|
||
| Çağının durumuna ilişkin bu saptamaya bağlı olarak Nietzsche tarih içindeki kültürleri inceler ve bunlarda başat olan “değer”e göre üç tip kültür belirler: 1) Artistik kültür: Gerçeklerden kaçan, yaşayabilmek için gerçekleri değiştiren bir değerlendirmeye dayanır. Yaşamdan, ya sanat yoluyla(apollonik, romantik sanat) yada “yüz çevirerek”(asketizm) kaçar. Bunlar, karamsar bir görüşün ortaya koyduğu kültürlerdir(Budist kültür). 2) Sokratik kültür: Burada, insan aklının ve bilimin sınırsız gücüne inanma vardır. Tipik örneği İskenderiye kültürüdür. İşte “modern dünya” ve 19.yüzyıl Avrupası bu kültürün “ağına düşmüştür”. Bu kültürün ideali, “bilginin en yüksek güçleriyle donatılmış, bilimin hizmetinde çalışan, ilk atası da Sokrates olan teorik insan”dır. Bu noktayı, günümüzde pek yaygın olan ve özellikle “gelişmekte” olan toplumlarca hedeflenen “bilgi toplumu” idealiyle ilişkili olarak düşünmek mümkündür. 3) Trajik kültür: Burada, bilimin sınırsız gücüne inanma değil de, insanın bir varlık koşulu olarak bilim yapması ve yaşamla olan bağının korunması, sağlanması söz konusudur. Trajik çağda Yunan kültüründe olduğu gibi. Kültür tiplerine ilişkin bu belirlemelerden sonra 19.yüzyıl Avrupa’sına yeniden bakılırsa, “teorik insan” ideali peşinde, bilim, sanat ve felsefe bakımından bir “kültürsüzlük” durumu vardır. “Kültürlü olmanın rolünün oynandığı” ama “kültürlü insanın olmadığı”; “alim”lerin, “üniversite profesörleri”nin, “üstad” tiplerin çıktığı; “kitap tozundan ve baskı yanlışlarından kör olmuş kütüphaneci ve düzeltici”, “dar kafalı” insanın varolduğu bir ortamdır Avrupa. Alabildiğine “çöküş” vardır Avrupa’da. Bunun yanında da bir büyük eksiklik vardır: “kurucu insanın eksikliği”. Aynı zamanda yaşamın da düşüşü olarak Avrupa’da başgösteren ve her yana yayılmış bulunan bu “çöküntü”, “insanın temel güdülerinden büsbütün sapması”dır, “değer yargılarının büsbütün soysuzlaşması, insanın bio-psişik bakımdan soysuzlaşmasıdır”dır. Bunun ortaya çıkış nedeni, “Hıristiyanlığın insan ve dünya görüşüne dayanan Batının sürü ahlakı”dır. Sonuçları ise, zaaf-kötülük, hastalık, isteme zayıflığı, karamsarlık, anarşizm, kuyu kazma vb. 19.yüzyılın modern insanı, bu çökmüş insandır. Toplumdaki “ünvan”ı kaldırıldığında “var olan bir hiç” olan modern insan, yaratıcılıktan yoksundur. Çağın ideali doğrultusunda yetiştirilmek istenen insan da budur. Bu durum karşısında Nietzsche, trajik kültürün yeniden varolabilmesinin koşullarını sorar. Çünkü, yaşamı yükselten, insanın yaşamla bağının kurulmasını ve korunmasını sağlayan kültür budur. Bu kültürün oluşumu ise trajik, yaratıcı, kurucu insanı, yani üstinsanı gerektirir. Bu yüzden Nietzsche, üstinsanın olabilirlik koşulları bakımından insanı bilme konusu yapar. |
||