SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Şiir

Konu: Zate Zatturi ve Şiirler

Sayfa: [ 1 ]

zatturi 30.04.2007 22:11:23
bu bardan istediğimi almadan çıkmam

birçok bar biliyordum

ama hemen hepsi belalıydı.

kafayı demlerken bir serseri

yanınıza yanaşıp

moruk iyi çalışıyorsun,

diyebilir size.

iyi çalışıyorsun sözü

çileden çıkarmaya yetiyordu

vücudumda dörtnal gezinen

kızıl benzini.

kavga etmekten nefret

eden biri olarak

kavga zaruriyete döner

bu durumda

ölüm-kalım meselesi olur.

genç adamı

tanırdım daha önceleri

ortak dostlarımız vardı

ayrıca birbirine benzer

uğraşlarımızı da katmalı:

bira ve vajina hırsızlığından aranıyorduk.

bir tek nedenden

dost olmadım

kadınları dans ederken izler

gizlice delik cebinden sikine uzanır

masturbasyon yapardı.

köpeğin tekiydi.

oysa ben kadınlarla dans

etmeyi seviyordum,

müstehcen figürleri bir balet

kıvraklığıyla uygulamaya koyuyordum.

dayanılmaz cazibemin mükafatını

cömertçe geri ödeyerek.

genç adamın masasında

sorgulanıyordum o gece

biri beni elevermişti şüphesiz,

meğer kolay faka basarmışım.

balyoz gibi yumruk

anlıma indiğinde anlıyordum

burası dünya olamazdı

bir mahşerin tam ortasındaydım,

peş peşe yumruklar yiyordum

nakavt olacak bir boksör gibi

sendeliyordum.

bağrışma ve kargaşa

gardımı almayı başarmıştım

ve herşey yeniden başlıyordu

kimsenin artık kancıkça davranarak

zamanı kalmamıştı.

birini yakaladım ve yumruklamaya başladım

senin *ö*ü*ü sikeceğim, diye haykırıyordum

durmaksızın yumruklayarak.

nihayet kabus bitmişti

beni barın en ucra,

sinik yüzlerin köşesine götürdüklerinde.

bu köşeyi hak etmiyordum

gecenin katıksız kahramanıydım

ve de öfkem dinmemişti

elime bir penis geçirip

bu kalabalığı delik deşik

etmek istiyordum.

hayır, daha etkileyici yeni

staterjiler belirlemeye çalışmalıyım, diye

düşünürken yavuklusu geldi yanıma

bıçkın delikanlının.

bu batakane de hazine bulmuş gibi

sevindim ve

olayın ciddiyetini kavradım

bu kadın için her bok yenir

bu herifler de beni yiyebilirlerdi

benim onları yemek istemem gibi.

 

 

herşeyini yitiren köle sahibinden farksız

 

hava çok sıcaktı

kımıldayamasamda

oturduğum sandalye üzerinde

sürekli terliyordum.

şıpır şıpır ter

anlımdan aşağı

ta aşağı

apış arama ulaşıyordu.

vantilatörü açmasını

en hızlı ayara getirip

sabitlemesini istedim.

her dediğimi yapıyordu

sıcaktan bunaldığı için değil

kişisel geleceği için yapıyordu.

bir kasa bira almasını da istedim

taşıyamayacağım, dedi.

o zaman tek tek getir

elma şekerim, dedim.

oysa sokağa çıkamayacak kadar korkaktı

korkmamasını söyledim.

bir köleden daha teslimiyetçi görünüyordu.

yine de harekete geçip

işleri çarçabuk bitirdi.

karşımda sandalyede oturabileceğini

ve rahat davranmasını rica ettim, kibarca.

bunu hak ediyordu

aşk kölesi, oysa

rahat davranamayacak kadar zehirlemiştim onu.

şişelere sarılmaktan başka çaresi yoktu

-üzerine oturmak için değil-

bana sarılmasına izin vermiyordum

aşkların böyle acı üzerine kurulduğunu bildiğimden.

müzik dinlemek istedim

o Bach’ın uzun konçertolarından

birini koydu kasetçalara

boğuk bir sesle dinletiyordu

evin içiyle uyumluydu:

dağınık, pis ve eziyet verici.

her köşede yağlı boya tuvalleri vardı

harkülade resimler

beni şaşkına çevirmişlerdi

resimden bihaber olanlar

anlamsız niteliyeceklerdi

sarhoş oluncaya kadar

önemsemediğim bu tuvalleri.

onları çözmem için

hem zaman gerekti

hem de çalışan beyin.

kaynağına inmeliydim bunların

ve hâlâ terliyordum

uzun çalarım sırılsıklam

kayıyordu sağa-sola

sonra yerçekimine meydan okuyordu.

kaynağını bulmalıydım

öyle söylüyordu elma şekerim

ben de çırıl çıplak soyundum

tahta sandalyede bacaklarımı açıp

biramı yudumlamaya devam ettim.

o, sahibinin azat edeceğini sezen

köle gibi umutla gülümsüyordu.

sonrası

olan oldu, vuruştuk

kaplumbağalar gibi tok sesle

ben tuvallere vuruyordum

çünkü onlar vardı önümde

o kendi hünerine vuruyordu

ikimizde vuruyorduk

o istiyordu

ben yerine getiriyordum

herşeyini yitiren köle sahibinden farksız.

 

horlamak güzel Nil

 

içeri döndüğümde horlamaya

başlamıştı çoktan.

ben de

beni bekleyen

birkaç birayı buzdolabından çıkarıp

kasvetle içmeye başladım.

çaresizlik içinde serinlemeye

çalışıyordum sonra başka şeyler için

içiyordum. oysa o

horlamaya devam ediyordu

yüksek sesle,

ben terliyordum.

yanına sinsi sokulup

uyumak istiyordum

o kadar güçsüz gözüküyordu ki

horlayan melek

onu, oracıkta mıhlamışlardı sanki

yine de uyumak istiyordum

canım çıkasıya yanında,

oysa uzağında deliriyordum:

kuduruk bir ayyaş

ve bir tacizci olmak

belki bir sapık olarak

gazetenin birinde manşet konusu

olabilirdim. ama mahsumiyet

vicdanımın tek terazisi

beni alıkoyuyordu.

yanından ayrılıp doğru

banyoya ulaştım, sıcak suyu

sonuna kadar açıp

tazzikle küveti dolduruyordum,

buhar sarıyordu banyoyu

herşeyi boğmak istiyordu

beni ve kışkırtıcı bütün aletleri

yok etmek istiyordu.

başarısız bir çapkının

ölümüne tanıklık etmeni istiyordu.

küvetin içine bıraktığımda kendimi,

unutuyordum, her şeyi.

belki de bir daha

asla böylesine, gevşemeyecektim.

önümde şişen köpükler

melek olup

( - hepsi dişi idi.)

kanatlarıyla bulutların üzerine

çıkarmışlardı beni,

o beyaz köpükler boklanmıştı

fusun bozulduğunda

depoladığım nikotin

küvetin üzerinde yüzüyordu,

ölümü düşlememi istiyordu benden

aşk cinayetine kurban gitmiş

bir moruk olmamı istiyordu.

Nil, birazdan yanıma gelip

sihirli bir öpücüğün ardından

beni teslim alacağını sonra

telefon kablosunu boynuma

dolayıp boğazlayacağını düşündüm.

hak ediyordum kuşkusuz

onu düzmenin bir bedeli olmalıydı.

kalifiye bir işçinin aldığı

üç aylık maaşı

basmıştım resepsiyonda uyuklayan adama,

bu maliyetin karşılığını almak için

küvetten çıkıp odaya geri

dönmek istedim, kapının tokmağını

elimle kavrayıp sağa sola çevirdim

o kadar güçsüzdüm ki

bir an hadım olduğumu sandım.

benim kraliçem sere serpe

koca yatakta uzanıyordu,

bacakları o kadar temizdi ki

kendi tenimden neredeyse

tiksinti duyacaktım,

daha başka şeylerden de

oysa

horlamak güzel Nil.....

 


kiya 30.04.2007 22:20:16
n'etmişin be babam, neyse, hoşgeldin diyek önce, otur hele, bi ekmek yiyek Smiley

30.04.2007 22:29:01
Ya zatturi kardeş sen doğrudan mevzuya girmişsin yani...bak  tarih affeder sıfır affetmez bu tip hareketleri sana bi hoşgeldin çekecektim onu da burnumuzdan getirdin pes yani...

Tongue

son tango 30.04.2007 22:34:30
valla,baba kesin renkli,oruç baba yı da andım,kulakları çınlasın Smiley

asaf 03.05.2007 03:57:46
yahu pek değerli zatturi, şunları teker teker yazsan hem okuyanın artar hem anlayanın. şimdi n' oldu?
herkes sağdaki zımbırtıdan aşağıya doğru orta hızda inerken bi göz gezdirdi "hımm" yaptı, sonra da en çok kimin ne yazdığını merak etttiği için   zırt diye aşağıya çekiverdi o zımbırtıyı ikinci gelişinde. ki bu iyi ihtimal iilk gelişinde de zırt diye çekenler olmuyor değildir yani. ee ne okuyanın oldu tam olarak ne de anlayanın Smiley (bunlar tamamen hayal ürünü olup gerçek kişi ve olaylarla alakalı değildir.. midir acaba Tongue )

neyse.. blogcu gelmiş haaanım, hoşgelmiş caaanım Smiley

asya 03.05.2007 12:42:26
aynen dediğin gibi oldu asafcım, bir de o boşluğu yok etmek istedim ama başaramadım. Smiley

kiya 03.05.2007 12:54:01
asaf der de olma mı asya'nım Smiley

asya 08.05.2007 22:44:52
haklısınız kiya bey, asaf naifçe yaklaşır ve ağırı hafifleterek sözünü eder, gider. Smiley

bu arada zate zaturi de zaten zat turdu gitti. Wink


Sayfa: [ 1 ]