Anarşizm in Kürtlerle ne ilgisi var? Hayır Türkler le ne ilgisi var? Laz ile, çerkez ile, o etnik grup ile, bu etnik grup ile ne ilgisi var? Ne zamandan beri belli bir kültüre dair milliyetçi anarşizm olgusu ortaya çıktı? Sosyalist örgütlenmeler diktatör devlet hegemonyasının olumsuzluklardan biriyle mücadele amacıyla bu hegemonyadan dolayı baskı gören etnik kültürleri devlete karşı ajite etme stratejisi güdebilir,ancak onun gayesi kapitalist devlette oluşacak güven bunalımına dayalı bir halk ayaklanması yardımıyla iktidarı ele geçirmektir. Oysa anarşizm bu noktada sosyalist görüşün hiç bir teorisini benimsemez. Anarşistler için devlet kadar kültürlerin ırka dayalı ayrımları da yapaydır. Anarşizm kültür farklılıklarının üzerinde durmaz onları olduğu gibi eşit kabul edip, gerekirse baskıcı gelenek ve inançlar bireylerin özgür iradesini yok sayıyor ise tümünü yıkmayı hedefler. Bin yıllık planlar dahilinde aşamalı ayrılıkçı hareketleri değil topyekün bağımsızlığı destekleyip bunda ısrar eder.
Bir Türk anarşizm i Kürt anarşizm i, İngiliz,Yahudi, Amerikan anarşizm i diye bir şey sözkonusu olamaz. Anarşizm insana dayalıdır ırk ve kültürü sadece insanın yaşam biçimi, iktisadi koşulları, üretim biçimi ve geleneklerinin dolaysız sonucu olarak görür. Olgulara milliyetlerin ve kültürlerin dar çerçevesinden bakmak ise otoritenin dayatmasına karşı lokal olarak örgütlenmiş aynı politikanın, antitez gibi görünen fakat pratiği aynı olan bir başka yansımasıdır.
Hakim kapitalist otoritenin ulusun değerlerinden, kültürünün güzelliklerinden bahsederek insanlığı kendi bayrağı altında asimile etmesi ile, sol ortodoks mantığı ile sosyalizm bayrağı altında ezilen kültürlerin merkezinde yeni bir devlet örgütlenmesi için yaratılacak etnik ayrımları da otoriter politika olarak görür. Sonuç olarak insan üstü ülkülerin tamamı otorite yanlısı ortak inanç dayatmalarıdır ve temelini tarihsel gericilikten almışlardır. Bu yüzden anarşizm sosyalizm i; faşizm,ümmetçilik,ve kapitalizm den ileri görse de gerçekte gerici bir örgütlenme biçimi olarak değerlendirir. Sosyalizm in sözde işçi sınıfını ve emeğini yücelttiği kızıl bayrağı da dahil yeryüzündeki tüm bayrakları reddeder. Onların sembolik varlıklarının bile zihinlerde insanın özgürlüğüne vurulmuş zincirler olduğunun bilincindedir. Anarşlizm in bayrağı diğer tüm bayrakların ve sembollerin yakılmasının gerektiğini düşündüğünden, onların arasına girdiğinde üzerinde akılda kalıcı hiç bir iz bırakmayan simsiyah bir bayrakla çıkıp bu yapay değerler ile alay ederek kendini gösterir. O yüzden böyle bir başlığın sosyalistlerce ya da ırkçılar tarafından yaratılmış bir savaş için malzeme amacıyla açıldığının da farkına varır. Buna tepki olarak etnik farklılıklarını üstün özellik olarak görmeye çalışan ezikmiş etnik kültür bireylerinin kendilerini anarşizm e daha yakın ve ilerici olarak görmesi de başka bir çelişki unsurudur. Çünkü ezilen sınıflar faşizmin bayrağı altında demokrasiye karşı tutumun ötesinde bir tehdit unsuru olarak görülüyorlar ise bunun nedenlerinden biri de toprak mülkiyetine bağlı aşiret yapısının ve devlet eliyle desteklenen illegal örgütlenmelerin devamıdır. Bu noktada herhangi bir halk ın diğrlerinden daha çok anarşizm e yakın olduğu söylenemeyeceği gibi, daha uzak olduğu da söylenemez.
Bir Kürt bireyi Anarşizm e kendini yakın hissettiği anda, dil e,inanca,ırk a, tarihsel geleneklere bağlı olan kendi kültürünü de reddetmek durumundadır. Türkiye açısından ise feodal bağları görece daha katı olan ve tüm isyanlarına rağmen,ana,ata, gelenek gibi olguları reddetmekte zorlanan bu etnik sınıfın daha anarşist değil,tam tersine hakim devlet faşizminin kendilerini reddi dolayısıyla oluşan tepkinin yardımıyla daha devletçi ve ulusal bir kimliğe uygun oldukları söylenebilir. Ne kadar duygusal arzu ve hayallerle kendilerini öyle görmek isteseler de Kürt halkının diğer halk lardan daha anarşist ruh taşıdığı söylemi hem anarşist pratik ile bağdaşmaz,hem de teorik açıdan koşullarının buna daha az müsait olduğu söylenebilir. Hem Kürt olmakta ısrar edip, hem de anarşist olunamaz. Anarşizmin manası yak yık yoket değildir çünkü. Bir anarşist in etnik kimliği yoktur onu reddeder. Onun kültürü insana dairdir bayrağa bağlanamaz. Her türlü ulus u, devleti reddetmektir anarşizm. Eğlencelik,sözde kahramanlık, yıkıcılık değildir. Hiç bir gelenek ve ulusal politika ile bağdaşmaz. Eşkiyalık ile anarşizm de farklıdır. Anarşistler devleti kendi ulusal kimliklerinin kabulü için değil insanlık adına reddederler ve yeni bir devlet istemez,o devleti görece iyileştirmeye çabalamazlar. Çünkü devlet varlık olarak olumsuzdur otoriter kimliği dolayısıyla.
Anarşizm için kimin devleti sorunu yoktur, devletin her türlüsü varolan sorunların yaratıcısıdır. Bu noktada kendi kimliğini öte bir anlamda gören onu savunmak için üstün özelliklerini haykırmaya çabalayan her türden milliyetçi unsurun da anarşizm açısından faşizm e daha yakın durduğu söylenmelidir. Çünkü anarşist pratik belli bir etnik dayatmanın hiç bir şekilde bu etnik unsdurların yaratıcısı olan devlet anlayışını yok edemeyeceğini bilir. Bu noktada sosyalist pratiğin hilekar "sınıf bilinci" dayatmasını da gerçeklerden uzak bulur. Birilerinin kendini akıllı varsayıp diğerini yönettiği her şekil yönetim otoritedir, otoritenin de iyisi kötüsü olmaz.
Bu noktada da Kürt lerin anarşizm ile dansı mümkün değildir iki nedenden. Birincisi ana nedendir. Bu ise Anarşizmin milliyetçiliğe de karşı olmasıdır onun yapay olarak yaratıldığını bilerek. Sosyalistlerin ajitasyon başarısızlığı da bu noktada budur zaten. Hem ulusal kimlik farklılığı varolan yerel bir devlete karşı örgütlenip, hem de sosyalizmin hedefi olan devletin reddi bir arada olmaz, bunlar birbirinin tersidir. Ulusal kimliği sahiplenmek anarşizm in zıttıdır. Zaten sosyalist örgütlenmeler içinde yer alan anarşist kişilere karşı en fazla tepki de feodal bağları nedeniyle ezilen etnik grubun üyelerinden gelmekte, sosyalist ajitasyon stratejik nedenlerle bu tür feodal anlayışlara etnik militerliği beslemek adına prim vererek gericiliği sosyalizm içinde örgütlemektedir. Bu da sosyalist anlayışın bindiği dalı kesen alışılmış stratejik kısırlığıdır. Alternatif Devlet kurmak isteyen bir anlayıştan da daha fazlası beklenemez. İkinci neden ise hakim devlet tarafından ezilmiş yok sayılmış bir kültürün, hali hazırda kendini ifade etme yolları ararken ulusal kimliğine kavuşmadan önce milliyetçi kimliğini reddedebilmesinin imkansız oluşudur. Bugün için bir Kürt e "Kürt diye birşey yoktur, milliyetçi devlet örgütlenmeleri vardır" demek resmi görüşün fikri gibi algılanmakta,aslında anarşist pratik açısından tüm kültürlerin ve onların devletlerine söylenen bu söz algılanmamaktadır. Ezildikleri için Kürt ler savunma psikolojisi içinde hakim kültürün faşizmine tepki olarak onunla mücadele edebilmek adına ondan daha inatçı ölümüne milliyetçiler doğurmaktadır. Bu ise,birbirini besleyen bir unsurdur ve kapitalizm vasıtasıyla emperyalizm in en önemli silahlarından birisidir. Etnik kültürlerdeki farklılıklar dolayısıyla onları karşı karşıya getirip demokrasiyi geciktirmek. Bu oyunun piyonlarından biri de maalesef başarısız sosyalist örgütlenmelerdir. Örneğin bu ülke için düşünürsek, eğitimli bir Türk mecburen asker olmakta iken eğitimli bir Kürt özgürlüğü için dağa çıkıp savaşması gerektiğini düşünüp milliyetçi bir savaşın karşı tarafında pratikte aynı zihniyet dolayısıyla savaşmak zorunda bırakıldığını algılayamayabilir. Pratik açıdan varolan devletin onun varlığını tehdit etmesinin bir önemi yoktur. O kültürel bağlarına bağlanmak zorundadır. Eğer işgal altında olan bir Türk kültürü olsaydı kendini ifade edebilmek için bugün sorgulayabildiği bazı dini ve geleneksel bağlara daha sıkı sarılacağı gibi. Bunun örneklerini de gittiği ülkeye ve kültürüne birey olarak entegre olamamış gurbetçi Türklerde görebiliriz.
Başlığa konu olan yazıda da görüldüğü gibi başlığın amacı Kürt kültürünün kafasını daha da karıştırmak olup, amacı onun altında yorumda bulunan ve kendini anarşist sanan faşist ile aynı sonuca hizmet eder. Bir yandan sosyalizmi basamak gören, bir yandan Kürt halkını kahramanlık çağlarına özgü nitelendirmelerle diğer halk lardan ayıran ve teninin rengi ile işaretleyerek "esmer halk" demek suretiyle ulusal bir kökene mecburen bağlayan sözkonusu yazı, ünlü anarşist yazardan yaptığı alıntıyı etiket mahiyetinde göze sokmak suretiyle de kendi sözde tutarlığının propagandasını yapmaktadır. Oldukça kafası karışık olan yazarımız, her tarafın devletlerle sarıldığı ve bunların birbiri ile hatta aynı kültürden olsalarda savaştırıldığı bir ortamda Kürt anarşizmi çağrısı yapan komik bir tiyatro sergiler. Bu çağrısı ise pratikte Kürt halkını apolitikleştirme amacına hizmet etmektedir. Ancak her ne kadar Kürt mücadelesi zaman zaman, anarşizm açısından ulusalcılığa yani milliyetçiliğe kaydığı için olumsuz nitelendirilse de ve sosyalizm için iktisadi ve sosyal nedenlerle hedef bir kitle olsa da Kürt ulusu oluşmadığı için Kürt halkı sahipsiz konumda kalmış ve bu nedenle kapitalist çelişkileri henüz tam olarak iktisadi açıdan fark edememiştir. Marksist ideolojinin mekanik bir bakış açısıyla ezilen bir insanın hayatta kalmak için bu durumun bir miktarını da kabullenmek zorunda kalan psiko-sosyal yapılar kazandığını bilmediği ya da uygulamada önemsemeyip salt ideoloji ile kafaları doldurduğu için her karşı devrimci,ümmetçi,ulusal,nasyonal devrimde şaşar kalır. Sebebi politik oyunlara, halkın alıklaşmasına falan bağlayıp işin içinden de çıkar. Oysa tüm devrim hareketleri faşist baş kaldırıları ateşlemiştir binlerce yıldır ezilen halk lar bu unsurlara daha sıkı sarılma noktasında otoriter yönetimlerce ehlileştirildikleri için. Kaldı ki şu anda Kürt halkı ulusal kimliğini tamamen reddedecek olursa, diğer militarist devletler eliyle asimile edilecektir ya da buna direnir ise katledilecektir. Zamanında feodalizmi bile tanımayan ilkel ve özgür halklar feodalizmin kölesi yapılmıştır. Ancak Kürt ulusunun içinden kendi burjuvasini yaratmadan binlerce yıldır esareti altında kaldığı feodal zihniyetini terketmesi mümkün değildir.
Öyleyse söz konusu anarşizm ise burada Kürt yoktur. Türk de yoktur. Hiç bir milliyet yoktur. Anarşizm bunların zıttıdır. Dolayısıyla anarşist pratik iktidar savaşlarının neden olduğu çelişkileri gösterip her türlü geleneksel bağ a karşı mücadelesini bu tür unsurlara ihtiyaç duymadan sürdürecektir. Stalin gibilerin ütopik bulduğu bu tutum onların doğal tepkisi olmakla birlikte, "gerçek sosyalizm" düşüncesinin "gerçek şeriat", "gerçek Din" ile aynı şekilde değerlendirir. Milliyetçilik, devletçilik,sosyalizm,ümmetçilik,etnik milliyetçilik vs ve bir halkın diğerine özgünlüğü gibi duygusal travmatik çıkışları da aynı global tarihsel otoriter anlayışların türlü yansımaları olarak görür. Kropotkin, Bakunin, Stirner, Proudhon gibi teorisyenlerin ve bu teoriyi pratiğe geçiren eylem adamlarının çerçevesini çizdiği ve sosyalist düşüncenin nihai hedefinin aşamalı olarak devlet vasıtasıyla olamayacağını öne süren Anarşist düşüncenin ideolojisi bu şekil bir antiideolojidir. Koşulların kimini kullanmak için kabul etmenin o koşulları doğurup yineleyerek sürdürdüğünün bilincidir.
|