|
||
| Sağlık yaşamın olmazsa olmazlarındandır. Ezilen için de, ezen için de. Çünkü sömürülenlerin daha iyi ve uzun süre sömürülebilmeleri için en azından asgari sağlık düzeyinde tutulmaları gerekir. İşte bugün bizde olduğu gibi dünyanın çeşitli kapitalist ülkelerinde bu asgari sağlık düzeyini sağlayacak devlet hastaneleri ve kamu kuruluşları bulunmaktadır. Basma kalıp bir tabirle, sağlığın ticari bir meta olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ancak bu, sömürülen yığınlar için ne kadar geçerlidir, tartışılır. Bugün sömürülen yığınların sağlık satın alabilme olanakları ortada. En son Özekli olayıyla daha çarpıcı hale geldi ki, bu topraklarda sağlık satın alabilmek için köyünden kentine gidecek yol parası olmayan, yani ulaşımını satın alamayan insanların sayısı göz ardı edilemeyecek boyuttadır. Dolayısıyla, sağlık “sektörü” çoğunluğa değil orta sınıfa ve özellikle bir avuç kan emiciye hitap etmektedir. Sektör artık onlara viagra, güzellik kremleri ve losyonları, ağrısız sancısız belfıtığı ameliyatları, koç taşağından yeni bir böbrek, aynısının tıpkısı protez uzuvlar, hatta ölmüş insanlardan alınmış cillop gibi bir yüz ("Face Off" hesabı), hatta ve hatta kendilerinin tıpkısını sunmaktadır (Colonait adlı insan klonlama şirketi müşterilerinin hizmetinde!). Gün ağarmadan işe giden ve akşam geç vakit yorgun argın evine dönen bir işçiye kazada kolunu kaybettiyse kolsuz, akciğeri iflas ettiyse akciğersiz yaşamak (dolayısıyla ölmek), ereksiyon problemi varsa cinsel hayatını unutmak, ne bileyim orasında burasında bir “kusur”u varsa hayatı böyle kabullenmek düşüyor. Onun için sağlıklı olmak, ortaçağdan kalma hastalıklardan devletin sağladığı olanaklar ölçüsünde korunarak (devlet, bu imkanları sağlamadığı vatandaşlarını allaha havale etmiş olmalı) hayatını burjuvazinin sömürüsüne sunarak devam ettirmektir. Onun ne bir güzellik losyonu alacak parası, ne de “bu losyon beni güzelleştirdi mi acaba?” diye akşam işten dönünce aynaya bakacak hali vardır. Peki yapılması gereken sömürülen yığınları, sağlığı az çok satın alabilecek hale getirmek midir? Kesinlikle değildir. Yapılması gereken, kanımızı emen bitleri ayıklamak ve bu sömürü düzenine son vermek olmalıdır. Alıntı; http://www.geocities.com/atesicalmak1844/ |
||
|
||
| Bu guzell paylasim icin sagil Azrail yigenim. | ||
|
||
| Rashit-Paran Yoksa Öl! Selam versek almazlar, rüşvet değildir diye Halimiz sormazlar, aptal olmadık diye Ne varsa hep çaldılar, hırsızlık meslektir diye Hesap sorsak vurdular Hesap sormak hainliktir diye Düşünceleri belli, ne eksik ne fazla Paran yoksa yaşamak haram sana Ya hain olursun, ölürsün sokakta Ya kahraman olur, vurulursun dağlarda Paran yoksa öl... Yoksullar hep haindir Çünkü aç olan isyan eder Şehitler hep fakirdir Çünkü zenginden olmaz asker Gecekondu çocukları Dağlarda nöbet bekler Başkasının çocuğu yat üstünde karı öper |
||
|
||
| Hergün parasızlık yüzünden tedavi olamayan ve bunun doğal sonucu olarak "ölen" insanlar görüyorum. Orada pişkinliğin son noktasında paran yoksa öl diyorsun insanlara ve film izler gibi seyrediyorsun çaresizliklerini. Sonuçta ne oluyor peki: Kendinden nefret etmemek için akşam olunca unutuyorsun hepsini...Bu kadarmıyız? Evet, bu kadarız... |
||
|
||
| aslinda butun saglik hizmetleri dursun..dogal seleksiyon | ||
|
||
| krala şikayetler geliyor halk çok eziliyor,derebeyleri neleri varsa alıyor diye bunun üzerine derebeylerini çağırıyor huzuruna kral ve diyorki:ellerinde ne varsa almaya çalışın ama yinede hepsini almayın ufak da olsa bir umutları olsun çünkü herşeyini kaybetmiş insan en tehlikelisidir |
||
|
||
| Konuya evet ama topiğe katılmıyorum PARAN YOKSA GİT ÇAL ÇIRP YOK ET ! Bir balata darbeside sen vur... |
||