SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => anarşist KİMLİKLER

Konu: William Godwin (1766-1836)

Sayfa: [ 1 ]

deniz 15.06.2004 13:42:53
William GODWİN (1766-1836)

Godwin, protestan bir rahibin oğlu olarak dünyaya geldi ve kendisi de özellikle Calvin mezhebinden etkilenerek yetişti. Roussau ve Helvetius'un eserleri, dü şünceleri üzerinde oldukça etkili oldu. Beri yandan yine bir İngiliz anarşisti olan ve anarşist eylemciliğin öncüsü "Diggers" hareketim başlatan Gerrard Winstanley'in anarşizme ilişkin düşüncelerini benimsedi. Ona göre iktidar insanları yozlaştırmakta, suçların kaynağında ise otorite ve mülkiyet yatmaktadır, "insanlar, yukarıdan dağıtılan yasalara değil, kendi vicdanlarına göre davrandıkları, emeğin ve ürünlerin paylaşıldığı yöneticisiz bir toplumda özgür ve mutlu olabileceklerdir..." (43)
Godwin, Fransız Devriminden de etkilenerek "Fransız Devrimi Üzerine Düşünceler" adında, devrimi savunan bir eser yazdı. Bu eseri "Politik Adalet Ve Onun Erdem Ve Evrensel Mutluluk Üzerindeki Etkisine İlişkin Bir Araştırma" başlıklı eser izledi. Bu esere birçok tepki gelecektir. Bunlardan en önemlisi Malthus'un "Nüfus îlkesi Üzerine Bir Deneme" adlı eseriydi. Godwin'in düşüncelerinden etkilenen birçok kişi, Godwin'ci topluluklar kurmak için girişimlerde bulundular. Oysa ki Godwin, evlilik ilişkisine karşı çıktığı halde evlenecek ve hayatinin kalan bölümünü sefalet içerisinde geçirecektir.
Godwin'in anarşizmi akılcı bir anarşizmdir ve temel anlamda insan aklına karşı yönelen baskı ve engellemelere duyulan tepkilere dayanır. Ona göre baskıların en büyük kaynağı devlettir. Devlet, ya zorbaca ilkeler ekseninde kurulmuştur ve bu adalete yöneltilmiş en büyük saldırıdır. Ya da bu devlet ilahidir ama onun ilahiliğini kanıtlayacak açık bir delil yoktur elimizde. Ya da devlet bir sözleşme sonucu ortaya çıkacaktır; ama hiç kimse soyut bir sözleşme adına kendi maddi ve manevi haklarından vazgeçemez. Dolayısıyla hükümet demek, kendi öz yargımızdan ve kendi öz bilincimizden vazgeçmek demektir.
Hukuk da aklın düşmanıdır. Genellikle korkulardan doğan hukuk ister istemez bir baskı aracı olacaktır. Hukuksal egemenlik aklın özgürlüğünü tehdit edecektir. Taklid ve boyun eğme, aklın ve zekanın körelmesine neden olacaktır.
Godwin, özel mülkiyeti de eleştirir. "Bir yanda kendilerim gündelik ekmek kavgasına kaptırmış yoksullar vardır, benliklerinin en değerli parçası olan akıllarım işletip geliştirmeye ne zaman, ne de güç bulabilirler; öbür yandan ise zenginler vardır, ellerindeki mal mülkün bolluğu yüzünden şımarmışlar, ahlakları bozulmuştur. Kendilerim kafa uğraşlarına adayacak yerde aşağılık zevklere kaptırırlar." (44)
Godwin, akılcı bireyciliğe ve fedakarlığa dayalı bir toplumu devletin yerine ikame etmeye çalışır. Ona göre toplum ihtiyaçlarımızdan, devletse kötülüklerimizden doğmuştur. Ancak toplum yekpare bir bütün değil, çok sayıda toplumlardan oluşmalıdır. Çünkü ılımlılık ve hakkaniyet ancak dar ve sınırlı bir toplumsal çevrede gerçekleştirilebilir.
Toplumun denetlenmesi ve savunulması için de Godwin, jüriler ve gerektiği zaman toplanacak ulusal meclisleri öngörür. Ona göre aklın özgürce gelişimi hertürlü kötülüğün gelişimini engelleyecektir. Bu ise körü körüne bir iyimserlik ve mükemmel -özgeci-ahlakî varsayımlarla mümkündür.
Godwin, ihtilalci şiddeti, baskıcı otoritenin nedenlerinden biri olarak görüyor ve benimsemiyordu. Bu hususlarda da ılımlı ve iyimser olan Godwin, tartışma ve iknanın sonuçta devletsiz bir toplumu gerçekleştireceğine inanıyordu. (45) Ona göre eğitim ve aydınlatma yolu ile halk kitleleri özel mülkiyetsiz ve devletsiz bir toplumun mümkün olduğu kanısına ulaşabilirler. Ancak bu toplumun gerçekleşmesi özgür ve erdemli bir uygarlığın oluşmasını sağlayabilecektir. (46)
Godwin, temel birimi küçük özerk topluluklar olan ve merkezleşmemiş bir toplumsal hayat tasarlamaktaydı. "Çoğunluk yönetimini bile tiranlık olarak gören Godwin, demokratik siyasal süreçlere çok az yer veriyor ve oylama gibi yöntemlerin, bireyin sorumluluk duygusunu zayıflattığım savunuyordu. Mülk birikimini başkaları üzerinde iktidar kurmanın kaynağı olarak lanetliyor, yalnızca ihtiyaçlara dayalı gevşek bir iktisadi sistem öngörüyordu." (47) Godwin'in tasarladığı devletsiz bir toplumun gerçekleşmesi için sade bir hayatın ve fedakarca bir ahlak tarzının benimsenmesi zorunludur. Bu zorunluluk bizi dini bir ahlak anlayışı ile yüzyüze getirmektedir. Zaten Godwin'in görüşlerim de belirleyen sade, sıkı ve fedakarca ilkeleri önde tutan Calvinist mezhebin görüşleridir. Ancak bu görüşlerin ilahi sistematikten uzaklaştırıldığında ne ölçüde gerçekleşebileceği kuskusu Godwin'ci anarşizmi ütopik bir varsayımdan öteye taşımıyor.

(43) H.Arvon, a.g.e., sh. 33.
(44) H.Arvon, a.g.e., sh. 34.
(45) Saphiro, a.g.e, sh. 92.
(46) Max Beer, a.g.e., sh. 400.
(47) Ana Britanica, c. 2, sh. 44.  

10.11.2004 23:32:47
WILLIAM GODWIN (1756-1836)  


Felsefi anarşizmin ilk ve en büyük temsilcisi olan Godwin, 1756 yılında Wisbech-Cambridgeshire'da doğdu. 1773'te Hoxton Akademisine katıldı ve 1778'de tutucu bir rahip olarak oradan ayrıldı. 1787'de tam anlamıyla ateist felsefeyi benimsedi ve hayatının son yirmi yılında siyasî gazetecilik yaptı. Fransız Devriminden esinlenerek "Siyasî Adalet Üzerine Bir Inceleme" (An Inquiry Concerning Political Justice-1793) adlı eserini yazdı. Daha sonra "Caleb Williams" (1794) adlı romanı yazdı. Her iki eserde kendisine büyük bir ün kazandırdı. Ancak Fransız devrimine karşı gösterilen reaksiyonların artması nedeniyle birçok  roman, tarihi yazılar, oyunlar, makaleler ve çocuk kitapları yazmasına rağmen eski şöhretine kavuşamadı ve 1836 yılında öldü.

Godwin'in iktisadi ve siyasî düşünceleri etik anlayışının bir uzantısıdır. O'na göre insanlar rasyonel varlıklar olduklarından eğitim, insanları özgür, asil ve aydın kişiler yapmaya yeterlidir. Faydacı bir ahlak anlayışını benimser ve iyiliği zevk olarak tanımlar. Devlet ve hukukun gerekli olmayan "kötüler" olduğuna inanır ve onların yerine desantralizasyonu ve otonom topluluklardan oluşan sivil bir toplumu önerir.

Godwin'e göre mülkiyet (veya ekonomi) siyasî adaletin bünyesini tamamlayan bir köşe taşıdır. Zenginler, her zaman doğrudan veya dolaylı yoldan kanunları yapan kimselerdir. Servet evrensel bir ihtirasa ve toplumu en ileri seviyede bencilliğe iten bir ruh haline sebep olarak toplumda yıkıcı bir etkiye neden olur. Bu nedenle, mülkiyet özgürlüğü, bilgiyi ve erdemi yüceltecek bir şekilde kullanılması gereken bir emanettir.

Godwin'e göre para yanlızca bir değişim aracıdır ve insan emeği dışında bir değer taşımaz. Bu nedenle, üreticiler,  emekleriyle ürettikleri ürünlerden geçinmeleri için gerekli olanın dışındaki miktarı kendiliğinden yoksullara dağıtmalıdırlar. Lüks mallar ve bu malların tüketimi adil bir dağılım için en büyük engeldir.

Godwin, desantralize bir toplumda yerel piyasalar için küçük ölçekli işletmelerin yer aldığı üretim tarzını önerir. Teknolojinin özgürleştirici etkisini yadsımaz. O'na göre güçlü insanların tümünün çalışması durumunda çalışma saatleri azalabilir ve insanların entellektüel ve ahlaki potansiyellerini geliştirmek için boş zaman bulunabilir.

Godwin, 1820'de yazdığı eseri "Of Population"da, Malthus'un fikirlerini sorgular ve insanların yaşam standartlarının iyileşmesi durumunda üreme hızlarında azalma olacağını iddia eder.

Başlıca Eserleri:

-- A Vindication of The Rights of Women (M. Woolstonecraft, ed.), Gregg Farnborough,         1970.

-- Thoughts of Man, His Nature, Productions and Discoveries, London, E. Wilson, 1831.

-- Enquiry Concerning Political Justice, With Selections from Godwin's Other Writings   (K.Codell Carter ,ed.), Oxford, P. Clarendon, 1971.

-- An Enquiry Concerning Political Justice, and Its Influence on General Virtue and Happıness (R.A. Preston, ed.), New york, A.A. Knopf, 1921.

-- Of Population: An Enquiry concerning The Power of Increase in The Numbers of Mankind,   Being an Answer to Mr. Malthus's Essay on That Subject, New york, A.M. Kelly, 1964.
 

11.11.2004 21:20:56
godwın kendısını hıc bır zaman bır anarsıst oalrak adlandırmadı "anarsının"fransız devrımı sırasında yurutulen polemıklerde sozcuge yuklenen olumsuz anlamı ıcerdıgıne ınanıyordu.ona gore anarsı hukumet "tutarlı ve ozumsenmıs bır polıtık adalet gorusu"genel kabul gormeden ortaya cıkan duzensızlık durumuydu.

   godwın de sonrakı lıberter dusunurlergıbı toplumun dogal olarak gelıstıgını hukumetten tamamen bagımsız olarak ısleyebıldıgını dusunuyordu ama basıt halkın kendılıgınden ıc gudulerıne guvenen ardıllarının ıyımserlıgını paylasmıyordu.

   bu acıdan bır aydınlanmacı olarak kaldı onun ıcın ozgurlesmenın anahtarı egıtımdı egıtım olmazsa ınsanın frenlenmeyen tutkuları esıtlıkte durmaya bılır  ve ınsanları ıktıdarı gasp etmeye kıskırtabılır dıye korkuyordu.

   


Sayfa: [ 1 ]