|
||
| Soğuk Savaş döneminin bitmesi Türkiye’de devlet için hiç de hayırlı olmamıştı ama küreselleşme başlı başına bir sorun oluşturdu. O zamana dek toplumla dış dünya arasında ideolojik bir kabuk oluşturan devlet ideolojisi hızla gücünü yitirdi. Bunun anlamı devlet aktörlerinin medyaya daha muhtaç hale gelmesi, toplumu manipüle etme araçlarının çeşitlenmesi ve devlet otoritesinin devamı için ciddi bir strateji oluşturma gereği idi... 28 Şubat ‘postmodern’ darbesi bu yeni dönemin izin verdiği ölçüde başarılı bir müdahalenin nasıl yapılabileceğini de gösterdi. Bugünlerde Nokta dergisinin yayını sayesinde 2004 yılında planlanan gerçekleşememiş bir darbe girişiminden de haberdar olduk. Darbe hayalcileri medyayı yanlarına almayı, üniversiteleri hatreketlendirmeyi, sendikaları sokağa dökmeyi düşünmüşler. ‘Ne yazık ki’ aralarında anlaşamayınca vazgeçmek zorunda kalmışlar. Nokta’daki belgeler, darbe arzusunun tek bir generalin iradesiyle sonuna kadar zorlandığını, hatta bu kişinin bu işi tek başına yapmayı bile hayal ettiğini ortaya koyuyor... Bütün bunlar bizler için hiç şaşırtıcı değil. Nitekim bu yayın toplumda büyük bir sukunetle karşılandı. Sanki tanınmış bir türkücünün çok sevdiği için dövdüğü bir sevgilisiyle olan umarsız aşkının hikayesini okuyor gibiydik. Çünkü Türkiye’de insanlar askerin içinde daima birkaç darbe heveslisinin olduğunu bilirler. Toplum değişip özgürleştikçe bu darbe meraklıların eksilmeyeceği de açıktır. Dolayısıyla otoriter elit kesimler açısından bakıldığında Türkiye’de çok sıkıntılı bir döneme girmekteyiz: Darbe ihtiyacının giderek artacağı, buna karşılık darbe yapmanın giderek zorlaşacağı bir süreç olacak bu... Söz konusu psikolojinin bazı bürokratları ve hatta sivilleri çok rahatsız edece ğini, bu kişilerin çaresizlik duygusu içinde aşırı ‘cesur’ hamleler yapabileceklerini öngörebiliriz. Bu nedenle Nokta’nın yayını muhtemel darbecilerin mantık ve bilgi düzeyini anlamak için çok yararlı oldu. Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı’nın günlüğüne baktığımızda ilk dikkat çeken bu kişilerin Türkiye toplumu hakkında ne denli bilgisiz oldukları. Toplumu asayiş ve tehdit terminolojisi içinden algıladıkları için, sosyolojik değişimi hiç bir şekilde anlamayan insanlarla karşı karşıyayız. İkinci özellik analizlerin yüzeyselliği... Devletçi resmi ideolojinin basmakalıp kalıplarını tekrarlayarak ‘analiz’ yaptığını sanan bir bakış bu. Demokrasi ve laiklik kavramlarının otoriter zihniyet içinde yorumlanmasına dayanan ve ‘cumhuriyet’i bu çarpık yoruma oturtan, gerçeklikle mütekabiliyeti olmayan bir yaklaşım... Darbe hazırlıklarının yoğunlaştığı süreç bu insanların çok tehlikeli iki özelliğini daha ortaya koymakta: Kendini kandırma yeteneği ve kibir. Süreçten anlaşıldığına göre, darbe hazırlıkçıları sırf birbirleriyle konuşarak yapacaklarının anlamlılığına inanma nın ötesinde, kendilerini bu ‘kutsal’ görev için atanmış insanlar gibi de hissetmekteler. Askeri bürokrasinin kapalı devre bir sosyolojik aktör haline gelmesinin ve medyada malum kalemlerin sürekli pohpohlamasının ürettiği bu gerçeküstü durumun toplum ve ülke için tehlikesini vurgulamak bile gereksiz. Çünkü ‘bilimsellik’ sanılan bir yüzeyselliğin pençesine düşmüş olan bu elitist koalisyonun elinde bilgi tekelinden ateşli silahlara uzanan bir güç imkanı var. Türkiye’nin en yabancılaşmış insanlarının böylesine güçlü olmaları ise herhalde tarihin bir ironisi... Neyse ki zamanımızda artık hiçbir şey ‘yeterince’ uzun süre gizli kalmıyor ve bizler de gerçek ‘ötekileri’ tanıma fırsatı buluyoruz. Etyen Mahçupyan http://www.gazetem.net/etyenmahcupyan.asp |
||
|
||
arz-talep meselesi.. bu gün gerketen bir darbe ihtiyacımız varmı.. ben bu konuda yorum yapmayacağım ama .. Sorun da burada zaten, her önüne gelen kendine göre nedenler sıralayıp darbe yapabilir o zaman, dediklerin bu anlama çıkıyor.Bence gaza getirlimeye müsait bir toplumuz ve "aman da bizi bölecekler", "aman da dinciler geliyor" safsatası içinde basit bir korku cumhuriyeti içinde yaşatıyorlar bizi... Son darbe girişimi doğru mu yanlış mı bilmiyorum ama Ordu'nun bu iişteki sabıkalarını düşündükçe hiç de yabana atılacak gibi değil bu söylenceler... Daha önce ki bir eylemde görmüştüm "Ordu göreve" deniyordu, aslında bu bile ne biçim halet-i ruhi'ye içinde olduğumuzun kanıtı olsa gerek, eminim yarın ki eylemde de bu pankartı göreceğiz. Ordu'nun daha önce yaptığı darbeleri cezalandırmazsanız ve üstüne bunları kutsarsanız bu halk da darbeyi iyi bir şey olarak görüp Ordu'yu göreve çağırır. Bir-iki bakan-başbakan, bir-iki genç insan-devrimci (tercih sebebidir) asılır ve ülke bu "dış mihrakların maşası olan iç düşmanlar" dan temizlenir... Başka hangi ülkeda acaba iç düşmanlar diye bir söylem vardır? Varsa eminim ki bizden farklı değillerdir... Allah selamet versin, zira işimiz Allah'a kalmış... |
||
|
||
| Suntafa ya katılıyorum. Dünyadaki en kötü yönetim biçimi bile askeri yönetimden iyidir. Onları yargılayacak bir merci olmazsa kötüye kullananlar illaki olur aralarında. ordu göreve diyenleri belki de asacaklar da haberleri yok:) |
||
|
||
| Beynelmilel i , çemberimde gül oyayı izledin mi bilmiyorum kuzeys. onlar sadece film ve dizi. ama oradaki olaylar bile beni o kadar gerdi, üzdü ki gerçeğini hayal bile edemiyorum. insanların okumaktan, okula gitmekten bile korktukları bi zaman. Can Dündarın bi konferansına gitmiştim, üniversiteden bi çok arkadaşımı astılar benim demişti. bi ülkede adalet böyle sağlanmaz. sen de öyle zamanlar yaşamak, insanların yok yere asıldığını izlemek, gelecek nesillere böyle hatıralar mı anlatmak istersin.... | ||
|
||
şerefsiz hain.. bu ülkenin sorunu bir kaç aç devrimci ve irticcaii faaliyetler değil.. biz asil bir ırk tan geliyoruz ama . millet birbirnin kuyusunu kazmaktan oruspu çocuğu olmuş çıkmış.. Şöyle cevap vereyim sana kardeş resmen saçmalıyorsun...Asil ırk gevelemesi ise ayrı bir saçmalama vesilesi.. 3-5 devrimci ölecek diye böyle korkak davranışlar sergilemenin ne bu ülkeye nede bu topluma bi faydası olur.. Tabi rahatsın tabi, Genelkurmay Başkanı'da ülkesi için hayırlı olanın Irak'a girmesi olduğunu söylüyor. Nasılsa kendisine pek bir şey olmaz, olan yine belli kesimlere olacaktır.Biri çıkar darbe yapmaya kalkar, biri Irak'a girer, yarın da biri bu Yunanlılar çok konuşuyor diye Yunanistan'a girer, sonra daha alamaz gazını biri efendim Rusya'ya da gireriz, Amerika'ya da girersiniz... Nasılsa üstün bir ırksınız,medeniyet sizde, her tarafta sizi fener alayıyla karşılarlar, en son böyle bir düşünceye Bush kapılmıştı; ondan önce de duydun mu bilmem ama Hitler diye bir üstünırk adamı vardı, o da kalkışmıştı ama her kalkışan gibi kara leke olarak tarihte yerini aldı... Sanırım yolunuz o yol... Hakikaten de işimiz Allah'a kalmış... |
||
|
||
| biz asil bir ırk tan geliyoruz ama . millet birbirnin kuyusunu kazmaktan oruspu çocuğu olmuş çıkmış.. bu ne bicim soz ayip be... ne bir halk asildir, ne de bir halk ... bip.. dir |
||
|
||
Şartlar olgunlaştı Yarın herkes Ankara'ya.Cumhurbaşkanı seçimini demokratik yollarla engellemeye
|
||
|
||
| gerçekçi ol,imkansızı iste demiş üstad che bu söz kadar güzel bir söz yok:) | ||
|
||
| Bir ülkenin insanları kendi ezilmişlikleri ve sıkıntılarını demokratik yollarla anlatma olanağından yoksun olduklarında, yaşadıkları sıkıntının sihirli bir el tarafından düzeltilmesi düşüncesine kapılırlar. Umutsuzluk ve çaresizlik onları bir mehdi beklentisine yönlendirir, böylece hiç bir şekilde yöneteci niteliği olmayan, yaşamı boyunca düşman olarak gördüğü güçleri yok etmek üzere eğitilmiş insanları da kurtarıcı olarak görmeye başlar. Darbeyi kimin yaptığı, ne gibi sonuçlar doğuracağını düşünmek yerine, kişisel çıkarların ve hesapların peşinde olan sıradan insanlar, sonuçta sürekli olarak yalan söyleyen politikacılardan kurtulmak, başka yüzler ve umutlarla hayata yeniden başlamak gibi bir beklentiyle hareket ederler. Ancak darbeler demokrasi ile karşılaştırıldığında hiç bir olumlu sonuç vermediği gibi, darbeyi isteyenleri de sıkıntıya sokmuş, gücün tek elde toplanması (kuvvetler ayrılığı ilkesinin çiğnenmesi) yargının bu gücün emrine girmesi (hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkesinin ortadan kalkması) ile tüm insanların ezilmesine neden olmuştur. Dünyadaki tüm örneklerinde olduğu gibi, darbe yapanlar başkalarının emriyle ve desteğiyle hareket ederek "şartların olgunlaştığı"nı söylemişler, ülkeyi bölücülerin, hainlerin elinden kurtarmışlardır. Üstelik topluma verdikleri mesajda "Cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kaleleri zaptedilmiş,bütün tershanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş" olduğunu söyleyerek "damarlarındaki asil kan"ın verdiği güçle hareket etmelerine karşın sonuçta ülkeyi astıkları politikacılara teslim etmekten başka bir şey yapmamışlardı. Zaten bunu yapacak ne birikimleri ne de altyapıları olduğunu bilmelerine karşın, herkes onlardan tüm ülkeyi kurtarmalarını beklemişti, onlar da bu beklentiyle anayasayı değiştirip, meclisi feshettiler. Ama bu eylemler nedeniyle bir ceza almak şöyle dursun 20 yıl boyunca yargılanmaktan muaf tutuldular, vergi verenlerin paralarıyla yaşamlarının sonuna kadar özel korumalar, zırhlı araçlarla keyif içinde yaşadılar. Kaderin garip cilvesidir ki, o dönemde astıkları gençler aynı nedenle, yani anayasayı zorla değiştirmek suçundan yargılanıp ölüme mahküm edilmişlerdi. Yine bir kısım genç de meclisin çalışmasını önlemek suçundan yargılanıp aynı cezaya çarptırılmışlardı. Sonuçta biz, mehdi beklentisinden vazgeçip demokrasi mücadelesini vermeyi, uzun ama yorucu bir yoldan geçmeden hiç bir olumlu sonucu elde edemeyeceğimizi anlamadan darbe isteklerini durduramayız, önleyemeyiz. Bu nedenle diyorum ki; hepimize kolay gelsin! |
||
|
||
| asil ırk ne demek daha öncede bir yerde ayzdığımı anımsıyorum canavar hırsızları diye hür yayınları yada hürriyet yayınalrından çıkma bir kitap vardı bir ingilis ailesinin asaletini nasıl kazandığını ironik olarak anlatıyordu . Gerçketde öyle ister evrime inanınız ister yaradılışa soyluluk asillik nerden geliyor şimdi süleyman demirlein çocukalrı olsaydı 2 nesil sonra cumhurbaşkanı soyundan geliyoruz diye kendilerini asil görevckelrdi değil mi halbuki 1 nesil önce sıradan köylü bir aileydi 200-250 yıl evvel avrupaya gidin iğrençlikler kıtasıydı herhangi bir doğu şehrinin aynında esmasi okunamzdı çoğunun şimdi öylemi asillik diye bir şey vardır ama babadan oğula aktarılan bir şey değidlri çalışır kendini egliştirisen asil olurusn değilsen mirasla asil olunmaz ................................................. .. |
||
|
||
suntafa bir kaç aç kürdün başa gelmesi daha çok hoşuna gider di sanırım.. ya da bu iğrenç düzenin devam etmesi.. Neden?Baştakinin Türk ya da Kürt olması neyi değiştirir? İğrenç düzenin bekçisinin Kürt ya da Türk olması neyi değiştirir? Sistemin ne olduğunu önce bilmen gerekiyor, nasıl işler ve hangi nedenden dolayı sekteye uğrar ve nasıl devrilir? ben kürdüm diyen bir türkçülük oynuyorsa bu bunun en büyük göstergesidir.. Bu göstergeden yanlış sonuca varmışsın; senin dediğin bu şeyin tek göstergesi olur: Bunu yapan cebini nasıl dolduracağının farkına varmıştır...hain lafına bozulduysan hainsen bozul bence... HAİN' im ben, hem de doğuştan...Ama ben onunla da yetinmedim, çalışıp çabalayıp sonradan da HAİN oldum. Sisteminizin Hain'iyim ben ama gocunmadım, "bozulmak" ise size mahsus bir durum... ve gerçeketen devrimciler ve irticacılar sorun değil sadece Tek sorun var bunu anlamak için alim de olmak gerekmiyor...Bütün muslukları elinde bulunduran Kemalist ideoloji'nin kendisini bu ülkenin sahibi zannediyor ve ERK'i kimseyle paylaşmak istemiyor, bütün bu yürüyüşün nedeni de budur... Avrupa Birliği karşıtlığının temeli de budur... Irak'a girmek istemelerinin sebebi de budur... Ülkeyi soyup soğana çeviren kesimlere bakın, Müteahitler Partisi'nin bu çırpınmasının ve çırpındıkça batmasının sebei de budur... asil bir kan'a sahibiz.. Asalet takıntın çok fazla...TORQ'un da dediği gibi sadece safsatadır bunlar... Bak etrafına dünkü "orospular-pezevenkler" şimdi Asil olmuşlardır, bu kadar gevşek bir kavramdır işte aselet... ve geçrekten böyle batı düşüncelerinin altında tüm değerlerimizi yitirmişiz..kendi topraklarımızı liç ediyoruz.. Batı'nın değerlerinde sorun yok bence...Sorun kendini bilmeden Batı'yı taklit etmekten geçiyor, Batı'nın Spartaküs'ünü ve Marx'ını az buçuk biliyoruz ama bir o kadar önemli olan kendi değerlerimizi bilmiyoruz. Misal Şeyh Bedrettin ve Celali Baba; bu ikisi de resmi tarihte HAİN,BÖLÜCÜ diye geçer, ama Batı Spartaküs'üne va Marx'ına AZİZ gibi bakar... Sorunumuz bu, s,stem bize ne diyorsa, emme basma tulumba misali onaylamışızdır. Şimdi de Orhan Pamuk'u hain yaptık... Batı ise el üstünde tutuyor bu gibi değerlerini... Sorun senin kanında?!?!?! adriyetik denizinden çin seddine kadar uzanmamızında ne bize nede insanlığa bir zararı olur.. Zaten bir bu eksikti...Enver Paşa'nın yolundan giden Genelkurmay Başkanlar'ı olduğu sürece daha çok başa bela olacaklar ve de kendi insanlarının başlarına... saçmalamaya gelince ben bu hep yapıyorum Evet...Saçmalama konusunda ihtisas yapmış bir üstadsın. Aynı yolda devam edersen, dikili taşların sebeplerinden biri olmaya en büyük aday olursun. |
||