SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => Nisan

Konu: Nisan 13

Sayfa: [ 1 ]

data_grrr 13.04.2007 10:33:43
Amerika Birleşik Devletleri, Moskova'da SSCB tarafından düzenlenen 1980 Yaz Olimpiyatlarını boykot eder ve 68 ülke boykotu destekler.

Olimpik oyunların hiçbir zaman politikanın karışmadığı bir arena olması amaçlanmış olmasına rağmen 1979'da SSCB'nin Afganistan'ı işgal etmesi dönemin amerikan başkanı Jimmy Carter'ın bir ültimatom vermesi ile sonuçlanır. Ültimatomda eğer SSCB askerlerini Afganistan'dan çekmezse olimpiyatın boykot edileceği yazılıdır.

Boykot resmi olarak 13 Nisanda devreye girer. ABD ile birlikte 65 ülkeden Çin Halk Cumhuriyeti, Japonya, Batı Almanya, Kanada, Türkiye de boykota katılır. İngiltere, İtalya, Avusturalya boykotu desteklese de atletlerin kendi kararı olduğunu bildirir. Boykot olimpiyatın gidişatını da etkiler. Örneğin 15 ülkenin atletleri kendi milli bayrakları yerine olimpiyat bayrağı altında yürür. Ayrıca madalya seremonisinde bu ülkelerin marşları yerine olimpiyat marşı çalınır. Sonuç olarak 3 olimpiyat bayrağının da kullanıldığı bir kaç seremoni gerçekleşir.

Sadece 80 ülkenin katılımına rağmen olimpiyatlarda kırılan rekor sayısı bir önceki olimpiyatlardakini geçer.

SSCB ise 1984'de ABD'de düzenlenecek olan olimpiyatları ABD'nin şovenistik tutumu ve SSCB'ye karşı yarattığı isterisi nedeniyle boykot edeceğini söyler. SSCB'nin müttefikleri (karşı) boykota katılır.

torq 13.04.2007 10:53:41
1909- 31 Mart Ayaklanması başladı.

31Mart'ın mürtecileri arasında kimler vardı?

31 Mart Vakası tarihe "irticai vaka" olarak geçti. Olaya karışmakla suçlananlar arasında Milli Mücadele'ye katılmış ve Cumhuriyet'te rol almış isimler de vardı.

Deyim yerindeyse geçenlerde bir deli kuyuya taş attı kırk akıllı çıkaramadı. Bir gazetede İstanbul Üniversitesi'nde 31 Mart kutlaması yapıldığı şeklinde bir haber yer aldı. Altı üstü öğrenilmeden konu, ilerici-gerici tartışmalarına dönüştü. Peki neydi 31 Mart Vakası? 31 Mart Vakası 13 Nisan 1909'da meydana geldi. İstanbul'u kana bulayan olaylar iki hafta sürdü. Öncesine bakarsak, İttihat ve Terakki'nin baskısı sonucunda, Sultan II. Abdulhamit, 1908'de meşruti yönetime geçti. İttihat-Terakki, etkili bir siyasi-askeri güç olarak varlığını gösterdi, ancak iktidarın dizginlerini ele almadı. İktidarla aralarında bir tek engel vardı: II. Abdulhamit.

ORDU İÇİNDE İKİLİK

1908 ile 1909 arasında onlarca siyasi cemiyet, parti kuruldu. İttihat ve Terakki'de yer bulamayanlar, farklı arayışlara girdiler. Bunların önemli kısmı Abdulhamit karşıtı olmakla birlikte İttihat-Terakki'ye de muhalifti. 6 Nisan'da İttihat ve Terakki muhalifi Serbesti yazarı Hasan Fehmi öldürüldü. Abdulhamit yanlısı İsmail Mahir Paşa da pusuya düşürülüp öldürüldü. Siyasi cinayetler havayı gerdi. 31 Mart'ı doğuran ana sebep, ordu içindeki ikilikti. Orduyu modernleştirme adı altında binlerce alaylı subayın rütbeleri indirildi, binlercesi kadro dışı bırakıldı. Mektepli subaylar ile alaylı subaylar arasında yaşanan çekişmeler had safhaya vardı. 31 Mart'a giden günlerde basın, siyaset, ordu çevreleri tam bir anarşi ve keşmekeş içindeydi.

İTTİHATÇILAR GETİRDİ

Ne var ki isyanı, İttihat ve Terakki'nin İkinci Meşrutiyet'i korumak için Selanik'ten İstanbul'a getirdiği Avcı Taburları başlattı. Tarihçi Abdurrahman Şeref, 31 Mart Vakası için "İsyan-ı askeri" der. Devletin Türk Ansiklopesi'nde de aynı tabir kullanılır, tertipçilerinin ise kesinlikle anlaşılamadığı belirtilir. Ama İttihatçılar, isyanı, irtica hareketi olarak nitelerler. İsmail Kara ve Ali Birinci hocalara göre o dönemde şeriat, sosyal tepkinin bir sembolüdür. "Şeriat isteriz" sözü "Yapılanları istemeyiz" şeklinde yorumlanmalıdır.

Abdulhamit'in isyanda dahli yoktur. Ünlü İttihatçı ve CHP'li devlet adamı Tahsin Uzer, Abdulhamit'in basiretli davrandığını, daha fazla kan dökülmesini önlediğini kaydeder. Zaten 31 Mart ile Abdulhamit devrildi, İttihat ve Terakki fiilen iktidara katıldı. İttihat ve Terakki karşıtı muhalefet dağıtıldı. Abdulhamit'e göre 31 Mart'ı tertipleyenler, İngilizci Kamil Paşa'nın oğlu Sait Paşa ve Prens Sabahattin yanlısı İsmail Kemal'dir. İsyanın elebaşısı Hamdi Çavuş'u kandıran onlardır. Mahmut Muhtar Paşa'ya göre elde kalan sadık askerlerle isyanı bastırmak çocuk oyuncağı idi. Ancak kendisi engellenmiş, isyan genişlemiştir. Dikkat çekici bir nokta.

KİMLERİ SUÇLADILAR?

İttihatçılar tarafından 31 Mart'a karıştığı iddia edilen isimler arasında Ahrar Fırkası lideri Prens Sabahattin, Mevlanzade Rıfat, Rıza Nur, Dr. Nihat Reşat Belger, Said Nursi, Rasim Hoca, Ahrar Fırkası Sekreteri Ferruh Alkent gibi isimler de vardı. Hepsi Abdulhamit karşıtıdır, önceleri İttihatçılarla teşrik-i mesai içinde iken ters düştüler. Liberal Prens Sabahattin, Jöntürk'lerin fikir babasıdır. 31 Mart Vakası'nda tutuklanmış, ricayla serbest bırakılmış, sonra da firar etmiş. Cemal Paşa, anılarında Prens'in 31 Mart'ın tertipçilerinden olduğunu ifade eder. Ferruh Alkent ise, İsmet Paşa'nın döneminde diplomatlık yaptı. Lozan'da yazmanlık yapan Nihat Reşat Belger, Atatürk'ün doktoru idi. Sağlık Bakanlığı da yaptı.. Erzincan'daki isyana karışanlar arasında yer alan Yüzbaşı Kemalettin Sami, ise Kurtuluş Savaşı komutanları arasındaydı. Sami Paşa CHP'den mebus seçilti, yanı sıra diplomatlık yaptı. Celal Bayar, Sami Paşa'nın özel görevle isyancılara karıştığını söyler.

RIZA NUR KAÇMIŞTI

31 Mart Vakası sırasında Mevlanzade Rıfat ile Mısır'a firar eden Rıza Nur, Milli Mücadele'de Sinop Mebusluğu, Sağlık ve Milli Eğitim Bakanlığı yaptı. Lozan'da ikinci adamdı. 31 Mart davasında suçlu bulundu, ancak cezası kaldırıldı. İsyancıları yatıştırmak için büyük çaba harcadığı halde tutuklanan Said Nursi beraat etti. Sonraki yıllarda Enver ve Talat paşalarla dost kaldı.1908'de sürgünden döndüğünde Hürriyet kahramanı olarak karşılanan Rasim Hoca ise 31 Mart Davası'nda mahkum edildi. Prens Sabahattin'e yakındı. Ona göre 31 Mart, ne Meşrutiyete ne Meclise karşıdır, "Olsa olsa İttihat ve Terakki'nin Meşrutiyet aleyhtarı tavırlarına karşı çıkmak, yani irtica ani'l-irtica (iticadan rücu) sayılabilir".

Volkan gazetesinin sahibi ve İttihad-ı Muhammediye Cemiyeti kurucularından Derviş Vahdeti de Abdulhamit sürgünüydü. Ziya Gökalp'in arkadaşıydı. İttihatçılardan yüz bulamayınca aleyhlerine döndü. Asker içinde kendine taraftar bularak siyasi nüfuz elde etmeye çalıştı. 31 Mart'ta belirleyici rolü olmamakla birlikte idam edildi. İsmi 31 Mart'la özdeşleşti. Vahdeti, 31 Mart'tan bir hafta önce Volkan'da Enver Paşa'ya ve diğer İttihatçılara övgüler yağdırdı. Hamdi Çavuş, Selanik'te dağa çıkan İttihatçı komitacılardan biriydi.

İslamcılar ne yaptı?

İrticai bir vaka olarak anılan 31 Mart karşısında dönemin İslamcı mücadele ve fikir adamları nasıl bir tavır almıştı? Bir de buna bakalım. İsmail Kara, "İslamcıların Siyasi Görüşleri" isimli önemli çalışmasında İslamcı yayın organlarının hemen hepsinin 31 Mart Vakası'nı sert bir dille eleştirdiklerini ve irticai bir hareket olarak değerlendirdiklerini aktarır. Volkan yazarı ve İttihad-ı Muhammediye Cemiyeti kurucularından Şeyh Mehmet Sadık (Küçük Hüseyin Efendi'nin şeyhi Feyzullah Efendi'nin oğlu) 31 Mart'a karışanları sertçe eleştirdi. Kendisi de Abdulhamit sürgünlerden olan Şeyh Sadık'ın kullandığı ifade şudur, "Nur-i Meşrutiyeti söndürmek ve nar-ı istibdatı alevlendirmek maksadıyla ortaya atılan irticaiyyunun ve avene-i havane-i din ü devletin".

ALİMLERDEN SERT ÇIKIŞ

Atatürk'ün tefsir yazdırdığı Elmalılı Hamdi , 31 Martçıları irticacı olarak niteler. Ona göre Şeriat isteriz sözünün hakiki şeriat ile ilgisi yoktur, asıl maksatların gizlenmesi için bir badanadır. Şehbenderzade Ahmet Hilmi ise, "Şeriat kalkıyor demeye cesaret eden kirli ağızlar" der. Manastırlı İsmail Hakkı vaazlarında asilerin, hak ettikleri cezayı bulduklarını söyler. Tahir'ül Mevlevi ise asileri Hazreti Peygamber devrinde Mescid-i Dırar'ı inşa eden münafıklara benzeterek, "Dinini dünyaya ve hamiyet-i insaniyesini birkaç liraya değişen mürteciin-i Münafikinin" tabirini kullanır.

Mehmet Akif de din maskesi altında 31 Martçıları sert şekilde eleştirir. Dini-İlmi cemiyetler de yayınladıkları bildirilerle isyancılar karşısında yer alır. Özetle söylemek gerekirse, din, 1909'un "Şeriat isterük"çüleri ile günümüzün "Şeriat istemezük"çülerinin siyasi oyunlarında masum bir figürdür.


Abdullah Muradoğlu: Münzevi bir aydın: Cemil Meriç, Sağcılık ve Solculuk
http://www.yenisafak.com.tr/arsiv/2006/NISAN/23/izdusum.html

data_grrr 13.04.2007 12:18:46
Vaisakhi

Nepal ve Punjabi Yeni Yılı'nın başlangıcıdır.
Vaisakhi güneş takvimine göre 13 ya da 14 Nisan'da gerçekleşir, Vaisakh ayının ilk günüdür.

Sikhizm'de Vaisakhi

Sikh'lerin 10. gurusu Guru Gobind Singh, 1699 yılında Anandpur'daki Vaisakhi toplantısında Khalsa'yı (Saf Topluluk) kurmuştur.
Guru Gobind Singh Hindistan'ın her yerinden bütün Sikh'leri Anandpur'daki Vaisakhi
panayırına sesler.

Singh bir çadırdan elinde bir kılıçla dışarıya adımını atar ve inançları için gönüllü olacak biri olup olmadığını sorar. Genç bir Sikh gönüllü olur ve Guru'nun peşinden çadıra girer. Kısa bir süre sonra, kılıcındaki kan lekesiyle Guru dışarıya çıkar ve ikinci bir gönüllü sorar. Bir başka Sikh gider ve yine Guru onu çadıra alır, ve yine yalnız başına kılıcında daha çok kanla birlikte dışarıya çıkar. Bu olay 3, 4 ve 5. kereler tekrarlanır. Çevredeki kalabalığın sinirleri bozulur, bir çoğu Guru'nun 5 Sikh'i de öldürdüğünü düşünür.
5.den sonra Guru, üzerlerinde şimdi Sikh sembolleri ve farklı bir giysi taşıyan, iyi durumdaki, gönüllülerle çadırdan dışarı çıkar. 5 Sikh'e Panj Pyare adını verir - sevilen beş.

Onları Khalsa adındaki yeni bir eşitler toplumunun ilk üyeleri olarak ilan eder. Bu insanlar hayatlarını diğerlerinin hizmetinde kullanacak ve her inançtan herkes için adaleti takip edeceklerdir.
Sosyal sınıflaşmayı sonlandırmak adına yapılmış bir hareket olarak beşli geleneksel olarak kastlarıyla ilişik olan soy isimlerini terkeder ve genel olarak Singh (aslan) ismini taşırlar. Aynı zamanda Guru, Sikh kadınlarına değerlerini ve tam eşitliği vurgulayan prenses anlamına gelen Kaur ismini verir.

Guru daha sonra beşlinin önünde eğilir ve onu kabul etmelerini ister. Böylece, Khalsa, efendinin ve müridin eşit olduğu bir topluluk olur.

deniz 17.05.2007 08:57:09
José Ester Borrás öldü 1980
José Ester Borrás (1913-1980) öldü. Fransa'daki direnişte faal olarak yer aldı, Mauthausen toplama kampında bulundu ve kamp arkadaşlarıyla birlikte Eski İspanyol Siyasi Tutsaklar Federasyonu'nun (FEDIP) kurucularındandı.

 
Arthur Meurant öldü 1950
Fransa: Fransız anarşist, anarko-sendikalist, antimilitarist Hoche Arthur Meurant öldü.

 
Eugene Debs tutuklandı 1919
ABD: Eugene Debs Birinci Dünya Savaşı'na karşı yürüttüğü çalışmalar yüzünden tutuklandı. Sosyalist, pasifist ve işçi lideri olan Debs hapisanedeyken 1920 Başkanlık seçimlerinde bir milyonun üzerinde oy almıştı.


Eğer aşağı bir sınıf varsa, ben ordayım,

Eğer bir suç varsa, ben orada değilim,

Eğer hapishanede birisi varsa, ben özgür değilim



 
Samuel Beckett doğdu 1906
İrlanda: Eugéne Ionesco ile birlikte absürd tiyatronun en önemli ismlerinden biri olan Samuel Beckett (1906-1989) Dublin'de doğdu. Beckett 1969'da Nobel Ödülü kazanmıştı.

 
l'anarchie yayına başladı 1905
Fransa: Fransız "illegalist" gazete "l'anarchie (anarşi)" Paris'te bugün ilk sayısını yayınladı ve 1914'e, 1. Dünya Savaşı'na kadar her perşembe yayınlanmaya devam etti.


"Teslimiyet ölümdür, isyan yaşam" (l'anarchie'nin birinci sayısından)


 
Enrique Flores Magon doğdu 1877
Meksika: Meksikalı devrimci anarşist ve yine devrimci anarşist Ricardo Flores Magón'un kardeşi Enrique Flores Magon (1877-1954) Teotitlan del Camino, Oaxaca'da doğdu.

 
Thomas Jefferson doğdu 1743
ABD: Politikacı Thomas Jefferson Shadwell, Virginia'da doğdu.


Sayfa: [ 1 ]