SIFIR (Arşiv Ana sayfa) => anarşist KİMLİKLER

Konu: NESTOR MAHNO

Sayfa: [ 1 ]

deniz 15.06.2004 13:39:07
NESTOR MAHNO

Anarşizmin Pratik ve Askeri Yüzü


Anarşist partizan önder Nestor Ivanoviç Mahno, Rus Devrimi ve iç Savaş'ın en renkli ve kahraman kişilikleri arasındadır. Tarihte anarşistlerin genişçe bir zaman diliminde büyük toprak parçalarım denetledikleri pek az örnekten biri, Mahno'nun Ukrayna'da önderliğim yaptığı harekettir. Mahno bir yıldan fazla bir süre bozkırlarda Troçki ya da Denikin'den daha etkili bir güç olarak kaldı. Doğuştan askeri önder yeteneklerine sahipli; yağma ve talan peşinde bozkırlarda oradan oraya dolaşan sayısız başıbozuk çeteleri bir y ana bıraktığımızda bile, hem Beyazlar'a, Avusturyalı işgalcilere ve Ukraynalı milliyetçilere, hem de Kızıllar'a karşı aynı anda pek çok cephede birden savaşmıştı. Victor Serge'e kulak verirsek, "erişilmez yetenekte bir stratejist’ti; onu köylü ordusunda" gerçekten destansı bir örgütlenme ve savaş yeteneği vardı. Emma Goldman, onun, "Devrim'in güney bölgcsinde öne çıkardığı en önemli ve pitoresk kişilik" olarak adlandırır.

Mahno 27 Ekim 1889'da Ukrayna'da, Dinyeper nehri ile Azak Denizi arasında bulunan Ekaterinovsiav vilayctindcki Gulygu-Polye'de yoksul bir köylü ailcsindcn doğdu. Babası annesine bakılacak beş çocuk bırakarak öldüğünden daha bir yaşına basmamıştı. Yedi yaşında bir çocukken çobanlığa başlayıp yöre köylülcrinin inek vc'koyunlanna baktı; sonradan tarım cmckçisi ve dökümlıanedc işçi olarak iş buldu. 1906'da on yedi yasma geldiğindc Gulyai-Polye'de bir anarşist gruba katıldı, iki yıl sonra bölgedeki bir polis memuruna yönelik terörist saldırıya katıldığı için yargılandı. Mahkeme Mahno'yu önce idama mahkum etti, ancak yasinin küçüklüğü nedeniyle cezası Moskova'da Butyrki hapishanesinde süresiz hapse çevrildi. Mahno inatçı bir mahkumdu; hapishane yeşamının disiplinini kabullenemiyordu, dokuz yıllık hapisliği boyunca sık sık tek kişilik hücrelere atıldı ya da prangaya vuruldu. Yalnızca bir kere hücresini Pctcr Arşinov adındaki daha yaşlı, daha deneyimli bir anarşistle paylaştı; Arşinov ona, özgürlükçü öğretinin ilkelerim öğretmiş ve Bakunin'le Kropotkin'c inancım pekiştirmişti.

Mahno 1917 Şubat Devrimi'yle hapishaneden serbest bırakılınca, doğduğu köye dönüp topluluk işlerinde önde gelen bir rol üstlendi. Tarım emekçilerinin sendika kurmasına yardım etti ve sendika başkanlığı yaptı. Çok geçmeden yöredeki marangozlar ve maden işçileri sendikalarının, aynca Gulyai-Polye' işçi ve Köylü Vekilleri Sovyeti'nin başkanlıklanna seçildi. Ağustos 1917'de, sovyet başkanı olarak, silahlı köylüleri toplayarak örgütlediği çeteyle çevredeki toprak sahiplerinin mülklerine el koyup toprağı köylülere dağıttı. Köylüler o günlerden itibaren Mahno'ya, eski toprak ve özgürlük rüyalarım gerçekleştirmek üzere gönderilmiş yeni bir Stenka Razin ya da Emelyan Pugaçev gözüyle bakmaya başladılar.

Gelgelelim ertesi ilkbaharda Sovyet hükümeti Brest-Litovsk Antlaşmasi'nı imzalayıp, Alman ve Avusturyalı birliklerden oluşan büyük bir güç Ukrayna'ya doğru yürüyüşe geçtiğinde, Mahno faaliyetlerini durdurdu. Anarşist arkadaşlarının Alman "emperyalizmi"yle yapılan uzlaşma nedeniyle kapıldıkları öfke duygularını Mahno da paylaşıyordu, ne var ki başında bulunduğu partizan çetesi etkili bir direniş sergileyemeyecek kadar zayıftı. Mahno saklanmak zorunda kalınca, önce Volga nehrine, ardından kuzeye. Haziran 1918'de ulaştığı Moskova'ya kaçtı.
Başkente yaptığı kısa ziyarette, anılarında bütün canlılığıyla anlattığı biçimde karşılaştığı ilahı Peter Kropotkin'i dinlerken ufku açılmıştı. Ayrıca Kremlin'de Lenin tarafından kabul edildi;
Lenin ona, Ukrayna köylülerinin Bolşevikler'e yaklaşımını, güneydeki askeri durumu,-Bolşevikler'le anarşistlerin devrim anlayışlarındaki farklılıkları sormuştu. "Anarşistlerin çoğu bugünü anlamadan gelecek hakkında düşünür ve yazarlar," diyordu Lenin. "Biz komünistleri onlardan ayıran budur." Anarşistler "fedakar" insanlar oldukları halde, "boş fanatizm"leri nedeniyle hem bugün, hem de geleceğe bakışları bulanıktı. "Ama sanırım siz yoldaş" demişti Mahno'ya. "devrin en ciddi kötülüklerine karşı gerçekçi bir bakışa sahipsiniz. Anarşist-komünistlerin üçte biri size benzeseydi, biz komünistler, belirli koşullarda.'özgür bir üreticiler örgütü için çalışmakta onlarla birleşirdik." Mahno, anarşistlerin ütopyacı hayalciler değil, gerçekçi eylem adamları oldukları şeklinde karşılık vermiş; herşey bir yana, Ukrayna'da milliyetçilerle ayrıcalıklı sınıfları yenilgiye uğratanın Bolşevikler'den çok anarşistler ve Sosyalist-Devrimciler olduklarım anımsatmıştı. "Belki ben hatalıyım," diye yanıtlayan Lenin, sonradan. Mahno'nun güneye dönüşünde yardımcı olmayı önerdi.
Mahno Temmuz 1918'de Gulyai-Polye'ye döndüğünde, bölge, Avusturya birlikleri ve onların Ukraynalı kuklaları Hetman Skoropadski'nin milislerince işgal edilmiş durumdaydı. Anarşizm bayrağı altında bir partizan çetesi örgütleyen Mahno, Avusturyalılar, Heimancılar'a ve soyluların malikanelerine yönelik bir dizi baskını gerçekleştirdi. Mahno'nun başlıca taktiklerini, olağaüstü hareketlilik ve bir sürü kurnazca hile oluşturuyordu. At sırtında ve makineli tüfeklerin yüklendiği hafif köylü aralarında (tachanki) dolaşan Mahno'nun adamları, Dinyeper ile Azak Denizi arasındaki bozkırı hızla katediyor, geçtikleri yerlerde küçük bir orduya dönüşerek düşmanlanna dehşet salıyorlardı.


Eskiden bağımsız olan gerilla çeteleri Mahno'nun komutasına girmeyi kabullenip onun siyah bayrağı altında toplandılar. Köylülerin sağladığı yiyecek ve dinç allar sayesinde Mahnocu-lar günde kırk-ellı millik yolu pek güçlük çekmeden alabiliyorlardı. En az beklenen yerde birden görünüp toprak sahiplerinin maiikanelerine ve askeri gamizonlara saldınyor, sonra geldikleri çabuklukla ortadan kayboluyorlardı. Ele geçildikleri üniformaları giyip, planlarım öğrenmek ya da açmak üzere düşman saflara sızıyorlardı. Bir keresinde Mahno ve adamları, Hetman'ın muhafızlan kılıgında, bir toprak sahibinin balosuna girmeyi başarmış, eğlencenin tam ortasında konuklara saldırmışlardı. Köçeye sıkışan Mahnocular ise silahlanm gömer, köylerine giden biricik yoldan geri gider ve yeni bir silah deposu keşfedip beklenmedik yerlerde tekrar görünmek üzere işaret belli ken tarlalarda çalışmaya devam ederlerdi. Isaak Babel'in Kızıl Şövalye Masalları'nda yazdığına göre, Mahno "doğanın kendisi gibi her kalıba girebili yordu. Saman taşıyan arabalar savaş düzeninde yayılarak kasabaları ele geçirir; bir bölge yürütme komitesinin karargahma yaklaşan düğün alayı ansızın yoğun yaylım ateşi açar; anarşinin siyah bayrağım taşıyan küçük bir rahip yetkililere burjuvaziye prolelaryaya şarap ve müzik sunmalarım emreder. Tachankalar ordusu rüyada bile görülemeyecek manevra olanaklanna sahiptir."

Kısa boylu, çevik ve sağlam yapılı olan Mahno. izleyicilerinin kopmaz biçimde bağlanırı asım sağlayarak, humor duygusuyla demir iradesin! birleştiren becerikli bir önderdi. Eylül 1918'de Dibrivki köyünde Avusturyalılardan oluşan üstün bir birliği yenilgiye uğrattıktan sonra, adamlarından bat'ka, "küçük peder" (little father) lakabım almışlı. İki ay sonra Birinci Dünya Savaşı'nın bitişiyle birlikte Avusturya ve Alınan birlikleri Rus topraklanndan çekildiler. Mahno onların silah ve cephanelerinden bir kısmım ele geçirmeyi başarmıştı. Sonra bütün gazabım Ukraynalı milliyetçi önder Petliyura'nın yandaşlanna yöneltti. Aralık sonunda Petliyura'nın garnizonunu Ekaterinoslav'dan çıkarmıştı. Silahlanm elbiselerinin altına gizleyen askerleri sıradan bir yolcu treniyle merkezi demiryolu istasyonuna kadar gelmiş, milliyetçileri faka bastırmış ve şehirden almışlardı. Ama enesi gün düşman takviye güçlerle yemden gö

ründü ve Mahno Dinyeper nehri boyunca kaçıp Gulyai-Polye'deki üssüne dönmek zorunda kaldı. Ne var ki çok geçmeden Kızıl Ordu da Peliyuracılar'ı şehirden çıkardı.

1919 yılmın ilk beş ayında Gulyai-Polye bölgesi fiilen politik otoriteden bağımsız durumdaydı. Avusturyalılır, Helmancı-lar ve Petliyuracılar'ın hepsi gitmişti; ne Kızıllar ne de Beyazlar boşluğu doldurabilecek güçteydi. Mahnocular Ocak, Şubat ve Nisan aylannda ekonomik ve askeri sorunları tartışıp yeniden kuruluş işini denetlemek amacıyla bir dizi Bölge İşçi, Köylü ve Asi Kongreleri örgüllediler.

Bölge Kongreleri'nde ağırlıklı yer tutan sorun, bölgenin, denetim kurmaya çalışabilecek güçlerden korunmasıydı. 12 Şubat 1919'da toplanan İkinci Kongre'de oylanarak kabul edilen "gönüllü seferberlik" karan, gerçekle, gücü kuvveti yerinde bütün erkeklerin çağrıldıkları zaman gelmelerim gerektiren eksiksiz bir askerlik çağrışım kapsıyordu. Delegeler aynca periyodik kongrelerde alınan karartan uygulamaya koyacak tşçİ, Köylü ve Asiler Bölge Askeri Devrimci Konscyi'ni Yeni konsey kasaba ve köylerde "özgür" sovyet (yani, politik parti üyelerinin dışlandığı Sovyetler) seçimlerinin yapılmasın! teşvik etti. Mahno'nun bu kurumlan oluşturmakta amacı politik otoriteyi ortadan kaldırmak olduğu halde. Bölge kongreleri ve yerel Sovyetlerle bağlantılı olarak hareket eden Askeri Devrimci Konsey pratikte Gulyai-Polye çevresindeki bölgenin gevşek yapılı bir hükümetim oluşluruyordu.
Askeri Devrimci Konsey gibi, yine Mahnocu güçlerin çağrıldığı Ukrayna İsyan Ordusu da kağıt üzerinde Bölge Kongre-leri'nin denctimine bağtıydı. Ama pratikte otoritenin dizginleri Mahno ve çevresinin elindeydi. Sıkı disiplin kokuşu veren her-Çeyden kaçınma çabalanna karşın, Mahno kilit yerlerdeki su-baylanm kendisi atamış (diğerleri bizzat adamları tarafından seçiliyordu), birliklerinden, yakınlardaki Zaporojyan bölgesinin Kazak lejyonları arasında geleneksel olan katı askeri disiplini uygulamaya koymuştu. Gene de İsyan Ordusu plebyen karakterim hiçbir zaman yitirmedi. Bütün subaylan köylü, çok az örnekte fabrika ya da atölye İşçisiydi. İsyan Ordusu'nda üst ya da orta sınıflardan, hatta radikal aydınlardan gelen bir komutan aramak boşunadır.

Mahno'nun Bolşevikler'le ilişkileri bir süre dostça yürüdü; Sovyet basını Mahno'yı "cesaretli bir partizan" ve devrimci önder olarak övüyordu. İlişkilerin en iyi olduğu dönem Mart 1919’da, Mahno ve komünistler General Denikin'in Gönüllü Ordusu'na karşı onak askeri eyleme geçmcye yönelik bir anlaşmaya vardıkları zamandı. Yapılan anlaşmaya göre, Ukrayna isyan Ordusu Kızıl Ordu'nun bir tümeni haline gelecek, Bolşevik genelkurmayının emirlerine bağlı olacak, ancak ismi ve siyah bayrağının yanı sıra kendi subaylan ve iç ve siyah bayrağının yanı sıra kendi subaylan ve iç yapışma dokunulmayacaktı.

Ne var ki böylesi olaylar iki grup arasındaki asıl düşmanlığı gizleyemezdi. Komünistler ne isyan Ordusu'nun özerk statüsünden, ne de acemi köylüler üstündcki güçlü çekim kuvvetinden hoşlanıyorlar; Mahnocular da Kızıl Ordu'nun onları er geç diz çöktlirmcye kalkışaçağından korkuyorlardı. Sürtüşme arttıkça Sovyet gazeteleri Mahnocular'a yağdırdıkları övgüleri bırakıp, "haydutlar" diyerek saldırıyı geçtiler. Nisan 1919'da Köylüler, işçiler ve Asiler Üçüncü Bölge Kongresi. Sovyet yetkililerince yasaklandı; bu bir meydan okumaydı. Mayıs'ta Mahno'yu öldürmeye gönderilmiş iki Çeka ajanı yakalandı ve idam edildi. Nihai kopuşma, Mahnocular 15 Haziran tarihinde Dördüncü Bölge Kongresini düzenleyip, temsilcilerim yollamaları için Kızıl Ordu askerlerim davet ettikleri zaman gerçekleşti. Bolşevik kuvvetlerin başkomutanlığım yürüten Troçki 4 Haziran'da kongreyi yasakladı ve Mahno'yu yasadışı ilan etti. Komünist birlikler Gulyai-Polye'ye yıldırım baskın düzenleyip, Mahnocular'ın kurdukları tarım komünlerim dağıttılar. Bir kaç gün sonra bu sefer Denikin'in kuvvetleri gelip, yerel Sovyetleri dağılarak işi tamamladılar.

Aynı yılın yaz aylannda Denikin'in Moskova yürüyüşü komünistleri ve Mahnocular'ı bozguna uğratınca, aralarındaki derme çatma ittifak aceleyle yeniden kuruldu. Ağustos ve Eylül ayları boyunca Mahno'nun gerillaları Ukrayna'nın batı sınırlarına kadar püskürtülmüştü. Ama Mahno, 26 Eylül'de, Uman yakınındaki Peregonovka köyünden başanlı bir karşı saldınya geçerek Beyaz generalin ikmal hatlarını kesti; geçtiği yerler panik ve karışıklık içindeydi. Denikin'in Rusya'nın içerilerine doğru ilerleyişindeki ilk ciddi bozgunu buydu; dolayısıyla Bolşevik başkente yürüşünü durdurmasında da önemli bir faktör oldu. Yıl sonuna gelindiğinde Kızıl Ordu'nun karşı saldırısıyla Denikin yenilmiş, Karadeniz kıyılanna çekilmek zorunda kalmıştı.

1919 sonunda Mahno, Kızıl Ordu karargahından birliklerini Polonya cephesine kaydırma emrini aldı. Bu emirle tasarlanan, açıkça, isyan Ordusu'nu yurdundan uzaklaştırmak ve orada Bolşevik bir yönetim kurulmasmı sağlamaktı. Mahno yerindcn kımıldamayı reddetti. Troçki'nin, Denikin'in kuvveücrinin yerine Kızıl Ordu'yu geçirmek, mülksüzleşmiş toprak sahipicrinin yerine de politik komiserleri koymak istcdiğini söylüyordu. Rusya'yı anarşizmden "demir bir süpürge"yle temizlemeye and içmiş olan Troçki, yine Mahnocular'a yasadışı ilan cdcrck karşılık verdi. Kapışmaları sekiz ay sürdü, iki taraf da ağır kayıplara uğradı. Üstelik şiddetli bir tifüs salgını kurbanların ızdırabını iyice çoğaltmıştı. Sayılan çok azalan Mahno'nun partizanlan açık meydan savaşlanndan kaçındılar ve iki yıla aşan iç savaşta tamamen kusursuzlaştıklan gerilla taktiklerine döndüler.

Ekim 1920'de Denikin'in güneydeki ardılı Baron Wrangcl Kınm'dan kuzeye doğru büyük bir saldın başlattığında, düşmanlıklara yine ara verildi. Kızıl Ordu bir kez daha Mahno'nın yardımına başvurdu; bunun karşılığında komünistler Rus hapishanelerindeki bütün anarşistlere geçici af çıkarmayı kabul ediyor, Sovyet hükümctinin devrilmcsi çağnsı yapmamalan koşuluyla anarşistlere propaganda Özgürlüğü güvencesi veriyorlardı.

Ama daha bir ay geçmeden Kızıl Ordu iç Savaş'ta zafcre ulaşacak kadar kazanç sağlayınca, Sovyet liderler Mahno'yla yaptıktan anlaşmayı yırtıp attılar. Mahnocular'ın askeri ortak olarak yararlılıklanm fazlasıyla kamtlamalannm dışında, bat'ko serbest kaldığı sürccö anarşizmin ruhu ve köylü ayaklanması tehdidi Bolşevik rejimin basında daima bir hayalet gibi duracaktı. 25 Kasım 1920'de Mahno'nun Wrangel'e karşı kazanılan zaferin sarhoşluğu içindeki Kırım'daki komutanları, Kızıl Ordu tarafından yakalanıp kurşuna dizildiler. Ertesi gün Troçki Mahno'nun Gulyai-Polye'deki karargShina saldınîmasını emretti; bu baskın sonucu Mahno'nın adamlan ele geçirilip mahkum edildiler ya da yakalandıkları yerde kurşuna dizildiler. bat'ko ise, bir zamanlar sayışı onbinlerc varan ordusunun bir kırıntısıyla, takipçilerinden kurtulmayı başardı. Gerilla Önderi, Ukrayna'da dolaşıp durduktan sonra, tükenmiş ve şifa bulmaz yaraların ızdırabıyla kıvranır bir halde. Dinyeper nehrinden Romanya'ya geçip sonunda Paris'in yolunu tutabilmişti.

Renkli kişiliği ve aktif yaşantının zengin dramatik yönleri gözönünc alındığında, Mahno'nın günden güne edebi yapıtlara daha çok konu olması pek şaşırtıcı gelmemelidir. Oysa son zamanlara kadar, Mahno'nun basında bulunduğu hareketle ilgili öyküler, birkaç istisna dışında, gerçekle kurgu karışımlarından, düşmanca, yer yer kötü niyetli polemiklerden, sansasyonal gazetecilik haberlerinden, azizleştirmenin sınırına kadar gelen romantize edilmiş, hiç eleştirel olmayan portre çizimlerinden oluşuyordu. Mahno ayanndaki büyüleyici ve tartışmalı bir kişiliğin böylesi yaklaşımlara kendisinin de destek vcrmcsi belki kaçınılmazdır. Sorun bir dereccye kadar kaynak yetersizliğinden doğuyor. Mahno harekelinin dergi ve bildirgelerim bulmak zordur, büyük kısmı tç Savaş'ın karışıklığı sırasında kaybolmuş ya da yok edilmiştir. Dahası, Sovyet arşivlerinde bulunan ilgili belgeler Batılı uzmanlara açık değildir. Bildiğim kadarıyla. Mahno'nun yakın arkadaşı Volin'in (Paris'teki oğullannda bulunan) arşivlerine de, önemli malzemeler içereceği kesin olduğu halde, araştırmacılar ulaşamamaktadır. Ama bütün sınırlılıklara karşın, önemli ölçüde kaynak vardır ve bunlara dayanarak çok yönlü bağlantılar kurulabilir.

Bu kaynaklar neyi kapsar? Bir kere Mahno'nun, 1929-1937 arasında üç cilt halinde basılan ve son iki cildini Volin'in yayıma hazırlayıp bir takım notlar eklediği ve bir önsöz yazdığı, Aralık 1918'dcki kişisel anılan vardır. İtalyan anarşisti Ugo Fedeli, Mahno'yla kişisel olarak tanıştığı Moskova, Berlin ve Paris ziyaretlerinde elde ettiği on bir Mahnocu bildiriyi korumuştur; bu bildiriler Rusça özgün haliyle basılmıştır ve Peter Arşinov'un Mahnocu hareketin tarihiyle ilgili çalışmasının ingilizce basımında bulunabilir, ileride değinilecek başka arşiv malzemeleri New York'daki YIVO Yahudi Araştırmaları Kurumu'nun Tcherikower Koleksiyonu'ndadır. Aynca, Sovyet tarihleri ve belge derlemelerinde de, hep düşmanca bir yaklaşımla ve dcğerindcn kırpılmış olarak hazırlansa da, Sovyet akademi derlemelerinde Mahno üzcrine çıkan makalelerde olduğu gibi yararlı bilgiler bulunabilir. Bunun ötesinde, Fransa'da ve başka ülkelerde yaşayan Mahno'nun yoldaşlannın ellerinde kimi belge ve fotoğraflar vardır. Ek olarak Batı kütüphanelerinde Mahnocu hareketle ilgili dağınık hallerdeki dösyalan, isyan Ordusu'na katılanlar ve Mahno'yu sürgünde tanımış olanlarla yapılan görüşmeleri, Arşinov ile Volin'in görgü tanıklığına dayanan tarihlerim ve David Footman, Michael Palij ile diğerlerinin ikinci elden anlatımlarım da sayabiliriz.

Ama bugüne dek Mahno'yla ilgili eldeki bütün kaynaklann taranmasına dayanan kapsamlı bir inceleme henüz yapılmamıştır. Sonuçta pek çok soru yanıtsız durmaktadır. Mahno, onu sevmeyenlerin iddia ettiği gibi bir askeri diktatör müydü? Sovyet yazarlannın tanımladığı gibi, bir haydut ve karşı-devrimci miydi? Eric Hobsbavvm'un deyişiyle "ilkel bir asi" miydi yoksa? Ya da iflah olmaz bir sarhoş mu? Aydın karşıtı mı? Yahudi karşıtı mı? Pogromcu mu? Devrim'i Beyazlar'dan kurtarmaya yönelik askeri çabaları ne kadar belirleyiciydi? Onu merkezileşmiş bir profesyonel ordunun önünde yenilgiye mahkum eden, eksik donanımı ve taktikleri miydi? Ukrayna köyleri ve kasabalannda yerel özyönetimler kurmayı amaçlayan denemeleri ne kadar başanlıydı? Gerçekte Mahno hakkında ne biliyoruz? Bildiklerimiz ne kadar efsane ve fantezi, ne kadar yadsınmaz gerçektir?

Bu sorulan yanıtlamak için, Mahno'nun anarşizmine eğilmek gerekir. Emma Goldman'a bakılırsa. Mahno'nun amacı güneyde Rusya'nın tamamı için model işlevi görecek bir özgürlükçü toplum kurmaktı. ilginçtir, Troçki bir keresinde kendisinin ve Lenin'in Mahno'ya bu amaçla bir parça toprak tahsis etmeyi düşündüklerim belirtiri ama Ukrayna'da anarşist gerillalarla Bolşevik güçler arasındaki savaş yeniden patlak verince bu taşan suya düşmüştü.

Peki, Mahno aslında bir anarşist; Kazak federalizmi ve kaba ama işlerlikli demokrasi anlayışlanyia Razin ve Pugaçev'in esintilerim taşıyan bir başka "ilkel" asi miydi? Yanıt, her ikisi de olduğudur. Üstelik bunda bir çelişki yoktur, çünkü 17. ve 18. yüzyıllann Kazak-köylü işyardan güçlü bir eşitlikçi ve devlet-karşıtı karakter taşıyor, bu isyanlara katılanlar soyluluğa ve bürokrasiye her cepheden saldınyor, devleti halkın özgürlüklerini ayaklar altında çiğneyen kötü bir zorbalık biçimi diye görüyorlardı. Mahno'nun anarşizmi bu duygularla ve genelde köylülerin özlemleriyle uyuşuyordu. Köylüler toprak istiyordu; toprak sahipleri, memurlar, vergi toplayıcılan, asker toplayan ordu görevlileri ve otoritenin dıştan gelen bütün ajanları kovulacaktı. Bunların ycrini, Mahno'nun deyişiyle, "devrimin ruhunu yansıtan özgür ve neşeli şarkıların ezgisiyle tonuyla çalışmaya koyulmuş" "özgür emekçiler" toplumu alacaktı.

Bu anlamıyla Mahno, köylü anarşizminin cisimleşmiş hali. köyün en yüce umutları ve duygularım çok yakından bilen partizan öndcriydi. Gcorgc Woodcock'un tanımıyla "anarşist Robin Hood"du -anarşizmin derin ve kalıcı kökler saldığı diğer köylü ve zanaatçı toplumlarında, bilhassa ispanya ve italya'da bilinen bir kişilik. (Meksika'da da Emiliano Zapata ve Ricardo Flores Magon gibi benzerleri vardı.) Mahno, yandaşlannın gözündeyse, yoksullan ezenlerden kurtarmaya, onlara toprak ve özgürlük vermeye gelmiş modem bir Razin ya da Pugaçev'di. Geçmişte olduğu gibi, Mahno'nun hareketi güneydeki sınır bölgelerinde boy atıp varlıklı ve güçlü kesimleri hedef almıştı. Mahno, diye yazıyordu Aleksandr Berkman, "alçak gönüllülerin intikam meleği" haline gelmişti; "Pugaçcv'in ölüm döşeğindeyken bir gün geleceği kehanetinde bulunduğu büyük kurtarıcı gözüyle bakılıyordu".

Mahno kendisinden öncekilerin örneğini izleyerek toprak sahiplerini mülksüzleştirdi, memurların görevine son verdi, bozkırlarda Kazak-tipi bir "cumhuriyet" kurdu ve yandaşlarından good father (iyi bir rahip) gibi saygı gördü. Köylüleri Wrangel ve Denikin'in "altın apoletleri"ne karşı ayaklanmaya, özgür sovyetler ve komünler uğruna savaşmaya çağırdı. Aynı zamanda, tıpkı Razin ve Pugaçev'in "boyarlara ve memurlara" karşı çıktıkları gibi, "komünistlere ve komiserlere" karşı çıkıyordu. Bolşeviklerde onu eşkiya (Moskova'nın kendisinc karşı gelen gerilla tipi muhaliflerine 17. yüzyıldan beri taktığı isimle) diye mahkum ettiler. Dahası, Mahno için de Razin ve Pugaçev hakkında söylenen aynı efsaneler söylenmeye başladı. Mahno'nun kansının Emma Goldman'a anlattığı kadarıyla, "kişisel olarak her türlü göreve koşuşturduğu halde bütün savaştığı yıllar boyunca tek bir yara almadığı için Mahno'nun görünmez olduğu inancı kırlarda yaşayan insanlarda kök salmıştı".

Yalnız önemli bir farklılık vardı. Gerek Razin ve Pugaçev’den, gerekse Ukrayna'daki çağdaş "atamanlardan farklı olarak, Mahno'yu harekete geçiren özgül bir anarşist ideoloji vardı. Mahno bütün yaşamı boyunca otoriteye karşı gelişinin işareti olarak anarşist unvanım gururla taşımıştı. Önceden belirtildiği gibi. Gulyai-Polye'de anarşist bir gruba katıldığında yıl henüz 1906'dıydı. Anarşizm anlayışı hapishane yıllannda Arşinov'un öğretmenliğiyle olgunlaştı ve iç Savaş'ta onun hareketine katılan Volin, Aaron Baron ve diğer anarşist aydınlarla ilişkileri sonucu derinleşti. Eski kuramcılardaki başlıca esin kaynağı, yukarıda değinildiği gibi, 1918 yılında ziyaretine gittiği Kropotkin'di, ama aynca "büyük" ve "yorulmaz" isyancı dediği Bakunin'e de büyük hayranlık besliyordu. Mahno'nun çevresinden çıkan bildiriler seli genellikle Bakuninci esintiler taşırdı.

Ancak Mahno'nun anarşizmi, yeni yandaşlar kazanmakta o da önemli olmakla birlikte, sözlü propagandayla sınırlı kalmıyordu. Tersine, Mahno bir eylem adamıydı; askeri seferlere katıldığında dahi anarşist kuramlarım pratiğe dökmeye uğraşırdı. Bir kasabaya girdiğinde hapishanelerin kapışım ardına kadar açtıktan sonraki ilk hareketi yeni bir politik egemenlik biçimini hayata geçirmeye geldiği izlenimi bırakmamaktı. Yerli sakinlerin kendi yaşamlarım artık uygun gördükleri gibi düzenlemekte özgür olduklarım, isyan Ordusu'nun "onlara hiçbir şeyi dayatmayacağım ya da emir vermeyeceğim" bildiren afişler ası" lırdı. Konuşma, basın ve toplantı özgürlüğü tanınırdı. oysa Mahno politik otoritelerim dayatmaya çalışan örgütlerc yüz vermezdi; buna uygun olarak Bolşevik devrimci komiteleri dağılıp üyelerine "dürüst bir ticari işe atılmaları talimatım vermişti.

Mahno'nun amacı her türlü egemenlik biçimim silip atmak, ekonomik ve toplumsal bakımdan kendi yazgısını belirlemeyi özendirmekti. 1919'daki bir bildirisinde, "kendi başlanna örgütlenmek ve yaşamlarının her alanında, doğru olduğunu düşündükleri tarzda karşılıklı anlayışa varmak işçilere ve köylülere düşer," diyordu. Mahno'nun aktif desteğiyle Ekaterinoslav vilayetinde anarşist komünler Örgütlendi, her birinde toplam 100-300 kişilik on kadar aile vardı. Mahno'nun harekat üssü Gulya-i-Polye'nin yakın çevrcsindc böyle dört komün kuruldu, yakın bölgelerde de çeşitli komünler oluşturulmuştu. (Mahno zamanı elverdiği kadarıyla Gulyai-Polye komünlerinden birinde bizzat çalışıyordu.)

Her komüne üyelerinin fazla işçi kiralamadan işleyebileceği kadar toprak veriliyordu. Toprak, aletler ve evcil hayvanların miktarı Bölge îşçi. Köylü ve Asi Kongreleri'nce belirleniyor, komünün yönetimi üyeleri biraraya getiren genel toplantılarla yürütülüyordu. Toprak ortaktı, mutfak ve yemek odaları da kö-münündü, ama ayn yemek pişirmek, mutfaktan yiyecek alıp kendi bölümündc yemek isteycnlere de izin verilmekteydi. Kendilerim anarşist görenlerin sayışı bir avuçu geçmese de. köylüler komünleri tam eşitlik temelinde ("herkesten yetcneği-ne göre, hcrkese gcreksinmesi kadar") çalıştınyor, Kropotkin'in karşılıklı yardım ilkesini temel alıyorlardı, ilk komünlerden Pokrovskoye yakınlannda bulunanının bir anarşistin değil de, Alman devriminin şehidi olan bir Marksistin, Rosa Luxem-burg'un adım almaşı -Mahno'nun devrimci kurama ve pratiğe doktrincr olmayan bir yaklaşım göslermesinin yansıması- ilginçtir.
Toplumu özgürlükçü doğrultuda yeniden oluşturma çabala-nnda Mahno, fırsatı çıktığında işçilerin Özyönetimim temel alan deneyleri de özendiriyordu. örneğin Aleksandrovsk demiryolu işçileri haftalardır ücret almadıklanndan yakındıklannda, demiryolunun denetimini kendilerinin üstlenmesini ve yararlananlardan emcklerinin karşılığı olarak adil bir ücret istemeyi önerin işti. Tarihçilerin yakından incelemesini bekleyen böylesi projelerin başansı sınırlı kaldı ama, işçilerin çoğunluğunu yan-lanna çckcmcdilcr, çünkü kendi işlerini yürütmeye alışkın bağımsız üreticiler olan köydeki çiftçi ve zanaatkarlardan farklı olarak, fabrika işçileri ve madenciler karmaşık bir sınai makinenin bağımlı parçaları olarak çalışıyorlardı, bu yüzden teknik uzmanların yol göstericiliği olmadan iş yapamazlardı. Bundan başka, köylüler ve zanaatkarlar emeklerinin ürünlerim takas edebilirken, işçiler yaşamak için ücretlerine bağımlıydılar. Ayrıca, öncellerinin -Ukraynalı milliyetçiler, Beyazlar ve Kızıllar- çıkardığı bütün kağıt paraların hepsini tanıdığı zaman, Mahno karışıklığı iyice katmerlendirmiş oluyordu. Şehir ekonomisinin karmaşıklığım hiçbir zaman anlamadığı gibi, anlamaya çaba da harcamadı. Ne olursa olsun, ekonomik programlarım uygulamaya geçirecek zamanı bulamıyordu. Daima hareket halindeydi. Volin'kı dediği gibi, ordusu "tachankalar'daki bir cumhuriyet"ti, "durumun istikrarsızlığı olumlu çalışmayı önlüyordu".

1918-1920 Ukraynasi'nda, 1936-1939 İspanyasi'nda olduğu gibi, özgürlükçü deney sivil yasamdaki sürtüşmeler, ekonomik istikrarsızlık, politik ve askeri baskılar ortamında yürütülmüştü. Dolayısıyla dayanamazdı. Ama ne dencnmediği için, ne de anarşizme bağlılık olmadığından. Mahno'nun bütün seferlerindc anarşinin klasik sembolü olan büyük siyah bayrak, ordysunun en önünde dalgalanıyordu; üstüne "Özgürlük ya da Ölüm", "Toprak Köylülerin, Fabrikalar işçilerin" gibi sloganlar işlenmişti. Volin, Arşinov ve Baron'un bulunduğu Kültür-Eğitim Komisyonu anarşist dergiler çıkarmış, anarşist bildiriler dağıtmış, askerlere anarşizm üstüne konferanslar vermişti. Ayrıca anarşist bir tiyatro kurmuş, Francisco Ferrer'in İspanya'daki Escuela Modema'sını model alan anarşist okullar açmayı planlamıştı.

Yalnız bir bölgede de Mahno özgürlükçü ilkelerinden ayrılıp önemli bir uzlaşmaya girmişti. Daha önce belirtildiği gibi askeri önder olarak azalan kuvvetlerim tazelemek amacıyla yeni bir askere alma biçimim yürürlüğe sokmak zorunda kalmıştı; yer yer, aceleyle yerine getirilen idamlar dahil, askeri disipline yönelik katı önlemler aldığı da bilinir. Kimi iddialara göre, ondaki şiddet eğilimlerim güçlendiren şey alkol krizleriydi. Volin Mahno'nun içkici ve alemleri seven yanının altını çizerken, Victor Serge de onu "ayyaş, kabadayı, düzensiz ve idealist bir" olarak niteler. Düşmanca yaklaşan gözlemcilerse ordusunun yalnızca ismiyle özgürlükçü kaldığında ısrar edip onu Çinli savaş beyleriyle karşılaştırmışlardır. Ama bu, gerçek bir portre sayılamaz. Askeri etkenlerin Mahno'nun anarşist öğretileriyle çelişmesi kaçınılmaz olduğu halde, Mahno'nun ordusu gerek örgütlenmesi, gerekse toplumsal bileşimiyle devrinin başka savaşçı güçlerinden daha çok halka dayalıydı.

Bütün anlatımlar Mahno'nun çarpıcı yetenekte ve cesur bir askeri önder oldugunda birleşirler. Bir ordu örgütleyip etkili ve uzun seferleri yürütmektcki başansı, ispanyol anarşistlrinin 1930'lardaki zaferlerim saymazsak, anarşizm tarihinde eşsiz bir örnektir. Mahno, güneyin bağımsız askeri topluluklanndaki Kazak gelenekten, onların hükümetin haklarını gaspetmelerine duyduğu kızgınlıktan çok şeyi miras almıştı. Pusuya ve sürpriz çıkışlara dayalı gerilla taktikleri, geçmişin Rus isyancılanna bir geri dönüşü, gelecekte Çin, Küba ve Vietnam'da kullanılacak savaş yöntemlerinc isc bir ön işaretli. Ama Devrim'i Beyazlar'dan kurtarma çabaları ne kadar belirleyici oluyordu? Volin'in kesin iddiasına bakarsak, "1919 sonbahannda Denikinci karşı-devrimi silip yok etmenin onuru bütünüyle Mahnocu isyan Ordusu'na aittir." David Footman daha ılımlı bir yaklaşımla, "Peregonovka'nın, iç Savaş'ın güneydeki belirleyici savaşlarından biri olduğu iddiasında haklılık payı vardır," diye yazar. Ne olursa olsun bu savaşın önemi tartışmaların üstündedir.

Kısaca Mahno, koşullar izin verdiği sürece söylediklerim pratiğe geçiren eksiksiz bir anarşistti. Gerçekleşebiliri düşünen köylüler gibi, Iaf ebesi, geveze ya da nutuklara bayılan biri değil, metafizik sistemleri ve soyut toplumsal kuramlaştırmayı reddeden bir eylem aşığıydı. 1918'de Moskova'ya geldiginde hem anarşistlerde, hem Bolşevikler'de gördüğü "kağıt devrimi" almosferinden rahatsız olmuştu. Anarşist aydınlar onun üstünde, asıl olarak, eylem insanı olmaktan çok, kendi söylediğiyle büyülenen ve idealleri uğruna döğüşecek iradeden yoksun/kitap insanları izlenimi bırakmıştı. Bununla birlikte bilgileri ve idealizmlerinden dolayı onlara saygı duydu ve köylü yandaşlanna anarşist öğretinin temellerim öğretmekte yardımlanna başvurdu.

Mahno'nun aydın-karşıtı eğilimini akıl hocası olan, öğrencisi gibi kendi kendini yetiştirmiş Ukraynalı işçi Arşinov da paylaşiyordu. Arşinov Mahnocu Hareketin Tarihi adlı çalışmasında, BolşeVikler'i aydınlann oluşturduğu yeni bir yönetici sınıf olarak eleştirmekle kalmaz (bu kuramı ilkin Bakunin -Mahno'dan ve yakın arkadaşlarından söz ederek- ortaya atmış, Machajski geliştirmiş ve. Devrim sırasında Maksimov ile diğer anarşist yazarlarca yinelenmişti); ender olarak harekete geçen. eşi benzeri görülmedik öncmdeki tarihsel olaylar sırasında "deliksiz uykular çeken" ve alanı otoriterlere terkeden basit kurumacılar saydığı anarşist aydınlara yönelik aşağılamalarım da ifade eder. Bu yaklaşımı, 1926 yılında hazırladığı ve Mahno'nun da onayım alan, hiçbir şey yapmayan aydınları kınayıp etkili bir örgütlenme ve eylem çağnsında bulunuduğu Örgütsel Platform'unu açıklamaya yeter.
Böylece tekrar gclecckteki yaşamöykü yazarlarının titizlikle incelemeleri gereken bir konu olan Mahno'nun Yahudi-karşıtı olduğu iddialanna geliyoruz. Mahno'nun Yahudilere önyargıyla yaklaştığı ve Yahudi-karşıtı programlar düzenlediği şeklindeki suçlamalar sağcı, solcu ya da ortacı görüşlerden, her çevreden gelmiştir. Ama istisnasız hepsi de kulaktan dolma bilgilere, söylcntilcre, maksatlı iftiralara dayanırlar; ortada ne bir belge, ne de kanıt vardır20. Sovyet propaganda aygıtı Mahno'nun adım haydut pogromcu olarak kötüye çıkarmak için özel çabalar harcamıştı. Ne var ki Ukrayna'daki Yahudi-karşıtı eğilimler konusunda otorite olan seçkin Yahudi tarihçi Elias Thcherikower, kılı kırk yaran araştırmalardan sonra Mahnocular'ın sorumlu olduğu Yahudi-karşıtı hareketlerin sayısının iç Savaş'taki diğer savaşan güçlerin (Kızıl Ordu istisna değildir) gerçekleştirdiği eylemlerle karşılaştınîdığında "görmezlikten gelinebilir" bir oranda kaldığı sonucuna varmıştı.

Bunu doğrulamak amacıyla, New York'da YIVO Kütüphanesi'nde korunan ve Ukrayna'da iç Savaş sırasında Yahudilere karşı işlenen vahşet olaylarım gösteren Tcherikower Koleksiyonundaki yüzlerce fotoğrafı inceledim. Bu fotoğraflardan pek çoğu Denikin. Petliyura, Grigoryev ve kendine "ataman" adım takmış diğer kişilerin yandaşlannın hareketlerini belgeliyor, yalnızca bir tanesi Mahnocular'ın işi diye gösterilmiş, ancak onda da ne Mahno'nun kendisi görülüyor, ne de tanınabilir adamlanndan herhangi birisi. Ayrıca. Mahno'nun baskın emrini verdiğinin, daha doğrusu, söz kopuşu çetenin Mahno'nun îsyan Ordusu'yla fiilen ilgisi olduğuriun bir belirtisi de yok.

Öbür yandan, Mahno'nun kendi izleyicileri arasında raslanan Yahudi-karşıtı eğilimleri gidermek amacıyla bütün gücünü ortaya koyduğunu gösteren kanıtlar var. Kaldı ki, Mahnocu harekette önemli sayıda Yahudi de yer alıyordu. Bu Yahudiler'den Volin ve Baron gibileri Kültür-Eğitim Komisyonu'nda çalıştı lar, Mahno'nun bildirgelerim kaleme aldılar ve dergilerim çıkardılar, ama büyük çoğunluk isyan Ordusu'nun saflannda, ya Yahudi topçuları ve piyadeleri biraraya getiren özel müfrezeler halinde. ya da Ukraynalı, Rus ve diğer etnik kökenlerden köylü ve işçilerle yan yana düzenli partizan birliklerinde savaştı.

Mahno her türden ayrımcılığı kişisel olarak mahkum ediyordu; Yahudi-karşıtı hareketlerin cezası ağırdı ve çok çabuk infaz edilmekteydi: Bir birliğin komutanı bir Yahudi kasabasına baskın düzenledikten sonra hemen kurşuna dizilmiş, bir asker de yalnızca "Yahudileri Dövün, Rusya'yı Kurtarın!" yazan Yahudi karşıtı sloganın bulunduğu bir afiş yapıştırdığı için aynı yazgıyı paylaşmıştı. Mahno, Ataman Grigoryev'i de pogromlarından dolayı suçlayıp kurşuna dizmişli. Mahno kendisine yöneltilen suçlamaları hak ediyor olsaydı, onun kampındaki Yahudi anarşistler kesinlikle hareketle ilişkilerim koparıp protestolarım dile getirirlerdi. Aynı durum Alcksandr Bcrkman, Emma Goldman ve o günlerde Rusya'da bulunan diğer kişiler, ayrıca Sholem Schwartzbard, Volin, Sonya Fleshin ve 1920'lerdçn Paris'te bulunan Mollie Steimcr için de geçerlidir. Bu insanlar Mahno'yu Yahudi-karşıtı biri olarak eleştirmek ne söz, her yandan gelen iftira kampanyasına karşı onu savunuyorlardı.

Son olarak, Mahno'nun yaşamının son yılları tarihçilerin ilgi gösterdiğinden daha eksiksiz bir incelemeyi hakeder. Güncel ' yazarlardan Maicolm Menzies ile Alcksandre Skirda bu dönemle ilgili en doyurucu açıklamaları yapmışlardır. Ama onlarda bile. Mahno'nun Dinycster'den kaçışının tam ve dramatik öyküsü, Romanya'da enterne edilişi, Polonya'ya kaçışı, tutuklanışı, yargılanışı ve beraat edişi, Danzig'e gidişi, yeniden mahkum edilişi ve son kaçışı (Berkman ve Avrupa'daki diğer yoldaşların yardımıyla), ömrünün kalan yıllarım silik bir şekilde; yoksulluk ve hastalıkla boğuşarak (kuvvetini yeniden tazeleyebilecek topraktan koparılmış bir Antaeus ) geçirdiği Paris'e sığınışının tam bir anlatımı bulunmaz. Berkman'a göre, Paris'teki Mahno anayurduna dönmeyi ve "özgriük ve toplumsal adalet mücadelesine yeniden atılma"yı düşlüyordu. Büyük şehirlerin "zehri"nden daima nefret etmiş, doğduğu doğal ortamı yüceltmişti. Mahno'nun günlerim yabancı ülkenin büyük bir başkentinde bir otomobil fabrikasında çalışarak ve içkinin biraz olsun rahatlatabildiği huzursuz bir veremli olarak tüketmesi ne kadar ironiktir!

Buna karşın Mahno anarşizm tutkusunu asla yitirmemiş, yaşamım adadığı hareketi asla terketmemişti. Anarşist toplantılara katıldı (örneğin Yahudi Autodidact "Kendini Yetiştirme" Kulü-bü'ne sık sık uğruyordu), eski yoldaşı Arşinov'un Örgütsel Platform'unu savundu ve dünyanın her tarafındaki anarşistlerle kaynaşmayı sürdürdü; bunlar arasında, bir grup Çinli öğrencinin yanı sıra. Ukrayna'daki maceralarım anlatarak eğlendirdiği ve kendi ülkelerindeki mücadele anı geldiği zaman yardım teklif ettiği ispanyol Durruti ve Ascoso da vardı, ölümü ona engel olduysa bile, İsyan Ordusu'ndan kalan birçok insanın 1936'da Durmti müfrezesinde çarpışmak üzere fiilen İspanya'ya gitmeleri not etmeye değerdir. Demek ki, Mahno tüberküloza yakalanmış durumda ölüm döşeğinde yatarken İspanyol yoldaşlarının mali destek sağlamaları ne kadar uygun düşüyordu.

Mahno'nun son anlarını Maicolm Menzies hayali bir dille ama etkileyici biçimde anlatmıştır. Mahno Temmuz 1934'te kırk dört yaşındayken Paris'teki bir hapishanede ölümün kapısını çalar. Nöbetten kendinden geçmiş bir halde bilincini yan yanya yitirir ve son düşünü görür, bu düşte çok sevdiği kırlar, karla kaplı açık bozkırlar, mavi gökyüzünde parlak bir güneş ve atma binmiş, ağır hareketlerle uzakta bekleyen, küme oluşturmuş yoldaşlanna doğru ilerleyen Nestor ivanoviç vardır, o yaklaştıkça yoldaşları ellerim şapkalanna götürerek selam verirler. Zaman geçer, mevsimler değişir, ilkbahar gelir -Germinal!-, umudun yeniden doğuşu, yeşil bir manzara, taze toprak kokuşu, mırıltıyla akan bir dere, özgürlüğün uçup gidici, çok çabuk
uçup gidici biçimde bir an görünüp kayboluşu. Sonra ebedi sessizlik...

Mahno'nun cesedi yakılmış ve külleri, 1871'de orada katledilen Paris Komünarları'nın toplu mezanndan uzak olmayan Pöre-Lachaise Mezarlığı'na gömülmüştür.

Anarşist Portreler
Paul Avrich
Kitaptan Aktarım: Amadeus

 

Narcotic 05.09.2004 14:56:35
MAHNOVİSTLER KİMLERDİR? MAHNOVİSTLER, 1918'DE UKRAYNA'DA AVUSTURYA-ALMAN, MACAR VE HETMAN BURJUVA EGEMENLİĞİNİN BASKILARINA KARŞI BAŞKALDIRAN KÖYLÜ VE İŞÇİLERDİR. MAHNOVİSTLER, DENİKİNCİLERE VE NEREDEN GELİRSE GELSİN HER TÜRDEN BASKI, YALAN VE ŞİDDETE KARŞI MÜCADELE BAYRAĞINI YÜKSELTEN EMEKÇİLERDİR. MAHNOVİSTLER, GENEL ANLAMDA BURJUVAZİYİ, ŞİMDİLERDE İSE SOVYET BURJUVAZİSİNİ EMEKLERİYLE ZENGİNLEŞTİREN VE BESLEYEN İŞÇİLERİN TA KENDİSİDİR.

NEDEN KENDİMİZE MAHNOVİST DİYORUZ? ÇÜNKÜ, UKRAYNA'DA GERİCİLİĞİN EN KORKUNÇ GÜNLERİNDE, SAFLARIMIZDA ASLA YORULMAK BİLMEYEN, GÜVENİLİR BİR DOST, BİR LİDER GÖRDÜK. MAHNO. SESİNİ TÜM UKRAYNA'DA DUYURARAK EMEKÇİ HALKIN ÜZERİNDEKİ BASKILARA KARŞI ÇIKAN, BİZE İHALET EDEN BÜTÜN ZALİMLERE, YAĞMACILARA VE POLİTİK ŞARLATANLARA KARŞI SAVAŞI BAŞLATAN KİŞİ MAHNO'YDU. MAHNO, BİZİMLE BİRLİKTE SAFLARDA KARARLI BİR ŞEKİLDE ORTAK AMACIMIZ DOĞRULTUSUNDA YÜRÜMEKTEDİR; EMEKÇİ HALKIN HER TÜR BASKIDAN KURTULMASI AMACINA DOĞRU.

İŞTE MAHNOVİSTLER YAYIMLADIKLARI BİR BİLDİRİDE KENDİLERİNİ VE NESTOR MAHNO'YU BÖYLE TANIMLIYORLAR.

MAHNOVŞÇİNA HAREKET, TARİHTE ANARŞİSTLERİN GENİŞÇE BİR ZAMAN DİLİMİNDE BÜYÜK TOPRAK PARÇALARINI DENETLEDİKLERİ PEK AZ ÖRNEKTEN BİRİ, MAHNO'NUN UKRAYNA'DA ÖNDERLİĞİNİ YAPTIĞI HAREKETTİR.

ONUN İÇİN MAHNO VE MAHNOVŞÇİNA HAREKETİ BİRARADA İNCELEYECEĞİZ. ÖNCE MAHNO'NIN BİYOGRAFİSİ İLE İLGİLİ BİLGİLER VERELİM.

NESTOR İVANOVİÇ MAHNO, 27 EKİM 1889'DE YEKATERİNOSLAV EYALETİNİN, ALEKSANDROVSK BÖLGESİNDEKİ GULYA-POLYE KÖYÜNDE DOĞDU. DİĞER DÖRT KARDEŞİYLE BİRLİKTE ANNESİNİN HİMAYESİNDE BÜYÜYEN MAHNO, BABASI ÖLDÜĞÜNDE HENÜZ ON AYLIKTI. YOKSUL BİR AİLENİN ÇOCUĞU OLAN MAHNO, 8 YAŞINDA OKULA BAŞLADI. 12 YAŞINDA İŞ BULMAK İÇİN OKULUNU VE AİLESİNİ TERK ETTİ.ALMAN KULAKLARININ YANINDA YANAŞMA OLARAK ÇALIŞTI. 16 YAŞINA KADAR POLİTİK DÜNYA İLE HERHANGİ BİR İLGİSİ OLMADI.

MAHNO, 17 YAŞINDA POLİTİK GÖRÜŞLERİNİ BELİRLEMEYE BAŞLADI VE ANARKO-KOMÜNİSTLERİN SAFLARINA KATILMAYA KARAR VERDİ.

1908'DE ANARŞİST GRUPLARA ÜYEL OLMAK VE ŞİDDET EYLEMLERİNDE YER ALMAKTAN DOLAYI TUTUKLANDI VE İDAMA MAHKUM OLDU. ANCAK YAŞININ KÜÇÜK OLMASI NEDENİYLE CEZASI ÖMÜR BOYU HAPSE ÇEVRİLDİ.

9 YIL HAPİSHANEDE KALAN MAHNO, BURADA KENDİNİ YETİŞTİRDİ. HAPİSHANE BİR OKUL GÖREVİ GÖRDÜ. NİHAYET, 2 MART 1917'DE DİĞER POLİTİK TUTUKLULARLA BİRLİKTE SERBEST BIRAKILDI. HAPİSTEN ÇIKINCA KÖYÜNE GULYA-POLYE'YE GERİ DÖNDÜ. EDİNDİĞİ BİLGİLERLE KÖYLÜLERİ ÖRGÜTLEMEYE BAŞLADI. BU ARADA UKRAYNA AVUSTURYA BİRLİKLERİ VE ONLARIN UKRAYNA'LI KUKLALARI HETMAN MİLİSLERİNİN İŞGALİ ALTINDAYDI. MAHNO ANARŞİSZ BAYRAĞI ALTINDA PARTİZAN BİR ÇETE KURDU.

AT SIRTINDA VE MAKİNELİ TÜFEKLERİ YÜKLENDİĞİ HAFİF KÖYLÜ ARABALARI İLE DOLAŞAN MAHNO VE ADAMLARI, HER GİTTİKLERİ YERDE KENDİLERİNE YENİ PARTİZANLAR KAZANIYORDU. BÖYLECE DAĞINIK VAZİYETTE BULUNAN GERİLLA ÇETELERİ MAHNO'NUN KOMUTASINDA SİYAH BAYRAK ALTINDA TOPLANDI.

HALK ARASINDA MAHNO HAKKINDA BİR ÇOK EFSANE YAYILDI. ONU YENİLMEZ BİR SAVAŞÇI OLARAK GÖRÜYORLARDI. ADAMLARI TARAFINDAN BATKO(UKRAYNA'DAKİ DEVRİMCİ BAŞKALDIRININ LİDERİ) OLARAK KABUL EDİLDİ.

MAHNOVŞCİNA HAREKETİNİN BAŞARISI SADECE ASKERİ ALANLA SINIRLI KALMADI. MAHNO HAREKETİ VE ORDUSU BİR BÖLGEYİ ELE GEÇİRİR GEÇİRMEZ, İLK YAPTIKLARI ŞEY LİBERTER HAREKETİ UYGULAMAK OLUYORDU.

"KENT HALKI VE İŞÇİLERİNE, BU KENT, MAHNOVİST DEVRİMCİ İSYAN ORDUSU TARAFINDAN ELE GEÇİRİLMİŞTİR. BU ORDU HİÇBİR SİYASİ PARTİYE, İKTİDARA VEYA DİKTATÖRLÜĞE HİZMET ETMEZ... ORDU HİÇBİR OTORİTEYİ TEMSİL ETMEZ. HİÇKİMSEYE BİR YÜKÜMLÜLÜK GETİRMEYECEKTİR. TEK GÖREVİ İŞÇİLERİN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ SAVUNMAKTIR. İŞÇİLERİN ÖZGÜRLÜKLERİ, KENDİLERİNE AİTTİR VE KESİNLİKLE KISITLANAMAZ. ŞURASI BİLİNMELİDİR Kİ, MAHNOVİST ORDU ONLARI HİÇBİR ŞEYE ZORLAMAYACAK, HİÇBİR ŞEY EMRETMEYECEK VEYA BENİMSETMEYE ÇALIŞMAYACAKTIR. MAHNOVİSTLER ONLARA YARDIM EDEBİLİR, ÖNERİ SUNABİLİR, GÜÇLERİNİ ONLARIN HİZMETİNE VEREBİLİRLER. AMA KESİNLİKLE ONLARI YÖNETMEYE KALKIŞMAZLAR."

BU BİLDİRİDEN DE ANLAŞILACAĞI GİBİ MAHNOVİST ORDU, DİSİPLİNE DAYALI BİR ORDU DEĞİL, GÖNÜLLÜLERDEN KURULU BİR ORDUYDU. 1918 EKİM VE KASIM AYLARINDA MAHNO MÜFREZELERİ HETMAN'IN KARŞIDEVRİMİNE YÖNELİK GENEL BİR SALDIRI BAŞLATTI. AVUSTURYA VE ALMAN BİRLİKLERİ 1.DÜNYA SAVAŞININ BİTİMİ İLE BİRLİKTE UKRAYNA TOPRAKLARINDAN ÇEKİLİNCE, UKRAYNA'LI MİLLİYETÇİ LİDER PETLİYURA YANDAŞLARI ÜLKEYİ ELE GEÇİRME GİRİŞİMİNDE BULUNDU.

1919 YILINDA PETLURA VE DENİKİN'E KARŞI MÜCADELEDE KIZIL ORDU, MAHNO'YA BİRLİKTE HAREKET ETMEYİ ÖNERDİ. MAHNO VE ORDUSU KENDİ ŞARTLARI ALTINDA BUNU KABUL ETTİ. ŞARTLARI GENEL OLARAK KENDİ KİMLİKLERİNİ KORUMAKTI. ANCAK BOLŞEVİKLER MAHNOVİSTLERİ KENDİ YANLARINA ÇEKMEYİ BAŞARAMAYINCA, ONLARA KARŞI SALDIRIYA GEÇTİLER. BU ARADA RUS BASINI MAHNO VE TARAFTARLARIRA SALDIRIYA GEÇTİ. HALBUKİ KISA BİR SÜRE ÖNCE KIZIL ORDU İLE BİRLİKTE HAREKET EDERKEN BİRER KAHRAMANDILAR. AYNI YILIN MAYIS AYINDA MAHNO'YU ÖLDÜRMEK İÇİN GÖNDERİLEN İKİ ÇEKA AJANI YAKALANDI VE İDAM EDİLDİ. BUNUN ÜZERİNE TROÇKİ MAHNO'YU YASADIŞI İLAN ETTİ. BİR KAÇ GÜN SONRA KIZIL ORDU, MAHNOVİSTLERİN KURDUĞU TARIM KOMÜNLERİNİ DAĞITTI. BUNU DENİKEN KUVVETLERİNİN YAPTIĞI KATLİAMLAR İZLEDİ. BUNUN ÜZERİNE MAHNOVİSTLER GERİ ÇEKİLDİ. 1920 YILI BOYUNCA, BOLŞEVİKLER MAHNO VE ADAMLARINA KARŞI SAVAŞMAYI SÜRDÜRDÜ. SONUNDA MAHNOVİSTLER BİRÇOK CEPHEDE SAVAŞMAYA DAYANAMAYARAK YENİK DÜŞTÜ. 2 EYLÜL 1921 GÜNKÜ ROMANYA GAZETELERİ YARALI OLAN MAHNO VE KARISININDA ARALARINDA BULUNDUĞU 77 KİŞİNİN BESARABYA'YA GEÇTİĞİNİ DUYURDU.

MAHNO VE KARISI BİR SÜRE ROMANYA'DA KALDI. ANCAK BURADAN POLONYA'YA KAÇIP YENİDEN UKRAYNA'YA DÖNMEYE ÇALIŞTI. BUNDA BAŞARILI OLAMADI. ROMANYA HÜKÜMETİ RUSLAR TARAFINDAN SIKIŞTIRILIYORDU. BUNUN SONUCU OLARAK MAHNO VE KARISI SINIRDIŞI EDİLDİ. MAHNO POLONYA'YA GEÇTİ. BURADA YARGILANDI VE HAPSEDİLDİ. 1 ARALIK 1923 GÜNÜ DELİL YETERSİZLİĞİNDEN SERBEST BIRAKILDI.

MAHNO KARISINI POLONYA'DA BIRAKARAK ALMANYA'YA GİTTİ. BERLİN'DE BİR SÜRE KALDIKTAN SONRA İSE HAYATININ SONUNA KADAR KALACAĞI PARİS'E GEÇTİ. ŞEHİR ORTAMI HİÇBİR ZAMAN MAHNO'YA UYGUN GELMEMİŞTİ. DEVAMLI OLARAK UKRAYNA'YA DÖNMENİN PLANLARINI YAPIYORDU. ANCAK BUNDAN HİÇBİR ZAMAN BAŞARILI OLAMADI. SAĞLIĞI YERİNDE OLMADIĞINDAN GEÇİMİNİ SAĞLAMAKTA ZORLANIYORDU. KENDİSİNE ANARŞİSTLER YARDIM EDİYORDU.

MAHNO PARİS'TE BİRÇOK ANARŞİST İLE KARŞILAŞTI. BUNLARIN İÇİNDE İSPANYOL ANARŞİSTİ BUEVENTURO DURRUTİ'DE VARDI. DURRUTİ, PARİS SÜRGÜNÜ SIRASINDA MAHNO'YU ZİYARET ETTİ. MAHNO KONUŞMANIN SONUNDA DURRUTİ'Yİ ŞU SÖZLERLE UĞURLADI:"MAHNO HİÇBİR ZAMAN KAVGAYA HAYIR DEMEDİ. BAŞLADIĞINIZDA EĞER HAYATTAYSAM, SİZLERLE BİRLİKTE OLACAĞIM." MAHNO GERÇEKTEN DE YILMAZ BİR ANARŞİZM SAVAŞÇISI, WOODCOOK'UN TANIMLAMASINYLA ANARŞİZMİN ROBİN HOOD'UYDU. PARİS'TEKİ YAŞAMI ONU İÇTEN İÇE ÖLÜME GÖTÜRÜYORDU. MAHNO'YA SON DARBEYİ VURAN YAKIN ARKADAŞI PETER ARŞİNOV OLDU. BİRLİKTE MÜCADELE ETTİKLERİ BU ANARŞİST, 1934 YILINDA STALİN YÖNETİMİNDEKİ SOVYETLER BİRLİĞİ'NE GERİ DÖNÜYOR VE ANARŞİSTLERE SSCB'Yİ TANIMALARI YÖNÜNDE TAFSİYELERDE BULUNUYORDU. MAHNO'YU DERİNDEN SARSAN BU OLAYIN ARDINDAN 16 MART 1934'DE TÜBERKÜLOZ TEŞHİSİ İLE HASTANEYE YATIRILDI. 25 TEMMUZ 1934 ÇARŞAMBA GÜNÜ SABAHIN İLK IŞIKLARIYLA BİRLİKTE NESTOR MAHNO 44 YAŞINDA HAYATA GÖZLERİNİ YUMDU.

CENAZE TÖRENİ 28 TEMMUZ'DA YAPILDI VE ÇEŞİTLİ ÜLKELERDEN 500 KADAR ANARŞİST KATILDI. RUS ANARŞİSTLERİNİN BÜYÜK BİR ÇOĞUNLUĞU MAHNO'YU ANLAYAMAMIŞ VE DEVLETİN ONUN İÇİN YAYDIKLARINA İNANMIŞLARDIR. BUNA İSTİSNA YANLIZCA KROPOTKİN OLMUŞTUR.

"YOLDAŞ MAHNO'YA, KENDİSİNE İYİ BAKMASINI SÖYLEYİN, ZİRA RUSYA'DA ONUN GİBİ KİŞİLERİN SAYISI AZ."

KROPOTKİN BU SÖZLERİ 1919 HAZİRAN AYINDA SÖYLEMİŞTİ. YANİ RUSYA'DA MAHNO HAKKINDA RESMİ YAYGARALAR DIŞINDA HENÜZ BAŞKA BİLGİLER YOKKEN.
 

In Justice 09.12.2005 13:38:06
Nestor Mahno ve Ukrayna Anarşist Hareketi





Ukrayna Anarşist Hareketi

         Ukrayna, Sovyet Devrimi öncesinde, yaklaşık 450 bin kilometre karelik bir alana yayılmış ve üzerinde 12 ila 13 milyon insanın yaşadığı, büyük bir tarım coğrafyasıydı.[1] Ülke’nin yerli halkı uzun süre Lehlere, Çarlık Rusya’sına ve Almanlara karşı savaşmak zorunda kalmış ve nihayet kısmen Rusların istilası, kısmen de halkın rızasıyla 1600’lü yıllarda Çarlığın nüfuz alanına girmişti. Bununla birlikte Ukrayna bu dönemde dahi tam anlamıyla fethedilemedi. Rusların egemenliğine rağmen, ülkenin özellikle Aşağı Dinyeper’deki Zaporoj bölgesi, erkekler tarafından kurulan ve adına özgür yaşam anlamına gelen “volnitza”ların denetiminde kalmıştı. Bir tür doğal yaşamın hakim olduğu komün havasındaki volnitzalar, ülkenin Rus egemenliğinde kaldığı süreç içersinde,  politik suçluların, polisten kaçanların, devlet idaresin boyun eğmek istemeyenlerin, kaçak serflerin, “adi” suçluların ve kuralsız yaşayan diğer kesimlerin sığındıkları özgür alanlar olarak varlığını sürdürmeye devam etmişti. Büyük oranda Ukrayna Anarşist Hareketi’nin doğuşuna zemin hazırlayan bu özgürlük alanları, Ukrayna halkının kendi yaşam biçimlerini yansıtmasının ötesinde, tarih boyunca süregelen iktidar karşıtı varoluşlarının da temelini hazırlamış, 1917 Devrimi sonrasında bu bölgeye nüfuz etmeye çalışan Bolşevik Hükümet ile girişilen savaşın da önemli nedenlerinden birini oluşturmuştur. Ukrayna’yı 1921 Kronştadt isyanından ayıran nedenlerin başında da bu gelmektedir. Kronştadtlılar bir ölçüde Sovyet rejimi kabul edip, ondan temsilde daha adaletli davranılmasını talep ederken, Ukraynalı anarşistler, tüm yeni rejimi reddederek, kendilerine ait bir yaşam tasavvurunu savunmaya yönelmişler ve bunun için önderliğini Nestor Mahno’nun yaptığı, özgür seçimle işbaşına gelen komutanlar tarafından yönetilen bir ordu oluşturmayı benimsemişlerdi.

            Mahno’yu ve Ukrayna Anarşist hareketi’ni güçlendiren olayların başında kuşkusuz 1917 Devrimi gelmekteydi. Daha Şubat Devrimi’nin ilk günlerinde, Kerensky iktidarı sırasında Ukrayna’da önderliğini, ulusal özellikleri ağır basan ve yerli burjuvazinin egemen söyleminin etkisinde hareket eden “Petlurist Hareket” güçlü gözüküyordu. Bu hareketin lideri olan Simon Petlura, bir askeri komite örgütleyerek ve Ekim Devrimi sonrasında iktidarı ele geçiren Bolşeviklerin; “her ulusun kendi kaderini kendisinin tayin edeceği” ilkesine dayandığını açıklayarak, Aralık 1917 tarihinde ülkenin bağımsızlığını ilan etti. Ancak Ukrayna kolay vazgeçilebilecek bir coğrafya olmadığından Bolşevikler bu ilanı reddederek başkent Kiev’e bir ordu yolladılar ve  Petlurist Hareketi yenerek, onları batıya doğru sürdüler. İktidarlar arasındaki bu çatışmalar devam ederken Ukraynalı köylüler de kendi hareketlerini oluşturuyorlardı. Devrimin etkisi ile serf ekonomisini yıkmak ve adet olduğu üzere üretim araçlarının ortak mülkiyetine dayalı yeni bir sistem yaratabilmek amacıyla harekete geçen Ukraynalı köylüler, çoğu yerde fabrikalara el koyup, sahiplerini sürdüler, toprakların özel mülkiyetten kurtulmasını sağladılar. Ancak süreci belirleyen asıl güç bu el koyma hareketlerinden çok, bu hareketleri örgütleyen ve el konduktan sonra fabrikaları ve toprakları işletmeye başlayan sendikalar, işçi konseyleri ile fabrika komiteleri idi.

            Köylerde de, özellikle yoksul bölgelerde komünler örgütleniyordu. Zaten öteden beri geleneksel tarzda benzer komünlerle yaşamlarını organize etmeye alışmış Ukraynalılar, devrim sonrasından, devrimin temel ilkeleri arasında öne çıkan bu tarz örgütlenmeleri yaşama geçirme konusunda da fazla zorlanmadılar. Yerli toprak sahipleri bölgeden kovulduktan sonra Ukraynalı köylüler bu örgütlenme biçimine sahip çıkarak sadece toprağın kamulaştırılmasını sağlamakla yetinmediler, bir anlamda bölge halkının katılımı ile bir tür özyönetim organları örgütlemeye başladılar. “Rosa Luxemburg adındaki ilk özgür komün Pokrovskoe köyü yakınlarında kurulmuştu. Bu komün tümüyle oranın köylülerinden oluşuyordu. Komün, ilk başlarda sadece 30-40 insandan oluşurken, daha sonraları üye sayısı 300’ü aştı…Komün anti-otoriter ilkeler temelinde kurulmuştu. Bu komünün gelişmesi civardaki köylüler üzerinde son derece olumlu bir etki yaratmaya başladı…Komün kendisini her türlü otoriteye karşı olan özgür bir çalışma komünü olarak tanımlıyordu.”[2] Başka komünlerde vardı, bunların sayısı fazla değildi, ancak genellikle çok yoksul bölgelerde kurulmuş olmaları ve doğrudan bölge halkının inisiyatifini yansıtıyor olmaları, onları Ukrayna içinde önemli bir pozisyona taşımaya yetmiş, Ukraynalı anarşistler tarafından kurulan devrimci ordu açıktan hiçbir komünün kuruluşunda yer almamış da olsa, fiilen bu komünlerin propagandasını yapar hale gelmişti. Bir anlamda hareketin asıl gücünü bu komünlerin yaratmış olduğu özgürlük fikri oluşturuyordu. Arşinov komünlerin yarattığı bu özgürlük atmosferini şöyle dile getiriyordu; “Bu komünler, rastlantıyla bir araya gelmiş insanlardan oluşan –sadece hububat tüketen ve toprağa zarar veren, devlet desteğinden hoşnut, nasıl çalışmalarını öğretiyormuş gibi yaptıkları insanların emeğinden beslenenlerin oluşturduğu- Komünist Parti’nin yapay komünleri gibi değildi. Bunlar çalışmayı kendileri ve diğerleri için önemseyen, gerçek köylü komünleriydi. Köylüler, öncelikle günlük yiyeceklerini üretmek için bu komünlerde çalışıyorlardı. Buna ek olarak, her biri ihtiyaç duyduğu maddi ve moral desteği buluyordu komünde. Komünlerde kardeşlik ve eşitlik ilkeleri hakimdi. Herkes –kadın, erkek, çocuk- kendi yeteneğine göre çalışıyordu.”[3] Ancak komünlerin yeterli bir örgütlenme biçimi olmadığı da biliniyordu. Hareket merkezileşmeye karşı olduğu kadar, bölgenin en azından köklü ortak sorunlarını çözmek için yan yana gelmeyi gerekli görüyordu. Bu konuda halkın bulduğu çözüm ise işçi ve köylü kongreleri oldu. Bu kongreler bir anlamıyla kentin ve kırın ortak sorunlarına çözüm üretmek için oluşturulan tartışma toplantıların andırıyordu. Sovyet işgali dönemine dek bölgede üç kongre toplandı.[4] Kongrelerin bir diğer önemi yürütme işlevini üstlenen bir konsey oluşturması idi. Ancak konsey kongreden daha güçlü bir yapı olarak düşünülmemiş, kongreye konseyi istediği an lağvetme yetkisi tanınmıştı. Sonuçta işçi ve köylü kongresi Bağımsız Çalışma Sovyetleri fikrini benimsemişlerdi. Ancak bu Rus bölgesinde Bolşeviklerin egemen olduğu Sovyet fikrinin aksine Ukrayna modeli ile Sovyet; politik olmayan bir yapı, daha çok toplumsal ve ekonomik işlevlerle donanmış, özyönetim organlarıydı. Gerçi savaş ve işgal nedeniyle bu çalışmalar önemli oranda sekteye uğradı, ancak bu model Sovyet düşüncesi, anarşizmin güç kazandığı coğrafyalarda, etkin bir federasyon düşüncesinin doğuşunu da koşullandırdı.

            Beyaz Ordu ve daha sonra Kızıl ordu’ya karşı savaşacak olan Ukrayna İsyan Ordusu da benzer modelle örgütlenmiş bir yapıydı. Yine Arşinov’un aktardığına göre, ordunun kuruluşunda vazgeçilmez üç ilke bulunuyordu, bunlar; Gönüllü Katılım, Seçim İlkesi ve Özdisiplin idi.[5] Gönüllü Katılım, zorunlu askerli fikrini dışlıyor, sadece orduya katılmak isteyenler, ordu içinde görev alıyorlardı. Seçim ise tüm komutanların, ordu içindeki tüm birimlerin, kurmaylar dahil her kesimin ancak birimler ya da tüm ordu tarafından seçilebileceğini ilkeselleştiriyordu. Özdisiplin ise tüm disiplin kurallarının çeşitli birimlerin genel toplantısı sonrasında kurallaşabileceğinin altını çiziyordu. Bu nedenle Mahnovist İsyan Ordusu pek de ordu sıfatı ile tarif edilebilecek bir silahlı güç değildi. Ordu kendi grubu dışındaki insanlar üzerinde herhangi bir baskı ya da yaptırımı reddederken bunlarla yetinmiyor, ordu içindeki herkese eşit söz hakkı ve kararların alınışında aktif bir rol biçiyordu.

            İsyan ordusu bir süreliğine, özellikle Beyaz Ordu’nun saldırılarını yoğunlaştırdığı dönemde Kızıl Ordu ile ortak hareket etmeye, hatta Kızıl Ordu’nun bir birimi olmaya başladı. Ancak bu geçici bir uzlaşma dönemiydi. Denikin komutasındaki Beyaz Ordu yenilince, bölgenin denetimini ele geçirmeye çalışan Bolşeviklerle Ukraynalılar arasında bir iç savaş kaçınılmaz oldu ve kesintilerle üç yıl süren bu savaşın sonunda 300 bin kişinin öldüğü ve sayısız insanın kaybolduğu anlaşıldı. Sonuçta Mahnovist hareket Kızıl ordu tarafından ezildi. Ancak onun yaratmış olduğu örgütlenme fikri, askeri organizasyonu emir komuta zincirinden kopartmayı başaran anti-otoriter tavrı, yıllar sonra farklı coğrafyalarda benzer örgütlenmelerin doğuşuna da zemin hazırladı. Daha sonraki satırlarda söz edeceğimiz Zapatista hareketi büyük oranda Mahnovist Hareketin ilkelerini kendi yerelinde hayata geçirmeyi başarmış oldu.

            Nisan 1920’de yayımladıkları Manifesto’da Mahnovistler, kendi tasavvur ettikleri anti-otoriter bir halk “yönetimi” ve bu yönetim için neler yapmaları gerektiğini  şöyle anlatıyorlardı; “Kurtuluşu Nasıl Elde Etmeyi Düşünüyorsunuz? Monarşik, cumhuriyetçi ve sosyal demokrat, komünist ve Bolşevik koalisyon hükümetini devirerek. Onun yerine, keyfi ve yazılı yasalar ile bir hükümet biçimi olmayacak, özgür seçimlerle seçilmiş emekçi konseyleri olmalıdır; çünkü sovyet sistemi otoriter değildir…O, otoritelerden bağımsız, emekçilerin sosyal yaşamlarının özgür bir örgütlenişi olarak ifade edilen en saf anti otoriter sosyalizm biçimidir, her emekçinin yalnız veya ortak, tam bir bağımsızlıkla kendi mutluluğunu ve öz varlığını, eşitlik, dostluk ve dayanışma ilkelerine dayalı olarak oluşturacağı bir yaşam…Emekçiler kendileri, kendi istemleri ve düzenlerini gerçekleştirebilecekleri özgün konseylerini (sovyet) seçmelidirler; bunlar böylece otoritesiz yürütücüler olacaklardır…Ancak ve ancak, her yöneticiyi, her otorite temsilcisini ortadan kaldırarak, politik her aldatmacayı temelden yok ederek, gerçek bir işçi köylü sovyetleri sistemi gerçekleştirilebilir ve sosyalizme ilerlenebilir.”[6]


Sayfa: [ 1 ]