|
||
| Öz yönetim, çalışma yerinde uygulanan, çalışanların, onları yöneten ne yapması, nasıl yapması, nerede yapması gerektiğini söyleyen bir yöneticinin aksine kendilerinin seçenekler üzerinde (iş bölümü, üretim yöntemi, dağıtım vs gibi) anlaştığı bir çeşit karar verme türüdür. Bu tip bir özyönetimin pratikteki tam örneklerinden birisi İspanya'daki "geri alınmış fabrikalar" hareketinde görülmüştür. Burada işçiler ya sahibi tarafından bilerek batırılmış fabrikanın kontrolünü almış ya da yönetimin bir lakavt uygulaması riskine karşı fabrikayı işgal etmiştir. Geri al anlamına gelen ispanyolca recuperar fiilinin sadece geri almak anlamına gelmediğine dikkat edilmelidir, fiil ayrıca iyi bir duruma sokmak anlamına da gelir. Başta endüstri için kullanılsa da bu terim fabrikalar dışındaki sahalarda da karşılığı vardır. İşçi öz yönetimi çoğunlukla işçi kooperatifleri, işçi konseyleri gibi işyerinin patronsuz olarak işlediği yerlerde kullanılan bir karar verme modelidir. Eleştiriler her küçük sorun için bütün işçilere danışmanın verimsiz ve etkin olmadığı üzerinde durur. Ama, dünyadaki gerçek örneklerde de görüldüğü gibi, sadece geniş ölçekteki kararlar bütün çalışanlar tarafından bir konsey toplantısı sırasında alınır ve küçük kararlar onları uygulayanlar tarafından diğerleri ile koordine olarak doğrudan alınır. Teori Öz yönetim ilk Pierre-Joseph Proudhon tarafından 19. YY'da kuramsallaşmıştır. Daha sonra özellike devrimci sendikalizm içindeki sendikaların temel parçası olmuştur. Fransız sendikası CFTD 1970 programında işçi öz yönetimini programına almıştır (daha sonra kaldırmıştır ama). İşçi öz yönetimi fikirleri hala IWW tarafından geliştirilmektedir. Tarih ![]() İşçi öz yönetimi deneyiminin en tam örneği İspanyol Devrimi (1936-1939) sırasında yaşanmıştır. (Ayakkabı boyacısı çocuk bile George Orwell'in anlatımına göre boya sandığını kollektifleştirdiğini sandığın üzerine yazar, ayrıca fabrikalar dışında berberler gibi esnaf da öz yönetim uygular Ç.N) 1950'lerde Titoist Yugoslavya soğuk savaş sırasında sosyalist bir öz yönetim yöntemini seçeceklerini söyleyerek Moskova ile bağların kopmasına neden olmuştur. Yugoslavya'nın ekonomisi Tito ve Milovan Dilas'ın teorilerine göre organize edilmiştir. Fransa'da 68 Mayıs'ını takip eden günlerde, Lip adındaki bir saat fabrikasında, hissedarların fabrikayı kapatmak istemesinin ardından 1970 ve 1973 arasında öz yönetim uygulanmıştır. CFTD sendikası işçilerin üretimlerini kendi ellerine alması konusunda grevi desteklemiştir. Güney Amerika 2001 ekonomik krizinin ardından, yaklaşık 200 Arjantin şirketi işçileri tarafından geri alınmış ve kooperatiflere dönüştürülmüştür. Örnekler arasında Brukman fabrikası, Bauen Oteli ve FaSinPat bulunur. 2005 gibi 15,000 Arjantinli işçi bu geri alınmış fabrikaları işletmiştir. Çoğu geri alınan fabrika kooperatif olarak çalışır ve tüm işçiler aynı ücreti alır. Önemli kararlar bütün işçilerin katıldığı meclislerde demokratik olarak alınır, uzmanlardan oluşan bir yönetim yerine. wikipedia'dan çevrildi. |
||
|
||
| Proudhon proleter sınıf için 'yeteneklerin ve yetkilerin eşitsizliği'nden söz eder.Fabrika sisteminde emek bölündüğünden buradaki sistem aşırı uzmanlaşma gerektirir ve işçiler basit araç konumuna indirgenir.Bu yüzden Proudhon genç işçinin yeteneklerini geliştirmesi gerekliliğini savunmuştur.Bundan da kasıt zihin ve beden eğitimidir..İşgal için gereken bilinçlenme belki de..Data_roze' un da dediği gibi işçilerin 'işgal etme' hakkı vardır.Burada işgal etmek;çalışmak,ürünü meydana getirmek,daha iyi koşullar yaratmaktır.. Üretilen şey fabrika sahibinin değil haklı olarak işçinindir.Çalışma koşullarının da işçiyi mahkumiyete sürüklediği noktada 'işgal' meşrudur.. (sanırım devam ettiğimde mülkiyet kavramına geçeceğim ister istemez.ama bi yerde konu geliştikçe mülkiyetten bahsedilecektir:)) |
||
|
||
| işgalden ziyade geri alma daha güzel bir ifade.. (ama bunu bizde karşılayan bir kelime yok sanırım, o nedenle işgal en uygunu sanırım) zaten orada çalışan herkesin denetiminde olması gereken bir şey uzmanların denetiminde çünki.. geri alma sistemden sisteme farklı anlamlar taşıyabilir.. bu işçilerin mülkiyeti de olabilir ya da mülkiyetsiz, sadece işyeri üzerindeki denetim hakkı olabilir (anarşist-komünist bir düzen için konuşuyorsak).. bu sistemlerin paralel çalışabileceğini düşünüyorum..aslında ikisi arasında pek bir fark göremiyorum paranın geçersizleştiği bir düzende..ama şu anda para geçerli olduğuna göre işçilerin fiili bir mülkiyet edinmiş olması daha akla yatkın geliyo..zaten pratikler de bunu doğruluyor.. işçilerin fabrikaların dönüşmeleri (üzerlerindeki sıfatları atmaları )için en azından bu tip iktidar dağılımlarının sağlıklı olduğunu düşünüyorum, iktidar dağıldıkça insanlar da işçi sıfatlarını, işyerleri de günümüzdeki anlamlarını yitirecektir çünki.. |
||