|
||
| Ruh nedir? Var mıdır? Ahirette hesaba çekilecek olan ruh mudur? Ruhun ezel ve ebedi (sonsuz geçmiş ve sonsuz gelecek) var mıdır? Yoksa yaşam sınırları nedir? Bedenden bedene geçebilir mi? Besleyen ve zayıflatan etkenleri var mıdır? Ruhun kişiliği var mıdır? Ruhlar da evrimleşir mi? ... Bu kadar sorudan sonra herhalde cevabınız hazırdır ![]() |
||
|
||
| ruh yok dersem sordugun butun sorular gecersizdir :huh: vear dersem o zaman ruhumu bulmam lazim... cunuk beni dogdugumda kendime hapsettiler ama kactim.... simdi ruhum beni ariyor... |
||
|
||
| ben ruh filan olduğunu düşünmüyorum. beyin çalıştığı ve bilinci varettiği müddetçe ruh vardır. bilinç yok olduğunda ruh da yok olur. mesela neden bayıldığımızda ruhumuz bi işe yaramaz? |
||
|
||
| RUH=ELDIVEN | ||
|
||
| Eldivenden kastın ney? Hani şu bioenerjiciler bahsederler aura gibi bişeyden. Vücudu çevreleyen bir enerji kılıfı filan. Ondan mı bahsediyorsun? Aşağıdaki linkte buna benzer şeylerden bahsediyor. İngilizcesi iyi olupta özetliyebilecek olan varsa sevinirim. İlginç bir konu http://www.thiaoouba.com/seeau.htm |
||
|
||
| Aura ve Biyoenerji İnsanda değişik şekillere bürünen bir enerji realitesi bulunur; yani fiziksel, elektriksel, biyoelektriksel, biyoenzimatik enerjiler. Bu enerji formları karşılıklı olarak birbirine dönüşmektedir. Her canlı hücre bir şebekeye bağlıdır. Bir bakıma hiçbir hücre gerçekten bağımsız değildir. Bu şebeke sadece kan dolaşımıyla bağlantılı veya kimyasal veya biyokimyasal olmakla kalmaz, her şeyden çok sinirlerle ilgili bir şebekedir, çünkü tüm hücrelerin biyokimyası en başta sinir sistemiyle yönetilmektedir. Sonuç olarak vücudumuzda tüm organlarımızı saran ve fiziksel, kimyasal, hücresel düzeyde, motor düzeyde ve bunlara benzer şekilde değişebilen bir sinir sistemi enerjisi mevcuttur. Akupunkturun temeli olan Çin Tıbbı kesin bir tavır alarak bu enerjinin insan bedeninde sürekli olarak tek yönlü aktığından söz eder. Bu enerji insan bedeninin sinir ağı boyunca daima akmaktadır. Dediklerine göre, kendi başına bir varlık olarak izole edilmiş halde onu asla bulamayacağımızdan dolayı bu sinirsel enerjiyi aramak zaman kaybıdır, çünkü biyoelektrik türden son derece süptil bir enerjidir. Ancak, kimyasal ve biyokimyasal değişiklikler oluşturarak varlığını hissettirir. Bununla beraber öyle görülüyor ki, insan bedeninin dış yüzünde cilt üzerinde akış yolları boyunca da kendini gösterebilir. Bu akış yollarında, elektrik akımının geçmesine karşı daima daha az direnç mevcuttur. İnsan enerjinin yanı sıra, beyni ve fizik bedeni ile tüm olmaya şartlanmıştır ve öyle yönetilmektedir. Bedenli varlığın, hayatta kalması için ihtiyaç duyduğu bir psişe-can vardır. Bu psişe-can aura olarak tanımlanmıştır. Fizik bedenin içini doldurup dış yüzünü de sarar. Fizik bedenimizle diğer bir canlıya yaklaşıp ona dokunduğumuzda enerjimizi de, aynı zamanda o canlı ile irtibata geçiririz. Bu durumda bir biyoenerji diğer bir biyoenerji ile temas etmiş olur ve böylece, bir enerji alışverişine yol açılır. Cansız nesnelerle temas konusunda daha çok bizim enerjimizin onlara nakli söz konusu olur. Beyin, dolayısıyla düşüncenin aktivitesini irade ile yönlendirmek suretiyle bu enerjiyi etkilemek mümkündür. İrade olmazsa hiçbir şey yapılamaz. İrade enerjiyi yoğunlaştırıp tek bir hedefe sevk eder. Yoga ve bazı teknikler bu amaca ulaşılmasında yardımcıdır. Bu olay, aynı zamanda deneysel olarak da ispatlanabilir, yani ele aldığım ünlü Kirlian fenomeni ile. Örneğin bir mıknatıstan yayılan elektromagnetik alanları çıplak gözle görmemiz mümkün değildir, ancak demir tozlarıyla bu magnetik alanın ışıma çizgilerini takip eden harikulade şekilleri görebiliriz. Kirlian fotoğraf tekniği de benzer bir prensiple çalışır. Normalde göremeyeceğimiz biyoenerji alanımız, özel bir elektrik alanı içine alınarak sınırları ve çeşitli ışıma şekilleriyle fotoğraf kağıdı üzerinde açıkça görünür hale getirilmektedir. Bedenimizden yayılan enerji radyasyonunun, fotoğrafta görüldüğünden çok daha uzağa yayıldığını kabul etme eğilimindeyiz. Üstelik bu radyasyon üzerine zihinsel bazı enformasyonların da eklenmesi sonucu, sözgelimi telepati, ruhsal şifa vb. parapsikolojik olaylar daha rahat açıklanabilir ve anlaşılabilir hale gelir. http://www.yorumcu.com/par/aur.asp |
||
|
||
| Ruh varmI? Bilim adamlarina bu soruyu sorarsaniz onlar terletmis olursunuz. Cünkü ruh ve blincimizi bir türlü bulamiyorlar. Son bir yerde okumustum bilim adalri beyin ve ruh ilgili nekadar bildikleri. Söyle bir cevap almisti soran: "Bu konu ile bilgimizi denizin yeryüzüyle kayislayabiliriz. Daha derininde ne oldugunu bilmiyoruz." |
||
|
||
| Ruh var mıdır ? Aslında herkes kendi içinde biraz çelişkisini yaşar bunun.. Ama bazıları arTık içine dert eTmekTen uTanır sessizce sürüyle yol alır.. Bazıları dışı öTekiler ise tarTışır, arar ve kendini farkında olmasa da bir çıkmaz için kasar.. Henüz ölmüş bir ceseT düşleyin, ve bir tartının üzerine konulup beklendiğini.. Bir kayıp olur mu kilodan veya ağırlıkTan.. İlla ki olur sonuçTa belli bileşenler işlev görmemeye ve bazı akışkanlar bedenden ayrılmaya başlar fakaT denendiğinde sanırım belli zamanlarda ani düşüşlerin olduğu görülmüşTü.. Bu da bedenden ayrılan birşeylerin var olduğunun ispaTı olarak orTaya konulmuşTu.. Ruh var ise ölümsüz müdür ? Sorusu gelir hemen ardından.. Ha birde 'var değil' ile 'yok' arası farklar.. Ölümsüz ise bizi bırakıp gittiğinde düşünebilir mi ruh ? Bedensiz düşün-ce! |
||
|
||
pazar günlerini de seversin sen kesin pazar günleri nasıl sevilir mesela, nereyle sevilir? gözle mi, kulakla mı, elle mi.. vs.? seven-sevilen bir nedir?ey ruhh varsan ve geldiysen foruma iki kere yaz ![]() |
||
|
||
Pazar günlerini pazar erTesi sevdirir bize.. Peki sevdirmesinden dolayı biz pazarı pazarTesi ile mi sevmiş oluruz ![]() Sevgi kulak tamam o zaman..
|
||
|
||
doğru, pazar günlerinin belgeselleri çağrıştırdığı günler geçti heralde pazar, pazartesiyi bu kadar antipatik yapandır belki.. sonuçta birşeyin başlangıcı ve sonu, yakın olduğu kadar uazktır da bir bakıma. peki bütün bunların ışığında ruh nedir? sürekli, her pazar ve pazartesi arasında can çekişen şey olabilir mi? |
||
|
||
| Duran beden, titreyen ruhTur.. Bakan beden, gören ruhTur.. Duyan beden, dinleyen ruhTur.. Ve ruh konuşulanı anlayandır.. Pazar ve erTelerini yaşayan bedenken bu ızdırabı hisseden zavallı ve bir hücre hayaTını benimseyen ruhTur..(: |
||
|
||
o kadar cümle var ki bu konuyla ilgili kafamda, susmak en doğrusu olcak kötü veya sakıncalı şeyler olduğundan değil, sürekli konu konuyu açıyo düşünürken, saçmalıyor gibi gözükebiliyorum dışardan böyle durumlarda.. çok kopuk gibi çıkyor dışarı birbirinden, herşeyin bağlantıları beynimde oysa ki..
|
||
|
||
| Henüz insanın vücudunun özelliklerinin bilinmediği dönemde ortaya atılan ve psikolojik sıkıntıları anlatmakta kullanılan ruh deyiminin günümüzde fazla bir öneminin kalmadığı açık. Tıpkı bilimin ortaya çıkıp felsefenin yanıtlamaya çalıştığı kavramlara açıklık getirmesi gibi bilgilerimizin artması, savları geriletti. Ruh kavramı uzun yıllar dinsel öğretilerin bir parçası olarak algılansa da, bir süre sonra kesin olarak olmadığı kanıtlanacaktır diye düşünüyorum. Tanrının varlığını bilmekle ruhun varlığını bilmek arasında bir fark olmadığı açık olduğuna göre her ikisinin de insanlar tarafından uydurulmuş kavramlar olduğunu söylemek yanlış olmaz. |
||
|
||
bence ruh, insanın kendisine yakışanı giymesidir
|
||