|
||
| Kişiler gösterdiği çabanın dozuna bağlı olarak değişir, gelişir, evrimleşir ve şartlar olgunlaştığında da yetkinleşme anlamında yol almaya başlar. Ancak, terkedilmemesi halinde her an ortaya çıkabilecek bazı şeyler vardır ki, kişinin çabasına bağlı kalmaksızın ve bu çabası ne kadar yoğun olursa olsun yetkinleşme sürecinin en büyük engeli olmayı sürdürür; bunların da en can alıcı olanları ise zaaflarımız, kötü tutkularımız ve dogmalarımız olarak ön planda yer alır. Tüm bunların üstesinden gelmenin yegane yolunun özgür düşünebilmeden ve ön yargılardan arınmış bir bilinçle bilimsel yöntemlerden yararlanmakla elde edilen özgür düşünceyi ortaya koymaktan geçtiği de ortadadır. Kişisel gelişimin son noktası olan yetkinleşmeye ulaşmanın ütopya olduğu düşünülebilir. Ancak " Kabeye haçca gitmeye karar veren karıncanın, bu hareketine gülenlere karşı ; - Ne gülüyorsunuz? Haçca gidemesem de bu yolda ölürüm. şeklinde verdiği cevabın içindeki derin anlamda yerini bulduğu gibi bu yolda ilerlemenin kişiye hiçbir şey kaybettirmeyeceği ve aksine çok şey kazandıracağı açıktır. Şimdilik esen kalın... |
||
|
||
| öncelikle hoşgeldin.. yetkinleşmenin rölatif bir kavram olduğunu düşünüyorum. yani bir duruma göre başka bir durumun daha üstün/başarılı olması onu yetkin yapar. bu durumda yetkinlik bir ütopya olmaz. karıncanın hacca gitmesi kadar uzak bir hedef de değil. |
||
|
||
| yetkinleşme kesinlikle ütopik bir kavram değil. kendisini geliştirmek üzere yola çıkmış olan bireyin ulaşmak istediği hedeflerden biri ve en önemlisi olarak görüyorum yetkinleşmeyi. bu sitede yazmamız da zaten bu uğurda attığımız bir adım değil mi? |
||
|
||
yetkinleşme kesinlikle ütopik bir kavram değil. Yani diyorsun ki her canlının ulaşmak istediği, kendini gerçekleştirdiği bir son vardır. Bir bakıma Aristotales'deki form gibi... Sadece sen buna yetkinleşme diyorsun.kendisini geliştirmek üzere yola çıkmış olan bireyin ulaşmak istediği hedeflerden biri ve en önemlisi olarak görüyorum yetkinleşmeyi. bu sitede yazmamız da zaten bu uğurda attığımız bir adım değil mi? Peki, madem yetkinleşmek için çaba harcıyorsun ve buna elbet ulaşacaksın o zaman; daha sonra ne olacak? "Bu geliştirmenin sonu yoktur" diyorsan eğer "Ütopik değil" demen ile arasında bir çelişki oluyor hatırlatayım... "Yani ya yetkinleşmenin bir sonu var, sona ulaşıldığında ne yapacağız?" ya da "Yetkinleşme ütopik bir kavram değil"... Hangisi peki? |
||
|
||
| Ben hedeflemeyle "son"u kasdetmiyorum. Çünkü hiçbir zaman "ben oldum" dememiz mümkün değil. Her hedefe vardığımızda çıtayı yükseltir ve yola devam ederiz. Ütopya olabilmesi için bunun gerçekleşmesi mümkün olmayan bir hedef olması gerekir. Oysa biz her hedefe vardığımızda hayal ettiğimiz (ya da ille de ütopya denilecekse ütopik bulduğumuz) aşamayı somutlaştırmış oluruz. Yani ütopyayı bozmuş oluruz. Eğer son noktanın olmaması nedeniyle buna ütopya demem gerektiğini söylüyorsan bunu da dikkate alırım. |
||
|
||
Ben hedeflemeyle "son"u kasdetmiyorum. Çünkü hiçbir zaman "ben oldum" dememiz mümkün değil. Her hedefe vardığımızda çıtayı yükseltir ve yola devam ederiz. Kesinlikle aynı fikirdeyim. "Ben oldum" demek mümkün değil biliyorum, çıta yükseltmek erdem bakımından iyi; ama meta bakımından kötü'dür...Ütopya olabilmesi için bunun gerçekleşmesi mümkün olmayan bir hedef olması gerekir. Oysa biz her hedefe vardığımızda hayal ettiğimiz (ya da ille de ütopya denilecekse ütopik bulduğumuz) aşamayı somutlaştırmış oluruz. Yani ütopyayı bozmuş oluruz. Ütopya, mümkün olması imkansız olan şey değildir. İdealize etmek bakımından kolay ama gerçekleşmesi zor olan şeydir. Zor ama imkansız değil...Eğer son noktanın olmaması nedeniyle buna ütopya demem gerektiğini söylüyorsan bunu da dikkate alırım. Dikkate alman dileğiyle...
|
||
|
||
| Öncelikle Deniz, Suntafa ve Asya'ya teşekkür ederim. Yetkinleşme sürecinde her eriştiğimiz aşamada, o anda ve mekanda içinde bulunduğumuz konum itibariyle şüphesiz ulaşılmış bir noktadan söz edebileceğimiz için bu yeni duruma ütopya denilemeyeceği açıktır. Ve bireysel gelişim ve yetkinleşme süreci içinde bulunma mutluluğunu ( ya da gerçekleri bilmeye ve farkındalığa ermeye başlamış olmanın mutsuzluğunu) tadan bireyin bir ileriki hamleye, hedefe yönelme tiryakiliği nedeniyle sürekli olarak virgül koyarak yollarına devam edecekleri ve nokta koyma dogmasına düşmeyecekleri bir gerçektir. Bu haliyle de başlangıçta ütopya gibi görünen ancak azim, çalışma ve yüreklilikle her ulaşılan aşamada artık bir hayal ürününden söz etmek mümkün olmayacaktır... |
||
|
||
| evet her konulan virgül insana bir haz verecektir ama bu yapılan işin içeriğinden bağımsız olarak başarmaktan kaynaklanır. ve virgüllerin sayısı arttıkça bu haz azalacaktır. işte insan bu noktada kaybeder. halbuki çalışma istediğini amaçlarının içeriğinden kopmadan yaparsa belki zevk için olmayacak ve ilk ivmesi düşecek ama süreklilik daha uzun periyoda artacaktır. |
||
|
||
| Virgül... Hiç sevmedim bu kelimeyi, sanki "sen daha dur başına neler getireceğim" der gibi duruyor. Ben virgülden ziyade noktalarla ilerleme fikrindeyim, "bunu bitirdik sıra da ne var" gibi... Kesinlikle Deniz'in dediği gibi virgül artıkça haz azalır, bu yüzden nokta kullanalım, kendimi Epikuros gibi hissettim. O değil de "bu sabahların bir anlamı mı olmalı?"... |
||
|
||
| Konulan her virgülün aslında bağımsız bir aşama yani çıkılan bir basamak olduğunu kabul ettiğimizde virgül sayısının artmasının bireyin hazzını azaltacağı fikrine pek katılamayacağım. Zira her virgülün ardından edindiğin yeni veriler ufkunun daha da genişlemesine ve daha fazlasını görebilme ve hızla geçen zamanı yakalama gayretinin artmasına neden olacaktır diye düşünüyorum. Suntafa'ya virgülü sevdirmek gerekecek galiba. Önce virgülün hangi anlamda kullanıldığını vurgulamakta yarar var. Suntafa'nın dediği örnekten yola çıkarsak, yani "bunu bitirdik sırada ne var" dediğinde bir (son) dan mı yoksa bir (başlangıç) tan mı söz ediyoruz. buradan hareketle nokta nerede yer alacak. Ya da nokta için bir yer bulduğumuzu sandığımızda dogmaya düşmeyecekmiyiz. |
||
|
||
| virgül iyidir, tenefüstür, durmak değildir virgül; nefes aldığını dinlemektir bir süre. | ||
|
||
| Teşekkürler Asaf, virgül'e bir görev daha yükleyebiliriz;sonsuzluk | ||
|
||
virgül iyidir, tenefüstür, durmak değildir virgül; nefes aldığını dinlemektir bir süre. Aman nefesleneyim derken "tıknefes" olmayasın...Benim noktam, bir mevzuyu tamamen halletmektir. Ütopya peşindeyseniz, ardınıda çok sayıda virgül bırakırsanız gün gelir o virgüller sizi yer... Her devrim çocuklarını yer lafını hatırlayanınız var mı? |
||
|
||
| virgül, devamı simgeler bence de. yetkinleşme sürecine adımını atan birey zaten hedefini belirlediği için ve vardığı her hedef (virgül) ötekinin başlangıcı olacağından hazzın artmasını sağlayacaktır. | ||
|
||
virgül, devamı simgeler bence de. yetkinleşme sürecine adımını atan birey zaten hedefini belirlediği için ve vardığı her hedef (virgül) ötekinin başlangıcı olacağından hazzın artmasını sağlayacaktır. Virgül, akılda hep geriyi anımsatıyor, anımsatılan şey daha bitmemiştir, arka planda kalmıştır, eksiktir... Eksik kalmıştır...Bu bir bakıma "Milliyetçilik" gibidir... "Muhafazakarlık" gibidir. Arkada kaldı mı virgüllerle hatırlandı mı bir süre sonra birikir ve geriye vurgu yapmaya başlar ve zarar verir... |
||