SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Nicelizm

Konu: Nitzsche ve üstüninsan

Sayfa: [ 1 ]

deniz 17.06.2004 08:21:57
Nitzsche ve Üstüninsan
Böyle Söyledi Zerdüşt  S.17

İnsan bir iptir, hayvan ile Üstinsan arasında gerilmiş - bir ip ki uzanır bir uçurumun üzerinde.
Tehlikeli bir öteye-geçiş, tehlikeli bir yolda-oluş, tehlikeli bir geriye-bakış, tehlikeli bir ürperiş ve duraklayış.

İnsanı büyük yapan, onun bir amaç değil, bir köprü olmasıdır; insanın sevilebilecek yanı bir öteye-geçiş ve bir batış olmasıdır.

Severim batmaktan başka bir yaşam bilmeyeni, çünkü öte tarafa geçendir o.

Severim büyük aşağılayanları, çünkü bunlardır taparcasına sevenler ve öteki kıyıya duyulan özlemin okları.

Severim mahvolmak ve kurban olmak için önce yıldızların ötesinde bir neden aramayanı; yeryüzü gelecekte Üstinsana ait olsun diye kendisini yeryüzüne kurban edeni.

Severim idrak etmek için yaşayanı ve gelecekte Üstinsan yasasın diye idrak etmek isteyeni. Böylece kendi çöküşünü ister o.

Severim, Üstinsanın evini inşa etmek ve toprağı, hayvanları ve bitkileri onun geleceği güne hazırlamak için çalışanı ve keşfedeni. Böylece kendi çöküşünü ister o.

Severim kendi erdemlerim seveni; çünkü erdem yok olma istemi ve bir özlem okudur.

Severim kendisi için bir nebze ruh bile alıkoymak istemeyip, tamamen kendi erdeminin ruhu olmak isteyeni; böylece köprüden ruh olarak geçer o.

Severim kendi erdeminden kendi tutkusunuve kendi kara talihim yaratanı; böylece ancak erdemi uğruna yaşamak ister o ve artık yaşamak istemez.

Severim, çok fazla erdemi olsun istemeyeni. Bir erdem, iki erdemden daha fazladır; çünkü kara talihin bağlandığı daha sağlam bir düğüm demektir o.

Severim, gönlü harcanıp gideni, ne teşekkür bekleyen ne de etmek isteyeni; çünkü hep armağan eder ve kendisin! esirgemek istemez o.

Severim, şans ondan yana gittiğinde utanıp da kendine: "Ben hilebaz bir oyuncu muyum ki?" diye soranı; çünkü mahvolmak ister o.

Severim, bir işe başlamadan önce altın sözler saçanı ve her zaman vaat ettiğinden daha fazlasını yerine getireni; çünkü kendi çöküşünü ister o.

Severim, gelecektekileri haklı çıkaranı ve geçmiştekileri kurtaranı; çünkü şimdiki zamandakilerin eliyle mahvolmak ister o.
Severim, tanrısını sevdiği için tanrısını yerden yere vuranı; çünkü tanrısının öfkesi mahvedecektir onu.

Severim, gönlü yaralandığında bile derin olanı ve küçük bir hadiseden bile çöküp gideni; böylece köprüden seve seve geçer o.

Severim, gönlü dolup taşanı, bu yüzden kendisini bile unutanı ve her şeyi içinde barındıranı; böylece her şey çöküşü olur onun.

Severim, ruhu da, yüreği de özgür olanı, böylece onun kafası sadece yüreğinin iç organlarını oluşturur, ama yüreği onu yokoluşa götürür.

Severim, ağır damlalar gibi olanların tümünü, onlar ki tek tek düşerler insanların üzerindeki kara buluttan; yıldırımın yaklaştığım haber verirler ve haberciler olarak yok olurlar.

Bakın, ben yıldırımın habercisiyim ve ağır bir damlayım buluttan düşen; ama Üstüninsandır bu yıldırımın adı.

 

deniz 18.06.2004 22:20:24
Nitzsche nin üstüninsan yazınlarına devam:

Böyle söyledi Zerdüşt
Sayfa:325
...

1
İnsanlara ilk defa gidişimde, münzevilere özgü bir budalalık, büyük bir budalalık yaptım; pazaryerine girdim.
Ve herkesle konuştuğumda, hiç kimseydi aslında konuştuğum. O akşam ip cambazları ve cesetler oldu yoldaşım; bir ceset oluyordum neredeyse ben de.
Ama yeni doğan günle birlikte yeni bir hakikat geldi bana: "Beni ne ilgilendirir ki pazaryeri ve ayaktakımı ve ayaktakımının gürültüsü ve ayaktakımının uzun kulakları" demesini öğrendim.

Siz, daha yüce insanlar, bunu öğreniri benden; pazar-yerinde hiç kimse inanmaz daha yüce insana. Orada konuşmak mı istiyorsunuz, pekala' Ama ayaktakımı göz kırpar, "Hepimiz eşitiz," diye.
"Siz daha yüce insanlar," -böyle göz kırpar ayaktakımı- "daha yüce insan yoktur. Hepimiz eşitiz; insan insandır, tanrının Önünde - hepimiz eşitiz!"
Tanrının önünde! Oysa artık bu tanrı öldü. Ama biz ayaktakımının önünde eşit olmak istemiyoruz. Siz daha yüce insanlar, uzaklasın pazaryerinden!

2
Tanrının Önünde! Oysa artık bu tanrı öldü! Ey, daha yüce insanlar, bu tanrı sizin için en büyük tehlikeydi.
Onun mezara girmesiyle siz ancak yeniden dirildiniz. Şimdi geliyor büyük öğle, şimdi daha yüce insan olacak efendi!
Anladınız mı bu sözlerimi, ey kardeşlerim? Dehşete kapıldınız; yüreğiniz mi sersemledi? Önünüzde bir uçurum mu açıldı? Cehennem köpeği mi uluyor size?
Pekala! Hadi hakalım! Siz, daha yüce insanlar! İşte şimdi insan geleceğinin dağı doğum sancıları çekiyor. Tanrı öldü; şimdi biz istiyoruz ki, Üstinsan yaşasın.

3
En kaygılılar şöyle soruyorlar bugün: "însan nasıl korunacak?" Ama i!k defa ve sadece Zerdüşt soruyor: "İnsan nasıl aşılacak'!!"
Üstinsan yatıyor yüreğimde, odur benim ilk göz ağrım ve biriciğim - insan değil; komşu değil, en yoksul değil, en çok acı çeken değil, en iyi insan değil.

Ey kardeşlerim, insanın sevebileceğim yönü, bir geçiş ve bir batış olmasıdır. Sizde de var, sevgimi hak eden ve bana umut veren pek çok şey.
Aşağılıyor olmanız, ey daha yüce insanlar, umutlandınyor beni. Büyük aşağılayanlardır çünkü, büyük saygı duyanlar.
Kuşku duyuyor olmanızda saygı duyulacak çok şey var. Çünkü siz teslim olmayı öğrenmediniz, küçük kurnazlıkları öğrenmediniz.
Günümüzde küçük insanlar efendi oldu; onlar hep boyun eğmeyi ve alçakgönüllülüğü ve kurnazlığı ve çalışkanlığı ve gözetmeyi ve bunlar gibi bir sürü küçük erdemi vaaz ediyorlar. Kadınsı olan ne varsa, kölelikten gelen ne varsa ve özellikle de ayaktakımı kalahalığına özgü ne varsa: İşte bunlar efendi olmak istiyorlar tüm insanlığın kaderine -ah, tiksinti' Tiksinti! Tiksinti!
Şunu sorup duruyorlar, hiç usanmadan: "İnsan kendini en iyi, en uzun, en hoş nasıl koruyabilir?" işte böyle, günümüzde efendi oluyorlar.
Günümüzün efendilerini aşın, ey kardeşlerim - aşın bu küçük insanları; bunlardır Üstinsan için en büyük tehlike!
Aşın, Siz daha yüce insanlar, ey kardeşlerim, aşın küçük erdemleri, küçük kurnazlıkları, kum taneciğini bile gözetmeyi, karınca sürüşü anlamsızlığım, sefil huzuru, "çoğunluğun mutluluğu"nu!
Boyun eğmektense, Ümitsiz olun daha iyi. Ve sahiden, bugün nasıl yaşanacağım bilmediğiniz için seviyorum sizi, daha yüce insanlar! Çünkü böyle yaşarsınız siz, en iyi!

4
Cesaretiniz var mı, ey kardeşlerim? Yürekli misiniz? Tanıklar önündeki cesaret değil, hiçbir tanrının tanıklık etmediği bir münzevi cesareti, bir kartal cesareti gerekli.
Soğuk gönüllülere, katırlara, körlere, sarhoşlara yürekli demem ben. Korkuyu bilen ama korkuyu yenendir, uçurumu gören ama ona gururla bakandır yürekli kişi.
Uçurumu gören ama uçuruma kartal gözleriyle bakandır, uçurumu kartal pençeleriyle kavrayandır; cesareti olan.

5
“İnsan kötüdür" - böyle söylüyor en bilge kişiler, beni avutmak için. Ah, keşke bugün hala doğru olsa bu! Çünkü kötülük, insanın en iyi kudretidir.
"İnsan daha iyi ve daha kötü olmalı" - böyle öğretiyorum ben. En kötü, Üstinsanın en iyisi için gereklidir.
Küçük insanların vaizi için, insanların günahları yüzünden acı çekmiş ve sorumluluk yüklenmiş olması iyi olabilir. Ama büyük günaha sevinirim ben, onu büyük tescilim olarak gördüğüm için.
Ama bu sözler, uzun kulaklılar için değil. Her söz de her ağza yakışmaz. Bunlar ince, uzak şeyler; koyun toynakları dokunmamalı bunlara!
6
Siz daha yüce insanlar, sizin berbat ettiğiniz! düzeltmek için mi burada olduğumu düşünüyorsunuz?
Yoksa bundan böyle siz acı çekenlere, daha rahat yataklar sunmak istediğimi mi? Ya da siz yersiz yurtsuzlara, yolunu şaşırmışlara, tırmanırken düşmüşlere, yeni ve daha kolay patikalar göstereceğimi mi?
Hayır! Hayır! Üç kere hayır! Sizin türünüzden gittikçe daha fazlası, gittikçe daha iyileri yok olmalı - çünkü işiniz gittikçe daha berbat ve daha zor olmalı. Ancak böyle, ancak böyle büyür insan, yıldırımın ona isabet edip onu parçalayacağı o yüksekliğe; yıldırım için yeterli yüksekliğe!
Az olandır, uzun olandır, uzak olandır zihnimdeki ve özlemimdeki; sizin o küçük, çeşitli, kısa sefaletiniz ne ilgilendirir beni!
Siz yeterince acı çekmiyorsunuz henüz! Çünkü siz kendiniz yüzünden acı çekiyorsunuz, henüz insan yüzünden değil. Başka türlü konuşursanız, yalan söylemiş olursunuz! Benim acı çektiğim şey yüzünden acı çekmiyorsunuz hiçbiriniz.
7
Yıldırımın artık zarar vermiyor oluşu yeterli değil benim için. îletip uzaklaştırmak istemem onu; öğrenmeli benim için - çalışmayı.
Benim bilgeliğim uzun süredir bir bulut gibi toplanıyor, sakinleşiyor ve kararıyor. Böyle davranır, zamanı gelince bir yıldırım doğuracak olan her bilgelik.
Bugünün insanları için ışık olmak, ışık diye adlandırılmak istemem. Onları kör etmek isterim: Bilgeliğimin yıldırımı! Oy onların gözlerim!
 

deniz 18.06.2004 22:22:44
Halka değil, yoldaşlarına konuşmalı Zerdüşt!

Bir ışık doğdu içime; yoldaşlar gerek bana, canlı yoldaşlar istediğim yere taşıyacağım ölü yoldaşlar ve cesetler değil.

Aksine, canlı yoldaşlar gerek bana, kendilerini izlemek istedikleri için beni izleyen - ve gitmek istediğim yere doğru.

Bir ışık doğdu içime; halka değil, yoldaşlarına konuşmalı Zerdüşt! Zerdüşt bir sürünün çobanı ve köpeği olmamalı!

Çoklarını sürüden ayırmak - bunun için geldim. Öfkelenmeli bana halk ve sürü; harami olmak istiyor Zerdüşt, çobanların gözünde.

Çobanlar diyorum, ama iyiler ve adiller diyor onlar kendilerine. Çobanlar diyorum, ama doğru inancın müminleri diyor onlar kendilerine.

Bak şu iyilere ve adillere! Kimden nefret ederler en çok? Onların değer levhalarım yere çalandan, parçalayandan, yasaları çiğneyenden; oysa ki yaratandır o.

Bak şu tüm inançların müminlerine! Kimden nefret ederler en çok? Onların değer levhalarım yere çalandan, parçalayandan, yasaları çiğneyenden; oysa ki yaratandır o.

Yoldaşlar arar yaratan kişi, cesetler değil; sürüler ve miıminicr de değil. Ona yaratmakta eşlik edecekleri arar yaratan kişi, yeni levhaların üzerine yeni değerler yazanları arar o.

Yoldaşlar ve ona hasatta eşlik edecekleri arar yaratan kişi; çünkü her şey hasat için olgunlaşmıştır onda. Ama yüz tane orak gerekir ona; bu yüzden yolar başakları ve öfkelenir.

Yoldaşlar arar yaratan kişi, oraklarını bilemeyi bilenleri arar o. Yok ediciler denilecek onlara, iyiyi ve kötüyü aşağılayanlar denilecek. Oysa hasat edenlerdir, şölen yapanlardır onlar.
Ona yaratmakta, hasatta ve şölende eşlik edecekleri arar Zerdüşt; ne işi var onun sürülerle, çobanlarla ve cesetlerle!

Ve sen, ilk yoldaşım, hoşça kal! İyice gömdüm seni ağacının kovuğuna, iyice gizledim seni kurtlardan.

Ama ayrılıyorum senden, vakit geldi, iki tan ağartısı arasında yeni bir hakikat doğdu içime.
Çoban olmamalıyım ben, mezarcı olmamalıyım. Bir daha konuşmayacağım halkla; son kez konuştum bir ölüyle.

Yaratanları, hasat edenleri, şölen yapanları dost edineceğim kendime; gökkuşağını ve Üstinsanın tüm basamaklarım göstereceğim onlara.

Münzevilere söyleyeceğim şarkılarımı ve münzevi çiftlere; duyulmamışı duymaya hala kulağı olanın, yüreğini ağırlaştıracağım, mutluluğumla.

Kendi hedefime varmak istiyorum, kendi yolumda ilerliyorum, tereddüt edenlerin ve ağırdan alanların üzerinden atlayacağım. Benim yolum, onların batışı olsun.
.
Böyle Söyledi Zerdüşt
S.26
 

22.06.2004 23:21:52
Böyle buyurdu Zerdüşt'ü okumuş biri olarak şunu söyleyebilirim; bence Nietzsche konusunda çok ileriden başlamışsın bu kitaptan alıntılar yazarak. Ben şu an daha önce yazdığı kitaplarından birini okuyorum şu an, ve okudukça aslında böyle buyurdu Zerdüşt'ü ilk okuduğumda tam olarak anlamadığımın farkına varıyorum.


Sayfa: [ 1 ]