizim yurdumuzdu buralar.ama once olcum yaptilar sora dozerler grayderler kamyonlar isgal ettiler.sonra binalar nihayetinde sizler bizim evlerimizin uzerinde yasamaya basladiniz.elektrikler kesildiginde disari cikip yiyecek bir seyler ariyoruz.kimseyede zarar vermiyoruz. Peki siz nesiniz insanmisiniz hayvanmi yoksa ne.nasil benimle konusabiliyorsunuz boylesine dedi sesi titreyerek.buna cevapveremem ama cok merak ediyorsan sayet bedel odemen gerekiyor diye cevap verdi iclerinde en suratina bakilasi kirpikleri uzun alni beyaz boz olani.ne gibi diyecekken bir anda basinin dondugunu icinin gecmek uzere oldugunu hissetti.yere yikilirken birisinin onu sirtina alip goturdugunu hissedebildi. sadece.. Uyandiginda ozenle dosenmis bir yatak odasinda oldugunu fark etti.bembeyaz giysiler icerisinde oldugunu ve hatta sacinin yapilip hafif makyajli oldugunu karsi duvardaki aynaya baktiginda gordu..neler oluyordu.bu gercek olamazdi. kapali devre kamera sistemiyle donatilmis odada tutsaklarinin uyandigini goren kurtadamlar hemen onu buyuk bir salona getirdiler..binlercesi uluyordu.salonun tam ortasina getirip biraktilar ..saskin bir vaziyette cevresinde olup bitenleri anlamaya calisirken gur sesiyle salonun bir kosesindeki tahtinda oturan baskurt hosgeldin kizim binlerce yildir seni bekliyorduk once bize İzmir kumrusu yapmani istiyoruz yapamazsan bi melemen yapta yiyelim ..bizleri yeraltindan kurtaracak ve maruz kaldigimiz buyuyu bozacak kutlu prenses hosgeldin dediginde ugultular ulumalara yuksek volumde hip hop tarzi muzige donustu…sonrasinda baskurt bu bir dugun torenidir.bizlerin kurtululusuna sebeb olacak insan irkina karismamiza vesile olacak kutsal dugun torenidir.sen secilmis kiz onunde duran kolyeyi boynuna tak ve sukret sesiyle istemesede denilenleri yapti.aslinda bu bir kolye degil bildigimiz cataldi.birden celallendi.bagirmaya basladi ne lan burasi alacakaranlik magarasimi diyecekken omzuna dokunan oda arkadasinin sesiyle uyandi.battaniyede istermisin istanbul…cevresine baktiginda tum salondakilerin ona saskin saskin baktigini bazilarininda gulerek onu izledigini fark etti.bir İstanbul masali isimli diziyi izlerken kendini kurt kapaninda bulmustu kurtlar vadisinde..of ya dedi ..elini basina goturdu amma da kabustu.hic boylesini yasamamistim diye icinden gecirdi.ama bilmedigi bir sey vardi.cevresindekiler uykusunda ciglik cigliga bagiran bu kizin boynuna astigi catalin ne anlama geldigini birbirlerine soruyorlardi… |
||
|
||
| Arthur Her sey arthur la basladi… Arthur kim di kim oldugunu bilmeyen bir insanmi yoksa seytanin ta kendisimi beklide cift kanatli bir melek miydi.neydi.yaratikmi yoksa … İstanbul….peki İstanbul kim..hic sormadim ki İstanbula…istanbul sen kimsin diye… Acaba anlayabilir mi..anlasilabilir olabilirmiyim ki..ya istanbul yanlis anlarsa… Hersey geride..hepsi heybede..bir essegin ustunde dervis elinde asasi il il gezmekte diyar diyar dolasmakta ve gelecegini aramakta yeni insanlar yeni kisilikler..herkes farkli herkes apayri dusuncelerle donanmis.agaclar gibi.toprak gibi .cicekler gibi renk renk.tadi kokusu ayri..bugun gelemedim seninle seni taksimde gezerken dukkanlarin vitrinine bakarken girdigin kitapcidaki raflari karistirirken cd secerken gozunun onune dusen saclarini elinin tersiyle iterken goremedim.yalniz basina kafani kaldirip baktigin binalarin uzerine cikamadim.sana el sallayamadim.farkindamisin meydandaki o kesmekesin o hengamenin arasinda sadece bir kisiydin.ama toplulugun icinde secilemiyordun kalabaliklar arasinda kah yuruyen kah dusuncelere kapilan cevresindeki insanlari inceleyen ve baska gozlerin gozbebeklerinde incelenen bir kizdin.bir yabanciydin.ama kimseler anlamadi yabanciligini cunku herkes yabanciydi.yerli olan meydandaki taslardi.taslarin uzerine konup kalkan kuslardi.asirlardir o taslarin uzerinde yasayipta izlerini birakan insanlardi.topragin altindan yukari cikmaya calisan koklere tutunup bir umitle tekrar yeryuzune cikmak isteyen yuzyillarca once ölmüş insanlardi.bazen neyi hayal ediyorum biliyormusun..tramvayin gectigi tarihi binalarin oldugu istiklal caddesinin altindan iskeletlerin ciktigini.binlercesinin saga sola kah kosusturan kah yuruyen insanlarin ayak bileklerinden yakaladiklarini ve bir anda tum caddenin bosalmasini yerin altindan gelen iskelet insanlarca kacirilmasini..bombos issiz bir sokak haline gelisini…bunu goruyorum desem inanirmisin.halusinasyon denen olguyla karsi karsiya oldugumumu dusunuyorsun acaba.yada cok fazla bilim kurgu filmi izledigimimi dusunursun.. istanbul yogun derslerinin calismalarinin arasinda hic bunaldigin oluyormu..hic isyan edesin geliyormu haykirasin avazin ciktigi kadar ..sanirim bu tur dusunceler senden cok uzaktalar..en son ne zaman bagirmistin.hatirliyormusun..peki ne kadar bagirabilirsin..nefesin kesilmeden kac saniye kac desibel…. Bir soru daha neden ben kendimden 9 yada 10 yas kucuk bir kiza bu satirlari yaziyorum.yanlis anlama kucumsedigimden degil.ama gercek bir olgu.tam manasi ile citir olan hayatin baslangicinda en guzel yillarinda ve yapilan herseyin zevk verdigi bu yaslarda olan bir kiza tasi taragi toplamis ve hayallerini daglar daglardaki yasam susleyen bir insan neden yazar.. Canim benim..hic bunlari dusundun mu.. Ben dusunmuyorum cunku bu satirlari yazan insan senden cok uzaklarda bedenine asla giremeyecek ruhuna ilisemeyecek bir boyutta yasiyor..sana rahatsizlik zarar veremeyecek bir konumda..sadece arkadas olmayi amacliyor.tutmazmisin sanaldan elimi..dertlesemezmisin..anlatamazmisin yasadiklarini.paylasmazmisin hayatini..farzetki bir melegim..kapkara giysilerinin icinde elinde bir kilic.kalkan..birde kafasinda migfer..almam kalsin dedigini duyar gibiyim.hatta afyon kilic kalkan ekibinin basiymisim filan.. İhtiyacim olmaz..cunku bende bir melegim bembeyaz kanatlara sahip istedigimde dunyayi bir tepsi icinde varolan pirinclerin tasini ayikladigim gibi kucagima alir dondururum bir saga bir sola iyi de benim kotude..sagda benim solda..diyebilirsin..ulasilamayan devamli kacan heybetinden ve ihtisamindan sual olunmayan toprak tanrisinin tek varisi tek kiziyim da diyebilirsin.. Ne olursa olsun istedigin surece yazacagim arzu ettigin olcude yaninda olacagim..takii ugur derin dondurucular aramiza giripte buzdaglari olusturuncaya kadar…ben bunu cok yasadim biliyormusun..cok istikrarli bir iliskin olur.alis verisin..diyalogun..hatta ne kadar iyi bir insan deyip yanaklarindan opesin gelir..ama onu bir gun burnunu karistirirken gordugunde tum buyu bozulur.bir anda igrenilesi tiksinilesi bir insan olur.dag iken bir cukur derinligi olmayan bir kuyu olur.uzaklasirsin..koskoca bir kazanin icinde pisen kokusuyla karnini doyurdugun corbadan cikan zavalli bir sinek o kazani ve icindekini gozunden dusurur.ac kalmayi yeglersin..iste iliskilerde boylesi ayrintilarin gelisip detay olmasiyla son bulur.. |
||
|
||
| Ortakoy Biraz olsun nefes almasi gerekiyordu. hersey ustuste gelmisti. bu kadar yogun olacagini bilmiyordu derslerin calismalarin. aslinda turkiyenin vizyon sehrine gelirken kazandigi ve dort sene boyunca okuyacagi universitenin merkeze boylesine uzak olacagini bilmiyordu. tv lerin ve gazetelerin istanbulu merkez ustu secip sadece ve sadece istanbulu degerlendirmelerine kizmiyorda degildi. turkiye sadece istanbuldan ibaret degildi. ama bu fikirleri onu terk ediyordu. bir daha donmemek uzere beyninden demir aliyordu. gezdikce dolastikca sikintilarini yasadikca bu buyuk yasli sehrin havasini teneffus ettikce farkina variyordu yanlis dusuncelerinin… istanbulun eglence yerlerini az cok biliyordu ortakoyude duymustu sagdan soldan kulaktan dolma. bir gidip gormeli diye icinden gecirirken ayaklari onu ortakoyun tam gobegine meydanin ortasina getirdi. cok guzel yaa diye icinden gecirdi. bogaza sifir bir camii etrafinda cay bahceleri ve her kulturden her cesit insan ,el ele sevgililer bagirip cagiran ve nerdeyse meydanda yuruyenleri zorla kollarindan tutarak cay bahcelerinde cay icmeye mecbur kilan kahyalar.. meshur ortakoy camii ne bakti. heybetliydi. yalilardan ve saraylardan nasil olupta kapmisti bogazin bu en guzel yerini diye icinden gecirdi. daha yakinina gelince duvarlarinin yosunla kaplandigini ve camii nin icten ice agladigini ve bes vakit haykirdigini bogaza ortakoye sesinin ulastigi yerlere ben gidiyorum ben bittim tukendim diye. o anda sanki dertlerini sorunlarini cozemeyen ve bunlardan kurtulmak icin intihar eden bir adamin goruntusu belirdi. ayaklarini suya sarkitmis ve kendi vicdaninda yapmaliyim yapmamaliyim yaparsam yapmazsam diye papatyanin beyaz yapraklarini cektigini dusundu. eskiden bende yapardim. ama seviyor sevmiyor diye.. ve seviyor cikmasi icinde hile yapardim.. hep seviyor cikardi cunku sevilmemeye tahammulum yok diye.. yine dalmisti hayallere tastan camii iste. camii camii dir. nerden cikti bu yasli adam . amaaan yine koptum hayattan yasamdan deyip etrafini izlemeye devam etti. fal baktiran cifte gozu takildi kulak misafiri oldu. roman oldugu her halinden belli kadin elindeki uc bes tasa bakip her zamanki gibi ezberinde olan ve her insanin hosuna gidecek kelimeleri birbiri ardina siraliyor ciftin tebessum etmesine yolaciyordu.. ufukta bir evlilik gozukuyordu.. cocuklari olacakti..mutlu bir evlilikleri.. tam bunlara dalmisken bir muzik sesiyle irkildi. bu bir tekneden geliyordu bogaz turuna davet ediyordu tam bir yuzen diskoydu.. dogan gorunumlu sahin gibi , tesisatda o bicimdi.. celik jantlari eksikti sadece. birde dikiz aynasindaki cd ler.. caminin arkasina dogru yurumeye devam etti.bir yasli kadin gordu duvarin dibinde mendil acip dilenen.. aslinda dilencileri sevmezdi. oyle ya calismaliydilar ve vicdanlari somurmemeliydiler.. kadinin yanindan hizla gecip denize sifir olan kafeteryaya gidecekken bir anda ayaklari durdu ve saskinlikla kadina bakti. bu yuzu bir yerden hatirlayacak gibiydi.. bu kadini bir yerden hatirliyorum ama nerden diyerek bi daha dikkatlice baktiginda az kalsin kucuk dilini yutacakti. bu eski basbakanlardan Tansu cillerin ta kendisi idi. inanmiyorum yaaa baskabanliktan sonrasinda parti baskanligindan dustugunu biliyordum ama bu kadar dusecegini tahmin etmezdim dedi kendi kendine Allah bilir camii nin imamida Necmettin erbakandir. deyip kahkaha atti.. yahu ne cilginim ben.. neler dusunuyorum deyip yurumeye devam etti.. kalabalikca insan topluluguna yaklastiginda bir tv ekibinin roportaj yaptigini gordu . ne kadar sansli bizim televizyoncular kamera gorunce toplanan merakli bir halkimiz var. bu ulkede haber ve roportaj sikintisi cekilmez diye dusundu. kalabaliga karismadan yurumeye devam edecekken bir anda mikrofonu burnuna sokmak isteyen sunucuyla karsi karsiya kaldi. sasirmisti. elestirirken halkin kameralara tepkisini bir anda kendisi malzeme haline gelmisti.. sorulan soru ise sokak hayvanlarinin zehirlenerek oldurulmesi hakkinda ne dusundugu idi.. cevap vermek istemesede agzindan oldurmek yerine bilimsel calismalarda kullanalim. deyiverdi. sunucu ilginc bir kisilikle karsilastigini anlayip peki nasil kullanabiliriz genc bayan diye sordugunda verdigi cevap kimsenin aklina gelmeyecek turden sacma sacma oldugu kadar olasi bir teori idi. sokak kopeklerini arabalara kosalim. boylelikle dis devletlere olan enerji bagimliligimizda ortadan kalkar dediginde az once kucumsedigi merakli seyler diye burun kivirdigi kalabaligin kahkalari tum meydani kapladi.. sadece bir fikirdi.. hatta iclerinden bazilari cem yilmaz öldü yasasin disi cem diye bagirdiklarini duydu.. galile de dunya yuvarlak dediginde gulmusler ve onu idam etmislerdi. avam tabakasina hic bir seyi ispatlamak zorunda degildi.. arkasina bakmadan bogaza dogru yurudu.. en sig yerinin elli metre oldugunu biliyordu. derinligi olculememisti bogazin.. kimbilir ne gizler barindiriyordu derinliklerinde.. ne turden canlilara hayat veriyor diye dusunurken bir anda dalgalarin kiyiya vururken cikardigi ses onu taa uzaklara cocukluk donemlerine goturdu.. gozlerini kapadi yere comeldi. bogazin bulanik sularina bakarak kendinden gecti.. cocuklu aksini dusunmeye basladi. cok garip bir cocuktu. yillarca uzaktan bakmis sevgisini anlatamamis kendisi ona adim attiginda ise cocugu kendinden kacar bulmustu.. hic konusamamislardi.. ama emindi kendi duygularindan oldugu kadar o guzel cocugunda kendisini sevdigine.. sonuc alinmamasi o cocugu tatli bir hatira olarak zaman zaman aklina getirmesine yolaciyordu..tatli bir tebessum ediyordu.deli cocuk sanki ne olurdu yanima gelseydin de duygularini bana aciklasaydin diye.. gozlerini actiginda bogazin derinliklerinden yuzeye dogru bir hareketlilik oldugunu gordu. kiyidan geri cekilerek yuzen cismin ne oldugunu anlamaya calisti. bu bir insandi. balik adammiydi. hayir bu bir cocuktu. bu cocukluk askinin ta kendisiydi. panige kapildi bir anda kacmayi dusundu.. bunu yapamadi. icindeki merak korkuyu yenmisti hic degismemisti. hatta ayni duruyordu. sen cok degismissin. benim uzaktan uzaga platonik olarak ask besledigim kiz degilsin artik bitmisti yillardir gorusemiyorduk neden beni aklindan gecirdin ki neden beni rahatsiz ettin ki tam ayaklarimi uzatmis ana haber bultenini seyrediyordum.. ama cagrini duydum ve senin yanina gelmem icin mecburi gorev emri cikardilar.. derdin nedir tatli kiz. neden beni dusundun.. oylesine diyebildi kekeleyerek.. peki sen yasiyormusun nasil oluyorda bu denli akintili bir bogazda yuzebiliyorsun dalabiliyorsun bu kadar diye sordu. cocuk. hatirlarmisin sevdigim seninle yan yana gelmek elini tutmak yanagina bir buse kondurmak istedigim halde bunu yapamamistim. beni reddebilecegin dusuncesiyle.. hep dusundum. dusundukce derinliklere daldim. icinden cikamadim duygularimin .. gelisemedim buyuyemedim. bunun neticesinde farkli bir karakter olarak odullendirildim ölümsuz oldum. bu bogazin efendisi oldum.. biz duygularini anlatamayip hisleriyle yasayan duygusal kisilikler gorunen dunyada basarili olamayiz. allah bizleri boyutlar arasinda gorevlendirerek odullendirir.. Ve benim burada olma sebebimde sana bunlari anlatmakti. simdi gitmeliyim bir tanker daha bogaza giris yapiyor ona kilavuzluk yapmak zorundayim.. haa birde karsi kiyida salacakta denize bakip bakip ic geciren ve dunyada kendisini cok yalniz hisseden bir genc var onu teselli etmem gerekiyor. ama zannetmeki gorunerek yapacagim bunu beynine nuzul edecegim.. ve onu bu fikrinden vazgecirecegim.. sana basarilar dilerim cekici kiz.. ve yasadigin bu olayida kimselere anlatma zaten inanmazlar deyip tekrar derinliklere daldi. Yasadigi bu ilginc olayi kendisinden baska goren olmamisti.. etrafina bakindiginda iki gencin kendisine dogru gelmekte oldugunu gordu.. uzun boylu yakisikli sayilabilecek olani serseri bir gulumsemeyle seni uzun zamandir izliyorum belli ki yalnizsin istersen bir cay icip tanisabiliriz dediginde aslinda duygularin ic dunyada yasanilip disa aksettirilmediginde deger kazandigini dusundu.. sagol erkek arkadasimla bulusucam deyip hizla uzaklasti. artik geri donmeliydi.. yasadigi olayin sokundan kurtulmaliydi. kumpircilerin onunden gecerken butun kumpirciler onu cagiriyordu.. hic bakmadi bile.. karsidan karsiya gecip otobus duragina dogru yurumeye basladi. kirmizi isikta durdugunda kulagi kupeli bir sokak kopegi yanina gelip o kocaman kara gozlerini ona dogru dikip binlerce yildir biz size hizmet ediyoruz. evlerde bahcelerde sizlerin artiklariyla yasiyoruz. her sey tamamda birde sizin demir yigini otomobillerinizimi cekecegiz. hic dusunmedin mi bunlari konusurken .. senin bu sozlerin turkiyede gundem olusturdu ve universitelerde bu konuda kursuler olusturulmaya baslandi bile. yazikki bunu sen soyledin deyip cocukken okudugu kaptan swing isimli cizgi romandaki mister blofun puiki gibi salina salina yanindan uzaklasti.. kendini gamli baykus gibi hissetti. cikmamaliyim istanbul sokaklarina yalniz basima her ciktigimda basima turlu turlu olaylar geliyor deyip otobus bileti satan bufeye dogru yurumesine devam etti.. iki bilet lutfen dediginde tezgataki genc ona iki bilet alana bir gofret veriyoruz bugun kampanyamiz var dediginde icini hos duygular kapladi. bugun yasadigi en guzel olay bu olmaliydi.. cok tesekkur ederim diye bufenin onunden ayrildiginda icini kaplayan hos dusunceler yerini kendisinin enayi yerine konduguna ait dusuncelere birakti.. cunku kampanya var diyen genc para ustu vermemisti..gofreti kendi parasiyla almisti.. istanbul cok tehlikelisin dedi etrafina bakinip gelen otobuse bindi ve okuluna yolalmaya basladi. pencere kenarinda oturup trafigi seyretti uzun uzun.. Sana kac defa dedim bu kolonyanin kapagini acik birakma yonetime dilekce verip seninle ayni odayi paylasmak istemedigimi soyliyecegim diye bagiran oda arkadasinin sesiyle uyandiginda gun agarmisti bile.. istanbulun ruyalari birinci bolum…… arthur@production.. Bu arada produksiyon sirketimizi kurduk bile.. ya canim…canim diyorum ya ne tesaduftur ki benim mail adresim .... seninkide İstanbul.. .... İstanbul…. Bu arada beni seninle tanistiran olaylar zinciri iliskimizi oylesi bir boyuta getirdiki seni tanimadan dogru durust duygularini dahi bilmezken boylesi yazilar yazdiriyor.. |
||
|
||
| Merhaba Seni ilgilendirmeyecegini sandigim konulardan bahsedecegim biraz sana..muhatabini tanimani istiyorum..biraz olsun fikir sahibi olmani..gerceklerle yuzlesmeni.tabii bu gercekler bana ait… Sahi adimi biliyormusun..biliyorsun..ama hitap ederken genc demeyi yegliyorsun..selam genc..kimse bana bu sekilde hitap etmemisti..ilginc bir hitap..zannetme sakin ola ki seni sorguladigimi yada bu sekilde hitap etmenin hosuma gitmedigini..emin oldugum bir sey var egerki ayni ortamlarda bulunsaydik degil genc diye hitap etmeyi beklide yuzume bile bakmazdin..cunku sen karsi yakanin insanisin..bizim yakanin insanlari ozguvenlerini kaybetmis ben dahil hepsi kompleks agaci olmusuzdur..ezilen hor gorulen kucumsenen ve sadece hizmet icin yaratilmis yaratiklar olarak gorulen bir zumrenin mensubuyum..hic dusunmusmuydun kolelik duzeninin devam ettigini ve dunyanin sonuna kadar da devam edecegini.belki artik zincirlere vurulmuyoruz.yada gemilerle buyuk limanlara getirilip satilmiyoruz.kimse dislerimize bakmiyor.yada bedenlerimizin dinc olup olmadigina.artik zincirleri dilimize ve beynimize vuruyorlar..aramizdan birileri kafasini cikarmak istediginde gunyuzune gunese bakmak icin secilmis kole olup carmiha geriliyor..sahi bunlarin farkindamisin..yada ne kadar farkindasin.. Hep isyan ettim..bu isyanim her zaman diyalog yoluyla oldu.devrimci hareketlerin disinda oldum.ama hep liderdim..orgutleyendim.ve hep sakincali oldum.bir amacim vardi.bir idealim bir ulkum gelecege dair.dogru bildiklerimi evrensel dogrular haline getirip tum insanligi bu dogrular uzerine insa edilecek yeni duzende refah ve mutluluk icerisinde yasatmakti hedefim.. Nerden bilebilirdim ki yalan sehrinin insanlarinin bu turden hareketlere karsi yuzyillarca once orgutlendigini silahlandigini ve acimadan yok ettigini..cocukken fark ettim bizlerin kollarina soguk muhurle numaralar vuruldugunu.ve istenileni arzu edileni degil dayatilani yasamak zorunda oldugumuzu..ilk dayagida ilkokul ogretmenimden yemistim.cok soru sordugumdan dolayi.cunku tabular sorgulanamazdi..tanriyi sorgulamak serbest yaratilani sorgulamak ise yasakti..iyi bir ogrenci olamadim.cunku hic suruye dahil olmadim.yag da satmadim balda.aptalca mendili birakip essek dayak yiyiyor demedim.hersey aptalcaydi.istop dokuztas saklambac korebe..hep seyrettim.oynamak istedigimde icimdeki ses bunlarin bana yakismayacagini soyluyor ve beni vazgeciriyordu.herkes aptal ben akilli idim ona gore.hic dikis tutturamadim.kendim soyutladim kendimi hayattan..ya cok farkliydim yada farkli olmaya calisiyordum .. Bir gun agactan dustum.yuksek bir ihlamur agacinin en yuksek dalindan.yere ayaklarimin uzerinde dustum.hic bir sey olmamisti.anlattigimda herkeslere inanmadilar.cunku fizik kurallarina aykiriydi.imkansizdi..secilmis oldugumu anladim.hic bir sey bana zarar veremezdi..ben dunyanin yeni kurtaricisi beklenen mehdi olabilirdim..denize hic girmedim.cunku asam yoktu musa(as)gibi..denizden gelecek saldirilari bertaraf edemeyebilirdim..yukseklikler tutku oldu bende..yeni insaatlarin buyuk binalarin yuksek agaclarin tepelerindeydim.zamanimin cogunu oralarda geciriyordum.insanlara tepeden tepelerden yuksek daglardan bakiyor ve asla onlarin icine karismiyordum..cunku ustundum onlardan.. iclerine karismak zorunda oldugumdada agirligimi hep hissettiriyordum.her zaman icin istenilen arkadasligi arzulanan cevresinde insanlarin halka yapip merkeze oturttugu birisiydim.. Her sey yalanmis………………………..yalan dolan……………..bir yilanin halt etmesiymis…………………… Bir kiz tanidim..ne guzel nede cirkin..beni kendine asik eden..tum rutbelerimi soken boynuma tasmayi takip sokak sokak dolastiran …magrur olma padisahim senden buyuk Allah var.. Allah gurur ve kibir abidesi olan beni bir kiza kul kole yapmis buyuklenmemin kibirlenmemin cezasini vermisti..artik bir kuyu idim .bazende bir cukur..yararsiz faydasiz ici tasla toprakla doldurulmus bir kuyu ve gelen gecenin ayaginin takilip dustugu tokezledigi yolun ortasindaki bir lanet cukur…olmamaliydi..yasanmamaliydi..bu durumlara dusunulmemeliydi.bir deli dervistim artik.butun dolastigim sehirlerde kucuk cocuklarin pantolonuma teneke kutular bagladigi yeri geldiginde tasladigi ve her gittigi yerden kovulan bir gariptim Tahta cikmayi bekleyen bir sehzade olan ben bir anda saci sakali uzun bitlerin ve pirelerin ozgurce yasadigi bir beden olmustum beynin ve kalbin olmadigi ruhu ile baglantinin kesik oldugu bir hilkat garibesi.. Ah kiz..guzel kiz..canim kiz..herseyim kiz…hic bilmedi hic anlamadi..onu ne kadar cok sevdigimi onun icin herseyden vazgectigimi…hic bakmadiki yuzume gozlerime..sormadiki.. Sadece kendinden emindi .o bir tanricaydi bense afrikali bir kole… Kolelik hic bitmedi hayatimda..hep kole oldum kactikca yakalandim isyan ettikce cezalandirildim hic bir sey yapmadigimda sorgulandim neden sessizsin ne dusunuyorsun diye.. Kadermiydi..yasanilan……… Bir gun birileri cikip sen bilgesin dediler..sen bu dunyaya yedinci kez geldin..ve bizim halkamiza destek verecek bizlere yol gosterecek engin bilginden istifade ettireceksin dediler Guldum hallerine.seyh bendim ucmuyordum ucmayida bilmiyordum.murit onlardi beni ucuruyorlardi… Sonra bir gun aynaya baktigimda bir hic oldugumu anladim…kocaman bir hic..curmum kadar yer kaplayamayan… Kimdim ben neydim ben ne olmustum ne olacaktim…ölenlere aglamadim doganlara gulmedim..bayramlarda sevinmedim yilbaslarini kutlamadim.torenlere katilmadim.maclara gitmedim.takim tutmadim..ibadette etmedim..inanmadimki gordugum herseye goremediklerime bilumum canli hayvan hayvanata.., Bazen seytan oldugumu dusundum..kotuluk yaptim kin besleyip kan doktum..gozlerin uzerindeki kasa tahammul edemedim..nehrin ust tarafindayken alt taraftaki kuzulari suyumu bulandirdiklari icin yedim..nehirler asagiya akarken…. Kar kalmadi yanima..dustum dustukce tekmelendim..camiam terk etti..ailem yuzcevirdi..babam ölerek kacti benden.. Melek olayim dedim..iyilik yapmak istedim yine sorguladilar.kime hosgoru gosterdimse nahosgoruyle karsilik verdiler..enayi yerine koyup birde alay ettiler.. Oylesine uzaklastim ki kendimden benligimden bir anda bosluktaki issiz bir gezegen oluverdim..ne musaya yaranabildim nede isaya…kimim ben dedikce basimin uzerinde ucusan kel kafali mahluklar sen bir hicsin sadece avare ahmagin tekisin sen bizim oyuncagimizsin diye ellerindeki tokmaklarla kafama vurdular.. Guclu olmaliydim onlari yenip devletimi tekrar kurmaliydim..her ne pahasina olursa olsun bunu yapmaliydim..devletimi hayata gecirmek isterken zulum yaptim..zulumle abad olmaz sozunu duydugumda yine coplukteydim… Yillarim gecti doldur bosaltla..kimseler anlamadi.anlasilmadim.ne seviyorum diyebildim nede birileri bana sevdigini soyledi.cok yalnizdim..yapayalniz..gunes birakmis ay terk etmisti.bir zindan idi orulu taslardan demir parmaklikli penceresi olmayan…kimseler ekmegin icinde eye getirmedi yada bir tepsi boregin icinde carsaf…ben zindan iken daltonlar devamli hapishanelerden kaciyor kemal sunali sener sen carsaf giydirerek hapisten kurtariyordu.. Nerde benim Cleopatram.nerde benim kadinim..evlenmisti.coluk cocuga karismisti..ogluma senin ismini verecegim diye soz vermisti…sozunu tutmadi..evinin kadini oldu..cok mutlu oldu.. Kimse beni dusunmuyor..ama ben herkesi dusunuyorum.surgundeki devrik kralim.dudaklarimi diktiler naylon ip ve yorgan ignesiyle..kulaklarima agactan takozlar caktilar.gozlerimi bantladilar.beni benden ettiler.benligimi caldilar bahcemize giren erik hirsizlari erik agaclari olgunlasmis eriklerle dallarini yerlere surterken.. Bir cirkin kraldim kurbaga seklinde.kimse opmedi buyuyu bozamadi.dinlemedi anlayamadi.. İste bu benim karsi yakanin kizi…neden benimle diyalog kurdugunu yada neden kurdugumu bilmiyorum.belki bir liman arayisindayim..bir baslangic noktasi aramaktayim..ya sen.. Senin bir seyler aradigini zannetmiyorum..bir seyleri kaybettiginide..yada yanilmaktayim.ayni uzaktan bulut gibi gozukup yaklastiginda obek obek ebabil kuslarinin agizlarinda kucuk taslar tasiyarak beni yoketmeye geldiklerini anlayamadigim gibi.. Seninle gorusmek istiyorum..yuzyuze…gormek istiyorum..bugun yada yarin..yada seneler sonra..her ne zaman olursa..konusmak istiyorum..sesini duymak beynimde algilamak istiyorum.. Citir sana kahve ismarlamak istiyorum..kirk yil hatiri olsun diye…cevap bekleyecegim..muspet yada menfi.. Ben bana yazdiran kizi tanimak arzusundayim.buyu bozulsa bile..bunu yasamak istegindeyim…sen istemesen bile……… |
||
|
||
| Başka bir şehirde de yaşadım. Edirne'de. İstanbul bir özlem şehridir. Asla kendin olamazsın burada. Sahilde otursanda. Ya da kuşlara yem versende. Kalabalıktır çünkü. Kendinde başka hayatlarıda yaşarsın. Başkalarının hayatlarına hizmet edersin belkide. Özlem bir şehir kadar büyüdüğünde içinde işte o zaman otobüs yolculuğu sırasında anlarsın yaklaştığını evine. Evin uzun bir yolculuktan sonra varılan ve gülümseyen yüzlerdeki gözlerin seni içine aldığı bir yerse eğer, evin bu şehir kadar güzeldir. İstanbul asla senin şehrin olamaz. Sen istanbul'unsundur. Çünkü sen gitmek istesende o izin vermez. Gittiğinde seni çağırdığını duyarsın. Ve ..Bir Gül.. Papatya olmak istediğinde onu anlayamazsan, Ve eğer istanbul seni çağırıyorsa papatya olmak isteyen ..Bir Gül'ün çırpınan elleriyle o zaman herkesin içinde ağlarsın. |
||
|
||
| Bagdat caddesi Yine yalniz basina sayiyordu kaldirimdaki taslari cizgilere kirmizi olanlarina basmadan yuruyordu.mark and spencerin tepesindeydi tanri yine kolacan ediyordu kurdugu duzene bakip buyukleniyor kibirleniyordu.kafasini kaldirip uzun uzun bakti ve yumruklarini sikip dislerini gicirdatarak yemin etti yeminlerinin ustune bir yemin daha istif etti.lanet olsun sana ve senin gibi tanrilara emin ol bu duzeni basinda paraliyacagim ve bir gun senin mezarinin ustune wc insa ettirecegim diyerek saskinbakkaldan asagi sahile dogru yurumeye basladi.durup dururken bunaltmisti kendini sahile inip deniz kenarinda oturmayi dusundu kayaliklarda dusunmeyi dusundukce gelecege yeni kapilar pencereler kopruler ve yollar insa etmeyi.her gun farkli saatlerde bagdat caddesini bir asagi bir yukari turlayip kendi kuracagi duzene ait degerlendirmeler yapiyordu….yikmak istedigi bir duzen bir buyuk dag bir okyanus olsada bunun icin calismali bunun icin can vermeliydi.elit tabakanin mutlu azinligin yasama alanlarini baslarina yikmaliydi.bunun icin once bagdat caddesi tanrisinin gucunu ortadan kaldirmaliydi ne de olsa bu caddeyi yillar once o kurmustu. kurmus oldugu bu duzeni ulkeye hakim kilmisti.iktidarini saglamlastirmak icin nitelikli insanlardan yararlanmis onlari bu bolge icerisinde toplamis ve isteklerine boyun egdirmisti.onlarin yasadigi evleri birer servet dukkanlarini ise dunyaca unlu markalarla donatip dunya ucunculugune kadar yukseltmisti pahalilikta ve luks yasam kosullariyla..en cok marks and spencerin ustune cikip yaratmis oldugu bu semti seyrediyordu… Dilenci gorunumlu saci sakali birbirine karismis kokusundan dolayi insanlarin burnunu kapatarak yanindan uzaklastigi kisi kurulan duzene karsi gelen ve bir gun bu duzenin yikilip fakir fukaranin buralari isgal edip luks yasami zenginlerin basina gecirecegi gunun hayallerini kuran bunun gerceklesmesi icin her gun arastirmalar yapip bolgenin cografi ve jeopolitik yapisini inceleyip zayif yanlarini arastiriyor ve her gun bunun icin notlar tutuyordu…bu pis adamdan kimse suphelenmiyordu.ama bazen kose baslarinda duran kucuk amerikanin taklitci gencleri bu adami gorduklerinde aralarinda bu mitciymis polismis diye aralarinda konusuyorlar fakat buna kendileri bile inanmiyorlardi.arkasindanda kahkalar atarak alay edip mitci simitci diye bagiriyorlardi.. Bostancidan kadikoye kadar olan bu uzun cadde genis kaldirimlari pahali markalarin satildigi dukkanlari yuksek kiralariyla emperyalizmin kalesi konumundaydi.kulturel ve sosyal degisim ilk burada baslar sonrasinda ulkenin diger taraflarina yayilirdi.zenginlestirilmis olan halk diger insanlari emrinde calistirirken kendileride bagdat caddesi tanrisina kolelik yapmakta olduklarinin farkinda degillerdi.bir kac kilometre ileride yasanan sefalet fakirlik umurlarinda bile olmazdi.cunku onlar zenginliklerini hak ederek kazanmislardi calismislardi.pis fakirler ise tembel tembel yatmaktan baksa bir sey dusunmezlerdi. isyerlerinde fabrikalarinda calistirdiklari bu pis insanlar isten kaytarmanin yolunu ararlardi eger sopayi gostermezlerse calismazlar ve isi savsaklarlardi.hakediyorlardi gecekondularda yoksulluk ve sefalet icerisinde yasamayi. Yine civil civil sensakrak bir tatil gununde bagdat caddesi saskinbakkal mevkii…….. Luks arabalarinda caddeyi bir yukari bir asagi kat eden gencler modifiye edilmis araclariyla caddeyi bir acik hava luks otomobiller fuarina donusturen.firlamalar, kaldirimlarda yuruyen zuppe gencler iste cagdas ulkenin gelecegi diye bos beyinleriyle ulkenin yonetimini teslim edecekleri bu zuppe gencleri takdir le izleyen yasli tayfasi ve bunlarin arasinda ekmek derdindeki gercek halk kahramanlari.mendil satan cocuklar taksiciler dolmuscular ve uc tekerlekli arabalariyla kagit toplayan ustu basi yirtik kagitcilar..oylesine zit goruntuyduku bunlar.cunku butun gun bir cop konteynerinden otekine kosan butun gun kilometrelerce yol kateden bu kisilerin gunluk kazanclari barlarda bir bardak icki parasina denk geliyordu nerdeyse.. Bagdat caddesinde bunlar yasanirken bir kac kilometre otede ise sefalet dizboyu bir yasam ve hayat mucadelesi veren insanlar mevcuttu..gecekondularin icinde yasamakta ve odun komur parasini nasil denklestirip kisi gecirme planlari yapiyorlardi.daha oncesinde odemeleri gereken elektrik su faturalarini gunlerdir yirtik yamali ceketlerinin ceplerinde tasimaktaydilar…kacinilmazin sonu buralardan baslayacakti.yasanan sefalet sosyal adaletsizlik yeni yetisen gencleri kanunsuzluga itmekte sevketmekte ve bunun herkes farkinda olmasina ragmen kimse harekete gecmemekte ve vur patlasin cal oynasin hayat devam etmekteydi bagdat caddesi federe cumhuriyetinde… Bunun icin vardi bunun icin dolasmaktaydi izlemekte ve kafasinda planlar kurmaktaydi dilenci gorunumlu toplum muhendisi..yeniden kurmak icin renksizligi ortadan kaldirip yesil beyaz mavi kirmizinin tonlarini yasama gecirmek icin..bunun icin bagdat caddesi tanrisi ortadan kaldirilmaliydi.mark spencer yikilmaliydi.ama nasil olacakti.bir sigara yakti suadiye isiklarinin dibinde oturarak..her kirmizida yoldan gecenlere bakti.buyuluydu buyulenmisti insanlar donuk bakisli kadinlarin yuzundeki makyaj mimiklerini kapatmis guzelliklerini ortmustu bunun farkinda bile degillerdi.actiklari gobeklerinde tasiyacak olduklari yeni nesillerden hayir beklenemezdi.zira daha dogmadan hayasizlasiyordu neslin arkadan gelenleri..ask yoktu sadece cikar iliskileri vardi.sevgi yokolmustu.kendisine burnunu tutarak yada bir an icin nefes almayarak para verenler bile sadece gosteris icin yarin obur gun sagda solda anlatacaklari icin veriyorlardi sadakalarini.bir elin verdigini oteki elin gormemesi gerektigi kuralini gozardi ederek..bizim ulkemiz adam olmaz bu ulke hic bir zaman ileri refah seviyesine ulasamaz muhabbetleri yapiyorlardi kaldirim kafelerinde sokaktaki ac insan manzaralarina bakarak..masaya servis yapan garson bir aylik maasini servis yapiyordu masadaki mutlu azinligin bireylerine. Farkindaydi tanrisi caddenin ileride yasanacaklara yasanilasi muhtemel olaylara tedbirler dusunuyordu.yuksekten izleyerek kendi yaratmis oldugu duzenin insanlarini..ozerk bir bolge yaratmisti.fakirlerin giremedigi dolasamadigi alis veris edemedigi.sadece hizmet ettigi..bu duzeni korumaliydi.cunku sosyal patlama bu duzeni mahfedebilirdi.bunun icin duvar ormeyi dusundu nobetcilerin olacagi ve ozel izinli insanlardan baskasinin giremeyecegi bir proje ile korumaliydi insanlarini. Bir kac ay sonunda bitmisti duvarlar orulmustu cepecevre sarmisti bagdat caddesini bostancidan kadikoye.fislenmisti tum insanlar .herkesin bir kodu vardi omuzlarina kazinmis.artik varos insanlari girememekteydi.hatta taksiler dolmuslar bile.bostanciya kadar gelebiliyorlardi.copleri toplayanlar yerleri supurenler ozel secilmislerdi.apartmanlarin hizmetcileri kapicilar boyunlarinda tasmayla geziyorlardi.caddeyi artik ulkenin polisi askeri korumamakta ozel olarak dunya disi varliklar gorevlendirilmis boyutlar arasinda dolasmakta olan ruhani ve cismani varliklar bu gorevi yurutuyorlardi.artik yoktu isiklardaki gocebe romanlar kaldirimda yururken klakson calarak rahatsiz edici davranislarda bulunan taksiler dolmuslar.dogan sahinler yoktu artik ciplerin arasinda.dilencide yoktu artik giremiyordu. Denizden gelecek saldirilari ise bagdat caddesi tanrisinin ozel izinle getirdigi okyanus canavarlari onlemek uzere konuslanmisti.dunyanin onde gelen buyuculeri kahinleri falcilari bolgede buyuk ihtimam ve ozenle yerlestirilmisti.devamli surette tarotlara ve yildizlara bakarak istihbarat calismalari yapiyordu.yikilamazdi.yokedilemezdi imkansiz denen hic bir sey yoktur sozu vardir diye telaffuz edilir olmustu.imkansiz yasaniyordu artik dunya uzerinde bagdat caddesinde.. Dilenci caresizdi.tum planlarini tekrar tekrar gozden gecirmeye basladi.orgutlemeliydi garibanlari ama nasil yapacakti. Bir kisiyle basladi .once yureklerde kurdu yeni orgutun tohumlarini kalplere atti.sonra bin kisi.tek bir yurekti artik.inanc onbinlere ulasti.nitelige onem verdi.cekilen sefaletin icerisine atilan yurek tohumlari yesermeye gecekondu daglarini yesertmeye gunesin ayin bulutlarin saf degistirmesine yolaciyordu.atil bir vaziyette varolan enerji artik safini belirlemisti.petrole altina dolara karsi bir cephe olusuyordu yalinayak yirtik ayakkabiyla dolasan eli yuzu yarali kirli cocuklarin bedeninde ruhunda yureklerinde… Bir sabah gunes dogmadi ay kendini hic gostermedi.karabulutlar kapladi bagdat caddesini simsekler cakti yagmur yagdikca mutlu insanlar kactilar evlerine.gozgozu gormuyordu.ardindan sis basti..buyuculer kahinler gelecek tehlikeyi onceden sezmis ve kimi baykus kimi akbaba kiliginda terk etmisti.ve bir anda duvarlara saldirdi is makinalari ardindan yurek insanlari gozle gorulmeyen cismani varliklar dirensede varos insanlari onlari sifre sozlerle yaktilar.tum caddenin duvarlar icerisindeki sehrin insanlari baslarina geleceklerden dolayi sarilmislardi cocuklarina.direnis gostermenin faydasinin olmadigin farkinda olup canlarini kurtarmanin telasina dusmuslerdi.devletin polisi sadece seyretmekle kaliyordu.zira onlarda gecim zorlugu ceken insanlardandi.seni filan yere surdururum diye yukaridan bakip azarlayan insanlarin dustugu durumlari alayli bir tebessumle izliyorlardi.askerler emre uymayip anne baba arkadaslarinin baslatmis oldugu bu temizlige karsi durmamislardi. Tum bagdat caddesi halki caddebostandan gemilere bindirildi.hayatlari bagislandi.ulkeden bir an evvel cikarilmalari icin balikci tekneleri kendilerine eskortluk yaptilar bosaltilan evler yagmalanip yikildi.yagmaya katilanlar evlere girdiklerinde saskinliklarini gizleyemiyorlardi.kendi sefil hayatlarina nazaran yasanan bu luksu israfi gorduklerinde dahada azginlasip cengiz hanin mogol ordusuna tas cikartiyorlardi.arabalar ters cevrilip yakiliyor dukkanlar yagmalaniyordu.bir milyarlik ayakkabilar artik kendi ayaklarini susluyordu. Dilenci artik olaylarin cigrindan ciktigini goruyor lakin hic bir sey yapamiyordu.saskinbakkaldaki kalabaligi izliyor ve aklina fenerbahcenin ucuncu yildizi taktigi gunku mahseri kalabalik aklina geliyordu.bagdat caddesi tanrisi kacmisti.belkide bilinclenen insanlarin yiktigi duzenine son bir kez bile bakmamisti.belkide bilincsiz insanlarin yasadigi ulkelere gitmisti yeni duzenler kurmak icin. Olaylar yatismis dumanlar tutuyordu zenginligin semtinden.binalar yikilmisti.paylasmayi bilselerdi keske sevgiyi saygiyi kendi cikarlarina gore kullanmayip tum insanligin faydalanip kullanilmasi yonunde kullansalardi keske deyip yirtik ceketinin yakalarini kaldirip yurumeye basladi dilenci.zenginlik tanrisinin pesinden gidip boylesi olaylarin bir daha yasanmasini engellemeliydi. Bagdat caddesi bir daha imar edilmedi. binlerce insanin ziyaret ettigi bir acik hava muzesine donusturuldu.zenginligin vermis oldugu gucun inanc karsisinda hic bir ise yaramadigini belgeler vaziyette bir hayalet semt olarak kaldi…. |
||
|
||
| Yine geceler yurumekte gunduzler kacmakta careler tukenmekte bir hal caresi bulamamakta nerden geldim nereye gidecegim sorularini kendine sormakta, anlamakta basina gelenleri ,gelecekleri tahmin etmekte ,bilmekte bildigi halde inat etmekle gecmekteydi gunler ….mutsuzluktu yasadigi, belkide istedigide buydu. Neden ben diye isyan etmekte avazi ciktigi kadar bagirip ,parktaki guvercinleri ucurmak kasabin onunde beklesen ,uc tekerlekli arabasiyla balik satan yasli adamin pesinden giden ardi sira yuruyen kedilerin ödünü koparmak , kirmizi hirka giydirdigi kucuk beyaz kopegiyle kaldirimda yuruyen kokana kadini deprem oluyormuscasina sarsip kacirmak istiyordu.ama bunu ne kendisi nede sahip oldugu karakteri yapmasina firsat vermiyordu. Dunyayi bir eliyle ay’i diger eliyle tutup gunese atip ,kavrulmasini icindekilerle beraber yanisini eriyisini cekirdek citlatarak uzayin derinliklerinde havada asili duran yildizlarin birinde yangelip yatarak seyretmek arzusunda olsa bile bunu yapamamanin yapamayacak olmanin dayanilmaz acisiyla yanip tutusurken yanan kavrulan kendisiydi kendi kendini yakmaktaydi farkinda olarak olmayarak bilincli yada bilincsiz, kendisiydi mum gibi eriyen, eritende kendisiydi … Gunler ne cabuk gecmisti bir cocuktu genc ti simdi orta yaslarda yarin yasli gozlerle ihtiyar bir nene..degisim kacinilmaz olarak devam ediyordu .aynalar gercekleri saklamiyor hala cok guzelsin sozlerini yalanlarcasina alnindaki cizgileri derinlestiriyordu gozlerinin yansimasinda .. Ben kimim.ben neyim.ben ben ben …. Karanlik odada dort duvar arasinda disaridan sizan isik duvara yansiyan golgesi.yapayalniz..birilerinin olmasini yada sadece birisinin olmasini hayal ediverdi.cocukken sevdigi her an gormek icin maymunluk yaptigi agaclara tirmanip yapraklarla kapli dallarin arkasina saklanip avazi ciktigi kadar bagirdigi o tatli cocugun olmasini kalben istedi kalp agrilari icerisinde.. Karsisindaydi iste yine yakisikli yine guzel suratli yine cekici yine sekermi sekerdi.cocuk saskinlik icerisindeydi.korktu.karanlik odanin icerisindeki karalti onu korkuttu.kacmaya calisti yerinden kipirdayamadi.korkma benden ben istanbulum diyemedi.cunku istanbul bir cocuk degildi. istanbul yetiskin bir kadin olmustu.karsisindaki cocugun sadece yanaklarindan makas alabilirdi..hesaba katmamisti kurdugu hayalde bir yanlislik yapmisti.tami tamamina 16 sene 16 koca yildi yapilan yanlisligin sebebi.o cocuktu ..kucuk cocuk.seni sevemem teyze dedi korkarak titreyen sesiyle..sevemem..sevemem.sevemem… Cocukluk askida mutlu edememisti hatta mutsuzluguna tuz biber olmustu.. Kafasini kuzey ruzgarlarini alan odasinin duvarina yasladi..hickira hickira agladi.bogazina dugumlenen duygulari yasadigi depdebeli hayatin isi tozu kiri pasiydi yutamadigi disari cikaramadigi bogazinda dugum dugum dugumlenen…buyuk İskender nerdesin.nerdesin buyuk kral iste sana bir dugum daha .hani cozmustun ya hani bir kilic darbesiyla yuzlerce yildir cozulemeyen dugumu …bu dugumude coz.kurtar bu genc kizi ..belki de tum mahalle duydu o gur sesini iskenderin..benim kendime faydam yok yanmaktayim kor olup lime lime kesilmekte ve pidenin uzerine yatirilmaktayim uzerime domates salcasi boca edilip kizgin yagla daglanmaktayim tum benligimle bedenimle kimligimle lokantalarin musterilerine ikram edilmekteyim diyen haykirisini… Ellerini basinin arasina alip agladi.agladi agladi..sabah tan yeri agarincaya kadar.pencereden baktiginda buyuk ada aciklarinda aglarini toplayan balikci teknelerini gordu.lodos vardi.adalar yakinlasmis evler tek tek gorulebiliyordu.sonra ezan sesi duyuldu.tek minareli camisinden mahallenin.namaz kilmayi dusundu..allaha yalvarmayi.yakarmayi..vazgecti.yapamam.hangi yuzle ondan yardim isterim.ona hic kulluk yapmadim ki diye gecirdi icinden..ezan bittiginde hoca ey kiz.ey guzel gozlu genc ceylan..tevbe kapisi ardina kadar acik.ne olursan ol yine gel diyen mevlananin cagirdiklari arasinda sende varsin..butun mahalle duymustu..yada yine oyun oynuyordu kafasindaki insanlar.yine sesler birbirine karismisti.konusanlar bagirip cagrisanlar. Yine oyun oynuyorlardi cocuklar bagirasarak arabalarin arasinda.dokuz tas yakan top istop ip atlayan sek sek oynayan saclari orgulu kucuk kizlar..bakkal hasan kasalari cikartiyordu kapisinin onune.ise gitmeliyim diye kalkti sindigi duvarin dibinden.yine bir gece bitmisti.acilarla dolu bir hayat belkide bitecekti ayni duvarin altinda.isiklari yakti.buyusu bozulmustu karanlik odanin.bir baska benligi sardi bedenini makyaj yapmaya basladi aynanin karsisinda.is yerinde yillardir oturdugu koltugu birakmaya niyeti yoktu.cunku kendisinden baska layik biri yoktu.en guzeli benim en cekici olani calisanlarin.birde kafesteki muhabbet kusu.yemyesil sirti sari renkte kanatlari masmavi gogsuyle rakibiydi.bir gun salicakti kimsenin olmadigi bir esnada gokyuzune.ama bunuda yapamazdi.cunku rakibinin gozu onunde olmasi onun lehineydi.bulutlara kadar ucacak olan muhabbet kusu ona yukseklerden bakacak ey gidi insanogluinsan inansaydin benim gibi en ustun sen olacaktin.mademki saldin beni allahta seni salsin diye sakirdayacakti belkide alayli alayli… Ucmak ucmaliydi.paris Londra Berlin roma semalarinda.gozlerini kapadi.actiginda rahat yatagindaydi ustu basi acilmistikollari bacaklari buz kesmisti .. buzhaneye donmus yatakodasinin yanmayan kaloriferinin yanindaki komodinin ustundeki gozlugunu takti gozlerine..yine karmakarisik ruyalar gormus.karman corman olmustu .. Cozebilene askolsun istanbul yasamayan yasadigi sanilmayan bir mutsuz kadin.. istanbul ununu eleyip elegini asmis bir kadin.. istanbul yalniz yapayalniz kalan dusenin tekmelendigi ahir zamanda yasayan bir cirkin kadin.. Konumuzla ve muhataplarimizla herhangi bir alakasi yoktur.sadece yazarin sacmaladigi bir yazinin karakteridir..kahramanidir.. arthur@production aralik 2004-12-20 |
||