SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Din Felsefesi

Konu: Tanrı nedir?

Sayfa: 1 2 [ 3 ] 4 5 6 7 8 9 10 11

depresif 10.07.2007 11:51:55
bugun bu konu hakkında o kadar cok yazdım ki Smiley

bide buraya otursun bari;

yaratıcı tanrıdır, benım tanrım allah tır Smiley

yeterli mi Smiley

YÜRÜYENADAM 10.07.2007 12:22:46
TANRI DİYE BİR ŞEY YOKTUR.
O TÜRKLERE AİT (ŞAMAN İNANCI) TEK ALLAHA VERİLEN ADDIR.
TABİKİ İSLAMİYETTEN ÖNCE.

ALLAH İSE;
RAHMANDIR,RAHİMDİR.
BİZLERİ VAR EDENDİR.

depresif 10.07.2007 12:36:11
çok dar kafalısın ya. din soz konusu olunca neden tarafsız bakılamıyor olaylara hiç ama hiç anlamıyorum. belkı ben şaman dini mensubuyum nerden biliyosun? sen bana nasıl senın tanrın yok dıyebılırsın kı... ne hakla, ne vasıfla?

anka 10.07.2007 12:46:23
"Yaratıcı" diye bahsetsek..

------------------------

Hazreti MUHAMMED'in Açıkladığı ALLAH - Ahmed Hulûsi
 
 
"ALLAH"IN TECELLİSİ YOKTUR
   
Gelelim, gene çok önemli olan bir başka noktaya...

Düşünebildiğimiz ve düşünemediğimiz her noktada, tüm özellikleri ile sadece kendisi varolduğuna göre...

TECELLÎSİ DE OLMAZ!..

«Tecellî», görünme, belirme, açığa çıkma gibi anlamlarda kullanılır... Oysa, bütün bu ifadelerden anlaşılan iki ayrı varlıktır...

Halbuki biliyoruz ki, var olan "TEK'tir ve olup biten her şey O "TEK"te olup bitmektedir!..

Bu durumda "O"nun «tecellî»sinden söz edebilir mi?..

«Tecellî» kelimesi, ifade yetersizliğinden dolayı kullanılmakta olan bir kelimedir. Hakikî mânâda karşılığı sözkonusu değildir!..

Zira, gerçekten bir tecellînin varolabilmesi için, önce bir merkez, bir öz, bir cevher olması ve buradan da «tecellî mahalline» uzanan ya da yansıyan mânâlar olması icabeder!.. Meselâ, Güneşin merkezinden uzaya yayılan ışınlar gibi!.

Yani, “ALLAH”ın da bir merkezi olmalı ki, oradan «tecellî» eden mânâlar kabul edilebilsin!.. Bu muhaldir!..

"ALLAH"ın bir merkezi, lokalize olduğu bir yeri mevcut değildir ki, oradan herhangi bir yere tecellisinden sözedilebilsin... Tecellî için, bir çıkış merkezi gereklidir... Çıkış noktası olmadığı zaman ise «tecellî» kelimesi anlamını yitirir!..

Geçmişte çeşitli zâtlar tarafından «tecellî» kelimesi kullanılmıştır... Bizim de 1967 senesinde çıkan bir kitabımızın adı «TECELLÎYÂT»tır... Velâkin bu kelime, çaresizlikten kullanılmıştır; gerçekten karşılığı var olduğu için değil!.. Ayrıca, bu konuyu kavramağa istidat ve kabiliyeti olanları öz anlama yaklaştırabilmek için gene böyle yardımcı kelimelere gerek duyulur..

Evet, bu hususu da böylece vurguladıktan sonra şimdi beraberce araştırmamıza devam edelim...

«ALLAH»a tapınılır mı?..

“ALLAH”a kim tapınacaktır?

Hazreti Muhammed'in, «ALLAH» ile ilgili olarak, bir soruya verdiği cevabı hatırlayalım burada:

«ALLAH var İDİ ve O'nunla beraber hiç bir şey yok İDİ»!...

Bu tanımlamayı duyanlar, Hz. Muhammed'in «İlmin kapısı» olarak nitelendirdiği Hz. Âli'ye koşarak sözcükleri aynen naklediyorlar ve ondan bir açıklama bekliyorlar...

Hz. Âli şu öz cümle ile cevap veriyor:

«El ân kemâ kân!.»

Bu cümleyi şöyle tercüme edebiliriz:

«Hâlâ, o andaki gibidir!.»

Bu demektir ki, o anda öyle idi, o andan bu ana kadar geçen zamanda hiç bir şeyi değiştirmedi; hâlâ da öyledir!.

Veya konuya biraz daha vukûf sahibi bir kişi olarak, şöyle de bakma imkânına sahip olabiliriz:

«El an» ifadesindeki «el» Arapçadaki anlamıyla «harfi târif»tir... Yani İngilizcedeki «The» kelimesinin karşılığıdır. «rastgele bir şey değil, herkesin bildiği bir şey» anlamında olarak kullanılır...

Meselâ «kitap» dediğinizde, herhangi bir kitap anlaşılır... Ama bu kitap kelimesinin başına «el» ya da «The» kelimesini getirdiğiniz zaman, bu sizin ve karşınızdakinin bildiği, üzerinde mutabık olduğunuz bir kitap anlamına gelir..

İşte buradaki «an» sözcüğünün başına «el» gelmesi, o bilinen mâhut «an» anlamını getirir... Dolayısıyla da yukarıdaki cümleyi şöyle anlayabiliriz:

«İçinde bulunduğumuz an, O «an»dır!.»

Yani, yaşamakta olduğumuz «şu an», “ALLAH”ın var olup, "O"nun dışında hiç bir şeyin var olmadığı «an»ın ta kendisidir!..

Esasen burada kesinlikle bilmemiz zorunlu olan şu husus da vardır...

Zaman kavramı yaratılmış, yani, sonradan olmuş mahlûklar için geçerli olan bir kavramdır..

Yaratılmış olanların başı-sonu, geçmişi, hâli ve geleceği vardır... Oysa “ALLAH” geçmiş ve gelecek zaman kavramlarından münezzehtir..

İş bu sebeple de, “ALLAH” için; geçmişte bu hâldeydi ama şimdi artık o hâlde değildir; asla ve kesinlikle denemez.!.. “ALLAH” dâim bâki hep aynı kemâl üzeredir...

Bu yüzden dahi, “ALLAH” ismiyle işaret edilen için şayet "İDİ" ekiyle bir husus anlatılmaya çalışılmış ise. bunu asla geçmişe mal etmeyip, zaman kavramından beri olarak, dâim baki böyledir diye anlamak zorundayız.

İşte eğer bu hususu kavrayabilirsek, şunu farkederiz:

İçinde bulunduğumuz an, “ALLAH” ismiyle işaret edilenin var olup, kendisiyle beraber hiç bir varlığın olmadığı, o "an"dır... “ALLAH”tan meydana gelmiş hiç bir şey yoktur!..

Peki bunu nasıl ispat ederiz?..

İşte bunun ispatı "İHLÂS" Sûresinde mevcuttur!... Devam edelim, "İHLÂS" Sûresini anladığımız kadarıyla açıklamaya... «ALLAH», "AHAD" olduğuna göre... Kendi varlığı yanısıra ikinci bir varlıktan sözedilemez!.. Ve gene, "O"nun zerrelere ayrılması şeklinde zaman boyutuna girmesi de sözkonusu değildir...

Zira, «AHAD» için, ancak ve ancak tek bir «AN» geçerlidir... Ki buna da «DEHR» kelimesiyle işaret olunur...

«DEHR BENİM!..»

"DEHR", "AHAD"ın kendi kendine olduğu «AN»ın adıdır...

«ALLAH SAMED'dir»...

«SAMED» kelimesinin anlamında derinlemesine bir araştırma yaparsak, şu mânâlar ile karşılaşırız bilebildiğimiz kadarıyla:

«Hiç boşluğu olmayan, eksiksiz, gediksiz, deliksiz, nüfuz edilemiyen... Bir şey girmez, bir şey çıkmaz!.. Som..» Hani som altın deriz ya; işte öyle... Yani bir diğer ifade ile «sırf»!..

Abdullah İbni Büreyd'den gelen bir rivayete göre;

«Es Samedillezî lâ cevfe leh»...* *(1)

**(1) Bu mânâdan haberi olmayanlar, Hamdi Yazır'ın Hak Dini Kur’ân Dili isimli tefsirinin (cilt 9 sayfa 6306 ve 6307) daki açıklamalarına başvurabilirler..

Görüldüğü gibi bütün bu mânâlar esas itibariyle "AHAD" isminin mânâsını bütünleyen, ışıklayan, açıklamalar şeklindedir.

Hiç boşluğu olmayan, eksiksiz, kusursuz, gediksiz, deliksiz, içine nüfuz edilmesi muhal, sırf, salt, birşey girmesi ya da çıkması sözkonusu olmayan, sınırsız, sonsuz, cüzlere bölünmesi mümkün olmayan, cüzlerden, zerrelerden meydana gelmiş olmayan "TEK" yani "AHAD"!.

Bu ifadelerin târif ettiği «ALLAH»ı anlamaya çalışalım... Yoksa, hayâlimizde yarattığımız TANRI'ya tapmaktan asla kurtulamayız ve şu âyetin târif ettikleri arasına gireriz:

«ALLAH'ı hakkıyla idrâka çalışmadılar!..» (6-91)

Bu mânâ ile birlikte...

"SAMED", ayrıca, ihtiyaç mefhumundan beridir, anlamına dahi gelir...

Yani, “ALLAH” her türlü ihtiyaç kavramından beridir.

Esasen zaten, kendisinin dışında mevcut olan bir şey yoktur ki, O'nun herhangi bir şeye muhtaç olabileceği düşünülsün...

Burayı anlayabildiysek bu defa şu suallerin cevabını araştıralım...

«AHAD» olan, Hazreti MUHAMMED'İN açıkladığı “ALLAH” nereden gelmiştir?..

«AHAD» olan, Hazreti MUHAMMED'in açıkladığı “ALLAH”ndan bu evren ya da sayısız canlılar nasıl meydana gelmiştir?.. Yani doğurmuş mu?

İşte bu soruların cevabı gene "İHLÂS" Sûresindeki şu vurgulamadadır:

«LEM YELİD ve LEM YULED»
 

İŞTE "KUR'ÂN"DAKİ "ALLAH" TÂRİFİ :
 

Evet, şimdi "İHLÂS" Sûresinde bize anlatılan Hazreti MUHAMMED'İN açıkladığı “ALLAH”ı özetle tekrar edelim...

Bakalım bizim kafamızdaki «TANRI» anlayışı ile Kur'ân-ı Kerîm'de anlatılan «ALLAH» anlayışı birbirine uyuyor mu?..

«ALLAH», "AHAD" oluşu dolayısıyla, sınırsız - sonsuz, zerrelere cüzlere ayrılmaktan beridir...

“ALLAH”, "SAMED" oluşu dolayısıyla öyle bir tümel varlıktır ki, ne kendisine bir varlığın girmesi veya katılması söz konusu olabilir; ne de kendisinden ikinci bir varlığın çıkışı, meydana gelişi!.. Hiç bir eksiği, noksanı ve bu yüzden de bir şeye muhtâciyeti düşünülemeyecek olandır “ALLAH”!..

«ALLAH», "LEM YELİD" oluşu dolayısıyla, kendisinden meydana gelecek ikinci bir varlığın mevcudiyetinden sözedilemez.

«ALLAH», "LEM YÛLED" olması dolayısıyla, kendisinin meydana geldiği öne sürülecek ne bir tanrı ne de herhangi bir şey olarak, ikinci bir varlık mevcut değildir...

«LEM YEKUN LEHU KÜFÜVEN AHAD» oluşu dolayısıyla da mikro ya da makro plânda O'nun dengi, misli benzeri ikinci bir varlık yoktur... "AHAD"tır!..

Bilelim ki, İlâhiyât ile, din ile ilgili bütün konuların başlangıç noktasını «ALLAH NEDİR?» sorusunun cevabı oluşturur...

Bu sualin cevabını verenler ise, ya hayallerinde tasavvur ettikleri bir «TANRI» ya göre konuşurlar; ya da Hazreti MUHAMMED'İN açıkladığı “ALLAH”a göre düşüncelerine yön verirler..

Biz, Hazreti MUHAMMED'İN açıkladığı “ALLAH”a göre bu konunun içyüzünü göstermeye çalıştığımıza göre; gene Hazreti Muhammed Aleyhisselâm tarafından yapılan tanımlamalar ile “ALLAH”ı anlamaya çalışalım...

Ki böylece «ALLAH»ın, bugüne kadar ve günümüzde bahsedilen TANRI ile hiç bir benzerliği olmadığını vurgulayalım!..

Yukarıda anlatmaya çalıştığımız "AHAD" olan “ALLAH”, gene Hazreti Muhammed Aleyhisselâm tarafından bize ulaştırıldığına göre...

H A Y Y' dır;

A L Î M' dir;

M Ü R Î D' dir;

K A D İ R' dir;

S E M Î ' dir;

B A S Î R' dir;

K E L Î M' dir;

Evet, demek oluyor ki "AHAD" olan «ALLAH» aynı zamanda yukarıdaki isimlerle işaret edilen vasıfların da sahibidir!.

«ALLAH AHAD» dır gibi...

«ALLAH HAYY»dır; sınırsız-sonsuz, bölünmez, parçalanmaz "CAN" dır!..

«ALLAH ALÎM»dir; sınırsız-sonsuz, bölünmez, parçalanmaz «İLİM» dir!..

«ALLAH MÜRÎD»dir; boyutsal sınırsız-sonsuz, cüzlere ayrılmaz «İRADE» dir!.

«ALLAH KÂDİR» dir; sınırsız-sonsuz, bölünmez, cüzsüz, tek bir «KUDRET» tir

«ALLAH SEMλdir; sınırsız-sonsuz, bölünmez, cüzleri olmayan «VUKUF» tur!..

«ALLAH BASÎR» dir; sınırsız - sonsuz, cüzleri olmayan, bölünmeyen, mevcut tek «DEĞERLENDİRİCİ»dir!..

«ALLAH KELİM»dir; sınırsız-sonsuz, bölünmez, sayısız «MÂNÂLAR» dır!...

Evet, bu anlatımı kavramaya çalışırken şu hususa çok dikkat etmemiz gerekecektir... "AHAD" ile "HAYY"; "ALİM" ile "MÜRÎD"; "HAYY" ile "KADİR"; ve tüm kompozisyonlarla anlatılanlar hep aynı tek “ALLAH”tır!..

Yani, bütün bu anlatılanlar ile târif edilen aynı Tek "ZÂT"tır!.. O Tek "ZÂT"ın değişik vasıflarıdır özellikleridir bu isimlerle işaret edilenler...

Öyle bir, TEK "ZÂT" ki, baş-son gibi kavramlardan beri; sınırsız-sonsuz; bölünmesi, cüzlerinin varolması muhâl; sayısız manâlara sahip; sonsuz - sınırsız, cüzleri olmayan irade; sonsuz-sınırsız cüzü olmayan kudrettir; varlığının dışında ikinci bir varlık düşünülemez; içi ve dışı yoktur, merkezi özü olmaktan münezzehtir!.. Kısacası, "AHAD"tır... TEK'tir!..

İşte öyle bir «ALLAH»tır ki Hazreti MUHAMMED'İN açıkladığı “ALLAH”; O'nun dışında ya da içinde kavramı olmaksızın; bir ikincisi; ya da ikinci bir varlık, mevcut bir şey düşünülemez!..

Bu arada, konuya vukufu olmayanların düşecekleri bir hatayı önleme amacıyla, şu hususu da belirtmeden geçmeyelim...

Kur'ân-ı Kerîm'de çeşitli yerlerde «İlâhımız», «İlâhınız» gibi ifadeler geçmekte; ancak akabinde de «İLÂH»ın, «ALLAH» olduğu vurgulanmaktadır...

Peki bu duruma göre, «ALLAH»ın, bir «İlâh» yani «tanrı» olduğu ileri sürülemez mi?

Sürülemez!..

Bu gibi tanımlamalar, «İlâh»a yani «tanrı»ya tapanlara yapılan açıklamalardır.

Yani onlara denilmektedir ki...

«Sizin, İlâh sandığınız, tanrI dediğiniz şey mevcut değildir; gerçekte var olan SADECE “ALLAH”tır!.. Sizin ve bizim «İlâh»ımız hep aynı ve tektir... Ve dahi o da “ALLAH”tır..»

Evet, bu açıklamalardan gaye, o kişilerin belirli bir «tanrı» varsayımından kurtulup, «ALLAH»ı idrak etmeye çalışmalarıdır...

Zira, Kur'ân-ı Kerîmde, şayet dikkatle tetkik edilirse görülecektir ki, bu tür hitaplar hep «müşriklere», yani "ALLAH" kavramı dışında bir «TANRI» varsayıp, ona tapanlara yapılmaktadır... Ta ki, onlarda mevcut olan, «İlâh-Tanrı» varsayımı, «ALLAH» anlayışına dönüştürülsün...

NoName 10.07.2007 12:52:21
allah mı?
hangi allah?
ben ortada allah falan göremiyorum,
siz görebiliyormusunuz yoksa_?

depresif 10.07.2007 12:54:04
yaratıcı yok mu sence?

NoName 10.07.2007 12:59:08
bir şey yaratan herkes yaratıcı değil mi?
o zaman ben en büyük yaratıcıyım...
olması mı lazım....
diyelim var diyelim yok,
ne fark eder?

depresif 10.07.2007 13:00:32
cevap verseydin bişey diyecektim Smiley

gerilla 10.07.2007 13:16:10
henüz kendimizi bile tam olarak tanımlayamaz anlatamazken,, yaratıcıyı anlatmak veya tasvir etmek elimizde kürek olmadan sandal gezisine benzer....

NoName 10.07.2007 18:35:42
ne güzeldirrr ooo...
rüzgarın götürdüğü yere gitmek...

10.07.2007 18:37:21
Klasik kitabi cümlelerden biraz kaçınacak olursam, merhameti ve hayal gücü sonsuz olan bir varlıktır yaratıcı vasfıyla birlikte.

NoName 10.07.2007 20:57:34
sonsuz mu?
- sonsuz dediğin nedir ki?
bana sonsuz tek bir şey söyleyebilirsen,
sana haklısın derim....
bence herşeyin mutlaka bir sonu vardır...
sonu olmayan bir şey yoktur...!!!
o var ki - sonsuz diyorsun derim...
ama ne o var - nede sonsuz...
sonsuzu ispatlarsan - belki bi nevi haklı olabilirsin..

depresif 11.07.2007 09:03:21
diyelim ki varlığını ispatlayamıyoruz, yokluğunu ispatlamayı deneyelim mi ? Smiley

prensesistar 11.07.2007 09:18:36
son dılde saklıdır
batırken dunyayı kendınde savundukalrın
ve kor oglu derken ay gıbı bakan gozlerınle
bu resımlere sımdı bana masumu oynama
sende batırdın guneslerı ama
tarıfı edılen Allah tuttu ellerınden
onlar mesgul benı olduruyorlar
sen ıstar kralıcesının mahkumusun
daha cok ıskencen var
kolay sanma olumu keske benımkıde anlık olsaydı
yılan en cok kleopatra ve bana yakısır
elımızde bılezıgımız
temsılı ıc dunyamızın o yuzden korkma
zehrını aldırdım
azıcık ısırsın
kacma
dogasında var ne yapsın

UGraSHAMAN 11.07.2007 09:19:40
 tanrı yoksa tanrı yok demenin anlamı da yoktur


Sayfa: 1 2 [ 3 ] 4 5 6 7 8 9 10 11